Meksika ordusunun üst düzey uyuşturucu baronunu öldürmesinin üzerinden bir gün geçtikten sonra askerler kartel militanlarıyla çatışmaya devam ediyor.
Şiddet olayları nedeniyle dersleri askıya alınan çocuklar pazartesi günü Jalisco'daki Tapalpa kasabasının kaldırım taşlı sokaklarında oynarken, ana meydandaki turistik dükkanlar da açıktı. Ancak kasabanın hemen dışında, kurşun yağmuruna tutulmuş bir cipin yanında ölü bir adam yatıyordu. Hayatını kaybeden kişi, Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin lideri El Mencho lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes'in ölümüyle başlayan şiddet sarmalının son kurbanlarından biriydi.
Meksika güvenlik güçleri, El Mencho'nun ölümüne misilleme olarak ülkenin her yanında saldırılar düzenleyen kartel militanlarıyla çatışmalarını sürdürdü. Tapalpa'nın eteklerinde dumanlar yükselirken, kartel üyeleri yolları kapatmaya devam etti. Meksikalı yetkililer, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Nemesio Oseguera Cervantes'i yakalama girişiminde ve sonrasında 70'ten fazla kişinin öldüğünü bildirdi. El Mencho, Meksika'nın en güçlü suç örgütlerinden biri olan Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin kötü şöhretli lideriydi. El Mencho'nun ismi, küresel uyuşturucu imparatorluğunu yönettiği dönemde cinayet, adam kaçırma, İHA saldırıları, zırhlı araçlarla güvenlik görevlilerinin hedef alınması gibi olaylara karışmıştı.
Oseguera Cervantes, Meksika'da en hızlı büyüyen suç şebekelerinden birinin lideriydi; ABD'ye fentanil, metamfetamin ve kokain kaçırması ve Meksika hükümet yetkililerine karşı pervasız saldırılar düzenlemesiyle biliniyordu. Örgüt, onun ölümüne yaygın şiddet olaylarıyla karşılık verdi; 20 eyalette 250'den fazla yol kontrol noktası kurdu ve araçları ateşe verdi.
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin istihbarat desteği verdiği operasyonun ardından Meksika'da uyuşturucuyla ve kartellerle mücadelenin hızlanması gerektiğini belirtti. Trump'ın açıklaması, ABD'nin Meksika'da yaşananlarla yakından ilgilendiğini ortaya koydu. ABD'nin Latin Amerika genelinde egemenliğini yeniden tesis etmeye çalıştığını vurgulayan Dr. Canan Tercan, Meksika'daki durumu ve olası senaryoları Hurriyet.com.tr'ye değerlendirdi.
MEKSİKA GERGİN
Şiddet azaldı ancak Meksika, kartel patronunun öldürülmesinin ardından hala gergin durumda. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum hükümeti, selefine kıyasla uyuşturucu kartellerine karşı daha agresif bir şekilde hareket ederken, hukuk çerçevesinin dışına çıkmamaya özen gösterdi. Sheinbaum, geçmişte kartellere karşı yapılan savaşların daha fazla kan dökülmesine yol açtığını hatırlattı.
Çarpıcı operasyon, Meksika'nın uyuşturucu kartellerine karşı yeni mücadelesinde büyük bir zafer gibi görünüyor ve Başkan Trump'ın aynı suç gruplarına karşı Meksika'da saldırılar düzenleme tehdidini azaltmada yardımcı olabilir. Öte yandan El Mencho'nun ölümü ülkeyi kaosa da sürükledi; silahlı gruplar ülkenin 32 eyaletinden 20'sinde misilleme yaptı. Güvenlik güçlerine saldırdılar, otoyolları bloke ettiler ve süpermarketleri, bankaları ve araçları ateşe verdiler. Meksika'daki olaylarda şu ana kadar en az 62 kişi öldü.
İran'da 15 günü geride bırakan eylemlerde sokaklar göstericilerle doldu. Riyaldeki sert değer kaybı ve ekonomik sorunlara tepki gösteren esnaf, büyük şehirlerde kepenk kapattı. Eylemler, başlangıçta küçük kitlelerin bir araya gelerek tepkilerini dile getirdiği gündüz gösterileriyken, kısa sürede rejime karşı bir isyan dalgasına dönüştü. Protestocular güvenlik görevlilerini öldürdü, polise ait binaları ateşe verdi ve devlet kurumlarını hedef aldı. Tahran yönetimi, göstericilere sert karşılık verdi. Ülkede çok sayıda protestocunun gözaltına alındığı ve yüzlerce kişinin öldürüldüğü öne sürüldü.
ABD ve İsrail, İran'da hükümetin düşmesi için devrede olduğunu gizlemiyor. ABD Başkanı Donald Trump, eylemlerin henüz ciddi bir boyut kazanmadığı ilk günlerinde, göstericilere müdahale edilmesi durumunda İran'a saldıracaklarını söylemişti. Trump, bugün yaptığı açıklamada ise İran'a karşı harekete geçebileceklerini bildirdi. Tahran, saldırıya uğraması durumunda ABD ve İsrail'e ait askeri ve ekonomik tesislerin meşru hedef olacağını duyurdu. İsrail'in bölgede; kendi güdümünde, zayıf ve bölünmüş ülkeler oluşturmaya çalıştığını belirten Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe ve Dr. Çağatay Balcı, Hürriyet'e yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin bölgede olası bir savaş ve karışıklıktan doğrudan etkileneceğini kaydetti.
İran'daki gösterilere müdahale sonucu çok sayıda kişinin öldürüldüğü iddia edildi. AFP'nin doğruladığı görüntülerde, bir adli tıp kurumunun önünde cesetlerin yığıldığı görüldü.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43082633&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
'BU PROTESTOLARI FARKLI KILAN TRUMP OLDU'
İran Araştırmaları Merkezi analisti Dr. Çağatay Balcı, protestolarla "Bu tür halk hareketleri İran'da tırnak içinde bir kronik sorun. Yani 1999'dan itibaren çeşitli periyotlarla bu tür halk hareketleri yaşandı" yorumunda bulundu.
Akademisyen isim "Örneğin 2009'da Ahmedinejad'ın kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşananlar bunun kat kat fazlasıydı. İşte o zaman yeşil hareketten bahsediyorduk. Örneğin 2017 ve sonrası, özellikle 2022'deki Mesha Emini gösterileri ve İran'ın gösterilere sert müdahalesi aslında alışılmamış bir durum değil İran açısından. Burada bu süreci istisnai kılan husus Trump'ın açıklamaları oldu." dedi.
ASKERİ MÜDAHALE OLASILIĞI
Şam yönetimi, Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde sivillere yönelik ihlallerde bulunan terör örgütüne ait unsurların bölgeden temizleneceğini kaydetti. Suriye, harekatın PKK/YPG'nin güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik saldırılarına yanıt olarak başlatıldığını belirtti.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43078972&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
Suriye hükümetinin yaptığı açıklamada, SDG adıyla faaliyet gösteren PKK/YPG terör örgütünün Halep'le ilgili açıklamalarının gerçek durumu yansıtmadığı ve yanlış değerlendirmeler içerdiği vurgulanarak, örgütün faaliyetlerinin 1 Nisan 2025'te varılan anlaşmaya aykırı olduğu ifade edildi. Güvenliğin temini ve halkın korunması görevinin, anayasa ve geçerli mevzuat uyarınca sadece devletin ve yasal kurumlarının yetkisinde olduğunun altı çizildi.
Suriyelilerin korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını, bunun değiştirilemez ulusal ve yasal bir yükümlülük olduğunu vurgulayan Suriye hükümeti, Halep'te sivil halkın korunmasına, güvenliklerinin sağlanmasına ve mülklerine zarar verilmemesine özen gösterildiğini söyledi. Şam yönetimi, Şeyh Maksud ve Eşrefiye'yi tahliye etmeye başlayarak, sivilleri geçici barınma merkezlerine ve camilere yerleştirdi.
Suriye'nin operasyonu şu an için 2 mahalleyle sınırlı olsa da Fırat'ın doğusunda uzun süredir devam eden gerilim, daha geniş çaplı bir askeri harekat ihtimaline işaret ediyor. Şam yönetimi, Suriye'de merkezi yönetimi kabul etmeyen YPG/PKK'nın askeri mevzilerini meşru hedef ilan etti. 10 yılı aşkın süren iç savaşın ardından bir kez daha çatışmanın eşiğine gelen Suriye'deki son durumu Güvenlik Politikaları uzmanı Coşkun Başbuğ ile konuştuk.
'PROVOKATİF EYLEMLER MÜDAHALEYİ ZORUNLU KILDI'
Başbuğ, Türkiye'nin uluslararası kamuoyuna karşı sorumlu davranarak Suriye'deki sürece zaman tanıdığını ancak Şam ile SDG arasındaki görüşmelerin sonuçsuz kaldığını vurguladı. Başbuğ'a göre, terör örgütünün son aylardaki provokatif eylemleri, nihai askeri müdahaleyi zorunlu kıldı.
YPG/PKK'nın sivilleri hedef almasını "bardağı taşıran son damla" diye tanımlayan Başbuğ, şunları dile getirdi:
ABD Başkanı Donald Trump'ın verdiği nihai emirle başlatılan "Mutlak Kararlılık Operasyonu", Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun yakalanmasıyla sonuçlandı.
Operasyona dair bilgi paylaşan ABD'li yetkililer, Maduro ve eşinin yatak odalarından çıkarılırken yerde sürüklendiklerini bildirdi. Aylar süren CIA çalışması ve özel kuvvetlerin titiz eğitim sürecinin ardından gerçekleşen operasyon, Venezuela'da ağır can kaybına yol açarken, uluslararası alanda da büyük yankı uyandırdı.
VENEZUELALI MUHBİRLER CIA'E BİLGİ VERDİ
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalama operasyonu için aylar öncesinden hazırlıklara başladı. Ağustos ayında CIA'ye bağlı küçük bir ekip, Venezuela'ya gizlice sızdı. CIA ekibi, Venezuela'nın başkenti Caracas'ta tespit edilmeden aylarca faaliyet gösterdi. CIA'in topladığı bilgiler, insansız hava araçları (İHA) ve muhbirlerden alınan bilgilerle desteklendi. ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, CIA'in operasyonu sayesinde Maduro'nun günlük rutinlerinin en ince detayına kadar öğrenilip haritalandırıldığını kaydetti.
Venezuela'ya sızan CIA ajanları, Caracas'ta ABD Büyükelçiliği'nin kapalı olması nedeniyle yüksek risk altında çalıştı. Operasyonlarının fark edilmesi halinde Venezuela'dan güvenle çıkmalarını sağlayacak diplomatik bir kanal yoktu. Delta Force komandolarının gerçekleştirdiği operasyon için CIA'in çalışmaları hayati önem taşıdı. ABD'li üst düzey yetkililere göre CIA'in sağladığı veriler olmadan, Venezuela lideri Maduro'nun yakalanması mümkün görünmüyordu.
Venezuela Devlet Bakanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores
TRUMP'IN MADURO İLE GÖRÜŞMESİ
Trump, operasyondan bir hafta önce Maduro ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek, Venezeula liderine görevden ayrılması gerektiğini söyledi. Bu görüşme sırasında Venezuela kıyılarında bir ABD savaş gemisi filosu bulunuyordu ve CIA ekibi ülkede faaliyetlerine devam ediyordu.
İsrail Başbakanı Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve GKRY Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile pazartesi günü Doğu Kudüs'te düzenlenen zirvede bir araya geldi. Görüşme öncesi İsrail basınında yer alan haberlerde, "üçlü ittifak" diye tanımlanan yapının enerji iş birliğinden askeri bir ortaklığa dönüştüğü belirtilmişti. Zirvenin ardından basın toplantısı düzenleyen üç isim, görüşmede askeri iş birliğinin öne çıktığını kaydetti.
Yunan ve Güney Kıbrıslı liderlerle, "başta güvenlik olmak üzere enerji, teknoloji ve diğer alanlarda ortaklık geliştirilmesini ayrıntılı biçimde değerlendirdiklerini ifade eden Netanyahu, "Kendimizi savunmaya kararlıyız ve bunu yapabilecek gücümüz var" dedi.
BİRLİKTE ÇALIŞACAKLAR
Hindistan'dan başlayıp, Orta Doğu'dan geçerek Doğu Akdeniz üzerinden Yunanistan'a ve oradan da Avrupa'ya uzanması planlanan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) da toplantının öne çıkan gündem maddelerindendi. ABD Başkanı Donald Trump ile IMEC'in nasıl hayata geçirilebileceğine dair konuşacağını belirten Netanyahu, Yunanistan ve GKRY ile bu konuda birlikte çalışacaklarını bildirdi.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=43064146&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
Netanyahu, Atina ve Lefkoşa hükümetleriyle "güvenlik ve savunma iş birliğini derinleştirme konusunda anlaştıklarını" da sözlerine ekledi. Basın mensupları Miçotakis ve Hristodulidis'e "Türkiye'ye mesajınız nedir?" diye sorunca İsrail Başbakanlık Ofisi'nden bir yetkili araya girdi. Yetkili, konuk liderlerin soru almayacağını belirtti.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack İsrail'in hedefinde. Barrack'ın, Türkiye'nin F-35 programına dahil olması ve Gazze'ye konuşlandırılması planlanan uluslararası güçte Türk askerlerinin de yer alması için sürdürdüğü diplomatik girişimler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yönetiminin tepkisini çekti. İsrail basını, pazartesi günü Tel Aviv'i ziyaret edecek Barrack'ın "gerilimli" görüşmeler gerçekleştireceğini belirtti.
Gazze'de barış planının ikinci aşamasına geçilmesi tartışılırken İsrail'in Türkiye aleyhine girişimleri hız kazandı. Tel Aviv, Türkiye'nin Gazze'de görev alacak barış gücünde bulunmamasını isterken, ABD'nin Ankara ile F-35'ler konusunda anlaşmasına da karşı çıkıyor. İsrail'in Türkiye'ye karşı hamlelerini Hurriyet.com.tr'ye yorumlayan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, Tel Aviv'in Gazze ve F-35'ler konusundaki tavrının bölgede güç dengelerinin değişmesi ihtimaliyle ilişkili olduğunu dile getirdi.
Dr. Günyel, İsrail'in Gazze'de çözüm değil süreci uzatmak ve ardından bölgeyi işgal etmek istediğini vurguladı. Tel Aviv'in Gazze'de kendisine bağlı bir yapı istediğini açıklayan Günyel, Türkiye'nin orada konuşlanmasıyla hem altyapı faaliyetlerinin hayata geçirilebileceğini hem de güvenliğin sağlanacağını söyledi. Günyel, Ankara'nın sahada bulunmasıyla Tel Aviv'in hesaplarını bozacağı yorumunu yaptı.
BARRACK'IN ZİYARETİ ÖNCESİ GERİLİM TIRMANDI
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, pazartesi günü İsrail'e gerçekleştireceği ziyaret öncesinde diplomatik gerginlikler tırmandı. Barrack'ın, Netanyahu ile birlikte üst düzey hükümet ve güvenlik yetkilileriyle bir araya gelmesi planlanıyor.
Barrack'ın temasları, Trump'ın Gazze barış planında yer alan düzenlemelere ilişkin Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği bir ortamda gerçekleşecek. İsrailli siyasi kaynaklar, Barrack'ın Tel Aviv'de giderek şüpheyle yaklaşılan bir figür olduğunu ifade etti.