Nikâhın kerameti

2 OCAK 2011 günü öğleyin Lübnan’ın güneyinde, İsrail sınırına yakın Tyros’da (Tir, Tyre) yemek yiyorduk. Tyros, kalıntıları iyi korunmuş bir Finike kenti.

Şimdi de kullanılan Finike limanında bir lokantada. Deniz kıyısı. Yemekte Adonis, Ülker, bendeniz, birkaç üniversite hocası, birkaç yazar, Ermeni ressam bayan ve bizi yemeğe davet eden işadamı vardı.
Yemeğe bir süre sonra Adonis’in büyük kızı Ninar ile nişanlısı katıldı. “Nikâh” sözcüğünün Arapçadan gelmiş olması gerektiğini düşündüm ve Fransızca deyimi yerine “nikâh” sözcüğünü kullanarak “Nikâh ne zaman?” diye sordum. Soruma hepsi kahkahayla güldü. Neden güldüklerini anlamadım. Bunun üzerine, işadamı, elle işaret ederek ve “duhül” sözcüğünü de kullanarak, nikâhın Arapça ne anlama geldiğini açıkladı: Lübnan’da resmi imzalı bir evlilik sözleşmesi yoktu. Her cemaat kendi töresine göre evleniyordu. “Medeni” sözleşmeyle evlenmek isteyenler, Türkiye’ye, Kıbrıs’a gidiyordu.
Bir süre sonra, Tunuslu şair arkadaşım Tahar Bekri, Eskişehir’de bir binanın kapısında “Nikâh Dairesi” yazısını görünce gülmeye başladı. O da neden güldüğünü açıkladı.
Bunun üzerine Ferit Devellioğlu’nun “Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat”ını açıp “Nikâh” maddesini bulup okudum. Şimdi sadece hukuk bağlamına girenlerini birlikte okuyalım:
ÇEŞİTLEMELER
Nikâh: Nikâh, yasal evlenme töreni. [Asıl anlamı: Vaty. (bkz: vaty)]
Nikâh-ı bâtıl: Aranan koşullardan birinin ya da birkaçının bulunmamasından dolayı geçerli olmayan nikâh. Nikâh-bi-l-kitâbe: Tanıkların içeriğini işitmeleri ya da bilgi sahibi olmaları koşuluyla, törende hazır bulunmayanın hakkında mektupla yapılan nikâh. Nikâh-ı fâsid: Gerekli koşullara sahip olmayan nikâh. [Tanıksız ya da tek tanıkla ya da hürmet (haramlık) sebeplerinden birinin olmasına karşın yapılan nikâhlar]. Nikâh-ı fuzulî: Asıl ya da veli ya da vekil olmayan kimsenin başkası adına akdettiği nikâh. Nikâh-ı gayr-i lâzım: Sahih (geçerli) olmakla birlikte feshi (bozulması) mümkün olan nikâh. Nikâh-ı hezl: Hakiki ya da mecazi mana kast olunmayarak latife suretiyle yapılan nikâhtır ki gerçekten yapılan nikâh gibi sahihtir. Nikâh-ı lâzım: Feshi kabil olmayan nikâh. Nikâh-ı mevkuf: Başkasının icazetine (iznine) bağlı olan nikâh. Nikâh-ı muallak: Şarta bağlı nikâh. Nikâh-ı muvakkat: Süre belirtilerek yapılan nikâh olup caiz değildir. Nikâh-ı müt’a: Müt’a veya temettü gibi intifa manasına olan bir lâfız ile icra edilen nikâh. [Bu nikâh batıldır]. Nikâh-ı nâfiz: Gerekli bütün koşullara sahip olup izin gerektirmeyen nikâh. Nikâh-ı rakik: Köle ve cariyenin nikâhı. [Geçerli olması köle ya da cariye sahibinin iznine bağlıdır]. Nikâh-ı sahîh: Gerekli bütün koşullara sahip olan nikâh. Nikâh-ı tenezzühî: Sahibin cariyesini kendisine nikâh etmesi.
HER GÜN HATIRLAYIN
Şimdi sıra “nikâh” sözcüğünün asıl anlamı olan “Vaty”e geldi.
Vaty: Ayak altında çiğneme, basma; çiftleşme, cimağ = insanların çiftleşmesi.
Demek ki “Nikâh ne zaman?” diye sorduğumda “Çiftleşme ne zaman?” diye soruyormuşum. Tunuslu şair arkadaşım tabelayı “Çiftleşme Dairesi” diye okuyormuş.
Cumhuriyet öncesindeki (dinî) nikâhın gülünç sayısına bakın. “Şarta bağlı” satış olur da “Şarta bağlı nikâh” nasıl oluyor? Demek ki Osmanlı zamanında, halkın kutsal değerleri olarak, böyle ilginç evlenmeler varmış! Ey Türk kadınları, tek geçerli evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağını buyuran 17 Şubat 1926 tarihli Cumhuriyet yasası sizi özgürleştirmişti. Onurunuzu kurtaran bu yasayı her gün hatırlayın!
Yazarın Tüm Yazıları