Buse Özel

Obezite kadınların dizlerini yordu

9 Nisan 2025

ANTALYA’da düzenlenen Türk Girişimsel Radyoloji Kongresi’nde kireçlenme tedavisi de masaya yatırıldı. Hürriyet’e konuşan Türk Girişimsel Radyoloji Derneği yönetim kurulu üyesi Doç. Dr. Mustafa Özdemir, obeziteyle kireçlenme arasındaki ilişkiyi anlattı: “Kireçlenme kadınlarda daha çok görülüyor. 60 yaş üzeri insanların yüzde 40’ına yakınında osteoartrit yani kireçlenme görülüyor. Çünkü bu bir dejenerasyon. Hastaların şikâyetlerini ve tahlillerini inceleyerek tedaviye karar verilmesi gerekiyor. Kadınlarda çok daha sık görülüyor, çünkü kadınlarımız maalesef büyük ölçüde obez.

ALINAN HER KİLO YÜK

Alınan her kilo ile birlikte eklemlere yük biniyor ve bu ağırlıkla eklem yapısı dejenere oluyor. Anadolu kadını hamur işi yemekleri seven, şişman ve obezitenin çok olduğu bir popülasyon. Mesela bacağınıza bir 10 kilo ağırlık takıp yürümeye çalışın. Ne kadar zor yürüdüğünüzü göreceksiniz. 5 kilo vermek bile o kadar etkiliyor ki hastaların şikâyetleri ciddi anlamda azalıyor. Kireçlenme arttıkça enflamasyon da artıyor ve bazı dokular gelişiyor. O dokuları da besleyen birtakım atardamarlar oluyor ve vücut orayı tamir etmek için kanlanma artıyor. Biz enflamasyonu yaratan atardamarlara tek tek girerek tıkıyoruz ve yok ediyoruz. Mesela daha önce diz protezi yaptırmış ve böyle bir sorunu olan hastamızda uyguladık. Çünkü tekrar ameliyat edilmesi zor bir hastaydı. Böyle hastalarda da uygulanabilen bir yöntem.”

6 MİLYON KİŞİDE KİREÇLENME VAR

- Doç. Dr. Mustafa Özdemir kireçlenmeyle ilgili de şu bilgileri verdi: “Kireçlenme ABD’de 27 milyon kişiyi etkilemektedir. Türkiye’de ise 6 milyon kişiyi etkilediği düşünülmektedir. 2030’da toplumun yüzde 20’si ya da 65 yaş ve üzerindeki yaklaşık 13 milyon insanın bu hastalıktan etkileneceği düşünülmektedir. Kadınlarda, erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha fazla görülür. Kireçlenme tedavisinde genikulat arter embolizasyonu denilen bir yöntem uyguluyoruz. Özellikle yaşlı, ilaca cevap vermeyen veya tekrar ameliyat edilmesi zor olan hastalarda daha uygun bulunan bu yöntem çok fazla bilinmiyor. Kireçlenme olan hastalarda görülen enflamasyon yani bir çeşit iltihabi dokular gelişiyor. Anjiyografi ile yapılan bu teknik sayesinde ağrıya neden olan dokuları bloke ediyoruz.”

 

Yazının Devamını Oku

Balayı gibi bir hastalık: Diyabet

7 Nisan 2025

Dünyada 550 milyon diyabet hastası ve 18.6 milyon diyabet nedeniyle ayak yarası olan hasta var. Diyabetik ayak, uzuv kaybına kadar götürebilen korkutucu bir komplikasyon. Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, Antalya’da düzenlenen kongrede şunları söyledi: “Diyabet balayı gibi bir hastalıktır. 3-5 yıl herhangi bir zarar vermez ama 5 yıl sonra tüm organlarınıza zarar vermeye başlar. Dünya genelinde şu an 550 milyon kişi olan diyabet hastası sayısının 2030’da 643 milyona, 2070’de de 783 milyona çıkması öngörülüyor. Diyabet, dünyada travma dışı bacak kaybının en sık sebebidir.

HER 100 KİŞİDEN 15’İ DİYABETLİ

Türkiye’de ise diyabet sıklığı ne yazık ki Avrupa ortalamasının çok üstünde ve yetişkin her 100 kişiden 15’inde diyabet bulunuyor. Diyabetli hastalarda ayak yaralarının tedavisi 3 ila 12 ay arasında iyileşebiliyor. Ancak diyabetik ayak yarası olan hastaların yüzde 20’sinde küçük ya da büyük ampütasyon gerekir. Bu nedenle diyabet dünyada travma dışı bacak ampütasyonlarının en sık sebebi olarak gösterilmektedir. Diyabetik ayak tedavisinde birçok branş birlikte çalışmalıdır. Ayak damarlarındaki tıkanıklıkların açılmasında girişimsel radyoloji önemli bir yer tutuyor. Anjiyografi bu hastalarda damarın açılmasını sağlayarak ayak yarasının iyileşmesini mümkün kılıyor. Bu da bacak ampütasyonlarını engelleyebilir.”



NELER YAPMALI

Yazının Devamını Oku

7 kişiden biri böbrek hastası

14 Mart 2025

Türk Nefroloji Derneği, 13 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye böbrek raporunu ortaya koydu. Dernek Başkanı Prof.

Dr. Aydın Türkmen, dünya popülasyonunun yüzde 10’undan fazlasının, ülkemizde ise her 7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunun tahmin edildiğini belirterek, şunları söyledi: “Çoğu kişi hastalığın farkında değil ve teşhis edilmeden kalıyor. Kronik böbrek hastalığının 2040 yılına kadar dünya genelinde beşinci önde gelen ölüm nedeni olması bekleniyor.”  

Türk Nefroloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Ok ise böbrek hastalıkları üzerinde etkisi olan hipertansiyon ile alakalı çarpıcı bir örneği paylaştı: “Yamamato yerlileri denilen bir halk var. Bu halk medeniyetle hiç bağlantı kurmayan bir halk ve tuz hayatlarında yok. Ne genç yaşlarda ne de ileri yaşlarda hipertansiyon var bu halkta.”        

GÜNDE 14.8  GRAM TUZ TÜKETİYORUZ

Türkiye’de tuz tüketimine istinaden 2010’lu yıllarda yapılan bir çalışmada ortalama tuz tüketimi 19 gram çıktı. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından ekmekte tuz miktarının azaltılması, restoranlarda masalardan tuzluğun kaldırılması gibi önlemlerin ardından bu 14.8’e düştü. Ancak uzmanlara göre bu oran hâlâ çok yüksek. En fazla olması gereken tuz miktarı günlük 6 gram.

Yazının Devamını Oku

Kapıya, dolaba çarpıyorsanız dikkat: Sinsi hastalık kör edebilir

12 Mart 2025

Prof. Dr. Tekin Yaşar, annesi de glokom hastalığı geçirmiş bir doktor. Glokom ile özel olarak ilgilenmesinde bunun da etkisi olduğunu söylüyor. Dünya Glokom Haftası’nda Prof. Dr. Yaşar, asistan hekimler ile birlikte iki özel etkinlik yapmış; Karanlıkta Yemek ve Karanlıkta Diyalog.

KARANLIKTA YEMEK

Prof. Dr. Yaşar, “Amacımız asistan hekimlerin tamamen görme kaybı yaşayan hastalarla empati kurabilmesi. Bazı asistan arkadaşlarımız son anda girmekten vazgeçti, bir kızımız çıkışta hüngür hüngür ağladı. Tam karanlığa gömülmek çok ürkütücü bir deneyim. Hepimiz için çok sarsıcı bir deneyimdi. Biz işin içinde olduğumuz halde gerçek görme engellilerin hayatının ne kadar zor olduğunu ve onların hayatını kolaylaştıracak şeyleri yapmadığınızı fark ediyorsunuz. Hayatta elimizde olanların kıymetini bilmediğinizi fark ediyorsunuz” dedi.

BELİRTİ VERMİYOR

Dünya Glokom Birliği’nin her yıl mart ayının ikinci haftasında farkındalık etkinlikleri düzenlediğini ifade eden Prof. Dr. Yaşar sözlerine şöyle devam etti: “Glokom çok geniş bir hastalık grubu. Bebeklerde görülen formu da var. Bu kalıtımsal bir türü. Glokom krizi dediğimiz, ağrı ile gelen bir formu var. Onda da ağrı olduğu için yine hekime geliniyor ve teşhis konuluyor. Bizim üzerinde durduğumuz açık açılı dediğimiz form. Türkiye nüfusuna oranladığımızda 1.5 milyon civarı hasta olduğu öngörülüyor. Ancak bunların 3’te 1’i kayıtlı. Çabamız bu kayıp bir milyonu doktora getirmek. Açık açılı glokom, sinsi seyirli ve bir belirti vermiyor. Görme alanında kayıp başlıyor. Yani görmede bir azalma yok ama mesela diyelim sağ tarafta bir kayıp oluyor o zaman kapıya, dolaba çarpmaya başlıyor insanlar. Burada yapabildiğimiz kalan görmeyi korumak. O yüzden doktora erken başvurmak çok önemli. Kaybedilen görme de geri dönüşümsüz.”

DÜNYADA 70 MİLYON HASTA VAR

- 40 yaşın üzerinde görülme olasılığı yüzde 2.

Yazının Devamını Oku

Uzmanlar uyarıyor... 30 yaş altı estetik tehlikeli

8 Mart 2025

En çok yapılan estetik ameliyatlardan biri ise göz estetiği ameliyatları. Ancak uzmanlar uyarıyor, göz estetikleri yanlış ellerde ciddi problemlere yol açabilir. Nadiren de olsa korneada erime, kalıcı yara gelişimine bağlı görme kaybı yaşanabilir. 

İstanbul Üniversitesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ceyhun Arıcı, “Bu tür işlemlerde konunun uzmanı bir doktora gitmek ve uygun koşullarda uygulama yaptırmak çok önemli. Ameliyat sonrası bir şikâyet varsa ve göz hekimine geç gelinirse kornea dokusunda erime, kalıcı yara gelişimine bağlı görme azlığı, kornea nakli gereksinimi gibi ağır durumlar nadir de olsa gerçekleşebilmektedir” dedi.

‘ZAMANLA ETKİSİ GEÇİYOR’

Göz Vakfı Hastaneleri Direktörü Prof. Dr. Barış Yeniad, “18 yaş altında hiçbir hastada estetik müdahalenin doğru olmadığını düşünüyorum. Estetik nedenlerle yapılan göz kapağı ameliyatları etkileri tüm yaşam boyunca devam etmiyor ve zaman içinde yaş alma ile beraber bu ameliyatların tekrarlanması gerekiyor. O nedenle özellikle 30 yaş altındaki genç hastalarda cerrahi dışı kozmetik işlemlerin daha doğru olduğunu düşünmekteyim. Göz kapağı estetiği son derece nazik bir cerrahi. Bu bölgede yapılan yanlış işlemler hep fonksiyonel hem de kozmetik görünür problemlere yol açabilir. Maalesef göz kapağı ameliyatları bu konuda ehliyete sahip olmayan, hatta doktor olmayan kişiler tarafından yapılıyor” diye konuştu.

Dünya Göz Hastanesi Op. Dr. Merve Kalyoncu da, göz kapağı estetiğinin tüm estetik operasyonların yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturduğunu söyledi.

 

Yazının Devamını Oku

3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde sahne Ata’nın

5 Mart 2025

Daha önce sanatçı Haluk Levent ile de sahneye çıkan ve keman çalan Ata Çankırı müziğe giden yolculuğunu şöyle anlattı: “Bilkent Orkestrası’na gidip Mert Fırat ve Aslı Tandoğan ile görüşecektik. Onlarla tanışmak ve annemin derneği ile birlikte farkındalık yaratmak istemiştik. O sırada bir orkestra vardı arkada. O anda kemanlar çaldığında o kadar etkilendim ve büyülendim ki...  ‘Ben keman çalmalıyım’ dedim ve anneme söyledim. Yaklaşık 5.5 yıldır keman çalıyorum. 3 Mart günü Gazi Üniversitesi’nde engellilere yönelik bir konser olacak. Enstrüman çalan işitme engelliler ile birlikte sahne alacağım.

ENGELİ BÜYÜTMESİNLER

İnsanlar, engelli bir birey görünce o çocuğun hayatı mahvoldu gibi bakıyor. O engeli büyütmek yerine insanlar bizi destekleseler daha kolay aşılacak. Ben küçükken birçok doktor, ‘Bu çocuk işitmez’, ‘Birçok şeyi başaramaz’ diyor. Ben mesela keman çalıyorum dediğimde ‘bu bir mucize’ gibi bakıyorlar. Ama bu o kadar şaşılacak bir şey değil. İnsanlar engeli büyütmek yerine yıkmaya yardımcı olsun.”

İleride genetik mühendisliği okumayı planladığını söyleyen Ata, “İşitme engelini yok edecek bir çözüm bulmak istiyorum. Bu konuda çalışmalar yapıp ülkeme sunmak istiyorum” ifadelerini de kullandı.

1.5 YAŞINDA BAKICISI FARK ETTİ

- Öğretmen Hatice-İbrahim Çankırı çiftinin çocuğu Ata Çankırı’nın işitme engeli 1.5 yaşında bakıcısı tarafından fark edildi. Ailede bilinen başka bir işitme engelli yoktu. Hemen testler yapıldı. Sonrasında bir kulağa koklear implant takılmasına karar verildi. O dönemde Sosyal Güvenlik Kurumu sadece tek bir kulak için cihazın geri ödemesini yapıyordu. Sonrasını anne Hatice Çankırı şöyle anlatıyor: “Uluslararası bir fuarda iki kulağa da takılması gerektiğini öğrendik. Borç alarak sol kulağına da implant taktırdık. SGK’ya başvurduk, geri ödeme kapsamına alınmasını istedik. Cumhurbaşkanlığı Resepsiyonu’na katılıp taleplerimizi dile getirdik. Cumhurbaşkanı’na mektup yazdık. Ardından tüm çocuklar için iki kulak implant geri ödeme kapsamına alındı, fakat biz kendimiz ödemiş olduğumuz için kapsam dışı kaldık. 7 yılda bir değiştirilmesi gerektiği için bu bizim adımıza büyük bir masraftı. Sonrasında SGK ile görüştüm. Mücadelemiz sonucu biz ve 40 aile geçmişe yönelik geri ödeme kapsamına alındı. 2017 yılında Biyonik Kulaklı Çocuklar Derneği’ni kurdum.”

Yazının Devamını Oku

Plastik pipet geri döndü

12 Şubat 2025

ABD Başkanı Donald Trump, sansasyonel kararlarına bir yenisini daha ekledi. Plastik pipet kullanımına geri dönülmesini öngören kararname imzalayan Trump, Beyaz Saray’daki törende yeni uygulamaya dair düşüncelerini paylaştı. Trump, Biden döneminde yaygınlaştırılan kağıt pipetleri başarısız bir uygulama olarak nitelendirerek, “Plastik pipetlere geri dönüyoruz. Bu kağıt pipetler işe yaramıyor. Onları defalarca kullandım ve bazen ağızda dağılıyor, sıcak içeceklerde saniyeler içinde çöküyor” dedi. Kararname, kağıt pipetlerin üretim maliyetinin plastik pipetlere kıyasla daha yüksek olduğunu ve üretim sürecinde insan sağlığına zarar verebilecek kimyasallar içerebileceğini öne sürüyor.

BIDEN YASAKLAMIŞTI

Biden yönetimi, 2024’te çevre kirliliği ile mücadele etmek için plastik pipet, plastik çatal-kaşık ve ambalaj malzemelerinin ABD hükûmeti tarafından tedarikini kademeli olarak sona erdirmek için bir kararname imzalamıştı. Trump’ın yeni kararı ise devlet kurumlarının kağıt pipet alımını durdurmasını ve bu ürünlerin ulusal düzeyde ortadan kaldırılması için bir strateji oluşturulmasını emrediyor. Plastik pipetleri savunan Trump, 2020’deki seçim kampanyası sırasında da paketi 15 dolardan “Trump” markalı plastik pipet satmış, bu ürünlerden ilk haftalarda 500 bin dolar gelir elde edilmişti.

ÇEVRECİLER TEPKİLİ

ABD’de günlük 500 milyon plastik pipet kullanıldığı tahmin ediliyor. Seattle, California, Oregon ve New Jersey gibi birçok eyalet, kullanımı sınırlandıran veya yalnızca müşteri talebiyle sunulmasını gerektiren yasaları hayata geçirdi. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na göre, her yıl 460 milyon metrik ton plastik üretiliyor. Bu atıklar okyanus kirliliğine ve insan sağlığını etkileyebilecek mikroplastiklerin yayılmasına katkıda bulunuyor. Trump’ın bu pipetleri tekrar yasallaştıran kararnamesi, çevreciler tarafından tepkiyle karşılandı.

8 MİLYAR

Türkiye'de yılda yaklaşık 8 milyar adet pipet kullanılıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu diyet hasta ediyor: ‘Etobur’ çılgınlığı

16 Ocak 2025

KOLESTEROLÜ YÜKSELTİYOR

Diyetisyen Elvan Odabaşı:

“Vücuttaki her bir gram karbonhidrat 2.7 gram su tutar. Diyetle birlikte yoksunluk yaşandığında ilk zamanlarda ciddi bir su kaybı yaşanması normaldir. Carnivore diyeti doymuş yağdan zengin olduğu için LDL yani kötü kolesterolü yükseltebilir ve bu da kalp hastalığı riskini artırabilir. Bu diyet modelinde sebze, meyve, tahıl, kurubaklagil, bitkisel yağlar olmadığı için yine vitamin ve mineral eksiklikleri gözlenecektir. Bitkisel besinlerin yokluğu lifin kısıtlanması anlamına gelir. Lif tüketimi bağırsak sağlığımız için en önemli besin ögelerinden biridir. Yetişkin bireylerde günlük 25-30 gram tüketilmesi önerilmektedir. Her yıl olduğu gibi Akdeniz diyeti bu yıl da en iyi diyet olarak seçildi. Akdeniz ülkesi olarak bu konuda oldukça şanslıyız. Bu yüzden sürdürebileceğiniz beslenme düzenini uygulamanız oldukça önemlidir.”

HIZLI VERİLEN KİLO HIZLA GERİ ALINIR

Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Derya Fidan:

“Karbonhidrat alımının neredeyse sıfıra indirgendiği bu diyette kalori açığı ile hızlı kilo kayıpları görülebilir. Ancak lif vitamini ve mikro besinler alınmadığı için kabızlığa neden olur. Yüksek doymuş yağ alımı LDL, kolesterol ve trigliserit düzeylerini artırabilir. Karbonhidrat eksikliği nedeniyle enerji seviyelerinde düşüş yaşanabilir. Sürdürülebilirliği yok. Enerjinin yağlardan alındığı ve harcandığı bu model ilk dönemde çok fazla kilo kaybı yaratabiliyor ancak daha sonrasında yine duraksama ve verilen kiloların normal beslenme düzeni ile hızla geri gelmesi mümkün. Çalışmalar uzun dönem Akdeniz tipi beslenme modelinin ruh, beden bütünlüğünü sağlıklı bir şekilde korumada en etkili model olduğunu gösteriyor.”

Yazının Devamını Oku