GeriAhmet HAKAN Önyargılılara karşı İHH müdafaası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Önyargılılara karşı İHH müdafaası

* Diyorsunuz ki: İHH plan yaptı. Amacı İsrail’i sıkıştırmaktı...

Ben de diyorum ki: Evet, öyleydi. Ne sakıncası var? Ambargonun acımasızlığını ortaya çıkarmak da bir tür yardım değil midir?

*  Diyorsunuz ki: İHH’nin milletten para toplama yöntemiyle Deniz Feneri’nin para toplama yöntemi aynı...

Ben de diyorum ki: Yöntemin aynı olması bir suçlama nedeni olabilir mi? Elinde bir kanıt varsa koyarsın ortaya...

*  Diyorsunuz ki: Bunlar nasıl yardım gönüllüsü? Şehit olmaya gittiklerini söylüyorlar...

Ben de diyorum ki: “Dünyaca meşhur İsrail saldırganlığına maruz kalarak can verirsem şehit olmuş olurum” demenin neresi tuhaf? Ayrıca dini motivasyonla yardım gönüllüsü olunamaz mı? Yardıma giderken ille de gitar mı çalmak gerekiyor?

*  Diyorsunuz ki: Gemi almak İHH’nin görevi mi?

Ben de diyorum ki: Bir yardım kuruluşu abluka ve ambargo altında tutulan insanlara yardım götürmek için gerekirse uçak bile alır.

*  Diyorsunuz ki: İHH’nin gemilere çocukları almasının arkasında ne var?

Ben de diyorum ki: Çocukları bu işlere alet etmeyebilirdi. Ama oradaki amaç, “Çocuklarımızla gidiyoruz, amacımız olay çıkarmak değil” mesajını vermekti.

*  Diyorsunuz ki: Ölümlerde İHH’nin hiç mi sorumluluğu yok?

Ben de diyorum ki: Sivil pasifist örgütler, ölümü göze alarak riskli eylemler yaparlar.

Bize ne elin Arap’ından mı?

PEKİ o zaman söyle bakalım:

Bize neydi “elin Vietnamlısı”ndan?

Neden meydanlara dökülüp “Bir iki üç/Daha fazla Vietnam” diye haykırdık. Neden “Ho Amca”ya bin selam sarkıttık?

Neden Beyaz Ordu’nun üzerine yürüyen orduyu hâlâ marşlarla anıyoruz?

Neden Şili’de halkın katili faşist cuntayı lanetledik?

Neden Rus tankları Kâbil’e doğru ilerlerken isyan ettik?

Neden Bosna için kahrolduk, Çeçenya için mahvolduk.

Irak’ta dökülen kan da “elin Arap’ının kanı” idi, neden mesele ettik?

11 Eylül’de “elin Amerikalısı” öldürüldü, niye patırtı kopardık?

İkinci Dünya Savaşı’nda “elin Yahudi’si” soykırımdan geçirildi, neden hâlâ vicdanımız sızlıyor?

Neden hâlâ Che idolümüzdür?

Neden Fidel’in zaferini kendi zaferimiz gibi görüyoruz? “Bize ne elin Kübalısı”ndan?

“Elin Arap”ının sorunu, sadece diğer elin Araplarının sorunu ise...

Neden gencecik İngiliz kızı Rachel Corrie, İsrail buldozerleri altında can verdi?

Ona neydi “elin Arap”ından?

Bülent Yıldırım El-Kaide’ye yakınmış

GEMİ eylemini organize eden İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın yurda döner dönmez yaptığı basın açıklamasını baştan sona can kulağıyla dinledim.

Çok delikanlı, çok mert, çok şeffaf, çok bilgilendirici, çok açık bir şekilde kendisini ifade etti.

Dili sivil bir dildi... Yaklaşımı evrenseldi... Üslubu insancıldı... Bakış açısı genişti... Vurgusu uluslararası dayanışmayaydı...

Ve bütün bu özellikleriyle İsrail’in “Bunlar El-Kaide’ye yakın” suçlamasını tuzla buz etti.

Özellikle şu yaklaşımın altını çizdim:

“Eğer İsrail’in konumunda Müslümanlar olsaydı, Filistin’in konumunda da Yahudiler olsaydı, ben yine her şeyi göze alarak o yardım gemilerini Filistin’e
ulaştırırdım.”

Söyleyin bakalım:

Sizce de bu yaklaşım El-Kaide’nin yaklaşımına mı benziyor?

Türkiye işte böyle bir yer

DURUN bir dakika!

Burası krallık değil... Emirlik değil... Ortak duyarlılık adı altında bütün tellerin aynı çalmak zorunda olduğu bir kâbus memleketi değil...

Çok şükür ki...

Burada “Gemiler nereden alındı?” diye sormak da serbesttir, “Benim bağışımla alındı, sana ne?” demek de...

Çok şükür ki...

Burada “Gidişattan kaygılanıyorum, Türkiye çok zor durumda kalacak” demek de serbesttir, “Türkiye İsrail’e diz çöktürdü” diye gaz vermek de serbesttir.

Çok şükür ki...

Burada “İsrail’in de haklı olduğu yanlar var” demek de serbesttir, “İsrail baştan sona haksız” demek de...

* * *

Kısacası...

Son günlerde artan duyarlılık nedeniyle hiç kimse burayı, azıcık kuşku belirtenlerin, azıcık kaygı duyanların, “Vay sen yoksa Siyonist rejimin uşağı mısın?” diye üzerlerine çullanıldığı bir Ortadoğu ülkesi sanmasın.

Bir ödül verme acemisi özeleştirisini veriyor

BEN ki o filme “Olmamış”, bu şarkıya “Berbat”, şu performansa “Rezalet” diye kıyasıya girişen bir adamım.

Şimdi kalkıp da kendimi mazur mu göstereceğim? Hayır, asla!

Hiçbir mazeretim yok.

Altın Kelebek Ödül Töreni’nde ödül verirken berbattım. Sahneye çıkışım kötüydü, sahneye hiç yakışmamıştım, duruşum feciydi, heyecanımı yenemedim,
gerginliğimi saklayamadım, kıyafetim çok iyi değildi, yüz ifadem sertti...

Tam bir acemiydim yani.

Oysa Enis Berberoğlu gibi aşırı soğukkanlı olabilir, Ertuğrul Özkök gibi işi şova dökebilir, Ayşe Arman gibi rolüme rol katabilirdim.

Bir dahaki sefere hepsiyle baş edebilir hale geleceğim, söz...

Altın Kelebek notları

*  Pek ödül töreni izlediğim söylenemez ama Altın Kelebek Ödül Töreni izlediklerim arasında en iyisiydi.

*  Haliç’teki Kültür Merkezi’ne 10 puan... Ortaya çıkaranlardan Allah razı olsun.

*  Davetli yelpazesinin genişliği ve kapsayıcılığına bakınca Hürriyet’in kurumsal gücüne bir kez daha şapka çıkardım.

*  Beni en çok Türk popunun kuruluş ve yükseliş dönemlerinin büyük isimlerinin unutulmaması sevindirdi.

*  “Altın Mikrofon” ile “Altın Kelebek” arasındaki kurumsal bağa yapılan vurgu da iyi oldu.

*  Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet’in eski genel yayın yönetmenlerinden Necati Zincirkıran’ı sahneye davet etmesi de iyi bir jestti. 

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku