GeriAhmet HAKAN Neden esip gürlüyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Neden esip gürlüyor

- Esip gürlüyor çünkü: Bu artık onun stili oldu.

-  Esip gürlüyor çünkü: Akşam televizyonları başında kendisini “Helal olsun... Nasıl da çaktı lafı” diye hayranlıkla seyredeceklerin, halkımızın kahir ekseriyetini oluşturduğunu biliyor.
-  Esip gürlüyor çünkü: Esip gürleyince büyük bir haksızlığa maruz kaldığını kanıtlamış olacağını düşünüyor.
-  Esip gürlüyor çünkü: Esip gürlemesini yadırgayanları, oy sayısı bakımından “hesaba katılır” bulmuyor.
-  Esip gürlüyor çünkü: Yaptığı genel mıntıka temizliğinin ardından kendisine şöyle okkalı cevaplar gelmeyeceğinin acayip farkında.
-  Esip gürlüyor çünkü: Diğer bütün sesleri, ancak bu şekilde bastırabileceğine kesin iman etmiş durumda.
-  Esip gürlüyor çünkü: Esip gürlemezse “Daha önce çeşitli mercilere esip gürlüyordun, söz konusu ABD olunca nasıl da alttan alıyorsun” denilebileceğini gayet iyi biliyor.

Onur Öymen’e politika dersinden sıfır verdim

Hürriyet’in muhabir ruhunu hiçbir zaman kaybetmemiş yazarı Yalçın Bayer, bir uçak seyahatinde CHP’li Onur Öymen’le karşılaşmış.
Sohbet etmişler.
Konu: WikiLeaks belgelerine Başbakan Erdoğan’ın gösterdiği tepki...
Onur Öymen, Başbakan Erdoğan’ın belgelere yönelik tepkisini hiç beğenmemiş.
Bunun üzerine Yalçın Bayer sormuş: “Peki Başbakan’ın tepkisi nasıl olmalıydı?”
Onur Öymen’e göre Başbakan şunları söylemeliymiş:
“Bu raporları dikkatle değerlendireceğiz. Bizim gerçeklere aykırı bulduğumuz ve paylaşmadığımız iddialar hakkındaki görüşleri ayrıca kamuoyuna açıklayacağız. Bakanlar ve bazı kişilerle ilgili yolsuzluk iddialarını da inceleyerek gerekli cevapları zamanında vereceğiz. Bu konuda büyükelçiliğin bazı kaynaklar tarafından yanıltıldığı izlenimindeyiz”.
* * *
Bu cümleler, Onur Öymen’in politika denilen olgudan ve halkın nabzını tutmak meselesinden zerre kadar çakmadığının bariz bir kanıtı gibi.
Sadece şu kadarını söyleyeyim:
Eğer Başbakan Erdoğan, Onur Bey’in söylediği cümleleri söyleseydi, yapılacak ilk seçimde yenilgiyi tadardı.

ABD Elçisi’ne kıyak: Al sana benden kripto

WIKILEAKS belgelerinden öğreniyoruz ki...
Türkiye’de görev yapan Amerikan diplomatları AK Parti’yi üçe ayırmışlar.
Buna göre AK Parti...
Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi dindarlardan, Cemil Çiçek, Kürşad Tüzmen gibi milliyetçilerden ve Reha Denemeç, Şaban Dişli gibi pragmatistlerden oluşuyormuş.
Bu tasnif, ne zaman yapıldı bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var.
AK Parti’yi, özellikle ilk dönemlerinde dokuza ayırma modası vardı.
Şöyle ki:
“Erdoğancılar”, “Milli Görüşçüler”, “Radikaller”, “Liberaller”, “Vitrine konanlar”, “Pragmatistler”, “Gülcüler”, “ANAP’tan gelenler”, “Milliyetçiler”.
* * *
Sonra acayip şeyler oldu:
Latif Abi gitti, Gül Çankaya’ya çıktı, milliyetçi ekip dağıldı, radikaller uzaklaştırıldı, Bülent Arınç arıza çıkarmaktan vazgeçti, pragmatistler biat etti...
Yani...
Zaman geçti, dönem değişti...
Öyle oldu, böyle oldu...
Ve AK Parti’de herhangi bir ayrımın ne manası, ne de karşılığı kaldı.
İşte buraya yazıyorum, dileyen Amerikan diplomatı not alıp Washington’a kripto olarak yollayabilir:
AK Parti, tepeden tırnağa bir Tayyip Erdoğan partisi haline gelmiştir.
Grup, hizip, ekip, sivrilmiş isim falan hak getire durumundadır yani...

Âlemin tozu dumanı

-  Cem Özer, tiyatro sahnesinde Pir Sultan Abdal’ı canlandırıyormuş... Benimse aklımda şu soru var: Herhangi bir Türk seyircisi, Ali Sadi’yi, Nurgül Yeşilçay’ı, Bebek Kave’yi, motosikleti falan unutup Cem Özer’in canlandırdığı Pir Sultan Abdal karakterine nasıl konsantre olacak?
-  Nahide’de Belkıs Özener fırtınası esti. Gönül Yazar da ikramiyeydi. Bir de bomba haber var: Ümit Besen önümüzdeki salı Nahide’de sahne alıyor.
-  “Av Mevsimi” vizyonda... Sinema eleştirmenleri ilk yorumlarını yapmışlar. Bu yorumlarda benim dikkatimi gönül okşayıcı lafların arasına sıkışıp kalmış olan “Biraz sıkıcı mı ne?” türü tepkiler çekti.
-  Tiyatrocular, en acılı günlerinde sahneye çıkmalı mıymış, çıkmamalı mıymış? “Son günlerin en heyecanlı tartışması” diyorlar bu bayatlamış, ıcığı cıcığı çıkmış tartışmaya... Madem öyle o zaman “Mankenden oyuncu olur mu, olmaz mı?” tartışması neden yeniden alevlendirilmiyor?

Üç soruluk vicdan testi

BİR: Eğer Amerikan diplomatlarının dedikodularını dayanak yaparak sağa sola iftira atmak caiz değilse... Bir haham bozuntusunun üfürüklerinin manşetlere taşınarak sağa sola iftira atılması caiz midir?
İKİ: Eğer Amerikan diplomatlarının dedikodularından yola çıkarak Başbakan’ın dünürü Sadık Albayrak’ın onurunu çiğnemek ayıp ise, her türlü dedikodunun üstüne atlanarak hapse atılan Mehmet Haberal’ın çiğnenen onuru ne olacak?
ÜÇ: Eğer Amerikan diplomatlarının dedikoduları için “Bunların haber değeri bile yoktur” diyeceksek, Ergenekon sanıkları hakkında ortaya atılan her türlü dedikodu neden manşetlere taşındı?

İşte paşam yeni Türkiye

-  İktidarın kıl olduğu hâkimler, uydurma ihbarlarla otel odalarında polis baskınına uğruyorlar.
-  Her türlü iddiaya “İspatlamazsan şerefsizsin” diye yanıt veriliyor.
-  Başbakan’la ilgili iddialara tek satır olsun yer vermeyen gazeteler, Başbakan’ın o iddialar hakkındaki yanıtını 8 sütundan sürmanşet olarak veriyorlar.
-  İktidarı protesto eden üniversite öğrencilerine hapis cezası veriliyor.
-  Belediye başkanları, duvara kendi aleyhinde yazı yazan gençlere, “görsel kirliliğe sebebiyet vermek” gerekçesiyle dokuz bin küsur lira ceza yazdırtıyorlar.
-  Yumurtalı protestoya katılanlara terörist muamelesi çekiliyor.
-  Katillere kanaat önderi muamelesi yapılması olağanlaşıyor.

X

İktidarın da işi zor muhalefetin de

İKTİDARIN ZORLUKLARI

* Hayat pahalılığıyla ilgili sorunlar.

* Pandemi etkisi.

* Üzerinden atamadığı atalet.

* Yeni bir hikâye yazamaması.

* Yeni bir iletişim dili kuramaması.

MUHALEFETİN ZORLUKLARI

* Çok parçalı oluşu.

* Aday belirlemedeki belirsizlikler.

Yazının Devamını Oku

AKP’li herkesten nefret ediyormuş

Bir avukat, şöyle yazmış sosyal medya hesabında:

“AKP’li herkesten nefret ediyorum. Tahammülüm yok.”

*

Baktım.

Bu paylaşım sahibine karşı...

AK Parti’ye yakın duranlar laf ediyorlar.

“Kutuplaştırma bu değilse nedir” falan diye...

*

Muhalefet cephesinden ise tık yok.

Yazının Devamını Oku

Endekse gel endekse: Afganistan’da temel haklar Türkiye’den daha iyiymiş

“Hukukun Üstünlüğü” diye bir endeks açıklanmış.

Kim açıklamış?

World Justice Project” adlı bir kurum.

*

Bu kurum, her yıl yayınladığı endeksle...

“Hukukun Üstünlüğü” perspektifinden bakarak ülkelerin durumunu ortaya koyma iddiasında.

*

Şöyle bir inceliyoruz endeksi...

Karşımıza şunlar çıkıyor:

Yazının Devamını Oku

Teknik bir izah: Siyasi suikastlar neyi amaçlar?

Siyasi suikastlar, neyi amaçlar?

- Ülkede kaos çıkmasını amaçlar.

*

- Yönetilemeyen ülke algısı yaymayı amaçlar.

*

- Toplumsal huzursuzluğu amaçlar.

*

- Halkın infiale kapılmasını amaçlar.

*

Yazının Devamını Oku

Duyum nedir nasıl alınır?

Önce dikkat çekme hastalığına yakalanmış bir gazeteci yazdı:

 

“Duyumlar alıyorum. Siyasi suikastlar olabilir.”

*

Ardından CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’dan benzer bir açıklama geldi:



Yazının Devamını Oku

Tamerci de değilim Nihalci de değilim

Altın Portakal Film Yarışması’nın ödül töreninde sunuculuk yapan Tamer Karadağlı ile ödül alan Nihal Yalçın arasındaki sorunu, hiçbir etki altında kalmadan, zerre kadar politik bir anlam yüklemeden, kadın/erkek meselesine indirgemeden şöyle yorumluyorum:

İkisinin hallerine de güldüm. İkisinin hallerini de tuhaf karşıladım. İkisinin halleriyle de dalgamı geçtim.

*

Peki hangisinden yanayım?

Hemen söyleyeyim:



Yazının Devamını Oku

Bunun Kadir Şeker vakasıyla alakası yok

Bugün Hürriyet’in manşetinde bir vicdan tutulmasının öyküsü var.

Olay, tam olarak şu:

*

Hatay’da bir adam, elinde satırla bir kadını kovalıyor.

Canını kurtarmak isteyen kadın, bir dükkânın önünde oturan dört kişinin arkasına sığınıyor.

Satırlı adam, dört kişinin arkasına sığınan kadına elindeki satırla vuruyor.Ve o dört kişi, kıllarını bile kıpırdatmıyor.

*

Bazıları, bu olay üzerine...

Yazının Devamını Oku

İmam hatiplinin gazetesi

Yakın çevresine kendisini “huysuz” diye pazarlayan ama gazetecilik yaptığı dönemde yerleşik düzene karşı hiçbir huysuzluğuna rastlanmayan Tuğrul Eryılmaz diye eski bir gazeteci var.

Bizim İlber Hoca, işte bu Tuğrul Eryılmaz’la Cihangir’de bir araya gelmiş.

*

Tuğrul Eryılmaz, bu buluşmadan söz ettiği yazısında...

İlber Ortaylı’nın fotoğrafının altına şunu yazmış:

*

“İmam hatiplinin gazetesinde neden yazdığı anlaşılamayan akademisyen İlber Ortaylı...”

*

Yazının Devamını Oku

Paradigmanın iflası

“Paradigmanın İflası” diye bir kitap vardı.

Yazarı Fikret Başkaya’ydı.

90’larda başucu kitabımız haline gelmişti.

*

O kitabın adından aldığım ilhamla, bir paradigma iflasından söz edeceğim.

Sosyal medyanın ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda...

Şöyle bir paradigma gelişmişti:

*

Yazının Devamını Oku

Boğaziçi kültürü mü? Boğaziçi tepinmesi mi?

Ne zaman Boğaziçi Üniversitesi söz konusu olsa...

Hep şöyle şeyler söylüyorlardı:

*

Boğaziçi’nin bir kültürü vardır.

*

Buradaki ortam, ultra uygar bir ortamdır.

Acayip medeni tartışmalar yapılır burada.

*

Yazının Devamını Oku

Fulya’nın kanserle mücadelesi

Fulya Soybaş, çok kısa bir süre içinde Hürriyet’in vazgeçilmez isimlerinden biri oldu.

 

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, kendini tamamen işine odaklamasıyla, temas ve mesafeyi şahane ayarlamasıyla...

Hepimizi etkiledi, etkiliyor.

*

Ama bizi asıl etkileyen yönü...


Yazının Devamını Oku

Kararsızların artmasının temel nedeni şudur

Ne diyor muhalefet?

- “Üç harfli marketleri şehirlerin dışına atacağız” diyor.

*

- “AVM’leri uzaklara fırlatacağız” diyor.

*

- “Elektrik şirketlerini, elektrik boykotlarıyla dize getireceğiz” diyor.

*

Peki bu tür vaatleri işiten memnuniyetsiz seçmen ne yapıyor?

Yazının Devamını Oku

Mehter Marşı İzmir Marşı

Müjdat Gezen’e bir sempatim var.

Neden?

Nedenini tam olarak izah edemeyeceğim.

“Bazen nedensiz de sempati beslenir” deyip geçiyorum.

*

Fakat yaptığı son çıkışlara çok net itirazım var.

*

Muhalefet kanallarından birinde şöyle demiş Müjdat Gezen:

*

Yazının Devamını Oku

Tuhaf ve anormal bir valilik açıklaması

Önceki gün şöyle bir haber vardı gündemde:

 

Flaş... Flaş... Flaş... Artvin Kemalpaşa Kaymakamı, kendisine hoş geldiniz diyerek elini uzatan öğretmeni haddini bil diyerek sınıftan kovdu.

*

Ve dün...

Bu konuyla ilgili olarak Artvin Valiliği’nden bir açıklama geldi.

*

Valilik açıklaması, aynen şöyle:

*

Yazının Devamını Oku

Parlamenter sistem hayaline erişmek için şu 7 adım şart

BİRİNCİ ADIM: Kazanabilecek iyi bir cumhurbaşkanı adayı bulacaksın.

İKİNCİ ADIM: Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanacaksın.

*

ÜÇÜNCÜ ADIM: Anayasa değişikliğini sağlayacak çoğunluğa erişeceksin.

*

DÖRDÜNCÜ ADIM: Olmuyorsa... Referanduma gidecek çoğunluğu bulacaksın.

*

BEŞİNCİ ADIM: Diyelim yakaladın. Referandumu kazanacaksın.

*

Yazının Devamını Oku

Kahraman Özgür Bey üç harfli marketlere karşı

Melih Gökçek, birkaç yıl önce “cinler” demek yerine “üç harfliler” demeyi tercih etmişti de olay olmuştu.

Dün de CHP’li Özgür Özel “üç harfliler” dedi.

Ama bambaşka bir kasıtla!

Özgür Özel’in üç harflileri, “cinler” değildi, üç harfli süpermarketlerdi.

*

Söylediği tam olarak şu Özel’in:

*

“İktidar olduğumuzda bu üç harfli marketleri ve AVM’leri şehirlerin sınırlarının dışına yollayacağız. Bu konuda verilmiş bir sözümüz var.”

Yazının Devamını Oku

Erdoğan aniden ‘Parlamenter sisteme dönüyoruz’ derse

Geçenlerde Cübbeli Ahmet vardı Tarafsız Bölge’de... “Tarikatlar içindeki cinayetler” konusunu konuşmak için davet etmiştik kendisini.

Reklam arasında siyasete daldı Cübbeli.

Bana, “AK Parti, parlamenter sisteme döner mi?” diye sordu.

Bütün gece sınava çalıştığı halde hiç beklemediği yerden gelen soruyla afallamış öğrencilere özgü bir şaşkınlıkla kekeledim: “Sanmam... Gündemde değil... Olmaz öyle şey... Kem... Küm...”

Benim kem küm etmemle zerre ilgilenmedi Cübbeli.

Ve hemen kendi görüşünü söyledi:

“AK Parti, parlamenter sisteme dönerse iktidarı hiç kaybetmez. Durumu riske atmak istemiyorsa yapması gereken şey parlamenter sisteme dönmektir.”

*

Posta yazarı

Yazının Devamını Oku

Meral Akşener’in ‘Aday değilim’ demesi iyi mi oldu, kötü mü oldu?

Siyasetin bir numaralı sorusu şudur:

 

Millet İttifakı’nın adayı kim olacak?

*

Millet İttifakı yanlıları, bu soru etrafında yapılan televizyon tartışmalarından, yazılan gazete yazılarından ve tabii üretilen bin türlü spekülasyondan çok rahatsız oluyorlar.



Yazının Devamını Oku

Sanırım Millet İttifakı’nın planı belli oldu gibi

Meral Akşener şöyle dedi:

 

“Ben cumhurbaşkanı adayı değilim. Ben başbakan adayıyım.”

*

Buradan çıkan sonuç şudur:

*

Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olacak.

*

Peki ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kürt sorunu diyenlerin gündeminde sadece İKİ SORUN var

Eskiden “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza şunlar gelirdi:

 

Kürt kimliğinin inkâr edilmesi... Ret ve asimilasyon politikaları... Kürtçe müziğin yasak olması... Kürtçe televizyonun hayal bile edilememesi... Terörle mücadelede sergilenen hukuksuzluklar... Dışkı yedirme... Köy yakma ve köy boşaltma...

*

Bugün itibarıyla “Kürt sorunu” dendiğinde aklımıza bunlar mı geliyor?

Tabii ki hayır.

Kimsenin aklına bunlar gelmiyor.

Çünkü bu sorunlar, zaman içinde çözülmüş sorunlar.

*

Yazının Devamını Oku