Yunan Realnews gazetesi Türk Hava Kuvvetleri envanterindeki savaş uçağı miktarı ile Yunanistan'ın envanterini karşılaştırdı. Gazete 2025 yılında Türkiye'nin envanterinde 236'sı F16, 49'u F4 olmak üzere 285 savaş uçağı, Yunanistan'ın envanterinde ise 152'si F16, 36'sı F4, 18'i Mirrage 2000 ve 24'ü Rafale olmak üzere toplam 230 savaş uçağı olduğunu öne sürdü.
Ancak gazetenin 2035 ile ilgili envanter tahmini gündeme oturdu. Gazete 2035 yılında Türkiye'nin 50'si F16, 40'ı Eurofighter ve 24 ila 40'ı KAAN olmak üzere sadece 114 ila 130 arasında savaş uçağı olacağını iddia etti. Bunun yanında habere göre Yunanistan'ın ise 2035 yılında 32'si F16, 120'si F16 Viper, 40'ı F35 ve 40'ı Rafale olmak üzere 232 uçağı olacağı öne sürüldü.
'YUNAN GAZETESİNİN İDDİASI HAYAL ÜRÜNÜ'
Gazetenin bu haberi ise tepkilere neden oldu. Emekli Hava Korgeneral Erdoğan Karakuş, Yunan gazetesinin bu iddiasının hayal ürünü olduğunu ifade etti.
Yunan gazetesinin Hürjet, Kızılelma ve Anka gibi projelerinin dikkate alınmadığının hatırlatılması üzerine Karakuş "Bu projeler hafif taaruz ve yakın hava destek projeleri diye Yunan gazetesi bunları görmezden gelmiş ve sadece savaş uçaklarını baz almış olabilir. Ancak öyle olsa bile bu karşılaştırma gerçek dışı" dedi.
'İNGİLTERE BAŞBAKANI DA ONAYLADI! TÜRKİYE DAHA FAZLA EUROFIGHTER ALABİLİR'
Emekli Hava Korgeneral Karakuş İngiltere'den 20 Eurofighter Typhoon alınması için anlaşma imzalandığını, Katar ve Umman'dan da ikinci el 24 adet bu uçaktan alınması beklendiğini hatırlattı. 2. el uçaklar seneye envanterde olabilecek iken İngiltere'nin üreteceği sıfır uçaklar da 2030'dan itibaren TSK'ya katılacak. Güvenlik politikaları uzmanı, alınacak ikinci el Eurofighterların da modernize edileceğini ifade etti. Karakuş bunun yanında envantere girmesi beklenen 44 Eurofighter Typhoon uçağından daha fazla alabileceğini belirterek "İngiltere Başbakanı da Türkiye ziyaretinde "20 uçağın üzerinde de Türkiye ile anlaşma olabilir" diyerek bu durumu onayladı. Yani envantere 44'ten daha fazla Eurofighter Typhoon uçağı ihtimaller arasında.
'F16'LAR MODERNİZE EDİLECEK'
Türkiye uygulanan ekonomik programının sonuçlarını almaya başlarken yakalan ivme de dünyanın da ilgisini çekiyor. Son 2 yılda enflasyonda gözle görülür bir düşüş yaşanırken, Türkiye ekonomisi büyümeye de devam ediyor.
İsrail basını da Türkiye'nin ekonomik yükselişine seyirci kalamadı. IMF'nin açıkladığı 2025 yılı için büyüme beklentilerini paylaşan İsrail'in Maariv gazetesi, IMF'nin 2025 yılında bölgedeki ülkelerden Mısır'ın yüzde 4,3, Türkiye'nin ise yüzde 3,5 büyümesini beklediğini, İsrail'in ise sadece yüzde 2,5 büyüyeceğini öngördüğünü yazdı.
'İSRAİL'İ TOZ DUMAN İÇERİSİNDE BIRAKTI'
Gazete, İsrail'in bölgede rekabet halinde olduğu Türkiye ve Mısır'ın neredeyse İsrail'in iki katına yakın bir büyüme sergileyeceğini ifade ederek, "Türkiye ve Mısır, İsrail ekonomisini sarstı ve onu toz içinde bıraktı" ifadelerini kullandı.
NATO İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ SAVUNMA BAĞLARI DERİNLEŞİYOR
Gazete Türkiye'nin ekonomik olarak büyümesine yönelik örnek olarak İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan milyarlarca dolarlık Eurofigter Typhoon savaş uçakları alımı anlaşmasını gösterdi. Gazete "Bu anlaşma, iki NATO müttefiki arasındaki savunma bağlarını derinleştiriyor ve Türk hava savunmasını güçlendiriyor." dedi.
2024'te 1.3 trilyonu geçen Türkiye'nin gayrisafi yurt içi hasılasının 2025 yılında IMF'ye göre 1.5 trilyon doları aşması bekleniyor. İsrail'in örnek verdiği bir diğer ülke Mısır'ın ise 118 milyonluk nüfusa karşın yalnızca Türkiye'nin 4'te biri gayri safi yurt içi hasılaya sahip. Yine de 347,34 milyar dolarlık GSYİH ile Mısır, Afrika'nın ikinci büyük ekonomisi konumunda.
TÜRKİYE VE MISIR YAKINLAŞMASI
Güney Kore'de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir görüşme gerçekleştiren ABD Devlet Başkanı Trump, görüşme sonrası yaptığı açıklamalar ile dünyanın gündemine oturdu. Kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social'de paylaşımda bulunan Trump, Savunma Bakanlığı'na (Pentagon) "derhal" nükleer silah testlerine başlaması talimatı verdiğini duyurdu.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Diğer ülkelerin test programları nedeniyle Savunma Bakanlığı'na nükleer silahlarımızı test etmeye başlaması talimatını verdim. Bu süreç hemen başlayacak." ifadelerini kullandı.
Trump, ABD'nin Rusya ve Çin'in silahlanma yarışında arayı kapattığı konusunda uyarıda bulunarak, "(Nükleerin) Muazzam yıkıcı gücü nedeniyle bunu elde etmekten nefret ettim ama başka seçeneğim yoktu. Rusya ikinci, Çin ise uzak bir üçüncü sırada ancak 5 yıl içinde eşitlenecekler." değerlendirmesinde bulundu. Trump, ABD'nin diğer ülkelerden daha fazla nükleer silaha sahip olduğunu da vurguladı.
EN ÇOK NÜKLEER BAŞLIK RUSYA'DA
Uluslararası Nükleer Silahların Yok Edilmesi Kampanyası'na (ICAN) göre dokuz ülke nükleer silaha sahip: Rusya, ABD, Çin, Fransa, İngiltere, Pakistan, Hindistan, İsrail ve Kuzey Kore.
AFP'ye göre ICAN'ın saydığı yaklaşık 12 bin 331 nükleer savaş başlığının 5 bin 500'den fazlası Rusya'ya aitken, ABD'nin 5 bin 044'ü bulunuyor.
ABD BİNİN ÜZERİNDE DENEME YAPTI
Nükleer kapasiteye sahip ülkeler bugüne kadar karada, denizde, atmosferde ve yer altında olmak üzere birçok atom ve hidrojen bombası denemesi gerçekleştirdi. 1945 yılında ilk nükleer denemesini yapan ABD, aynı yıl Japonya'nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine iki adet nükleer saldırı düzenledi. Bu tarihten itibaren 1054 kez nükleer denemede bulunan ABD, son denemesini 1992 yılında New Mexico çölünde gerçekleştirdi. 1992 yılından itibaren ise gerçek testler yerine gelişmiş bilgisayar simülasyonları kullanıldı.
Dünya Çin'de dilencilik yaparken 16 yaşında okula gitmeye başlayıp doktor olan mucize adamı konuşuyor. Günümüzde doktorluk yapan Li Chuangye, Çin'in Henan bölgesinde yoksul bir çiftçinin oğlu olarak 1988 yılında dünyaya geldi. BBC Türkçe'de yer alan habere göre Li, yedi aylıkken çocuk felci oldu ve topuklarının üzerine çökmeden yürüyemez hale geldi.
Doktor Li, hep diğer çocuklar gibi çantasını sırtına takıp okula gittiğini hayal ettiğini, ancak maddi imkansızlıklar ve engelli olması sebebiyle yaşadığı akran zorbalıkları nedeniyle okuyamadığını ifade ediyor.
AMELİYAT İŞE YARAMADI
Li dokuz yaşındayken anne ve babası bacaklarına yapılacak bir ameliyatla yeniden yürüyebileceğini duydu ve bu nedenle ameliyat için borç para aldı. Bu ameliyat küçük Li'yi çok umutlandırmıştı. Li ameliyat hakkında "Hastanede toparlanırken, öbür çocuklar ağılıyordu ama ben gülüyordum çünkü kısa süre içinde normal biri gibi yürüyebileceğimi düşünüyordum" diyor. Ancak ameliyat bir işe yaramadı. Li ağır bir depresyona girmişken annesinin kendisine destek olması onu hayata tutundurdu.
DİLENCİ ŞEBEKESİNİN ELİNE DÜŞTÜ
Doktor Li, bir gün köylerine bir adamın geldiğini ifade ediyor. Genç adam, tapınaklarda koku sattığını iddia eden bu yabancının çalıştıracak kişilere ihtiyacı olduğunu ve Li'yi yanına almak istediğini söylediğini belirtiyor. Üstelik bu kişi Li'yi çalıştırmak karşılığında aileye dolgun bir maaş göndereceğini de öne sürmüştü. Anne ve babanın bu teklife şiddetle karşı çıkmasına karşın genç adamın çalışmaya istekli olması karşısında daha sonra bu öneriyi kabul etti.
Ancak işler Li'nin düşündüğü gibi gitmedi. Doktor, patronunun bir dilencilik şebekesinin mensubu olduğunu kısa sürede anladı. Li şiddet zoru ile dilendirilirken patronunun engelli bacaklarını arkadan bağlaması nedeniyle bedensel acılar da çekiyordu. Ancak Li ailesine para gitmesi nedeniyle sesini çıkarmadı. Birçok kişi Li'ye patronunu ihbar etmesi ve ailesine haber vermesini telkin ederken o bunu yapmadı. Hatta polisin yardım teklifini bile reddetti.
Li "Cehennemde yaşamak gibiydi. Utanıyordum, göz temasınan kaçınıyordum. Bacağım acındırmak için bana acı veren bir şekilde geriye kıvrılmıştı. Dilenmeye çıkmayayım diye yağmur yağsın ya da karanlık olsun diye dua ederdim" diyor. Çinli adam ailesine dilendirildiğini de asla söyleyemediğini ifade ediyor.
İsrail Gazze'de kanlı katliamlarını sürdürürken Başbakan Binyamin Netanyahu orduya kara harekatı emrini verdi. Öte yandan geçtiğimiz hafta Katar'a saldırı düzenleyen İsrail, dün Yemen'i de vurdu.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef gösteren açıklamaları gündeme oturdu. Sadece Başbakan Netenyahu değil İsrail kamuoyu ve İsrail'e yakınlığı ile bilinen isimlerden de Türkiye karşıtı açıklamaların sayısı son günlerde giderek arttı.
'TÜRKİYE İSRAİL'İN ÖNÜNDE DURABİLECEK TEK DEVLET'
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel, İsrail'in son günlerde Türkiye hakkında sıkça açıklama yapmasının arkasında birçok faktör bulunduğunu ifade etti.
Günyel, Türkiye'nin İsrail'in soykırımcı ve yayılmacı politikaları karşısındaki en büyük engel olduğunu belirtirken "Askeri güç kapasitesi, coğrafya ve devlet geleneğine sahip olmasının açısından değerlendirdiğimizde, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve dinsel açıdan baktığımızda, Türkiye'nin İsrail'in bu yayılmacı ve saldırgan politikalarının önünde durabilecek tek devlet diyebiliriz." dedi.
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Cihan Günyel
Türkiye'nin son zamanlarda sorun çözen ve bölgede istikrar sağlayan adımlarından örnek veren Günyel "Türkiye'nin Karabağ Savaşı'nda Azerbaycan'a olan desteğiyle bugün Trans-Kafkasya bölgesinde ve Libya'da jeopolitiği değiştiren adımlar attı. Bunun dışında Türkiye, Doğu Akdeniz'de, enerji kaynaklarına açıkçası çökmeye çalışan İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan'ın bölge ülkelerini by-pass ederek hayata geçirmeye çalıştığı enerji planlarını bozan ülke oldu" dedi.
Bunun yanında Günyel, Türkiye'nin Batı'nın bir parçası ve Avrupa Birliği adayı olduğunu hatırlatırken "Bizim tarihsel olarak Batı'yla olan ilişkilerimiz eskiye dayanıyor. NATO'nun en güçlü ikinci ordusundan bahsediyoruz. Bunun yanı sıra BRICS'te ve Şangay İşbirliği Örgütü'nde gözlemci olarak aktif faaliyette bulunan bir Türkiye var." dedi.
ABD Yunanistan'daki askeri üslerini geliştirmeye devam ediyor. Son olarak Girit Adası'ndaki Souda Körfezi'nde bulunan donanma üssü, ABD tarafından adeta bir kaleye çevrildi. Kathimerini gazetesi haberine göre, Amerikan güçleri Souda Körfezi deniz üssüne kritik askeri techizatları konuşlandırdı.
Yeni yapılanma ile birlikte üste Patriot füzelerinin yanı sıra, İHA'lara karşı Amerikan M-LIDS savunma sistemleri ve kısa menzilli hava savunma platformları da yer alıyor.
Kapsamlı savunma iyileştirmesi ile üsse İran'ın İsrail topraklarına fırlattığı balistik füzeleri etkisiz hale getirmek için kullanılan Arleigh Burke sınıfı muhripler ile daha küçük savaş gemileri, denizaltılar ve malzeme taşıyan C-17 ve C-130 nakliye uçakları da yerleştirildi.
Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne kadar geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyecek bölgesel saldırıların gerçekleşme ihtimalinin nispeten düşük olmasına rağmen ABD'li askeri yetkililer karşı önlemlerin alınmasının gerekli olduğunu değerlendirdiler.
Areligh Burke sınıfı savaş gemileri
ABD ordusu Souda üssüne, ABD ve AB'deki üslerden bol miktarda silah ve techizat taşıdı. M-LIDS sistemi, hava tehditlerini yok etmek için 30 milimetrelik bir topa sahip. Sistem elektronik karıştırma yaparak İHA'ların sistemlerini bozabiliyor.
ABD kuvvetleri üsse ayrıca AN/TWQ-1 Avenger kısa menzilli hava savunma sistemlerini konuşlandırdı. Kendinden tahrikli karadan havaya füze fırlatabilen bu mobil platformlar, insansız hava araçlarını, seyir füzelerini, helikopterleri ve alçaktan uçan uçakları durdurabiliyor.
Uzmanlar İran ile yaşanan son kriz sonrası ABD'nin Souda Körfezi'ne stratejik olarak daha çok önem göstermeye başladığını ifade ediyor. Geçtiğimiz hafta sonu, Hava Kuvvetleri Generali Dan Caine tesisleri ziyaret etti.
Bursa'da dün peşpeşe gerçekleşen 3.9 ve 4.2 şiddetindeki depremlerin ardından bugün de 4.3 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Merkez üssü Gemlik ilçesi olan depremİ stanbul'da hissedildi. 23 Nisan'da İstanbul'un Kumburgaz açıklarında meydana gelen 6.1'lik deprem sonrası çarpıcı açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Bursa'da peş peşe meydana gelen depremleri Hurriyet.com.tr için yorumladı. Üşümezsoy, dün ve bugün gerçekleşen depremlerin aynı fay üzerinde meydana geldiğini belirtirken, fayın yapısını, depremin oluşma nedenlerini ve bölge hakkındaki bilgileri kendi hazırlığı haritalar ile açıkladı.
Sözlerine 1 ve 2 Temmuz'da meydana gelen depremlerin Gemlik Körfezi kuzeyinde, Güzelyalı düzlüğünün kuzey kenarını sınırlayan fay hattında meydana geldiğini belirterek başlayan deprem uzmanı Üşümezsoy depremin hem Orhangazi tarafından hem Gemlik Körfezi'nde hatta İzmit Körfezi'nde de hissedildiğini ifade etti. Üşümezsoy "Bu fay esas olarak bölgedeki palezoik kayaların ve temel kayaların güneydeki sınırı Gemlik Körfezi'ne açılma sürecinde çalışan bir fay hattı olarak çalışmaktadır. Bu depremle kendisini ortaya koymuştur." ifadelerini kullandı.
DOĞU-BATI GİDİŞLİ BİR FAY
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy sözlerini şöyle sürdürdü:
Şiddet ivmelerinin izini takip ettiğiniz zaman bu iz fay hattı boyunca ve fayın güneyindeki Gemlik Körfezi'nde görülürken diğer taraftan ise doğuya doğru yani Orhangazi'ye doğru görülmekte. Diğer bir şiddetli hissedildiği kesim ise esas olarak Teşvikiye, Esenköy fayı diye tanımladığımız normal fayda oluşmuş bir yapıdır.
Tarafımızdan 2005'te yapılan testlerde bölgenin tektoniğindeki Gemlik Körfezi ve İznik Gölü'nün açılmasını kontrol eden normal fayların öne çıkarıldığı görülmektedir. Bu fay da o sistemin kara içindeki yaklaşık doğu batı gidişli bir fay hattıdır. Güzelyalı'nın kuzey kenarındaki sırtların ile havzanın kenarına dayanmaktadır.
23 NİSAN DEPREMİNİN OLUŞTURDUĞU STRES
İsrail İran'ın nükleer programını gerekçe göstererek başlattığı hava saldırıları sürüyor. İsrail'in saldırılarında İran'da bulunan nükleer ve askeri tesisler vurulurken, İran'ın komuta kademesinden önemli isimler, bilim insanları ve çok sayıda sivil hayatını kaybetti. İran da füze saldırıları ile İsrail'in Tel Aviv ve Hayfa kentleri ile askeri hedefleri vurdu. İsrail İran'ın nükleer silah elde etmek için tesislerinde uranyum zenginleştirdiğini ve nükleer başlık üretmeye çok yaklaştığını iddia ediyor. İran ise bunu şiddetle reddederek nükleer programını barışçıl nedenlerle sürdürdüğünü ifade ediyor.
SALDIRININ ZAMANLAMASI DİKKAT ÇEKİYOR
İsrail'in harekatının ardındaki en önemli isim şüphesiz Başbakan Binyamin Netanyahu. İngiliz Financial Times, İsrail muhalefetinin geçen hafta parlamentoyu feshetmek için çağrı yaptığı ve Netanyahu'nun hükümet koalisyonundaki diğer partilerle anlaşmazlık yaşadığı bir dönemde başbakanın saldırı emrini verdiğine dikkat çekti. Bunun yanında 7 Ekim 2023'te Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı Harekatı'nda İsrail'in güvenlik ve istihbarat zaaflarının ortaya çıkması ve bu tarihten itibaren Gazze'de yapılan on binlerce masum sivilin hayatını kaybetmesine neden olan katliamlara karşın İsrail'in Hamas karşısında başarı elde edememesi de Netanyahu hükümetini oldukça zor durumda bırakan diğer etmenler.
Bunun yanında saldırılar, ABD ile İran'ın, İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varmak üzere Umman'da bir araya gelmelerinin planlanmasından hemen önce gerçekleşti. Saldırıların başlaması ile görüşmeler gerçekleşmedi.
İSRAİL DAHA ÖNCE IRAK VE SURİYE'DEKİ TESİSLERE DE SALDIRDI
Ancak tüm bunların yanında Netanyahu'nun İran'ı kişisel bir takıntı haline getirmesi de bir gerçek. Elbette başka ülkenin nükleer tesislerine saldırı emrini veren ilk İsrail başbakanı Netanyahu değil. 1981'de dönemin İsrail başbakanı Menachem Begin, Irak'ın geliştirdiği nükleer reaktörü yok etmek için hava kuvvetlerine harekat emri verdi. 2007'de de Ehud Olmert, Suriye'nin Deyrizor kentinde olduğu düşünülen nükleer tesislerin ortadan kaldırılması için düğmeye bastı.
Geçmişteki bu iki harekat da Irak ve Suriye'nin sadece nükleer tesislerine yönelikti. Netanyahu'nun başlattığı saldırılar sadece nükleer ve askeri tesislerin yanında karakollar ve devlet televizyonu gibi stratejik noktaları, hatta önemli bilim insanlarını ve üst düzey askerleri de hedef aldı. Ayrıca çok sayıda sivil İranlı da bu saldırılarda hayatını kaybetti.
NETANYAHU'NUN İRAN TAKINTISI: 40 YILDIR İZLİYORUM