İlk röportajını AA’ya veren Erhürman, Türkiye’nin tüm adanın garantörü olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Türklerinin değişen şartlarda artan güvenlik ihtiyacını şöyle anlattı:
ADA’NIN GARANTÖRÜDÜR
“Özellikle son 2 yıldır yabancı devletlerin Rum kesimindeki askeri varlığı arttı, şartlar da değişti. İsrail’in ve ABD’nin güneye geldiği, Fransa’nın geldiği, Avrupa Birliği zaten orada, İngilizlerin zaten egemen üsleri var. Bütün bunlar varken, Rum yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in Türkiye’nin Ada’nın tamamı üzerindeki garantörlüğünü herhalde tartışmaya açmayı düşünmüyordur. Çünkü anlamlı değil, artık bu noktadan sonra bu konu. Kesinlikle konuşulabilir bir konu değil. Türkiye Cumhuriyeti, evet, Ada’nın tamamının garantörüdür, böyle olacak ve bugünkü koşullarda daha da önemli hale geldi. Çünkü bizim kendimizi güvende hissetmemiz daha da güçleşiyor günden güne.”
İSRAİL ÇOCUKLARI ÖLDÜRDÜ
“Sonuçta İsrail, Gazze’de çocukları öldürüyordu. O sırada Baf Hava Üssü, (Rum yönetiminin askeri üssü) İsrail’e imtiyazlı olarak kullanım hakkı noktasına geldi. Sonra İsrail döndü, İran’a saldırdı. İran’da dedi ki ‘İsrail’e sadece size füze atmayacağız. Nerede üs kullanıyorsanız, oraya da füze atacağız.’ Üs burada Baf Üssü ve Kıbrıs Türk tarafında biz 1974’ten sonra ilk defa KKTC’de sığınaklar nerede diye bir tartışmanın içinde bulduk kendimizi. Yani hiçbir şekilde dahil olmadığımız, hiçbir şekilde irademizin olmadığı bir kararın. Biz içinde olmadığımız bir şeyin bedelini ödeme riski ile karşı karşıya kaldık.”
TÜRKİYE’SİZ ADIM ATMAYIZ
Erhürman, KKTC ile Türkiye ilişkilerinin gelecek dönemde daha da ileriye taşınacağını vurgulayarak, “Türkiye ile istişare etmeksizin ne müzakere, ne Kıbrıs sorunuyla ilgili herhangi bir hamle, ne dış politikada herhangi bir hamle, bugüne kadar yapılmadığı gibi bundan sonra da yapılmayacak. Artı Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerin çok daha iyi bir seviyeye gelmesi de benim kendime özel olarak görev bildiğim, misyon bildiğim bir şeydir” diye konuştu.
LÜKS SİTELER
KKTC’de 20 yıldır yaşayan ve aynı zamanda vatandaş da olan Aykut, İskele bölgesinde lüks siteleri ile tanınıyor. Rum yönetimi, Kıbrıs sorununda mülkiyet konularını son zamanlarda incelemeye almış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’de (AİHM) son dönemde KKTC’de emlak sektöründe faaliyet gösteren yabancıları hedef alarak tutuklama kampanyası başlatmıştı.
SAVCILIKLA ANLAŞMA YAPTI
Bir yıldan uzun süredir Rum cezaevinde tutulan Aykut aynı zamanda kanser hastası. Rum tarafı, bu süreçte Aykut’a 242 suçlamada bulundu. Aykut, Rum başsavcılığı ile anlaşma yaptı ve hakkındaki 40 suçlamayı kabul etti, karşılığında ise diğer suçlamalar geri çekildi. Aykut’un bir süre daha Rum cezaevinde kalması ve sağlık sorunları nedeniyle ilerleyen süreçte serbest bırakılması bekleniyor.
KKTC’nin 6’ncı Cumhurbaşkanı seçilen Tufan Erhürman dün Meclis’te yemin etti ve daha sonra düzenlenen törende selefi Ersin Tatar’dan görevi devraldı. Erhürman önce Meclis binasında yemin etti. 50 sandalyeli Meclis’te milletvekilleri Erhürman’ın yeminini ayakta dinledi. Erhürman ardından Kıbrıs Türkleri’nin liderleri Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ın anıt mezarlarına çelenk bıraktı ve askeri törenle karşılandığı Cumhurbaşkanlığı yerleşkesine geldi.
Ersin Tatar’dan Cumhurbaşkanlığı forsunu öperek devralan Erhürman, konuşmasında Türkiye ile ilişkilere özel yer ayırdı. Erhürman, Türkiye-KKTC ilişkilerinin iki devlet arasındaki ilişkilerle kıyaslanamayacak derecede özel olduğunu vurgulayarak, “Görevim ilişkilerimizi çok daha iyi bir seviyeye taşımak olacaktır” dedi.
TÜRKİYE’NİN HAKLARI
Erhürman, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak da başta Rum yönetimi olmak üzere uluslararası topluma bir dizi mesaj verdi. Erhürman “Kıbrıs Rum halkı bu adada ne kadar egemense, Kıbrıs Türk halkı da o kadar egemendir. Ada üzerinde ve etrafında ne varsa, Kıbrıs Türk halkı bunların ortağıdır. Bu bölgede çözüm, kalıcı barış ve istikrar, Kıbrıslı Türkler ve garantör ülke Türkiye görmezden gelinerek, hak ve yetkileri ihlal edilerek sağlanamaz” dedi. Kıbrıs Türk halkının egemenlik haklarının korunması konusunda “federasyon” ve “iki devlet” diyenlerin aynı noktada birleştiğine işaret eden Erhürman, “Egemenlik haklarına sahip çıkmak, hem bu halkın bu adadaki statüsünün gereği hem de varoluş mücadelesini veren büyüklere ve bu ülkenin devredileceği çocuklara karşı bir yükümlülüktür. Federasyon diyenler de 2 devlet diyenler de bu konuda hemfikirdir. Hiç kimsenin bu adada Kıbrıs Türk halkı yokmuş gibi davranmasını asla kabul etmeyiz. Herkes bilecektir ki Kıbrıs Türk halkı bu adada hep vardı, bugün vardır ve hep var olacaktır” diye konuştu.
Kıbrıs Türk halkı 5 yıllığına yeni cumhurbaşkanını belirlemek üzere yarın sandık başına gidiyor. İki adayın öne çıktığı seçimlerde milliyetçi sağ partilerin ortak adayı mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile sol partilerin desteklediği ana muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Tufan Erhürman yarışıyor. Tatar, Kıbrıs sorununa iki devletli çözüm isterken, rakibi Erhürman Rumlarla federasyon taraftarı. Bu nedenle seçimler aynı zamanda tezlerin referandumu olacak.
YARIŞ İKİ ADAY ARASINDA
- Yurtdışında sandık kurulmayacak: KKTC’de 218 bin kayıtlı seçmen bulunuyor, yurtdışında yaşayan ve Ada’da ikametgâhı bulunmayan vatandaşların oy kullanma hakkı yok. KKTC dışında sandık kurulmayacak.
- İki tez yarışıyor: KKTC’de parlamenter sistem geçerli. Cumhurbaşkanı, BM’nin toplum lideri kabul etmesi nedeniyle Rumlarla Kıbrıs müzakerelerini yürütme görevi de bulunuyor. Seçim propaganda döneminde ekonomi gibi konular, hükümetin alanına girmesi nedeniyle gündem dışı kaldı. Kıbrıs sorunu ve Türkiye ile ilişkiler ön plana çıktı. Sağ partiler iki devletli çözümü destekleyen Tatar’ı destekledi. Rumlarla federasyonu isteyen sol partiler de Tufan Erhürman’a destek verince, yarış iki aday ve iki tez arasında geçmeye başladı.
NİYE REFERANDUM GİBİ
- İlk turda biter: Seçimlerde her ne kadar 8 aday bulunsa da yarış kutuplaşan siyasetin iki adayı Tatar ve Erhürman arasında. Anketler her iki lidere de desteğin birbirine yakın olduğunu gösteriyor. Son dönemeçte, Türkiye’nin de desteğiyle Tatar’ın bir adım öne geçtiği de öne sürülüyor. Tatar ile Erhürman arasındaki oy farkı çok az olmadıkça seçimin bir hafta sonraki ikinci tura kalması beklenmiyor. Geçerli oyların yarısından bir fazla alan Cumhurbaşkanı olacak.
- Kişiler değil, tezler: İki adayda kişilere değil tezlere oy verilmesi çağrısı yaptı. Tatar, ‘Bu seçim, Türkiye ve Türk askerini istemeyenler ile iki ayrı bağımsız devleti isteyenler arasında geçiyor” dedi.
VAATLER NELER
Kıbrıs Türk halkı, bu hafta sonu iki aday ve adayların Kıbrıs sorununda savundukları iki tezin yarıştığı tarihi bir seçime gidiyor. 218 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, Kıbrıs sorununda iki devletli çözümü savunan mevcut Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Rumlarla federasyon görüşmelerine devam etmek isteyen ana muhalefet lideri Tufan Erhürman yarışıyor ve birinci gündem konuları ‘Türkiye ile ilişkiler”. Hürriyet’e konuşan Tatar, Rumlarla federasyonun, Türkiye’nin garantörlüğünün sona erip Türk askerinin de çekilmesi anlamına geleceğine dikkat çekerek, “Asla izin vermeyiz, tek garantimiz Türkiye” dedi.
BEKLENTİ İLK TURDA SONUÇ
Seçimlere 8 aday katılsa da yarış, milliyetçi sağ partilerin ortak adayı Ersin Tatar ile sol partilerin desteklediği ana muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Parti’nin lideri Tufan Erhürman arasında geçiyor. İki turlu seçimlerin bu pazar yapılacak birinci turda sonuçlanması bekleniyor. Kıbrıs sorununa iki devletli çözüm konusunda Türkiye’nin tam desteğini arkasına alan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkının bu seçimle yol ayrımında olduğuna dikkat çekerek, Hürriyet’e politikasını şu sözlerle anlattı: “Türkiye’yi adadan çıkarmak isteyenlere karşı mücadele ediyorum. Türkiye’nin garantörlüğünün tabu olmadığını söyleyen ve 2017’de İsviçre’de Rumlara, verilecek topraklar konusunda harita veren, garantörlüğü de tartışmaya açan Mustafa Akıncı ve partisi, rakibimin arkasında.”
‘GAZZE, UKRAYNA ORTADA’
“Türkiye’yi gönderip Rumlarla sirtaki yapmak isteyenler oy için her türlü yalanı söylüyorlar. Federasyon tezine dönmek demek Rumların istediği Kıbrıs’ta sıfır asker sıfır garantinin tartışıldığı Türk askerinin gönderileceği bir masaya oturmaktır. Gazze ortada Ukrayna ortada. Felaketimiz olur. Bu coğrafyada tek garantimiz tek güvencemiz Türkiye. Asla izin vermeyiz, Kıbrıs Türk halkı da asla prim vermez.”
‘ERDOĞAN’I İKNA EDECEKLERMİŞ’
“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan son 4 yıldır BM kürsüsünden dünya liderlerinin gözlerinin içine baka baka dört kez söyledi, ‘Kıbrıs’ta federasyon defteri kapanmıştır, tek çözüm yolu iki devlettir’ dedi, KKTC’nin tanınması çağrısı yaptı. Rumlarla federasyon isteyen Tufan Erhürman ise Türkiye ile istişare edip, kararından çevirecek ikna edecekmiş. Erdoğan’ı KKTC meclisinde konuşma yaparken boykot eden, meclis açılışına ‘dua okunuyor’ diye gelmeyen Erhürman ve vekilleri, Türkiye ve Erdoğan’ı hiç tanımamış. Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan Kıbrıs’ta günü birlik fikir değiştirmez. Oy almak için Türkiye’yi ikna yalanını söylüyorlar.”
AB KİMLİĞİ VAAT EDİYORLAR
Gebele şehrinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi’nde konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, özetle şu mesajları verdi:
BM KAYITSIZ KALIYOR: Çok taraflılığın giderek aşındığı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin insanlığın vicdanını yaralayan birçok meseleye kayıtsız kaldığı bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. Bugün pek çok uluslararası ve bölgesel teşkilat, bizim ortak tarih, kültür ve ülküdaşlığımız gibi ulvi değerler üzerine bina edilmediğinden kamuoyu nezdinde işlevsiz, adeta omuzlara yük yapılar olarak görülüyor. Teşkilatımızın işte bu değişen koşullara ayak uyduran, uluslararası meselelerde ortak duruş sergileyen, sözüne güvenilen, haklının yanında duran bir yapıya dönüşmesi büyük önem arz ediyor. Türkiye olarak böyle bir dönemde zirvemizin temasının, ‘bölgesel barış ve güvenlik’ olarak belirlenmesini son derece isabetli ve anlamlı buluyoruz.
TDT PLUS FORMATI: Teşkilatımızı içine kapanık bir yapılanma olarak asla görmüyoruz. Diğer ilgili uluslararası kuruluşlar ve ittifaklarla etkileşim halinde sesini ve gücünü ortaya koyan bir vizyonu hayata geçirebilmeliyiz. Bu bağlamda bugün mutabık kaldığımız TDT Plus formatının üçüncü taraflarla işbirliğimize yeni bir soluk getireceğine gönülden inanıyorum. Bugün yakın coğrafyamızda yaşanan pek çok çatışma, savaş ve uluslararası hukuk ihlaline karşı teşkilatımızın kararlı duruş sergilemesi önemlidir.
<iframe src='//www.hurriyet.com.tr/video/embed/?vid=42975070&resizable=1&autostart=true&playsinline=true&v_utm_source=haber_detay' width='580' height='326' loading='lazy' frameborder='0' scrolling='no' allow='autoplay; fullscreen' allowfullscreen></iframe>
Son dönemde Türkiye’yi hedef gösteren İsrail’in, Mersin’den 85 kilometre mesafedeki Kıbrıs Rum yönetimine sessiz sedasız gönderdiği ileri teknoloji Barak MX füze sisteminin aslında ikinci parti olduğu, ilk partinin aralık ayında gizlice Rum ordusuna teslim edildiği ortaya çıktı. İsrail desteğinden cesaret alan Rum yönetimi ise KKTC ve Türkiye’ye tehditlerini tırmandırdı. Türk düşmanlığıyla ünlü Rum kilisesinin başpiskoposu, İsrail füzesi bilgisini alınca, “Türkleri Kıbrıs’tan kovma” çağrısı yaptı.
GİZLEMEYE ÇALIŞTILAR
İsrail’in Barak MX hava savunma sistemini Rum yönetimine göndermesi 13 Aralık akşamı sosyal medyada yayınlanan Limasol limanından yola çıkan uzun bir tır filosunun videosu ile ortaya çıktı. Videoda gece yarısı yola çıkan tırların üzerinde brandayla gizlenmeye çalışılan kamyonlara monte edilmiş füze rampaları görüldü. Rum ve Yunan medyası, İsrail ile Rum yönetimi arasında 4 yıl önce imzalanan anlaşma çerçevesinde füze sisteminin geldiğini duyurdu. Rum hükümeti hava savunma sistemi almalarının normal olduğunu belirtirken Savunma Bakanı Vasilis Palmas, “Gizli ve sessiz yapıyoruz çünkü Ada’da 40 bin Türk askeri var” dedi, batarya ve füze sayısı ve yerleştirileceği yerler konusunda sessiz kaldı. Dün yeni bir açıklama yapan Palmas, savunma kalkanını güçlendirmenin en temel görevleri olduğunu belirterek, “Biz uluslararası alanda tanınan bağımsız bir devletiz. ‘Türk işgalcilerden’ veya herhangi bir kesimden izin almayacağız” ifadelerini kullandı.
ANTALYA, KONYA, HATAY
İsrail’in hava ve uzay sanayi üretimi Barak MX sistemi, kamyonlar üzerine monte edilen mobil füze rampalarından oluşuyor ve her bir batarya 8 füze ateşleyebiliyor. Mobil sistem, 30-50 ve 150 kilometre menzilli farklı katmanlarda etkili füzeler ateşleyebiliyor, aynı anda birden fazla hedefe kilitlenebiliyor, birbirleriyle entegre hareket edebiliyor ve bu özellikleriyle tek başına kubbe görevi yapabiliyor. Uçak, füze ve insansız hava araçlarına karşı üretilen sistemin en önemli özelliği ise 3 boyutlu 460 km menzilli radarı. İsrail’in füze sisteminin radarlarıyla Antalya’dan Hatay’a Akdeniz bölgesi ile Konya’ya varıncaya kadar Türkiye’nin güneyini izleme kabiliyetine sahip olacağı belirtiliyor. İsrail’in bir başka amacının ise, herhangi bir nedenle karşı karşıya gelme durumunda Türkiye’den İsrail yönüne gelecek uçak ve İHA’ları Kıbrıs’ta durdurmak olduğuna dikkat çekiliyor.
YEORGIOS NEFRET KUSTU
Gizli tutulan teslimatın ardından Türk düşmanlığıyla ünlü Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios, Nisan ayında Paskalya mesajında ve ardından günümüze gelinceye kadar katıldığı ayinlerde Yunanistan’ı da dahil ederek Helenlerin (Rum-Yunan) koordineli bir şekilde Türkleri Kıbrıs’tan kovma çağrısı yapmaya başladı. Türklere nefret kusan Başpiskopos, “Helenlerin tarihi 3 bin yıllık, akıllı planlar yapmalıyız ve Türkleri atmalıyız” ifadelerini kullandı.
RUMLARA İSRAİL’İ ELEŞTİRMEK YASAK
Projeye 650 milyon Euro katkı sağlayan AB’nin kamu savcılığı ihbarlar üzerine, Rum yönetimi ve Yunanistan’da yapılan ön ihalelerle ilgili 165 milyon Euro’luk yolsuzluk ve rüşvet soruşturması başlattı. 2010’da başlayan proje, Doğu Akdeniz’i deniz altından geçerek Avrupa Birliği ile İsrail’in, Yunanistan ve Kıbrıs adası üzerinden 2 bin km’lik hat ile bağlanmasını öngörüyor. Proje Yunanistan’dan başlıyor, Girit ve Kıbrıs adaları üzerinden İsrail’de sona eriyor.
YILAN HİKÂYESİ
Projenin Girit-Kıbrıs adası arasındaki bölüm, Türkiye’nin Antalya açıklarındaki kıta sahanlığından geçiyor. Türk donanması, birçok kez izin alınmadığı gerekçesiyle araştırma gemilerinin bölgeye girmesini engelledi. Kablo üreticisi Fransız Nexans geçen yıl “peşinat verin yoksa ihaleden çekileceğiz” resti çekti. Yunan Başbakanı Kiriakos Miçotakis zararı üstleniriz garantisi verince ön ihalelere çıkıldı. Son olarak AB destekli yatırımları denetleyen AB Kamu Savcılığı ihbarlar üzerine ön ihalelerde yolsuzluk soruşturması başlattı.