GeriErtuğrul ÖZKÖK Onlar mı başarılıydı,bunlar mı sorumsuz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Onlar mı başarılıydı,bunlar mı sorumsuz

Ertuğrul ÖZKÖK

Türk-Rus karma ekonomik konseyi bu hafta toplanıyor.Dün araştırdım.Türkiye'ye gelecek Rus heyetinin başında kim var?

Sağlık Bakanı geliyormuş.

DÜŞÜK DÜZEY

Bunun anlamı açık. Ruslar, heyetin başına çok yüksek düzeyde bir ekonomi yetkilisi koymamışlar.

Acaba neden?

Ruslar'ın daha Sovyet rejiminden bu yana diplomasilerinde çok dikkat ettikleri bir tutumları vardır.

Bu gibi ilişkilerde mütekabiliyete çok önem verirler.

Demek ki Türkiye daha önceki karma ekonomik komisyon toplantılarına çok etkili bakanlar göndermemiş.

Ama bence olayın bir ikinci yanı daha var.

YANLIŞA DEVAM

Sovyet rejiminin yıkılışından beri, Türkiye'nin Rusya politikası inanılmaz yanlışlıklarla sürdürülüyor.

Rahmetli Özal'ın başlattığı yanlışlık ne yazık ki, bugün giderek büyüyen bir şekilde sürdürülüyor.

Dört yıl boyunca Hürriyet'in Moskova büro temsilciliğini yaptım.

Glasnost ve perestroyka yıllarında oradaydım. Rusya'yı yakından izleme imkânına sahip oldum.

Dönüşümde, başta Özal olmak üzere tanıdığım bütün yöneticilere şunu anlatmaya çalıştım.

‘‘Sovyet sisteminin çöküşüne bakıp, Rusya'nın artık önemsiz bir ülke haline geldiği inancına kapılmayın. Rusya yakın zamanda yine çok büyük bir süper güç olacak. Serbest pazar ekonomisine geçişten sonra bu ülke yine zenginleşecek. O zaman Türkiye için bugünden çok daha büyük imkânlar doğacak.’’

Ancak derdimi anlatabildiğimi sanmıyorum.

Önce Türk Cumhuriyetleri ile ilgili abartılı davranışlar başladı. Bunun Moskova üzerinde nasıl bir etki yaptığını hepimiz gördük.

Sonra Çeçen politikasındaki inanılmaz hatalar geldi.

Çeçen direnişçilere yapılan yardımlar artık resmi kişilerin ağzından açıklanır hale geldi.

Bazı Türk resmi yetkililer Çeçenistan sınırında yakalandılar.

Avrasya Feribotu'nu kaçıranların, alay eder gibi birbiri ardından kaçırılmaları işi iyice zıvanasından çıkardı.

Sonunda bu noktaya geldik.

Başbakan Mesut Yılmaz, dün Gökova gibi bir cennet köşesini belki de bir iki yıl içinde harap edecek bir tesisin temelini attı.

CESUR KARAR

Türkiye, bundan beş yıl önce dönemin başbakanı Süleyman Demirel'in ağzından, ‘‘kapatılacağını’’ açıkladığı bu santralı çalıştırma gibi tarihi bir sorumluluğun altına giriyor.

Neden?

Çünkü enerji darboğazına girdik.

Başbakan Yılmaz dün, bu santralı açmanın hükümeti için ‘‘çok cesur bir karar’’ olduğunu söylüyor.

Bir bakıma doğru, bir bakıma yanlış.

Doğru, çünkü tabiatı mahvedecek böyle bir kararın altına imza atmak cesaret ister.

Doğru değil. Çünkü asıl cesaret, bu santalın kapatılması kararını vermekti.

Ama veremedi.

Çünkü elektrik kısıntıları, bir hükümetin başındaki en büyük beladır.

Türkiye böyle kötü tercihlerle karşı karşıya kalmak istemiyorsa, daha çok doğal gazla çalışan santral açmak zorunda.

Tabii bunun için de daha çok doğal gaz almak zorunda.

DUVARLAR YIKILIRKEN

Kimden? Rusya'dan.

Ama sizin sorumsuz politikalarınız bu ülkeyi size düşman edecek hale getirmişse ne yapacaksınız?

Şu inanılmaz çelişkiye bir bakın. Türkiye, Soğuk Savaş'ın en karanlık günlerinde Rusya ile iyi ilişkiler sürdürmüş. Ama şimdi ekonomik ilişkilerin çok daha arttığı, Demir Perde'nin yıkıldığı bir ortamda, genelkurmay başkanınızın bu ülkeyi neredeyse düşman ilan ettiği mektuplar yazdığı bir noktaya gelmişsiniz.

Acaba neden? O dönemin politikacıları mı çok başarılıydı, yoksa bugünküler mi çok sorumsuz?

Bunun cevabını tarih verecek. Ama daha bugünden bildiğimiz bir şey var. Komünizm duvarları yıkılırken, Türk diplomasisi de bu duvarların altında kaldı.



X

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku

Son 24 saatte ne oldu da bu kadar safça umutlandım

1) Sadece dün değil... Epey bir süredir Türkiye’de parti kongreleri beni hiç ilgilendirmiyor...

Açıkça söyleyeyim, parti mitingleri de, parti kongreleri de bana artık eskimiş bir siyaset anlayışının nostaljik kalıntıları gibi görünüyor.

Ancak son 24 saatte iki ayrı partide iki ayrı gelişmeye baktım ve yazmaya karar verdim.

*

AKP kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir cümlesi: Ve arkasından yeni AKP yönetimine giren bazı isimler bana umut verdi.

*

Öğleden sonra ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması...

“Gelin helalleşelim ve yeni bir Türkiye kuralım” mesajı... “Herkes hata yapabilir. Yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edebiliriz” sözleri... Son günlerin en önemli cümleleri bunlar...

Hayal mi kuruyorum...

Yazının Devamını Oku

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı

Son dönemde ekranlarda ve gazetelerde, kilo alanları gördükçe aklıma şu soru geliyor:

Acaba pandemi sırasında mı aldılar bu kiloları...

Ve kaç kilo aldılar...

Herhalde her evde her hafta en az birkaç kere, kendimizle de ilgili bu konuyu konuşmuşuzdur. Özellikle de daha çok eve kapanan 65 plus’lar...

Hürriyet başyazarı Prof. Osman Müftüoğlu hep bir “pandemi obezitesi”nden söz ediyor.

Ama şurası kesin...

Bu dönemde hepimiz daha kolay kilo aldık.

*

Yazının Devamını Oku

Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Dün önüme Aksoy şirketinin yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçları geldi.

Örneklem alınan insanlara şu soruyu sormuşlar:

“Siz olsanız her gün okullarda ‘Andımız’ı okutur muydunuz?”

*

Sonuçlar ilginç.

CHP seçmeninin yüzde 96’sı...

İYİ Parti seçmeninin yüzde 92.9’u...

MHP seçmeninin yüzde 83.8’i...

AKP seçmeninin yüzde 74.9’u...

Yazının Devamını Oku

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

O gün merak etmemiştim, ama bugün ediyorum...

Tam 10 yıl önce...

Türkiye Büyük Millet Meclisi 24’üncü dönem ikinci yasama yılı...

Tarih 24 Kasım 2011 Perşembe....

TBMM o gün tarihinin en önemli sözleşmelerinden birini onaylamak için toplanıyor.


Temsili fotoğraf

Milletvekillerinin oyuna sunulan kanunun tam adı şu:

“Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanun...”

Yazının Devamını Oku