Özge Esen

Etiyopya’da fotosafari yapan 2 Türk işinsanı soygun kurbanı

15 Ocak 2026

Şirketleri 35’ten fazla ülkeye ihracat yapan işinsanı Erdoğan Akbulak ve Cengizhan Güngör’ün arkadaşlarıyla turistik seyahat amacıyla gittiği Etiyopya’da farklı yerel unsurların çatışmalarına denk geldiği ve hayatını kaybettiği belirtilmişti. Önceki gün Silkar Madencilik Genel Müdürü Murat Türkoğlu da Hürriyet’e yaptığı açıklamada bir çatışma olduğu bilgisini teyit etmiş; ancak çatışmanın neden çıktığını bilmediklerini, sağlıklı bilgi alamadıklarını söylemişti.

ÖNDEKİ ARAÇ KAÇABİLDİ

Türkiye’nin Addis Ababa Büyükelçisi Berk Baran da olayla ilgili yaptığı açıklamada, dört Türk vatandaşının turistik amaçlı olarak iki araçla seyahat ettiğini, öndeki araçta yer alan iki kişinin saldırıdan kaçabildiğini söyledi. Saldırıdan yara almadan kurtulan vatandaşlar durumu Büyükelçiliğe iletirken, olay yerinde güvenlik güçlerinin incelemelerde bulunduğu öğrenildi.

ŞOFÖR DİRENİNCE...

Hürriyet’in edindiği bilgilere göre  ise olayın farklı gruplar arasındaki bir çatışmadan değil, ‘soygun’dan kaynaklandığı ortaya çıktı. Buna göre, Akbulak, Güngör ve arkadaşları 2 araçla seyir halindeyken önleri yerel bir grup tarafından soygun amacıyla kesildi. Öndeki araç kaçabildi. Ancak şoförün direnmesi üzerine öldürüldüğü; Akbulak ile Güngör’ün de burada hayatını kaybettiği belirtildi. Akbulak ve Güngör’ün cenaze namazı bugün öğle namazını müteakip Şakirin Camii’nde kılınacak; Akbulak bugün Karacaahmet Mezarlığı’na, Güngör ise yarın Balıkesir-Gönen-Armutlu’daki aile kabristanına defnedilecek.

Tarık Hotamışlıgil sosyal medyada, birlikte katıldıkları fotosafari turunda çekilen bu fotoğrafı paylaştı.1990 yılında Silkar Madencilik’in temellerini atan Erdoğan Akbulak’ın şirketleri 35’ten fazla ülkeye ihracat yapıyordu. PALMET Enerji’nin kurucularından olan Cengizhan Güngör, aktif iş hayatını bıraktıktan sonra doğa fotoğrafçılığına yönelmişti. 

ÖNDEKİ CİPTE OLAN HOTAMIŞLIGİL DEHŞETİ ANLATTI: ATEŞ ALTINDA KALDIK ONLAR KAÇAMADILAR

Etiyopya gezisine Akbulak ve Güngör ile birlikte arkadaşları Tarık Hotamışlıgil de katılmıştı. O öndeki cipteydi, Akbulak ve Güngör ise hemen arkalarındaki araçtaydı. Hotamışlıgil, yaşananları sosyal medya hesabında anlattı: “Yıllar çok çabuk geçiyor, Erdoğan’la dolu dolu tam 40 yıl kardeş gibi yaşadık, büyüdük, birlikte çok güzel günler geçirdik. Erdoğan da Cengizhan da her tanıyanın kalbine dokunmayı başarıyorlardı. Etiyopya’ya yeni bir kültürü tanımaya, birlikte fotoğraf çekmeye, şaşırmaya gitmiştik. 

Yazının Devamını Oku

Çalışanlar hediye konusunda özgür olmak istiyor... Öncelik özel hissettirecek hediyeler

4 Ocak 2026

YENİ yıl döneminde pek çok şirket, çalışanlarını motive edecek ve iş tatminini artıracak özel hediye paketleri hazırlıyor. Yılbaşı hediyesi olarak akla ilk ajanda geliyor. Ancak ajandaya olan talep her geçen yıl azalıyor. Dijital dünyanın getirdikleriyle artık ajandanın yerini dijital hediye çekleri aldı. Hem yapılan araştırmalar hem de sektör temsilcilerinin dediğine göre, işverenler artık tek tip hediye uygulamalarındansa çalışanların kendi ihtiyaçlarına ve yaşam tarzlarına göre seçim yapabildiği esnek ve dijital çözümlere yöneliyor.

Peki, çalışanların motivasyonu yeni yıl hediyelerinden etkileniyor mu? Workplace Impact Report’a göre, çalışanların yüzde 75’i, küçük bile olsa bir takdir görmenin motivasyonlarını önemli ölçüde artırdığını belirtiyor. Araştırmalar, bu konuda hediyelerin de oldukça etkili olduğunu ortaya koyuyor. Hatta hediyenin ‘değeri’ ne kadar artarsa memnuniyet de o kadar artıyor.

Sinem Hekimoğlu

HATIRLANMAK İSTİYORLAR

Pluxee’nin kurumsal hediye çözümü Pluxee Hediye ile de şirketler, çalışanlarına bakiye tanımlayarak pek çok kategoride istedikleri hediyeyi almalarına imkân sağlıyor. Pluxee Türkiye Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Sinem Hekimoğlu, çalışan deneyiminin şirketlerin başarı yolculuğundaki belirleyici rolüne dikkat çekerek şöyle konuştu: “Ipsos ile 10 ülkede 8 bin 700 çalışanla yaptığımız araştırma, çalışanların artık emeklerinin karşılığında daha net, somut ve kişiselleştirilmiş haklar beklediğini gösteriyor. Türkiye’de de çalışanların yüzde 36’sı ihtiyaçlarına uygun yan hakları daha cazip buluyor. Araştırmalar aynı zamanda çalışanların özellikle yeni yıl gibi dönemlerde hatırlanmak istediklerini ve kurumların büyük bölümünün bu dönemde kurumsal hediye verdiğini gösteriyor. Birçok işveren, çalışanlarını özel hissettirecek ancak operasyonel açıdan yük yaratmayacak bir hediye çözümü arayışına giriyor.”

Güntay Bakır

Yazının Devamını Oku

Mustafa Sandal ‘izinsiz eser’ davasını kazandı

9 Eylül 2025

 Sandal’ın avukatı Ergin Akçay tarafından İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde sanatçının telafisi imkansız maddi ve manevi zarara uğradığı öne sürüldü. 2 yıldır görülen davada karar açıklandı ve mahkeme Mustafa Sandal’ı haklı buldu.

Mahkeme, Şahin Özer’e ait iki şirketin davaya konu müzik eserleri dijital mecralarda izinsiz kullanmasının ve umuma iletmesinin önlenmesine karar verdi.

Mahkeme Özer’in iki şirketinin bu eserler üzerindeki haksız tecavüzünün ortadan kaldırılmasını hükmetti. 

Yazının Devamını Oku

Görünmez lider ‘alışkanlıklar’

6 Eylül 2025

HAYATIMIZIN yüzde 40’tan fazlasını alışkanlıklar oluşturuyor. Kurumsal hayatta da alışkanlıklar hüküm sürüyor; davranışları şekillendiriyor, verimliliği ve üretkenliği artırıyor, aynı zamanda kurum kültürünün omurgasını oluşturuyor. Çalışanlar ise küçük ama istikrarlı davranış değişiklikleriyle iş hayatında çok daha verimli olabiliyor. Olumlu alışkanlıklar, kurum kültürünü de olumlu yönde dönüştürüyor. Uzmanlar, kurumsal hayatta başarılı olmak için önce alışkanlıkların düzenlenmesi gerektiğini ve alışkanlıkların yerleşmesi için kurumların, süreci görünür, tekrarlanabilir ve ödüllendirilebilir hale getirmesi gerektiğini vurguluyor. Üretkenliğin doğru alışkanlıklarla yüzde 20-30 oranında artabileceğini vurgulayan uzmanlar, küçük alışkanlıklarla başlamanın çok daha kalıcı olduğunu ifade ediyor.

Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu

GÜNLÜK DAVRANIŞIN %43’Ü ALIŞKANLIK

Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, “Araştırmalar, günlük davranışlarımızın yaklaşık yüzde 43’ünün alışkanlıkla gerçekleştiğini gösteriyor. Dolayısıyla iş yaşamındaki performansın temelinde de alışkanlıklar bulunuyor” diyerek şöyle devam etti: “Alışkanlıklar, bireylerde olduğu gibi kurumlarda da görünmez bir ‘işletim sistemi’ gibi çalışıyor. Toplantıya zamanında katılmak, düzenli geri bildirim vermek, başarıyı kutlamak veya mesai dışında e-posta trafiğini sınırlamak gibi küçük davranışlar tekrarlandığında kültürün yönünü belirliyor. Davranış bilimci BJ Fogg’un B=MAP modeli de bir davranışın gerçekleşmesi için motivasyon, yetkinlik ve tetikleyicinin aynı anda devrede olması gerektiğini söyler. Ancak iş hayatında sadece motivasyona yaslanmak sürdürülebilir değildir. Kalıcı değişim, davranışların otomatikleşmesini sağlayan alışkanlıklarla mümkün olur.”

ÜRETKENLİĞİ YÜZDE 30 ARTIRIR

Abacıoğlu, “Araştırmalar, çalışan bağlılığı ve üretkenliğin doğru alışkanlıklarla yüzde 20-30 oranında artabileceğini gösteriyor. Düzenli bire bir görüşme yapan ekiplerin bağlılığı 3 kat yükseliyor. Kısa ve odaklı toplantılar ise yüzde 25’e kadar zaman kazandırıyor” dedi. Olumsuz alışkanlıkların başında gereksiz uzayan toplantılar, bitmeyen e-posta zincirleri, takdir eksikliği, geri bildirimin ertelenmesi ve mola vermeden çalışma geldiğini belirten Abacıoğlu, “Bunlar zamanı emerken motivasyonu da düşürüyor. Çalışanları yukarı taşıyan iyi alışkanlıklar ise düzenli ve kısa bire bir görüşmeler, takdirin sürekliliği, açık iletişim, güne beş dakikalık hedef kontrolü ile başlama ve iş-özel hayat sınırlarına saygı olarak sıralanabilir. Bu davranışlar sistemli biçimde tekrarlandığında kültür de doğal olarak güçleniyor” diye konuştu.

“Kültürü dönüştürmek isteyen her kurumun atması gereken ilk adım, alışkanlıklarını yeniden tasarlamaktır” diyen Abacıoğlu, “Çünkü bireyler ve kurumlar, büyük değişimleri bir anda değil, küçük alışkanlıkları sistemli şekilde inşa ederek başarır” dedi.

Yazının Devamını Oku

Şirketler özel izinlerle öne çıkmaya çalışıyor: Yetenek savaşında ‘izin’ler çoğaldı

5 Ağustos 2025

DOĞUM günü izni, regl izni, karne izni, evcil hayvan bakımı izni.... Günümüzde çalışanların ihtiyaçları ve beklentileri değişiyor ve bu da iş hayatının dilini değiştiriyor. Bir adım öne geçmeye çalışan ve elindekilerin değerini bilmek isteyen şirketler izin günlerinin kapsamını genişletiyor. Şirketler, özel izin uygulamalarını çoğaltarak çalışanlarının fiziksel ve mental sağlıklarına daha fazla önem vermeye başladı. Son dönemde özellikle büyük kurumlar, yayınladıkları iş ilanlarında “seni neler bekliyor” başlığı altında sağladıkları özel uygulamalarını sıralıyorlar. Bu şekilde “Sadece çalışmanı değil, iyi hissetmeni de önemsiyoruz” diyorlar ve yetenekleri çekmeye çalışıyorlar. İK yöneticileri de bu uygulamaları yapan şirketlerin sayısının da her geçen gün arttığını belirtiyor. Konuştuğumuz uzmanlar, artık çalışanların bir kurumda sadece iş yapmayı değil, kendilerini iyi hissetmeyi de önemsediğini ve işverenlerin de çalışan deneyimine artık daha fazla önem verdiğini söylüyor. “İzin politikaları işveren markasını güçlendiriyor” diyen uzmanlara göre, şirketler sundukları özel izinlerle çalışanlarına sadece iş değil; anlam, aidiyet ve takdir de sunuyor.

ÇALIŞAN BEKLENTİSİNE GÖRE ŞEKİLLENİYOR

Kolay İK COO’su Tunca Üçer, “İzinlerde çeşitliliğe gidilmesinin temel sebeplerinden biri, günümüz iş dünyasında çalışanların ihtiyaçlarının ve beklentilerinin sürekli değişmesi. Özellikle iş-yaşam dengesini kurma talepleri, fiziksel ve mental sağlıklarına daha fazla önem vermeleri ve motivasyonlarını artıran uygulamalara duydukları ihtiyaç, bu çeşitliliğin başlıca nedenleri arasında yer alıyor” diye konuştu.

“İzin politikaları artık yalnızca yasal zorunlulukları yerine getirme aracı değil; aynı zamanda işveren markasını güçlendiren stratejik bir unsur haline geldi” ifadelerini kullanan Üçer, “Şirketler, sundukları özel izinlerle hem yetenekli çalışanları çekmeyi hem de mevcut ekiplerinin motivasyonunu ve bağlılığını artırmayı hedefliyor. Özellikle genç kuşaklar, bireyselleştirilmiş ve esnek çalışma koşullarına daha fazla değer veriyor. Bu da kurumları, izin uygulamalarını daha esnek ve kapsayıcı hale getirmeye yönlendiriyor” şeklinde konuştu.

UYGULAYAN ŞİRKET SAYISI ARTIYOR

Özel izinleri sağlayan şirket sayısının ve bu uygulamaların her geçen gün arttığını belirten Üçer, “Başta büyük ve yenilikçi şirketlerle başlayan bu trend giderek daha geniş bir kesim tarafından benimseniyor. Doğum günü izni, mental sağlık günü, evcil hayvan bakımı ya da regl izni gibi uygulamalar artık daha fazla gündeme geliyor. Kolay İK’da da sabah kalktığında kendini çalışmaya hazır hissetmeyen bir çalışan, o gün çalışmama hakkına sahip; sadece bilgi vermesi yeterli. İzin politikalarını ihtiyaçlara göre düzenlemek işveren olarak çalışanlara verilen değerin bir yansıması. Ancak çalışanların da güçlü bir sorumluluk duygusuna sahip olması, bu izinleri belirttikleri gerekçelerle kullanmaları karşılıklı güven açısından önemli” ifadelerini kullandı.

Yazının Devamını Oku

Yangında hayat kurtaran battaniye

28 Ocak 2025

Yangın söndürme tüpü, yağmurlama sistemi derken yangın battaniyesi de öne çıkan ürünlerden oldu. Peki yangın battaniyesi ne işe yarıyor? Görüştüğümüz uzmanların anlattığına göre battaniye, çıkan alevin üzerine atılarak yangının büyümeden söndürülmesini sağlıyor. Piyasada genellikle tercih edilen yangın battaniyesi boyutu 100 cm x100 cm olanı. Ürün şu sıralarda piyasada ortalama 430 TL’den satılıyor. 200 cm x 200 cm boyutundakilerin fiyatı ise 700 ila 800 lira.

Lorex firmasının satış müdürü Meriç Kar, taleplerin yangından sonra yüzde 100 arttığını belirtti. Kar, otellerin de toplu alım için aradıklarını söyledi. Kar, “Kıvılcım alev aldığında battaniyeyi üzerine örtüyorsunuz, battaniye o ateşin oksijenini kesiyor ve ateşi söndürüyor. Mutfak olan her yerde gerekli bir ürün” diye konuştu. Dry Yangın Güvenlik Sistemleri şirketinin patronu Hüseyin Demir ise yangın battaniyesinin otel, AVM gibi toplu yaşam alanlarında hazır bulundurulması gerektiğini söyledi: “Aynı zamanda restoranlarda kızartma yapılan cihazların üzerine de koyulabiliyor. Yangın battaniyesini iş güvenliği gereği en çok kaynakçılar kullanıyor. Yangına müdahale ederken tutuşan kişiyi buna sararak söndürebilirsiniz.”

Yazının Devamını Oku

Kahvenin hatırı var

1 Ekim 2024

DÜNYANIN kahvesi biraz acılaşabilir. En büyük kahve üreticisi Brezilya’da kuraklık ve ikinci en büyük konumundaki Vietnam’da yaşanan şiddetli tayfunlar, küresel kahve tedarik zincirlerini önemli ölçüde sekteye uğrattı. İklim olayları üretim maliyetlerini artırdı ve kahve fiyatları 263 dolar seviyesine ulaştı. Brezilya ‘Arabica’ pazarına hakimken, Vietnam hazır kahvede kullanılan daha ucuz ‘Robusta’ çekirdeğinin dünyadaki lider üreticisi konumunda. Uluslararası Kahve Örgütü (ICO), fiyatların 2024’ün üçüncü çeyreğinde yaklaşık yüzde 20 artarak neredeyse son 10 yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını bildirdi. Piyasadaki tırmanış Türkiye’de de fiyatlara yansıdı.

 

LA NİNA ETKİSİ BAŞLADI

Kahve fiyatlarındaki yükselişin devam edeceğini belirten Vadeli İşlem ve Emtia Piyasaları Uzmanı Zafer Ergezen, “Vietnam’da sıcaklıklardaki değişim kahve rekoltesinin düşmesine yol açtı. Özellikle Robusta türü kahvede rekoltenin azaldığını gördük. Bu da üreticilerde ‘fiyatlar yükselecek’ mantığıyla satış iştahını azalttı. Dolayısıyla kahve arzının azalmasıyla beraber fiyatlarda artış da görüldü. Buna ek olarak son bir yılda El Nino etkisi vardı ve bunun etkisini tüm piyasalarda görmüştük. Fakat El Nino artık bitti ve yerine La Nina etkisi başladı. Bununla birlikte Brezilya’da kuraklık olması kahve rekoltesinde düşüş beklentisine neden oldu. Özellikle gelecek sezona yönelik tahminler düşük. Bu da doğal olarak kahve fiyatlarında yükselişe yol açtı” dedi.

KAKAO KRİZİNE BENZEYECEK

Kahve fiyatlarının küresel etkisinin Türkiye’ye de yansıması kaçınılmaz. Ergezen, “Son dönemki artışlar kalıcı gibi görünüyor. Bunu kakao fiyatlarındaki gelişime benzetmek mümkün. Kakao fiyatlarındaki artış çikolata fiyatlarına hemen yansımamıştı ama bugün gelinen noktada başta Avrupa olmak üzere çikolata fiyatlarında yüzde 50’yi aşan artışlar gördük. Genel olarak dünyada kahve fiyatları yükselecek ve Türkiye’de de fiyatları yükseltmesi kaçınılmaz” değerlendirmesini yaptı.

FİYAT ARTIŞI YÜZDE 50’YE VARIYOR

Yazının Devamını Oku

Eylül ve ekimde 1 milyonun üzerinde Alman bekleniyor: Turizmde güz bereketi Almanlardan

14 Eylül 2024

Antalya’nın ikinci pazarı olan ve bu yıl en büyük büyüme kaydeden Almanya pazarı, sonbahar döneminde atağa geçti. Turizmciler, eylül ve ekim aylarında Almanya’dan Antalya’ya önemli bir rezervasyon yoğunluğu yaşandığını ifade etti. Eylül ve ekim olmak üzere iki ayda 1 milyonun üzerinde Alman turistin Antalya’ya gelmesini beklediklerini söyleyen sektör temsilcileri, rezervasyon yoğunluğunu fiyatların düşüşüne bağlıyor. Alman basınında çıkan haberlerde de Alman tur operatörlerinin sonbahar döneminde Akdeniz çanağındaki destinasyonlara ve özellikle Türkiye’ye yoğun ilgi olduğu ifade ediliyor.

EKİMDE ALMANLAR RUSLARI GEÇER

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Antalya’ya gelen kişi sayısının dün itibariyle 12 milyon 500 bin kişiyi geçtiğini belirtti. Kavaloğlu, “Almanlar Ruslardan sonra ikinci sırada geliyor. Geçen sene eylül ayında 485 bin Alman geldi, ekim ayında ise 575 bin Alman geldi. Bu sene de eylül ve ekim aylarında 1 milyonun üzerinde Alman, Antalya’yı tercih edecek” bilgisini verdi. Kavaloğlu ayrıca ekim ayında gelecek Alman sayısının Rus sayısını geçeceğini de ifade etti.

‘1.5 MİLYONU AŞARIZ’

Kasım ayıyla ilgili de değerlendirme yapan Kavaloğlu, “Kasımda fiyat avantajı ve iklim şartlarının el vermesiyle birlikte iyi bir kasım ayı geçireceğimizi düşünüyoruz. Fakat, Almanya’nın üçüncü büyük tur operatörü FTI Group’un iflasının etkisini hissedeceğiz. Çünkü Antalya’ya çok konsantre olan bir operatördü. Bu kışın biraz zorlanacağımızı düşünüyoruz. Geçen sene kasım ayında toplamda Antalya’da 400 bin turist sayısını geçmiştik. Bu sene de kasımda toplamda 400 binin üzerinde turist hedefliyoruz” dedi.  Kavaloğlu, “Aralıkta Antalya’ya gelen turist sayısı toplamda 315 bin. Ocakta 230 bin, şubatta 230 bin, martta ise 500 bin, bu yıl da kasımdan mart ayına kadar 1 buçuk milyonun üzerinde turistin gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

‘ALMANYA’DAN ATAK VAR’

TÜRSAB Başkan Başdanışmanı ve Passo Turizm Genel Müdürü Hamit Kuk da Antalya’ya eylül ve ekim aylarında Almanya’dan atak olduğunu belirtti. Kuk, “Yaz boyunca temmuz ve ağustosta satış yapmakta zorlandık ancak o tarihlerde bile eylül ve ekim ayına Almanya’dan rezervasyon alıyorduk. Çünkü eylül ve ekim fiyatları sezona göre daha uygun. Dolayısıyla turist de tatilini sezon dışına alıyor. Kendi şirketimde eylül ve ekim satışlarım ağustos ayına göre yüzde 20 daha fazla. Antalya pazarında iş yapan diğer acentalarda da rezervasyonlar yüksek. Kasım ayının 20’sine kadar rezervasyon geliyor. Bunun temel sebebi fiyatlarla ilgili. Eylül ve ekime ciddi bir rezervasyon akışı oldu” ifadelerini kullandı. Kuk, ayrıca Rusların ve İngilizlerin’de eylül ve ekim rezervasyonların iyi olduğunu sözlerine ekledi.

Yazının Devamını Oku