GeriAhmet HAKAN Ne çektin be Yaşar Paşa
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ne çektin be Yaşar Paşa

YAŞAR Büyükanıt kimdir?

Genelkurmay Başkanlığı yapmış bir generaldir.
Genelkurmay’ın oluşturduğu ve şimdi “suç” olarak görülen internet sitelerine geçit veren komutanlardandır.
27 Nisan’da hükümete “muhtıra” vermiştir.
“Muhtıra” metnini kaleme aldığını söylemiştir.
Görev yaptığı dönemde siyasi demeçler vermekten kaçınmamıştır.
Emekli olduktan sonra altına pahalı bir araba verilmiş ve yakasına madalya takılmıştır.
Emekli olduktan sonra hakkında herhangi bir dava açılmamıştır.
Tablo budur.
Kısacası...
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un başına gelenlerin binde biri bile bir başka eski Genelkurmay Başkanı olan Yaşar Büyükanıt’ın başına gelmemiştir.

İlker Başbuğ başına gelenler karşısında...
Zerre kadar ağlamazken...
Vakur duruşunu hiç bozmazken...
Kimseden medet ummazken...
Kimseye minnet etmezken...
Hatta yakınmazken...
Yaşar Büyükanıt, sırf hakkında “Ergenekon Davası’nda gizli tanık oldu” şeklinde bir iddiada bulunuldu diye “Çekmediğim çile, dert kalmadı” havasına girerek ağladıkça ağlıyor.
Şöyle diyor Fikret Bila’ya yaptığı açıklamada Yaşar Paşa:
“Emekli olduğumdan beri huzurlu bir emeklilik yaşayamadım. Yalan söylediler, bunlarla uğraşmak zorunda kaldım. Hakkımda iftiralar attılar, eşimle ilgili iftiralar attılar. Bunlarla uğraşmak zorunda kaldım”.

İnsanın bunları okuyunca...
Yalan Dünya’nın Vasfiye Teyze’si gibi...
“Ne çektin be Yaşar... Ne çektin be Yaşar...” diye gazlama yapası geliyor.

Keşke Can Yücel’in dediği gibi bölünsek

“BÖLÜNÜYORUZ” korkusunun bazı kesimlerde tavan yaptığı bugünlerde...
Can Yücel’in istediği türden bir bölünmeden söz etmenin tam sırası...
Şöyle diyor Can Yücel:
“Keşke Türkiye ‘namuslular’ ve ‘namussuzlar’ diye ikiye bölünse”.

Keşke...
Keşke Can Yücel’in dediği gibi bölünsek de kimin hangi tarafta kaldığını fark edebilmek gibi mükemmel bir şansa sahip olsak...

Bir köşe yazarının uçak kâbusları

DİYARBAKIR’dan İstanbul’a dönerken uçakta birden karşıma Ferhat Göçer’in çıkması olayından aldığım ilhamla sıralıyorum, işte uçak kâbuslarım:

Ferhat Göçer’in uçak kapısında belirir belirmez yüzünü bana dönerek, aynı malum reklamdaki gibi bir bağırmayla “havasına suyuna...” diye şarkıya girmesi ve benim kan ter içinde uyanmam.
Uçakta Serdar Ortaç’la “Ahmet Kaya’ya çatal fırlatmak” konulu bir tartışma yapmak zorunluluğunun belirmesi ve benim sıkıntılar içinde uyanmam...
Uçakta yerimi almışken yan tarafımdaki boş koltuğa olanca ihtişamıyla Bülent Ersoy’un kurulması ve benim sıçrayarak uyanmam.
Uçakta elimdeki kitaba dalmışken Melih Gökçek’in yanımda bitip beni, “N’aber gundi” diye sarsması ve benim “Hayırdır inşallah, hayırdır inşallah” diye uyanmam.

Kocaman–Terim: İkisi arasındaki tek fark

FENERBAHÇE’nin büyük başarısının ardından...
Aykut Kocaman şöyle dedi:
“Bu Aykut Kocaman’ın başarısı değil Fenerbahçe’nin başarısıdır”.

Fatih Terim/Aykut Kocaman kıyaslaması yapmış, “Aralarında 7 fark var” diye liste çıkarmış biri olarak... Durumu yeniden gözden geçirip tavzih ediyor ve diyorum ki:
“İkisi arasındaki tek gerçek fark şudur: Fatih Terim kibir abidesi, Aykut Kocaman ise tevazu abidesidir”.

Ağaoğlu, Sinan’ı nereye götürüyor

“SİNAN Çetin/Ali Ağaoğlu” ikilisinin son reklam filminin temel sorusu şu:
“Ünlü müteahhit Ali Ağaoğlu, gözlerini bağlayarak kaçırdığı yönetmen Sinan Çetin’i nereye götürüyor?”

Bana göre ihtimaller şunlar:
Ağaoğlu, Sinan Çetin’i ormanlık bir araziye götürüp “O kadar para alıyorsun benden Sinan, şu ağaçları kes de bari bir işe yara” diyecektir.
Ağaoğlu, Sinan Çetin’i Mimarlar Odası’na götürüp “Her şeyin sorumlusu işte bu adamdır” diyerek odanın ortasına atacaktır.
Ağaoğlu, Sinan Çetin’i bir inşaat alanına götürüp “Sen misin çektiğin reklamlarla beni batıran” diyerek “Yer misin yemez misin” oyunu oynayacaktır.
Ağaoğlu, Sinan Çetin’i dönemeyecek kadar uzak bir yere bırakıp geri dönecek ve “Hepinizi bir beladan kurtardım, benden daha ne istiyorsunuz” diyecek.

Her şey biter bunlar bitmez

HER şey biter, “İbo’nun kadınları” sorunu bitmez.
Her şey biter, futbol programı geyiği bitmez.
Her şey biter, Aziz Yıldırım’ın azmi bitmez.
Her şey biter, akil insanlar mavrası bitmez.
Her şey biter, “Kaldırırım senin dokunulmazlığını” yaklaşımı bitmez.

Yılmaz dengeliyorsa diğerleri de dengelemeli

“AKİL insan” seçilen Yılmaz Erdoğan’la ilgili bir haber çıktı geçen gün bir gazetede...
Haberin unsurları şöyle:
Yılmaz Erdoğan “Kelebeğin Rüyası” filminin çekimleri için Heybeliada Sanatoryumu’nu restore ettirmiş.
Yılmaz Erdoğan’ın bu restorasyon sırasında Sanatoryum’daki Atatürk büstünü kendi elleriyle temizlediği ortaya çıkmış.
Büstü temizlemekle yetinmeyen Yılmaz Erdoğan, eline aldığı fırça ile de büstün alt kısımlarını boyamış.
Bununla da yetinmeyen Yılmaz Erdoğan, görevlilere “Sanatoryum’un hiçbir noktasında neden Türk bayrağı yok” diyerek atarlanmış.

Eğer bu “haber”, Yılmaz Erdoğan’ın “akil insan” olma durumundan kaynaklanan sorunları aşma ve bir tür denge yaratma çabasının bir ürünüyse...
Diğer akil sanatçılar da tez elden bir şeyler yapmalı:
Mesela Kadir İnanır, gazetelerden birinde şöyle bir haberin çıkmasını sağlamalı: “Kadir İnanır artık geceleri yatmadan önce ‘Nutuk’ okuyor. Ünlü sanatçının çevresindekilere ‘Nutuk okumadığım geceler gözüme uyku girmiyor’ dediği iddia edildi”.
Mesela Orhan Gencebay, gazetelerden birinde şöyle bir haberin çıkmasını sağlamalı: “Orhan Gencebay Atatürk ve bayrak konulu bir beste yapıyor... Ünlü sanatçı ‘Bayraksız Türkiye olmaz/Bayrakla sev vatanı’ ve ‘Ben Atatürk’ten bir canım’ şarkılarının çok sevileceğini söyledi”.

X

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku