Neden

BİR: Deniz Baykal, "Olcay Hanım’ın o kadar az malı var ki açıklarsak mahcup bile oluruz" anlayışında samimi ise neden açıklayıp mahcup olmayı düşünmüyor.

İKİ: Devlet Bahçeli, tek başına iktidara geleceğinden eminse, neden Tayyip Erdoğan gibi yapıp "Tek başıma iktidara gelemezsem siyaseti bırakırım" diyemiyor?

ÜÇ: "Benim oğlum ne yapsın? Komisyonculuk mu yapsın?" diye soran Tayyip Erdoğan’ın aklına neden "Gemi sahibi olmak" ile "Komisyonculuk yapmak" arasında daha makul bir iş gelmiyor?

DÖRT: Milletin ağzına "Gemicik" sakızını veren Erdoğan, neden geminin nasıl alındığını herkesin anlayabileceği şekilde tane tane anlatıp herkesi mahcup etmiyor?

BEŞ: Deniz Baykal neden Diyarbakır’da miting düzenlemiyor?

ALTI: Peki Devlet Bahçeli neden Diyarbakır’da miting düzenlemiyor?

Hıncal, MHP’ye ne güzel yakışmış

VE sonunda Hıncal Uluç da oy vereceği partiyi açıkladı.

Üstadımız, "Alparslan Amca"sının partisine, yani MHP’ye oy verecekmiş.

Belki bu tercih nedeniyle şaşırmış olabilirsiniz.

MHP gibi "tek tip ve hayli sıkıcı bir hayat tarzı"nın partisi ile Hıncal Uluç gibi "renkli dünyaların insanı" nasıl oluyor da buluşuyor falan diye düşünmüş olabilirsiniz.

Sakın böyle düşünmeyin!

Çünkü her ne kadar dışarıdan "müthiş renkli" gibi görünse de, Hıncal Uluç’un dünyası sanılanın aksine acayip sıkıcıdır.

İsterseniz sağlamasını yapalım.

Ve "Hıncal Uluç zihniyeti tek başına iktidara gelirse Türkiye ne hale gelir?" sorusuna yanıt arayalım.

İşte Hıncal Uluç zihniyetinin egemen olduğu Türkiye’nin hali pürmelali:

Ali Kocatepe dinlemek farz olacak. Modern Folk Üçlüsü dinlemek sünnet olacak. Hüsnü’nün ortağına "Büyük tenor" demek ise kesinlikte vacip olacak.

Günay derhal sit alanı ilan edilecek.

Herkes Mudo’dan giyecek. Moda zevkimizi Ertekin belirleyecek.

Ülkemizde bugüne kadar yapılmış en yaman kültür programı olan "Yaşamdan Dakikalar"ın, Türki cumhuriyetlerde ve yavru vatan Kıbrıs’ta gösterimi sağlanacak.

Ayşe Arman, Türkiye’ye ya dönecek, ya dönecek...

Antalya kesinlikle ayağa kaldırılacak.

Bütün kadınlar en az Ece Gürsel kadar kültürlü olacak.

Bedri Baykam’a devlet töreniyle "harika çocuk" unvanı verilecek.

Yozgat’a Ertekin’in Ortaköy’deki kafesinin bir şubesi açılacak.

Erkekçe ve Kadınca dergileri bir daha kapatılmamak üzere yeniden yayın piyasasına sokulacak.

Sıkıcı sanat filmleri yasaklanacak. Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan Hollywood’a staja gönderilecek.

Plakası yayınlanan trafik canavarlarından birkaçı Taksim Meydanı’nda sallandırılacak.

Öcal Uluç’un seçtiği kitaplar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye ettiği kitaplar kapsamına alınacak.

Herkes kimliğini boynuna takacak. TC kimlik numaralarını almayan gafiller sokağa çıkamayacak.

Sevgililer Günü’nün adı "Hıncal Uluç Bayramı" olarak değiştirilecek.

Nasıl? Bu hayli sıkıcı hayattan bizi ancak bir koalisyon kurtarmaz mı? Ne dersiniz?

Dersimiz CHP reklamı

"CHP’nin reklamı yalan çıktı! Fotoğraflarda işsizlikten kapanmış dükkán olarak yansıtılan işyeri aslında kapanmamış" diye ciddi mi ciddi haberler yapan sevgili meslektaşlarım...

Üzgünüm ama fena halde yanılmaktasınız.

Neden mi?

Düşünün: AKP reklamlarında, "Ben oyumu AKP’ye vereceğim, çünkü AKP döneminde taksitle konut sahibi oldum" diyen adam, acaba gerçekten AKP döneminde konut sahibi olmuş ve bu yüzden oyunu AKP’ye verecek kendi halinde bir vatandaş mıdır? Yoksa o rolü oynayan bir oyuncu mudur?

Sorunun yanıtını ben vereyim: Tabii ki oyuncudur.

Parasını alır, repliğini okur, pozunu verir ve çekip gider.

Bu adamın CHP’li olması, AKP’nin reklamının yalan çıktığı anlamına gelmez.

Yani...

CHP’nin "Bu iktidar döneminde dükkánların kapısına kilit vurulmuştur" mesajını vermek için hazırlattığı "Yalanını al da git" reklamlarındaki fotoğrafın mizansen çıkmasında yadırganacak bir şey yoktur.

Kısacası şunu demek istiyorum:

İtirazını prodüksiyona değil de "reklamın mesajı"na yöneltirseniz, en azından komik duruma düşmezsiniz.
Yazarın Tüm Yazıları