700 BİN EURO’LUK ONARIM
Türk ve Rum ortaklığında BM arabuluculuğuyla oluşturulan kültürel mirasın korunması komitesi uzun yıllardır Rum tarafında kalan camiler ve Türk tarafında kalan kiliselerin bakım ve onarımı konularında çalışıyordu. Komite mezarlıklar konusunda da hızlı ilerledi. Mayıs ayında liderlerin karar almasıyla Avrupa Birliği mali desteğiyle 700 bin Euro’luk restorasyon çalışmaları başladı. KKTC’de 15 Rum, Güney Kıbrıs’ta 15 Türk mezarlığı belirlendi. Türk tarafında başkent Lefkoşa sınırları içindeki Balıkesir köyünde 1974 öncesi Rum mezarlığının duvarları, mezar taşları üzerindeki haçlar ve isimler yenilendi.
KATLİAM YAPILMIŞTI
Rum tarafında da 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Rumların katliam yaptığı Taşkent köyü seçildi. Tarihe Taşkent katliamı diye geçen 85 Türk’ün katledilerek toplu mezarlara gömüldüğü köyde Osmanlı döneminden kalan duvarları tamir edildi, mezar taşları restore edildi. Rumların katlettiği Türklerin naaşları ise, KKTC’de ayrı bir şehitlikte bulunuyor.
Bir zamanlar Filistin davasının savunucusu ve Ortodoks kardeşliğiyle Rusların merkeziydiler. Rusya’dan ABD’ye hızlı çark eden Kıbrıs Rum yönetimi, ‘Türk düşmanlığı’ motivasyonuyla şimdi İsrail gizli servisi MOSSAD ve Yahudilerin yeni yerleşim üssü oldu. Limasol ve Larnaka kentlerine son bir yıl içinde yerleşen Yahudi sayısı 15 bini aştı, Yahudiler, mahalleler, koşer restoranlar, siyonist okullar kurmaya başladı.
SİNAGOGLAR, OKULLAR
Rum yönetimindeki Yahudilerin hahambaşı Arie Zeev Raskin, Jerusalem Post gazetesine Kıbrıs Rum yönetiminde 2003’de 70 Yahudi ailenin yaşadığını günümüzde ise bu sayının 15 bini aştığını açıkladı. Rum hükümetinin özel izniyle Limasol kentinde Şubat ayında temeli atılan din eğitimi verecek ‘siyonist lisenin’ inşaatı ise hızla devam ediyor. Önümüzdeki yıl faaliyete geçmesi planlanan lisede 1500 Yahudi öğrenci din eğitimi alacak. Haaretz gazetesi de geçen ayki bir haberinde gizli servis MOSSAD’ın Rum yönetiminde faal olduğuna dikkat çekti.
Kıbrıs hahambaşı Arie Zeev Raskin
MUHALEFET TEPKİLİ
İngiltere’de Arapça yayın yapan Şark’ül Avsat, Rum yönetimine yerleşen Yahudilerin, emlak, tıp ve teknoloji alanlarına yatırım yaptığına dikkat çekerek, Rum muhalefetinin de son yıllardaki Yahudi akınından büyük rahatsızlık duyduğunu yazdı. Nitekim, Rum ana muhalefet partisi Komünist AKEL sözcüsü Stefanos Stefanu, “Siyonist okullar açıyorlar, sinagoglar açıyorlar, bahçe duvarları yüksek çok sayıda özel konut alıyorlar. Stratejik yerleri satın alıyorlar, mahalleler kuruyorlar. İsrail Kıbrıs’ı arka bahçesi yapıyor. Bir gün bakacağız, bize ait yer kalmamış uydu devlet olmuşuz. Hükümet önlem almalı” uyarısında bulundu. AKEL’in tavrı İsrail’i kızdırdı. İsrail’in Rum yönetimindeki büyükelçisi Oren Anolik, Rum yönetiminde özellikle muhalefet partileri kanadında alışılmadık Yahudi düşmanlığı söylemi geliştiğini savundu.
Casuslukla suçlanan Rumlar, 1974 öncesi mülklerle ilgili Kıbrıs Rum yönetiminde Türkler aleyhine dava açma ve Avrupa tutuklama emirleri çıkartmayı amaçlıyordu. İskele Kaza Mahkemesi’ne çıkartılan ve casuslukla suçlanan Andreas Kyprianu, Annie Kyprianu, Niki Gregoriou, Antonis Louca ve Gregory Gregoriou bir sonraki duruşmalarına kadar 3 gün tutuklandı. Zanlıların üzerlerinde ve araçlarında emlakçılardan temin ettikleri mülkiyet bilgileri, haritalar, KKTC’de yatırım yapan işinsanları ve mülk sahipleriyle ilgili isim listeleri bulundu.
Kıbrıs Rum yönetimi son yıllarda KKTC ekonomisine darbe vurmak amacıyla inşaat yatırımları yapanlara peşpeşe davalar açmaya ve ‘Avrupa tutuklama emirleri’ yayınlıyor. Normal şartlarda KKTC’de 1974 öncesi mülk bırakan Rumların davaları AİHM’in iç hukuk yolu olarak tanıdığı Lefkoşa’da kurulu Taşınmaz Mal Komisyonu’nun yetki alanına giriyor. Rum yönetimi, KKTC’ye yatırım yapanları taciz etmek amacıyla son yıllarda kendi yargı sistemini silah olarak kullanıyor.
New York’taki BM binasında yapılan toplantı Guterres’in önceki akşam verdiği yemekle başladı. Toplantıya BM Genel Sekreteri Guterres, Türk ve Rum liderler Ersin Tatar ve Nikos Hristodulidis, garantör ülkeler Türkiye ve Yunanistan’ın dışişleri bakanları Hakan Fidan ve Yorgos Yerapetritis katıldı. İngiltere’yi ise, Avrupa ve Kuzey Amerika’dan sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty temsil etti. Aynı isimlerin katıldığı bir önceki toplantı mart ayında İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenmişti.
FİDAN RUMLARI HEYECANLANDIRDI
Toplantıda daha önce Kıbrıslı Türk ve Rumlar arasında kararlaştırılan güven arttırıcı önlemlerin hangi aşamada olduğu ele alındı. Tatar, Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargoların kaldırılması için yeni öneriler sunacağını açıklarken, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yemekte dile getirdiği, “AB ile uzun süredir devam eden sorunlarımızı çözmek istiyoruz” cümlesi, Rum lideri heyecanlandırdı. Yemek çıkışı Hristodulidis, “Çok ilginç bir cümleydi çünkü Türkiye-AB ilişkilerinin düzelmesi Kıbrıs’ta atılacak adımlara bağlı” dedi. Toplantıda iki ayrı seansta Kıbrıs sorununun nasıl çözülebileceği konusunda fikir alışverişinde bulunuldu. Türkiye ve KKTC sorunun iki devlet temelinde çözümünü isterken, Rum tarafı ve Yunanistan federasyon temelinde bir çözümde ısrar ediyor.
Kıbrıs sorununda KKTC’yi devre dışı bırakarak Türkiye ile doğrudan görüşmek isteyen ve uluslararası etkinliklerde karşılaştığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ayak üstü olsa bile iletişim kurmaya çalışan Rum lider, 6 aylık AB dönem başkanlığının Rumlar için bulunmaz bir fırsat olduğunu söyledi.
Hristodulidis, Erdoğan’a davetiyle ilgili, “Coğrafyayı değiştiremeyiz. Tehlikeyi yollarda yürüyen bir komşu yerine AB ile yakınlaşan bir komşu istiyoruz. Bu da Türkiye’nin AB’ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı” diye konuştu. Rum lider, “yükümlülükler” ifadesiyle Türkiye’nin Rum yönetimini resmen tanıması taleplerini kast etti.
Bu arada Rum Alithia gazetesi, “Erdoğan daveti kabul eder ve Kuzey Kıbrıs’a inerse, Hristodulidis Metehan kapısında mı karşılayacak?” yorumunu yaptı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi ve Cumhuriyet Meclisi Açılış Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: “Cumhuriyet Yerleşkesi, Kıbrıs Türk halkının kararlılığının sembolüdür. Burası aynı zamanda haksızlık ve hukuksuzluklar karşısında bir devletin var olma iradesinin tezahürüdür. Türkiye ve Kuzey Kıbrısımızın kader ortaklığının da bir göstergesidir. KKTC’nin her karışı şehitlerimizin kanlarıyla yoğrulmuştur.
- KILIK KIYAFETTEN KUTUPLAŞTIRMA ÇABASI: KKTC’nin gelişen ekonomisini, güçlenen altyapısını, artan huzurunu, uluslararası camiada yükselen görünürlüğünü kıskananlar ellerinden geleni yapıyorlar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren yatırımcılara gözdağı vermekten Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin arasında nifak duvarları örmeye kadar tüm tuşlara birden basıyorlar. Hayat tarzı, kılık kıyafet üzerinden insanlarımızı kutuplaştırmaya çalıştılar. Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz oyunun farkındadır.
- ADIMIZ FARKLI OLSA DA SOYADIMIZ KKTC: Siyasi partilerimiz, hayat tarzlarımız, kökenlerimiz farklı olabilir. Ama bizleri bir arada tutan ortak paydamız ve hedeflerimiz aynıdır. Adlarımız farklı olsa da söz konusu Kıbrıs davası olunca soyadımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir.
- FATURAYI KIBRIS TÜRKÜNE ÖDETEMEZLER: Fitneciler, bozguncular kaybedecek, KKTC ilelebet payidar olacaktır. Kıbrıs Türkü’nün maruz bırakıldığı haksız izolasyon son bulmadıkça, adaya adil, kalıcı, sürdürülebilir ve adanın gerçeklerine uygun bir çözüm gelmedikçe bizim Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni muhatap almamız, ticaret yapmamız, limanlarımızı kullandırmamız mevzu bahis dahi olamaz. Yüzyıllardır aynı adayı paylaştığı Kıbrıs Türkü’nü kendisine eşit görmeyen kibirli zihniyetin kendini garantör Türkiye ile denk görme ve gösterme çabaları beyhudedir. Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün bedelini, şımarıkça davranarak çözümü tıkamanın faturasını artık hiç kimse Kıbrıs Türkü’ne ödetemez. Kıbrıs Türk halkı bugüne kadar iyi niyetini, kalıcı ve adaletli çözüm isteyen taraf olduğunu defalarca göstermiştir. Rum Yönetimi’nin geçmişte alenen reddettiği federasyon tezini bugün savunmasının tek sebebi Türk tarafını masaya hapsetmek ve Kıbrıs Türk halkının egemenlik haklarını gasp etmektir. İki devletli çözüm, KKTC ve Türkiye’nin ortak vizyonudur. Yeni bir müzakere süreci olacaksa bundan böyle iki toplum arasında değil, egemen eşitlik içinde iki devlet arasında yürütülecektir. Biz de Kıbrıs meselesinin çözümünün bu yoldan geçtiğine inanıyoruz.”
TEKNOFEST BİR DÜNYA MARKASI
TEKNOFEST KKTC Ödül Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özetle şunları söyledi: “Bir dünya markası haline gelen TEKNOFEST’in on birincisini Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleştiriyoruz. Dron Şampiyonası’ndan uçan araba simülasyon yarışmasına, sosyal inovasyondan turizm teknolojilerine, robotik ve yazılımlardan kontrol mekanizmalarına burada sergilenen eserler gençlerimizin teknolojide aldığı mesafeyi net bir şekilde ortaya koyuyor.
Rum lider Nikos Hristodulidis, Amerikan Exxon Mobil şirketinin Türkiye’nin Antalya açıklarındaki kıta sahanlığı ile bir bölümü örtüşen 5 numaralı parselde sondajın başladığını açıkladı.
ANKARA: İHLALLERİ ENGELLERİZ
Sondajın Türkiye’nin kıta sahanlığının dışında ancak çok yakınında gerçekleştiğini belirten Savunma Bakanlığı kaynakları, “Çalışmalar, Türkiye’nin sahasının 11.5 mil (22 kilometre) güneyinde 19 Ocak’ta başladı. Yakından takip ediyoruz. Ülkemizin ve KKTC’nin hak ve menfaatleri kararlılıkla savunulmaya devam edilecek, kıta sahanlığımıza karşı yapılacak ihlal, sahada derhal engellenecektir” açıklaması yapmıştı.
SONDAJ HAZİRANA KADAR
Rumların denizcilik sektöründe NAVTEX adıyla bilinen seyrüsefer uyarısında sondaj çalışmalarının haziran ayına kadar devam edeceği belirtildi. Katar kamu şirketi Katar Enerji ile ortaklık yapan Amerikan Exxon Mobil şirketi, Rumlar’dan 5 ve daha güneyindeki 10 numaralı parselleri kiralamış, geçmiş yıllardaki sondajlarında önemli miktarda doğalgaz yatağına ulaşmıştı. Şirket, son sondajında da doğalgaza ulaşırsa, Akdeniz’in ortasından dünya pazarlarına satılması için boru hattı döşeyip döşememeye karar verecek.
Kıbrıs Rum yönetimi geçen yıl Eylül ayında askeri üslerini kullandırma karşılığında ABD ile savunma işbirliği anlaşması imzalamıştı. Rum lider Hristodulis 30 Ekim’de Beyaz Saray’da görüştüğü Biden’dan, “ABD ordumuzu NATO standartlarına çıkarsın” talebinde bulunmuştu.
Birinci anlaşmayla, Rum yönetimi ABD Savunma Bakanlığı’nın müttefik ülkelere uyguladığı silah satış programına dahil oldu. Bu Rumların, Amerikan silahlarına daha ucuz erişim anlamına geliyor. İkinci anlaşma ise Rumların ihtiyaç fazlası savunma malzemelerine ulaşım programına dahil edilmesi oldu. Bu program, ABD’nin Rumlara hibe ya da sembolik fiyatlara silah vermesine olanak sağlıyor. Onaylanan son anlaşma ise, ABD’nin Rum ordusunu eğitme ve ortak tatbikat yapmasını öngörüyor. Karar Rum medyasında geniş yer bulurken, KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu sert bir açıklama yayınlayarak, ABD’nin “Rum yönetiminin savaş çığırtkanlığına” çanak tuttuğunu belirtti. Ertuğruloğlu, “Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin korunması için gerekli tüm adımları atmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır” denildi.
TÜRKİYE’DEN KINAMA
Kınama mesajı yayınlayan Türk Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin kısa süre sonra göreve gelecek yeni yönetiminin, mevcut Başkan tarafından atılan bu hatalı adımdan geri dönmesini bekliyoruz” açıklamasında bulundu.