Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Otizimliyi Engelleme Otizmin Farkına Var

2 Nisan tüm dünyada Otizm Farkındalık Günü olarak anılıyor.

Her ülkede durum farklı, Türkiye' de ise içler acısı. Çünkü otizmli çocuklar ne kanunen ne de hukuken hak ettikleri şeylere kavuşamıyorlar.

Ayrımcılıkla karşılaşıyorlar. Yaşamın her alanında, toplumun hemen hemen her kesiminde ayrımclık en büyük engel olarak karışlarına çıkıyor.

Çocuğa otizm teşhisi konduğu andan itibaren genellikle babalar çocukla bağı koparıp evden uzaklaşmayı tercih ediyor. Otizmli çocukların ailesine baktığınızda yarısına yakınının boşanmış olduğunu görebilirsiniz.

Otizmli çocuk büyüdükçe akrabaları tarafından ayrımcılığa uğruyor. Kendi çocuklarının psikolojisinin bozulacağını düşünen yakınları görüşmeme, çocukları görüştürmeme kararı alıyorlar.

Daha sonra yaşadığı apartmanda, sitede veya sokakta istenmiyor. İmza toplayıp, apartmandan attırmak istenen otizmli çocuk aileleri tek tek ayrımcılık davası açsa, sayısı 10.000'leri geçer herhalde.

Eğitim yaşamı başlayınca devlet okulunda öğretmen, müdür ve diğer çocukların ebeveynleri istemiyor. Sebepler şöyle: müdürler "okulun imajını bozar" diyor. Öğretmen "ben uğraşamam" diyor. Veliler "çocuğumuzun psikolojisi bozulur, okul başarısı etkilenir" diyor. Hepsi koro halinde "Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine gitsin, buraya gelmesin" diyorlar.

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri arasında nitelikli özel eğitim verenler %10' u geçmez. Durum bu açıdan da içler acısı. Anlatmama gerek yok, haberlerde çıkan skandalları görüyorsunuz.

Rapor almak için gidilen Rehberlik Araştırma Merkezleri' ne (RAM) ise ne desem, bilemedim. Rapor yani atanı almanın ölçme ve değerlendirme kriterlerine göre yapıldığını söylemek güç. Önerilen bireysel eğitim çalışmaları (BEP) yüzeysel ve rastgele desem fazla olmaz.

Hastanelerde çekilen çileler, sağlık çalışanlarının yaklaşımına dair yaşananlar ise ayrı decede yürek burkucu. Çocuğunda hekimler tarafından "bu çocuk bir bitki yaşar, bir şey bekleme" deniyor.

Türkiye' nin ünlü çocuk ve ergen psikiyatristleri ise bu işi Amerika ve Avrupa' dan tam anlamıyla öğrenene kadar kaç tane yanlış teşhis koydu, kaç tane çocuğun hayatını tepe taklak etti kimbilir? Yurt dışından getirttikleri ilaçları el altından otizmli çocuk ailelerine satan hekimler, bu yasa dışı ve yanlış işlerinin hesabını nasıl verecekler, Allah bilir!

Otistik Çocuk Eğitim Merkezleri' nde (OÇEM) eğitim alan şanslı bir azınlık var. Sayıları çok az olan OÇEM' lerde eğitim almak için sıraya girmek gerekiyor. 3-4 yıl sıra bekleyenler ve sonunda eğitime başlayanlar var. 11 yaşına gelip ilk defa özel eğitim almaya başlamış otizmli çocuklarla çalıştım ben. 11 yılın ilk 3 yılını tanı, teşhis ile geçtiğini düşünelim.Bu, tam 8 yıl boyunca gerekli hiçbir eğitsel müdahale yapılmdan kendi kaderine terkedilmiş olduğu anlamına gelmez mi? Çocuk zamanında nitelikli özel eğitim alsa, konuşabilecek, özbakımını gerçekleştirebilecek, hatta sanat ve spor branşlarının birinde yetenek eğitimi dahi alabilecek. Ama nerede???

İşte bütün bunların yükünü, tasasını, çilesininin tamamını anneler çekiyor.

"Senin yüzünden bu çocuk böyle oldu" deniyor. Hoş! Bu söz, en ufak bir olumsuzlukta bütün annelere deniyor. Fakat özel çocuk anneleri sürekli olarak bu psikolojik baskıya maruz kalıyor. Maalesef. Ve daha nice incitici sözler... Buna rağmen özel çocuk anneleri çocuklarına sahip çıkıp mucizeler yaratmaya devam ediyor. Abartı değil.

Dün zihinsel yetersizliği olan kızıyla aynı dakikada ölen annenin haberini okumuşsunuzdur. Özel çocuk annelerinin en büyük duası, "benden önce ölsün" şeklinde olur. Çünkü o anne gidince o çocuğa sahip çıkacak ne bir yakını vardır ne de devlet kurumu. Annesi varken istemiyorlar, annesi ölünce mi bakacaklar? Mümkün değil diyorum.

Okulda, apartmanda, sokakta, parkta, otobüste, metroda heryerde ayrımcılığa maruz kalıyor, ama yaşam mücadelerinden vazgeçmiyorlar. Tek eksikleri hukuğa sıkça başvurmamaları. Bence özel eğitim gereksinimli çocuklar için kurulan STK' ların ve ailelerin hak arama konusunda hiç çekinmeden mahkemeye başvurması gerektiğini düşünüyorum.

Özel okul kaynaştırma öğrencisini okula almak zorunda. Bu bir anayasal, hukuki ve kanuni hak. Okul almıyor mu? Hemen mahkemeye... Apartmanda imza toplayıp atmaya mı çalışıyorlar. Ne demek özel alandan kovulmak? İnsan haklarına aykırı, hemen mahkemeye... Özel eğitim gereksinimli çocuğu müdür okula kaydetmedi mi? Üst makama dilekçe değil, hemen mahkeme...

Yoksa engelli hakları konusunda 1 arpa boyu yol alınmayacak, çok net.

Bu ülkede her bireyin yapacağı şey, çocuğunun özel bir arkadaşının olmasını sağlamak, çocuğunun özel gereksinimli bir çocukla aynı sınıfta olmasını desteklemek... Başka bir şey değil. Aynı zamanda herzaman nezaketi, sayıgısı ve desteği esirgememek. Çok kolay.

Zor olan ne biliyor musunuz? Kendimizden farklı olan bireyleri kabullenmek ve onların haklarına saygı duyup, yeri geldiğinde savunucusu olmak.

Devlet otizmli ve diğer özel çocuklara haftada sadece 2 saat eğitim desteği veriyor. Gelişimi doğal seyren bir çocuk ise devlet okulunda 30 saat ücretsiz ders görebiliyor. Çok yazık.

Artık zor olmasa,

Artık çocuklar ayrımcılığa maruz kalmasa,

Artık heryerde çabucak kabul görseler,

Artık tanı almak ve nitelikli özel eğitime kavuşmak imkansız derecede zor olmasa...

Hepimiz otizmlilere ve farklı gelişim gösteren özel çocuklara hayatımızda daha çok yer açarsak, belki çocuğum benden önce ölsün diyerek dua eden annelerin yükünü biraz hafifletmiş oluruz. Ne dersiniz?

Twitter.com/AylinAnne

X