Geçtiğimiz günlerde X’te yapılan bir paylaşım pek çoğumuzu şaşırttı çünkü paylaşımda Melis isminin bir dönem yasak olduğu yazıyordu. Bugün ülke genelinde 34 bin 909 kişinin taşıdığı bu ismin, bundan yalnızca 35-40 yıl önce yasaklı olduğunu ise neredeyse kimse hatırlamıyor.
Biz de Türkiye’nin ilk Melislerinden biriyle, ismini kullanma hakkı edininceye kadar nüfus cüzdanı çıkarılmayan Melis Binay ile konuştuk, ona ailesinin bu süreçte yaşadıklarını ve ismiyle kurduğu bağı sorduk…
Önce konunun kısa bir özetini geçelim. Jale ve Özgen Binay çifti, 8 Mart 1987’de dünyaya gelen kızlarının nüfus cüzdanını çıkartmak için doğumdan hemen sonra Kadıköy Nüfus Müdürlüğü’ne başvurdu.
Burada kızlarına Melis ismini koymak istediğini beyan eden baba Özgen Binay’a bu ismin “yasak olduğu” söylendi. Gerekçe ise “isim ambargosuydu”. Çünkü isim Latince kökenliydi ve bu da onu isim ambargosuna sokuyordu. Aileye kızlarına bu ismi veremeyecekleri iletildi ancak hikâye tam da bu noktada başladı.
Venezuela’nın tarihi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya düzenlediği operasyon ve Venezuela lideri Nicholas Maduro’yu yakalamasıyla belki de tamamen değişti. Ülkenin tarihi aslında petrolden kazandığı gelirle ve ABD ile yer yer karar ortaklığı yer yer gerilim ekseninde ilerleyen ilişkisiyle şekilleniyor demek yanlış olmaz. Trump, ülkesinin Venezuela ile politik mücadelesinde yeni ve öngörülemeyen bir çağ başlattı. Bu çağ, önceki kırılma noktalarında olduğu gibi yine petrolle ilişkili.
ABD Başkanı’nın açıklamasına göre, Venezuela’ya Maduro ve eşi Cilia Flores’i yakalamak için düzenlenen operasyonun maliyeti yine Venezuela’nın geniş petrol rezervlerinden elde edilen gelirden karşılanacak. Öyle ki Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) verilerine göre, Venezuela’nın petrol rezervleri dünyadaki toplam petrol rezervlerinin yüzde 17’sine tekabül ediyor.
Trump, ülkede düzenli bir geçiş sağlanana kadar Venezuela’yı ABD’nin yöneteceğini duyurdu ve ülkenin ekonomik olarak toparlanması için Venezuela’nın elindeki hammaddelerin kullanılacağını belirtti. ABD Başkanı, Mar-a-Lago’daki konutundan basına verdiği demeçte, saldırıya dair değerlendirmede bulunurken şunları söyledi:
“ABD’nin devasa petrol şirketleri -ki bu şirketler dünyanın en büyüğü- gidip (Venezuela’da) milyarlarca dolar harcayacak ve ciddi şekilde bozulmuş olan petrol altyapısını tamir edecek.”
ABD, Maduro'yu uyuşturucu kaçakçılığı ve narkoterör gerekçesiyle yakaladığını dile getirse de konuyla ilgili açıklamalar çoğunlukla petrol çerçevesinden yapılıyor.
"ABD'DEKİ BAZI RAFİNERİLER SADECE VENEZUELA PETROLÜNE AYARLI"
Emekli Belgrad ve Havana Büyükelçisi Hasan Servet Öktem, petrolün neden ABD-Venezuela çatışmasının merkezinde yer aldığını Hurriyet.com.tr için değerlendirdi.
Venezuela’nın petrol üretiminin eskiden günde 3 milyon varil seviyesinde olduğunu hatırlatan Öktem, Venezuela devletine bağlı petrol şirketi PDVSA'nın geçirdiği değişime değinerek, “Dolayısıyla ülkenin normali bu. Maduro zamanında devlet şirketi PDVSA’da, yolsuzluklar ve liyakat sahibi kişilerin görevlendirilmemesinden ötürü verimlilik düştü” dedi.