Ödüllerin aydınlattığı gece

Doğan HIZLAN
Haberin Devamı

Tiyatro Festivali 'nin açılış gecesinde verilen iki ödül, benim gecemi aydınlattı. Gözümü alan spotlar, estetiğin ışınlarıydı sanki.

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın ödüllerinden birini Rusların büyük tiyatro ustası Yuri Lubimov, diğerini de oyun yazarlığı ile Melih Cevdet Anday aldı.

Sahibini bulan ödül törenlerinde, ömrünü sanata adamış insanları hatırlamanın eşsiz güzelliğini yaşarım. Hayatımızı güzelleştiren, bizi dünyaya bağlayan bir duygu kaplar içimi.

Hiç kuşkusuz, bu insanları sadece ödüllerle yaşatabileceğimizi, mutlu edeceğimizi, onlara birer plaket vererek görevimizi yerine getirdiğimizi sanmayalım.

Melih Cevdet Anday, Garip Hareketi'nden bu yana, şiirin zirvesindedir. Denemeleri; bu türün Türkçede yazılmış eşsiz örnekleridir. Düşünce ile dil ve edebiyat tadının sentezidir bu denemeler. Romancıdır, oyun yazarıdır ve çevirmendir. Dün akşam aldığı ödül, onun tiyatro yazarlığının ödüllendirilmesiydi.

Sahnede onu teşekkür ederken görmek bütün salonu heyecanlandırdı, alkışlar dinmedi.

Yuri Lubimov'un söylediği bir söz beni çok etkiledi:

'Rudyard Kipling, Doğu Doğudur, Batı da Batı, demişti; ama artık bu ayrım geçerli değil.'

Ben bu yargıdan yola çıkarak daha önce bu köşede düşüncelerimi açıklamıştım. Ustayla düşüncemin çakışması beni elbette mutlu etti.

Gerçekten de artık kutuplar birleşiyor, kendine özgü tadlar çıkıyor. Doğu ile Batının kültürel varlıkları daha değişik bir estetikte buluşuyor, yeni bir sanat eserini yaratıyorlar.

Lubimov'un ağzından, ben sanatta, estetikte, yaratmada globalleşmenin tanımını öğrendim.

***

İZMİR Arkeoloji Müzesi, arkeolog, kültür adamı Ekrem Akurgal'a 'Hocaların Hocası' plaketini vermiş.

Akurgalın bu törende söyledikleri, toplumumuzun, gerçek değerlere karşı vurdumduymazlığının, vur patlasın çal oynasın bireyselliğinin ürkütücü yüzünü gösteriyor.

Üniversiteden törene katılım olmamış. Müzeler Haftası'nda yetkililer bu kurumlara dair iç açan bilgiler veremiyor, yeni projelerden söz etmiyorlar. Üstelik, müze fakiriyiz diye haberler yayınlanıyor, tıs yok.

Akurgal'ın söylediği bir cümle bir Bursa bıçağı gibi böğrüme saplandı:

'Gelecek yıl araya dekolte bayanlar, ya da müzik koyalım ki katılım çok olsun.'

Bence bu sözü köşe yazarları, yazılarının altına koymalı. Belki de belli sayfalarda her gün bu söz yayınlanmalı, aynada kendi çirkin yüzümüzü görmeliyiz. Televizyonlar, gazeteler, dergiler, bu 87 yaşındaki uluslararası kültür adamının plaket haberini verecekler mi, bilemiyorum.

Her popçu ödül aldığında ona röportaja gidenler, bu sözden utanmalılar.

Ben, gene de Hocaların Hocası'nın televizyonlara çağrılmamasını dilerim. Çünkü yeniyetme bir sunucu karşısına çıkar ve şöyle diyebilir:

'Sizi tanıyabilir miyiz?'

***

ÜÇ ödül... Benim için üç umut.

Her şeye rağmen, kültür kervanı yürüyor.













Yazarın Tüm Yazıları