GeriSpor Muhteşem üçlü (veya dörtlü?)
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Muhteşem üçlü (veya dörtlü?)

Abone Olgoogle-news

Cüneyt KORYÜREK

Bu yazının başlığını okuyunca TV'nin vurdulu-kırdılı filmlerinden birini konu aldığımı sanmayın. Ben burada Türk atletizminde bir başarının ardındaki üç kişiden bahsetmek ve atletizmde başarının nasıl bir azim, sabır, koordinasyon, insanların kaynaşması ve birbirine inanması sonunda ortaya çıktığını anlatmak istiyorum. Hikayemin üç kahramanı var. Eğer isterse, başka biri de bunun dördüncüsü olabilir.

Hikayenin ilk kahramanı Akdeniz Oyunları'nda hem de şampiyona rekoru kırarak bayanlar maraton yarışında altın madalya kazanan Serap Aktaş. Ama, Serap'ın arkasındaki iki kişi olmasa, Serap bugünlere gelemezdi. Bu iki kişiden biri Serap'ın antrenörü Neşe Çetin. Neşe, 1966-1983 yılları arasında Türkiye'de 800-3 bin metre arası yarışmalarda ipi her zaman önde göğüsleyen ve bu mesafelerde Türkiye rekorlarını kırmış, azimli, çetin ceviz, musabık bir şampiyon. Neşe, 1992'de Serap'ın antrenörü, ablası, dostu ve hemen hemen herşeyi olmuş ve Serap da 1993'den beri 1 milden maratona kadar olan mesafelerde tam 21 Türkiye rekoru kırmış. Ama, bu rekorların kırılmasında Serap'ın koştuğu, Neşe'nin koşturduğu kadar atletizmsever Yılmaz Sazak'ın da büyük katkısı olmuş. Sazak, 1995'den beri Serap'ın hamisi olmuş, ona bir aylık bağlamış, tüm yarışmalara katılması için cebinden para vermiş. Buna ilaveten, Belçikalı bir spor doktorunun da yılda bir kaç keç Türkiye'ye gelip Serap'a bakmasını ve kontrol etmesini sağlamış.

İşte size bir başarının ardındaki üç kişi. Dünyada artık, uluslararası pistlerde başarı ancak böyle bir grup çalışması sonunda oluşuyor. Serap, Türkiye için çok önemli olan Akdeniz Oyunları'nda altın madalyayı kazanmayı aklına koymuş ve başarmış. Ama, Ağustos başında Atina'da başlayacak olan Dünya Atletizm Şampiyonası'nda koşmak imkanını da, Akdeniz Oyunları'na katılması nedeniyle kaçırmış. Zira, maratoncunun bu kadar kısa bir süre içinde iki kez maraton koşmaması gerek.

Şimdi muhteşem dördüncünün bu başarılı gruba katılmasını istiyorum. Bu kişi de Spordan Sorumlu Bakan, eski atlet Yücel Seçkiner olabilir. Yücel, Serap'ı ve bu başarısını gerçekleştirmede büyük katkısı olan antrenörü, kendinin de sahadan çok iyi tanıdığı, Neşe Çetin'i Atina'ya ‘‘Bakan'ın Şeref Konukları'' olarak gönderebilir. Yılmaz Sazak, nasıl olsa Atletizm Federasyonu üyesi, o da, hatta kendi parası ile ama, resmi bir sıfatla Atina'ya gidebilir. Yücel Seçkiner'in bu ‘‘Muhteşem'' takımda yer alması için ortaya çıkan bu güzel fırsatı değerlendireceğinden eminim. Aman, beni bu konuda bir sponsor bulmak için devreye sokmasınlar. Yücel isterse bunu yapabilir. Bu arada, maddi ve manevi olarak kendinden, cebinden, zamanından ve ailesinin yaşamından da fedakarlık ederek, Serap'ın yetişmesinde bu kadar emeği geçen Neşe Çetin'in de, bu katkısının devam etmesi bakımından, Yücel bir yerlerden bir fon bulup, bu eski atlet, harika insan Neşe Çetin'in de gönlünü alabilir. Haydi Yücel, katıl bu ‘‘Muhteşem'' takıma. Atina'ya, barajı geçtikleri için gideceklere, geçen haftaki formu ile sırıkçı Ruhan Işım da katıldı.

Hiçbir şampiyonada başarılı olamayan, formundan çok uzak ve dekatlonda sonlarda sıraya girecek bir Alper Kasapoğlu'nun Atina'ya gönderilmesine kimler karar verdi, bilmek isterim. Alper'in Atina'daki başarısızlığı Alper'in değil federasyonun olacaktır. Böyle biline.

Tüm eleştiri ve önerileriniz için Fax: (0-212) 241 3647

e-mail: koryurek@superonline.com

False