Nükleer atıklar İstanbul Boğazı’ndan mı geçecek?

PAZAR günü hiç üşenmedim Nükleer Karşıtı Platformu’nun Fukuşima felaketinin 2. yıldönümünde Galata Köprüsü üzerinde düzenlediği etkinliğine gittim.

Yaşasın Hayat” “Nükleer’e Hayır” gibi pankartları taşıyanların oluşturdukları “insan zinciri” oldukça cılızdı.

Türkiye gerçekten tuhaf bir ülke.

Daha iki yıl önce gerçekleştirilen bir kamuoyu yoklamasında halkın yüzde 64’ünün nükleere karşı oldukları ortaya çıkmamış mıydı?

Peki nerede bu insanlar?

Nükleer Karşıtı Platformu’nun, Galata Köprüsü’ndeki açıklamasında önemli detaylar var.

160 bin kişinin evsiz kaldığı Fukuşima kazasında maliyetin 250 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen Fukuşima ve çevresindeki toprakta, denizde yüksek seviyede radyasyona rastlanıyor.

Geçenlerde nükleer santral açıklarında yakalanan bir balıkta normal seviyenin 2 bin 500 katı radyasyona rastlanıldığını yazmıştı gazeteler.

Fukuşima eyaletinde geçtiğimiz ocak ayında yapılan sağlık taramasında ise 95 bin çocuğun yüzde 44’ünde tiroid anormallikleri görülmüş.

Bunlar sadece basına yansıyan; buz dağının altında kamuoyundan gizlenen başka gerçekler var.

KAZA DEMOKRASİNİN SONU

Le Monde Gazetesi’nin önceki gün sayısında yer alan “Nükleer kaza, demokrasinin sonu” başlıklı yazıda Japon basınına uygulanan sansürden söz ediliyor.

Öyle bir sansür ki, Sınır Tanımayan Gazetecilerin raporuna göre, Japonya basın özgürlüğünde 22. sıradan 53. sıraya gerilemiş.

Aynı yazıya göre, Fukuşima eyaletinde yaşayanlar kendi kaderlerine terk edilmiş, devlet yok.

Radyasyona maruz kalanlar haklarını gündeme getirince resmen parya muamelesi görüyorlar.

Özellikle gençler isyanda.

Yaşlıların, Japonya’nın ekonomik geleceği kaygısıyla susmaları onları çileden çıkartıyor.

Hiroşima’da öfke vardı, Nagazaki’de dua. Fukuşima’da ise bizden sessizlik bekleniyor”.

Fukuşima’da olup bitenlerin gerçek yüzünü ancak oraya giden gönüllü gazeteci, fotografçı ya da STK temsilcilerinden öğrenmek mümkün.

Galata Köprüsü’ne dönersek, eylemcilerin dikkat çektikleri gibi Fukuşima’ya bakarak Mersin ve Sinop için kaygılı olmamak elde değil.

Nükleer Karşıtı Platform’un gündeme getirdiği, Mersin’deki atıklar meselesinin bir de İstanbul Boğazı’nı ilgilendiren tarafı var.

Akkuyu santralinin yapımını üstlenmiş olan Ruslar anlaşmaya göre, atıkları alıp götürecekler.

Nasıl götürecekler? İşte orası bir muamma.

Karayolundan mı? Yoksa denizden mi?

Atıkları İstanbul Boğazı’ndan geçirmeleri durumunda nasıl büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacağımızı düşünen var mı?

Fransızlar Versailles Şatosu’nu satılığa çıkarabilir

ELEKTRİĞİNİN yüzde 78’sini nükleerden elde eden Fransa’da nükleer karşıtlığı tırmanışta.

Son kamuoyu yoklamalarına göre halkın yüzde 42’si nükleer konusunda kaygılı.

Yukarıda sözünü ettiğim “Nükleer kaza, demokrasinin sonu” yazısında Fransa’daki bir nükleer kazanın, zararların tazmini dahil 430 milyar euroya mal olacağı hesaplanmış.

Fransa’nın 2013 bütçesi 395,5 milyar euro.

Yani bugünkü bütçesiyle Fransa böyle bir felaketin altından kalkamaz.

Yazıya göre, dolayısıyla ülkenin iki seçeneği kalıyor: Ya nükleer kazaya maruz kalanları kaderleriyle baş başa bırakacak ya da Versailles Şatosu’nu satılığa çıkaracak.

Akkuyu’da şeffaflık yok

DÜNYANIN ilk beş ekonomisi arasına giren Fransa nükleer bir kaza durumunda iflasla karşı karşıya gelirse Türkiye’nin durumu ne olur?

İnsan bunu aklına bile getirmek istemiyor ama söz konusu nükleer olunca bu enerji kaynağının yüzde yüz güvenli olmadığını hepimiz iyi biliyoruz.

Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi EDAM’ın geçtiğimiz Ocak ayında yayınladığı “Nükleer Enerjiye Geçişte Türkiye Modeli II” raporunda Akkuyu sürecinin yeterince şeffaf olmadığı bir kez daha gündeme getiriliyor.

Nükleer enerjiye geçiş yapan ülkelerin uzun dönem strateji, politikalarını açıkladıkları “Beyaz Belge” bile yok ortada henüz.

X

Kadının çalışma hayatında adı yok

COVİD-19’un gölgesinde kalan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında, Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırma Merkezi kapsamlı bir araştırma paylaştı.

Bu yıl altıncısı yapılan “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı 2020 Araştırması” Ocak-Şubat aylarında, İstanbul başta toplam 23 ilde, 18 yaş üzeri 1216 kadın-erkek ile yüz yüze gerçekleştirildi.

Üniversitenin, 2016 ile 2020 yılları arasında toplam 6021 kişiyle görüşerek yaptığı araştırma Türkiye’de kadın algısıyla ilgili önemli verileri ortaya koyuyor.

Bunların başında “şiddet” geliyor.

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu son araştırmada da “şiddet” kadının  öncelikli sorunu.

Ankete katılan kadınların yüzde 68’ine, erkeklerin yüzde 63’üne göre kadınların toplum içerisinde yaşadıkları en önemli sorun “şiddet”.

Şiddeti en önemli sorun olarak tanımlanmasında yıldan yıla artış görülüyor.

Geçen yıla göre artış yüzde 6 civarında.

Buna paralel olarak şiddetin boşanma için yeterli sebep olduğu algısı da artıyor.

Yazının Devamını Oku

Şahmeran’ı nasıl bilirsiniz?

MARDİN deyince aklıma masalsı bir şehir gelir.

Cercis Murat Konağı’nın terasından seyrettiğim Mezopotamya Ovası, Artuklu mimarisinin izlerini taşıyan camiler, taş işçiliğinin nadide örnekleriyle dolu daracık sokaklar, abbaralar ve vitrinleri süsleyen cam altı Şahmeran’lar düşer aklıma.

İyiliği, bilgeliği temsil eden yarı kadın, yarı yılan Şahmeran efsanesi Mezopotamya’dan Hindistan’a kadar çeşitli mitojilerde,  farklı isimlerle, farklı hikâyelerle yüzyıllardan bu yana günümüze kadar gelmiş.

Geleneksel Şahmeran

İran’daki adı Yemliha.

Bu topraklardaki hikâyesi esas Tarsus’ta geçiyor ama Mardinli zanaatkârlar daha çok sahip çıktıkları için Mardin’in has sembollerinden birine dönüşmüş.

Mardin’

Yazının Devamını Oku

COVİD19, 8 Mart haftasında BM’deki kadın toplantısını iptal ettirdi

Birleşmiş Genel Sekreteri Antonio Guterres , geçenlerde New York’ta bir üniversitede yaptığı konuşmada “Kölelik ve sömürgecilik geçtiğimiz yüzyılların yüz karası olduğu gibi cinsiyet eşitsizliği 21. yüzyılda hepimizin utancı olmalıdır” demiş.

Guterres, 21. yüzyılın da kadın-erkek eşitliğinin sağlandığı yüzyıl olması gerektiğini eklemiş.

Dünyamızın ancak böyle dönüşebileceğinin altını çizmiş.

Ne var ki Guterres, bu konuşmasından çok kısa bir süre sonra,  koronavirüs tehlikesi yüzünden BM çatısı altındaki çok önemli kadın toplantılarının iptalini önerdi.

Dolayısıyla  BM’nin New York’taki merkezinde, dünyanın dört bir yanından gelecek kadın STK’ların katılımıyla 9-20 Mart tarihleri arasında planlanan Beijing artı 25 toplantıları yapılmayacak.

Beijing’de 1995 yılında katılma fırsatını bulduğum BM Kadın Zirvesi’nin 25. yıldönümü nedeniyle resmi heyetlerin yanı sıra 3 bin dolayında kadın hakları savunucusunun BM Genel Merkezi’nde buluşması bekleniyordu.

550’ye yakın kadın STK ise BM salonlarının dışında etkinlikler düzenleyecekti.

Türkiye’den de çeşitli kadın STK’larının katılacağı toplantıların iptali ve 9 Mart açılışının sadece resmi düzeyde yapılacak olmasına tüm dünyada kadın STK’ların tepkisine yol açmış durumda.

Beijing artı 25

Yazının Devamını Oku

Çin’deki gelişmeler hem turizmi hem seramik sektörünü hareketlendiriyor

COVİD19 dünya gündeminde birinci sıradaki yerini korurken, kıtalararası yayılmayı sürdürüyor.

Meksika, Nijerya ilk koronavirüs vakalarını duyuran ülkeler arasında.

57 vakanın tespit edildiği Fransa’da Cumhurbaşkanı Macron “ Bir salgın krizi karşısındayız. Hazırlıkla olmayız” açıklamasını yaparken, Japonya okulları 1 ay tatil etti.

ABD’de ise Demokrat Parti Başkan aday adayı Elizabeth Warren’in “Virüs küresel sağlığı tehdit ettiği gibi küresel ekonomiyi de tehdit ediyor. Büyük bankaların Amerikan ekonomisinin sağlığı için ne yaptıklarını bilmeye hakkımız var” çıkışı nedensiz değil.

Zira ABD Merkez Bankası eski Başkanı Janet Yellen, koronavirüs nedeniyle Amerikan ekonomisinin resesyona girebileceği uyarısında bulunmuştu.

Son yazıda COVİD19’un en büyük darbeyi uluslararası turizme vuracağını yazmıştım.

Devamında NG Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Başkanı ve TUROB Türkiye Otelciler Birliği Başkan Yardımcısı Hediye Güral Gür ile COVİD19’un turizme ve diğer sektörlere etkisini konuştuk.

Sohbetin başında Hediye Güral Gür “Otelcilik havadaki buluttan nem kapan bir sektör. Hem olumlu, hem olumsuz gelişmelerden hemen etkileniyoruz” diye bir hatırlatma yapıyor. 


Yazının Devamını Oku

COVİD-19’un en büyük darbesi küresel turizme

Japonya’dan Hong Kong’a, Kamboçya’dan Vietnam’a Asya’daki pek çok ülke Çin’de patlak veren COVİD-19 korona virüsü salgını nedeniyle turistler tarafından terkedilmiş durumda.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin verileriyle 2018 yılında dünya ekonomisine 8.8 trilyon dolar katkısı olan turizm sektörü zor günlerin eşiğinde.

Havacılık sektörü de öyle.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne (İATA) göre havayollarının gelirinde bu yıl 29 milyar dolarlık bir düşüş bekleniyor.

2008-2009 küresel finansal krizden bu yana ilk kez küresel hava trafiğinin bu yıl yüzde 4.7 oranında düşeceği hesaplanmış.

Dünyanın önde gelen havayolu şirketleri Çin’e uçuşlarını durdururken, İATA CEO’su Alexandre de Juniac açıklamasında “küresel hava taşımacılığı sanayi için zor günler kapıda” diyor.

Çin’deki iç hatlar yolculukları da hemen hemen durma noktasında.

Çinli turistlerin son yıllarda ekonomilerini ihya ettiği Vietnam, Kamboçya, Malezya, Singapur’un gibi ülkelerin her birinin kaybının 3 milyar dolar olacağı hesaplanmış.

Japonya’nın 32 milyona ulaşan rekor ziyaretçi sayısının dörtte biri Çinli.

Yazının Devamını Oku

Bedri Rahmi hem İstanbul’un kedisi Hem Anadolu’nun kendisi

Karaköy’e her yolum düştüğünde şimdi bir muhallebiciye ev sahipliği yapan mekândaki Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun mozaik pano ve kolonuna mutlaka bir göz atarım.

Aynı binanın ön cephesinde de süreli değişen ilanlara boğulmuş halde Bedri Rahmi’nin elinden çıkmış uzun bir duvar panosu vardır.

Geçen hafta aynı yerden geçtiğimde panonun son bölümü düşmüştü.

Bir keresinde 4.Levent’ten araçla geçerken 1947 ile 1957 yılları arasında Emlak Kredi Bankası’nın toplu konut olarak inşa ettirdiği bir evin cephesinde yine Bedri Rahmi’nin yaptığı mozaik bir panonun fotoğrafını çekmeyi başarmıştım.


4.Levent’teki binanın üzerinde Bedri Rahmi eseri

Yazının Devamını Oku

Şirketlerimiz dijital dönüşümün neresinde?

Dijital dönüşüm trenini kaçırıp kaçırmadığımız zaman zaman gündeme getiririm.

 

Sanayi devrimini kaçırmış bir ülke için konu önemlidir zira.

Tam bir yıl önce, aynı zamanda Türkiye Bilişim Vakfı’nın başkanı olan Faruk Eczacıbaşı’nın başında olduğu Dijital Türkiye Platformu DPT’nin Pwc’nin işbirliğiyle hazırladığı “Dijitalleşme Yolunda Türkiye” raporuna yer vermiştim?

Kısacık hatırlatmak gerekirse ne vardı raporda?

En önemli nokta şu: Nüfusun temel becerileri Avrupa Birliği’nin gerisinde.

“Dijitalleşme Yolunda Türkiye” Raporu’na gelirsek, nüfusun temel becerileri Avrupa Birliği’nin gerisinde.

Bu arada, DPT, Avrupa dijital teknoloji endüstrisini temsil eden DijitalEurope’un üyesi olduğu için raporda kıyaslama Avrupa ile yapılmış.

Rapora devam edersek,  Türkiye’de

Yazının Devamını Oku

Barış için Müzik başarılı yolculuğunu sürdürüyor 

Barış için Müzik girişimi 15. Yılında.

Müzik eğitiminin yaygınlaşması ve bu eğitimi alamayan çocuklara ulaşması hayaliyle 15 yıl önce Fatih’te Ulubatlı Hasan İlkokulu’nun bodrum katında başlayan Barış için Müzik Gençlik Orkestrası bir hayalin nasıl gerçeğe dönüşebileceğinin en somut örneği.

Kısıtlı olanaklar nedeniyle önce akordeon ile başlayan hayale yolculuğun son noktası Enka Oditoryumu’nda Leipzig Operası Çocuk Korosu ile birlikte müzikli performans idi.

Barış için Müzik ve Leipzig Orkestrası Çocuk Korosu İstanbul’da sahnede.

Barış için Müzik Gençlik Orkestrası

Yazının Devamını Oku

Selçuk Yaşar Ödülü bu yıl temiz enerji araştırmaları yapan bilim insanına

SANAYİ dünyasının önde gelen isimlerinden Yaşar Holding’in kurucusu Selçuk Yaşar geçenlerde 95. doğum günü kutladı.

Uzun iş yaşamı boyunca Türkiye’de ilklere ve yeniliklere imza atan, Ar-Ge’ye her şeyden fazla önem veren Selçuk Yaşar’ın adına verilen ödülün ikincisinin sahibi bilim dalında çalışmalar yapan bir isim olacak.

Bu ismi 5 Mart günü İstanbul’da düzenlenecek törende öğreneceğiz.

Yaşar Üniversitesi ve Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı işbirliğiyle “toplumsal fayda yaratan” kişilere verilen ödülü konuşmak üzere geçenlerde Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Yiğitbaşı ve Rektör Prof. Dr. Cemali Dinçer ile İstanbul’da buluştuk.

Bu yıl Selçuk Yaşar Bilim Ödülü’nü alacak bilim insanının, günümüzün en önemli meselesi “temiz enerji” le ilgili yaptığı çalışmalarla dünyada adından söz ettiren bir akademisyen olduğunu öğrendik.

Yiğitbaşı, Prof. Dr. Ahmet Evin, Prof. Dr. Gürbüz Güneş, Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, Prof. Dr. Banu Onaral’ın oluşturduğu Seçici Kurul’un 17 aday arasından belirlediği ismi merakla bekliyoruz.


Yazının Devamını Oku

İstanbul Müzik Festivali Beethoven’in 250. Doğum günü kutluyor

MÜZİK dünyasının gelmiş geçmiş en etkili isimlerinden Alman besteci ve piyanist Ludwig van Beethoven’in 250. doğum yıldönümü tüm dünyada etkinliklerle kutlanıyor.

Ünlü bestecinin tam doğum tarihi bilinmiyor ancak Bonn’da 17 Aralık 1770 tarihinde vaftiz edildiğine ilişkin bir belge var.

Dolayısıyla bestecinin doğum gününün bir gün önce olduğu kabul ediliyor.

Der Spiegel Dergisi’nin “250 yaşındaki Pop Star” diye tarif ettiği ünlü besteci için sadece Almanya’da 700 etkinlik düzenleniyor.

New York Filarmoni Orkestrası, New York’taki Carnegie Hall, Lincoln Center konser salonları Beethoven kutlamalarına katılıyor.

Almanya’nın dışında, Viyana’dan Paris’e Avrupa’nın hemen hemen her başkentinde ve müziksever şehrinde benzer kutlamalar düzenleniyor.

Türkiye’deki kutlamalara gelirsek.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası BİFO’nun Beethoven Yılı için planladığı iki konserden ilkini geçtiğimiz 23 Ocak tarihinde Lütfi Kırdar’da dinledik.

Genç piyanist

Yazının Devamını Oku

  Brexit sonrası ne olacak?

 İNGİLİZLERİN 2016 yılı haziran ayında düzenlenen referandumda verdikleri karar doğrultusunda İngiltere 47 yıl sonra Avrupa Birliği’ne veda etti.

 

İngiltere bayrağı Brüksel’deki AB kurumlarından indirildi.

Peki Brexit sonrası ne olacak?

Kısaca özetlemeye çalışacağım.

İngiltere ve Avrupa Birliği önümüzdeki 11 ay boyunca ilişkilerinin geleceklerini görüşecek.

Hayli çekişmeli geçmesi beklenen bu geçiş sürecinin sona ermesine dek İngiltere’nin Avrupa Birliği’nin kural ve toplumsal sorumluluklarına bağlı kalması gerekiyor.

Almanya’dan sonra Avrupa Birliği bütçesine en fazla katkısı olan ikinci ülke durumundaki İngiltere yıl  sonuna kadar katkıya devam edecek.

Brüksel bu konuda kesin kararlı.

Yazının Devamını Oku

Kalder 30. yılında belediyelere “kalite rehberliği” yapacak

TÜRKİYE’nin en eski sivil toplum kuruluşlarından biri Türkiye Kalite Derneği KalDer.

Kuruluş hikâyesini Yönetim Kurulu Başkanı Görgün Özdemir ve Genel Sekreter Sabri Bülbül’den dinliyoruz.

1980’lı yılların sonunda Avrupa sanayi, küreselleşmenin getirdiği rekabetçi ortamda, dünyada ölçeğindeki rakiplerine karşı daha iyi performans için bir yönetim modeli arayışında.

Amerikalılar ve Japonlar böyle bir model için harekete geçmiş durumda zira.

Avrupa sanayinin devlerinden ,Volkswagen, Fiat, Bosch, Philips, Nestle, Renault gibi isimlerden söz ediyoruz.

Sonuçta 1988 yılında, merkezi Brüksel’de olmak üzere Avrupa Kalite Yönetim Vakfı kuruluyor.

Kurumlara rehberlik etmek üzere EFMQ modeli geliştiriliyor.

İki yıl sonra, Türkiye’nin Özal ile birlikte yurt dışına açılma döneminde dönemin büyükleri Şişecam, Elginkan, Enka, Arçelik, Altınyıldız, Demirdöküm gibi şirketler bir araya gelip KalDer’i kuruyorlar.

Bugüne gelince

Yazının Devamını Oku

İstanbul Ticaret Borsası’ndan Gıda israfına son kampanyası

GIDA israfı uzun zamandan beri dünyanın meselesi.

ABD’den Avrupa Birliği’ne Afrika’ya dek sayısız ülkede kamu, özel sektör, akademi, sivil toplum kuruluşları gıda israfını önlemeye yönelik çalışmalar yapıyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun son verilerine göre, yıllık tarımsal kayıp 1.6 milyar ton.

Bu kaybın parasal değeri 1.2 trilyon dolar.

Öte yandan dünyada 800 milyonun üzerinde aç var.

Benzer bir girizgahı üç yıl önce de Metro Market Türkiye’nin İstanbul’da yeme-içme sektörünün önde gelen 50 şefinin desteğiyle düzenlediği “Gıdada İsrafa Son Haftası” vesilesiyle yazmıştım.

Metro o dönemde TÜBİTAK ile birlikte kayba uğrayan ürünlerle ilgili bir çalışma yapmıştı.

O çalışmaya göre, Türkiye’de üretilen 49 milyon ton sebze ve meyvenin yüzde 25 ila 40’ı üretim ve dağıtım zincirinde kayba uğruyordu.

Kayba uğrayan ürün miktarı iyimser tahmine göre

Yazının Devamını Oku

Kadın girişimciler AB fonuyla seslerini daha fazla duyuracak

KAGİDER 17 yılını geride bırakmış.

2002 yılında kurulan KAGİDER’in (Kadın Girişimcileri Destekleme Derneği) altıncı başkanı Emine Erdem ve Yönetim Kurulu üyeleriyle derneğin yeni gelişmelerini konuşmak üzere buluştuk.

KAGİDER’in tarım başta her sektörde ülke çapında kadın girişimcileri desteklemek için oldukça çok sayıda projeyi devreye soktuğunu öğrendik.

Dernek kurulduğunda yüzde 4 olan kadın girişimci oranı bugüne gelince yüzde 9.

10 yıl önce 90 bin olan kadın girişimci sayısı 134 bin oldu.

KAGİDER’in üye sayısı ise 37’den bugün 340’a ulaşmış durumda.


Yazının Devamını Oku

Halkın yarısı kitap okumuyor, yüzde 73,5’i tiyatroya gitmiyor

Kadir Has Üniversitesi 2010 yılından beri, öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Aydın koordinasyonunda, akademik bir ekiple “Türkiye Eğilimleri” araştırmasını yapıyor.

10 yıldan beri sahaya inerek halkın sosyal, ekonomik, siyasi, kültürel eğilimlerini objektif bir şekilde ölçüyor.

26 ilde kent merkezlerinde yaşayan, 18 yaş üzeri 1000 kişiyle yapılan “Türkiye Eğilimleri 2019” araştırmasının sonuçlarının bazılarını cımbızladım.

Siyaseti, ekonomik kaygıları, dost-düşman kim? gibi şeyleri bir yana bırakıp “Türk halkı Suriyeli göçmenlere nasıl bakıyor, kitap okuyor mu, tiyatroya gidiyor mu” sorularının sonuçlarına odaklandım.

Suriyeli göçmenlerden başlarsak, halkın yüzde 70,9’u Suriyelilerin ülkelerine döneceğine inanmıyor.

Ankete katılanların çoğunluğu Suriyelilerin dönmeyeceğine inanıyor ama aynı zamanda birlikte yaşamaktan da memnun görünmüyor.

Baş etmemiz gereken önemli bir sorun.

SANAT KÜLTÜRE ERİŞİM

Araştırmada “En prestijli meslek hangisidir” sorusunun yanıtı “doktorluk” olmuş.

Yazının Devamını Oku

Küresel Riskler Raporu 2020’nin ilk beş riski çevreyle ilgili

Dünya Ekonomik Forumu tarafından dün yayınlanan Küresel Riskler 2020 Raporu’nda küresel risklerin ilk beşinde çevreyle ilintili olanlar var.

750 civarında karar verici ve uzmana 2020 yılına yönelik kaygılarının sorulmasıyla ortaya raporda önümüzdeki 10 yıl zarfında hepimizi etkileyecek uzun vadeli ilk beş risk şöyle sıralanıyor:

- Mülk, alt yapı ve insan hayatına zarar veren aşırı hava olayları.

- Hükümetler ve iş dünyasının iklim değişikliğiyle mücadelede başarısız olmaları.

- Petrol sızıntıları ve radyoaktif kirlilik gibi çevresel suçları da içeren insan kaynaklı çevresel zarar ve afetler.

- Biyolojik çeşitlilik kaybı ile kara ve deniz ekosistemlerinin geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görmesi. Bu kayıp, insanlığın doğal kaynak kullanımının yanı sıra sanayi için de önemli bir risk unsuru taşıyor.

- Deprem, tsunami, volkanik patlama ve jeomanyetik fırtınalar.

DEF’in raporunun 10 yıllık geçmişinde ilk kez, uzun vadeli küresel risklerin ilk beşi çevreyle ilintili.

Yazının Devamını Oku

Nereye gitti bu Marmara’nın balıkları?  

GEÇEN ay Tuba Şatana’nın düzenlediği yemek kültürü sempozyumunda kulak verdiğim araştırmacı Ruhi Güler kitabı “Lüfer Boğaziçi Şehrayini”yi göndermiş.

Kitabı elime geçer geçmez bu yıl henüz lüfer balığı yemediğim aklıma düştü.

Lüfer gibi Kadıköy Pazarı’ndaki balıkçı tezgahlarında hemen hemen hiç palamut görmediğimi de hatırladım.

Oysa bu iki lezzetli balık İstanbulluların eylül, ekim aylarından itibaren dört gözle bekledikleri balıklardır.

Gerçek şu ki; İstanbul,  lüfer, çinakop, palamut gibi bu şehre özgü balıkların çok seyrek olduğu bir mevsim geçiriyor.

Balıkçı tezgâhlarında avlanması ve satılması yasak olan çinakopların küçük boyları “defne”yi görünce içim sızlıyor.

Kimse denetlemiyor mu balıkçı tezgâhlarını?

Balıkçılar büyümelerine izin vermedikleri balıkları tutarak kendi ayaklarına kurşun sıktıklarını anlamıyorlar mı?

Marmara Denizi

Yazının Devamını Oku

Avustralya’nın iklim intiharı

Kardeşim yıllardan beri ailesiyle Sydney’de yaşıyor.

 

Tüm Avustralya kıtasını etkisi altına alan,  şimdiye kadar 23 kişiyle yarım milyon hayvanın ölümüne yol açan yangınların etkisi başkent Canberra gibi Sydney’e de ulaşmış.

Bizimkiler mahallerine çöken yoğun duman bulutu nedeniyle günlerdir evlerinden çıkamıyorlar.

Maskeler filan fayda etmiyormuş.

Avustralya büyük felaketin tam göbeğinde.

Kontrol altına alınamayan ve aylarca süreceği tahmin edilen yangınlar Danimarka büyüklüğünde toprağı yutmuş durumda.

Ülke yağmur ormanlarının çoğunu yitirmek üzere ve hatta “milli gururu” diye lanse edilen mercan kayalarının oluşturduğu “Büyük Set Resifi” duman altında.

Alevlerin yuttuğu kanguruların,  koalaların görüntüsüne hangi yürek dayanabilir?

Yazının Devamını Oku

PSM’den Son Dakika Koltuğum

CUMHURBAŞKANLIĞI Senfoni Orkestrası dünyanın en köklü kurumlarından biri.

Neredeyse 200 yıldan hiç kesintiye uğramadan beri sürekliliğini korumuş.

2. Mahmut döneminde mehter takımı yerine kurulan Mızıka-ı Hümayun, zamanla çeşitli müzik dallarını bünyesinde toplamış.

Atatürk’ün talebiyle 1924 yılında Ankara’ya taşınmış ve Cumhuriyet tarihinin ilk müzik kurumu olmuş.

Bu bilgileri bize orkestranın daimi şefliğini yapan Prof. Rengim Gökmen, Zorlu PSM’deki Yeni Yıl Konseri’nden önce aktarıyor.

Aralık ayının son günlerinde Ankara’da Dört İtalyan Tenor ile birlikte Yeni Yıl Konseri için izleyicilerin karşısına çıkan orkestra ilk defa İstanbul’da.

Opera aryaları,  Napolitenler içeren programda, 1828 yılında İstanbul’a davet edilerek Mızıka-ı Hümayun’un orkestra şefliğine atanan Donizetti Paşa’nın kardeşi Gaetano Donizetti’nin de eseri Aşk İksiri operasından da bir arya var.


Yazının Devamını Oku

2020 yılında dünyanın hali

Dünyayı 2020 yılında neler bekliyor?

Dilerseniz iklim değişikliğinden başlayalım.

Çeşitli ülkelerin meteoroloji kurumlarına göre sıcakların yeni rekorlar kırdığını göreceğiz.

Atmosferdeki karbon dioksit miktarı artarken, seller, yangınlar gibi doğal afetler yakamızı bırakmayacak.

Aralık ortalarında Madrid’te yapılan BM İklim Zirvesi bildiğiniz gibi beklentileri karşılamadı.

Siyasiler sokakların sesine bir kez daha ses vermedi

Dolayısıyla, Washington’da, Beyaz Saray’ın karşısında ünlü oyuncu Jane Fonda’nın da her cuma katıldığı, Greta Thunberg’in ön ayak olduğu iklim protestolarının 2020 yılında yaygınlaşması bekleniyor.

Öte yandan 37 trilyon dolar değerinde varlık yöneten 600 kadar yatırımcının Madrid’te hükümetlere “kömüre dayalı enerji tüketimini” durdurmaya yönelik çağrılar 2020 yılında katlanabilir.

Çünkü çağrı iş dünyasının artık iklim değişikliği krizinin farkında olduğunu gösteriyor.

Yazının Devamını Oku