Oya Berberoğlu: Arkeologlar Danıştay'a gidiyor

Oya BERBEROĞLU
Haberin Devamı

Arkeologlar ayakta! Kültür Bakanlığı'nın, koleksiyonculuğa ilişkin yönetmelik değişikliğine tepki gösteriyorlar...

Yönetmelik, ‘‘Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları koleksiyonculuğu ve denetimi’’ hakkında. 29 Nisan 1999 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmıştı. Bu yönetmelikle 1988 ‘de çıkartılan ve geçen yıl iptal edilen eski yönetmelik yeniden uygulamaya geçirildi. Böylece kolleksiyonculara, müzelere kaydolma şartıyla eski eser toplama hakkı yeniden verilmiş oldu.

Oysa arkeologlar yönetmeliği böyle yorumlamıyorlar. Kaçak kazı yapanların arkeolojik alanları tahrip etmelerine yol açıldığını iddia ediyorlar. Koleksiyonerlerin rahatlatılmasının, eski eser kaçakçılığını önlemeyeceğini, bilakis artıracağını savunuyorlar. ‘‘Adam eseri bulunca, müze yerine daha fazla para veren koleksiyonere, o da olmazsa yurtdışına götürecek. Kaçakçılık artacak, kaçak kazı artacak. Eser kültürü diye de bir şey kalmayacak’’ diyorlar.

Arkeologlar şimdi, yönetmeliğin iptali için Danıştay'a başvuracaklar.

Bu arada Kültür Varlıkları Koleksiyoncuları Derneği üyesi Prof. Dr. Dr. Yüksel Ersoy, geçenlerde bir bilgi notu gönderdi. Koleksiyoncuların amaçlarının da arkeolojik alan ve eserlerin tahribi olmadığını ve ‘‘yetersiz koruma’’ nedeniyle çıkarılan ve yurtdışına gitme tehlikesi bulunan eserleri ülkede tutmaya çalıştıklarını anlatıyor. Koleksiyonla korumanın kanunun kabul ettiği bir yol olduğunun altını çiziyor. Arkeologlarla amaçlarının aynı olduğunu, ancak amaca ulaşmada yöntem farkılıklarından söz ediyor. Koleksiyoncu belgesi verebilecek müzelerin isabetli seçilmesi, belgenin verilmesinde titizlik gösterilmesi, sıkı denetimin öneminli olduğunu da vurguluyor tabii, Prof. Ersoy...

Tartışmalar böyle...

Bense arkeologların bazı endişelerini paylaşıyorum. Kaçak kazı, tarihi eser kaçakçılığı daha da artar gibi görünüyor...Arkeolojik kazıların denetlenebildiğini söyleyemeyiz. Bu açıdan yol geçen hanı gibi neredeyse topraklarımız... Önce kazıları denetime alan bir sistemin oturtulması lazım. Kaçak kazıda çıkarılmış eser ister devlet müzelerinde, ister dışarıda, ya da kolleksiyoncuda olsun eserin kendi ortamı tahrip edildikten, eser kültürü kaybolduktan sonra...

Yaşar'la Soros şimdilik1-1 berabere

ÖNCE olayı bilmeyenler için kısaca özetleyeyim.Yaşar Grubu'nun çağunluk hissesine sahip olduğu Tuborg'un ortaklarından biri de ünlü spekülatör Gerge Soros'un Quantum Fonu. Bir süredir iki ortak arasında müthiş çekişme yaşanıyor. Soros tarafı, Tuborg'un iyi yönetilmediğini iddia ediyor, SPK'ya başvuruyor, dava açıyor. Yaşar Holding ve dolayısıyla Tuborg yöneticileri de onları spekülasyon yapmakla, iş ahlakına aykırı davranmakla suçluyor.

Şimdilik taraflar bir bir berabere kaldılar! şöyle ki...

Quantum Fonu yetkilileri yüzde 17.2 pay sahibi oldukları (Yeni alımlarla bir iki gün önce payları yüzde 18'i geçmiş...) Tuborg'da yönetim kurulu üyeliği istiyorlar. Bu bakımdan dava da açtılar ama dava önceki gün sonuçlandı ve kaybettiler. Çünkü pazartesi günü yapılacak Tuborg genel kurulu olağan toplanacak...

Ortaklar arasında tartışmanın başlamasına neden olan esas olay ise spor kompleksi. Edindiğim bilgilere göre, Tuborg fabrikasının bulunduğu İzmir Pınarbaşı'nda fabrikanın hemen yanında 10 bin metre kare kapalı alan bir spor kompleksi var. Yüzme havuzu, basketbol salonu, tenis kortu, dinlenme mekanları v.s. Değeri kimilerine göre 3-4 milyon dolar kimilerine göre de 1 milyon dolar..

İşte Tuborg yönetimi bu tesisi, 1 yıl kadar önce Selçuk Yaşar Vakfı'na bağışlamış. Ekonomik değer taşımadığı, şirkete masraf kapası, yük olduğu gerekçesiyle...

Soros tarafı ise Tuborg'a ortak olduktan sonra, bu işe el atmış. Kompleksin, yasalardaki boşluklardan yararlanarak bağış yoluyla vakfa devrine ilişkin uygulamanın ortadan kaldırılması için SPK'ya başvurmuş. SPK başvuruyu yerinde bulmuş ve Tuborg'dan işlemin iptalini istemiş. Yaşar Holding'in hukukçuları, ‘‘Yaptığımız yanlış değil’’ deseler de Selçuk Yaşar, ‘‘Devletle karşı karşıya gelmem. Tatsızlık çıksın istemem’’ diyerek Tuborg'un spor kompleksinin tekrar Tuborg'a devrinin yapılmasını istemiş. Kısa süre önce de adı geçen spor kompleksinin tapusu tekrar Tuborg'a geçmiş...

Soros-Tuborg maçında durum şimdilik 1-1...

Yarınki genel kurul toplantısında neler yaşanacak acaba?

Sigara-içki içmem Tekel'le ilgilenmem

BÜROKRATLARIN koltukları zangır zangır sallanıyor.

Cuma günü bu köşede bürokrasi kulislerini aktarırken Tekel Genel Müdürü Mehmet Akbay'ın da görevinden alınacağının konuşulduğunu belirtmiştim. ANAP'lı Bakan Rüştü Kazım Yücelen'in, Akbay'ı görevden almak istediğini, partili arkadaşları eski bakanlardan Eyüp Aşık ve Mustafa Taşar'ın da, Akbay'ın görevde kalması için kulis yaptıkları iddiaları vardı.

Şimdi ANAP'ta ikinci adam konumunda olan Mustafa Taşar aradı. Bu yönde bir uğraşı olmadığını söyledi.

Mustafa Bey, ‘‘Sigara içmem, rakı içmem. Tekel'le hiç ilgim yok...’’ diyor. Çay da mı içmiyor yani!

Genel Başkanı Mesut Yılmaz Rizeli biliyorsunuz. Çayı Rize'den, özel sektörden alıyormuş... Rize Çayı içiyor...

Aman fazla çay içmeyelim. Bizim çaylardaki radyasyon henüz bitmedi... Çernobil patlamasından serpilen radyasyon topraktaki ömrünü öyle 15-20 yılda bitirmiyor...

Bu arada ANAP adı da geçince aklıma başka bir ANAP'lı Ali Talip Özdemir geldi. ANAP'taki yeni görev dağılımına göre Özdemir, Mesut Yılmaz'ın danışmanı. Ali Bey'e, ‘‘Bu kızak değil mi? Ne yapmayı düşünüyor sunuz? Turizmle, otellerinizle mi ilgileneceksiniz’’ diye sormuştum. Başka görev talep etmediğini belirtip, partiyi yeniden toparlama işiyle ilgileneceğini anlattı. Marmara Bölgesi'nden sorumlu olarak bölgeyi adım adım dolaşacaklarmış. İstanbul Belediyesi'nin çalışmalarını da sıkı takibe alan Ali Talip Bey'in ne yapacağını merak edenlere duyurayım dedim...



Yazarın Tüm Yazıları