Buse Özel

Türk bilim insanlarından büyük başarı... Akciğer kanserini sesinden tanıdılar

27 Nisan 2025

YAPAY zekâ, tıp alanında da sıkça kullanılmaya başlandı. Antalya’da düzenlenen Türk TORAKS Derneği Kongresi’nde konuşan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Yusuf Kahya da önemli bir gelişmeyi açıkladı. Dr. Yusuf Kahya, birçok parametre kullanılarak insan kulağının duyamadığı ve ayırt edemediği ses özellikleri ile yapay zekânın akciğer kanserinde erken teşhis yapabildiğini söyledi.

EN BÜYÜK SORUN GEÇ TEŞHİS

Kahya, kalabalık bir ekiple yapılan bu önemli araştırmayla ilgili şu bilgileri verdi: “Akciğer kanseri hâlâ kanserden ölümlerde dünya genelinde birinci ölüm nedeni olarak yer alıyor. En büyük sorun ise geç teşhis ediliyor olması. Literatürdeki çalışmaların büyük bir kısmı akciğer kanserinin erken dönemde teşhis edilmesi yönünde. Bunun için pek çok yöntem geliştiriliyor günümüzde. Öte yandan yapay zekâ tıpta da çok sık kullanılıyor ve en sık kullanıldığı alan da radyoloji. Biz Ankara Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden araştırmacılarla yaptığımız çalışmada günlük hayatımızdaki konuşma sesi analizi ile erken dönem akciğer kanseri tanımaya yönelik bir yapay zekâ programı geliştirdik. Bu programda sağlıklı bireyler ve akciğer kanserli bireyler arasındaki farkı ortaya koyabildik. Yüksek bir doğruluk oranı ile bu fark ortaya konuldu.

YÜZDE 90 DOĞRULUK PAYI

Bu, yeni bir tanı yöntemi olması açısından ümit verici sonuçlar taşımakla birlikte şu anda kullanılabilir bir düzeyde değil. Ancak geliştirilebilir. Çalışmanın birçok komponenti var. Birden fazla parametreye baktık ve çalışmada yüzde 90 civarında bir doğruluk oranı elde ettik. Biz bu çalışmada 50 sağlıklı birey ile 50 akciğer kanseri hastasını karşılaştırdık; küçük bir çalışma oldu. Benzer çalışmalarımız radyolojide de var aslında. Ancak konuşma analizi ile ilk yapılan çalışma buydu. Yüzde 90 bir doğruluk önemli bir oran ama çalışma küçük bir grupla yapıldığı için daha fazla geliştirilmeli. Eğer belirli bir başarı oranına gelinirse günün birinde tanı yöntemi olarak uzun vadede kullanılabilir. Konuşma sesi insanların sağlık durumu ile ilgili bir bilgi verebilir. Nasıl ki nezle, grip olduğunuzda sesiniz etkileniyorsa akciğer kanserli hastalarda da insan kulağının duyamayacağı ölçüdeki ses özellikleri etkilenebilir. Bu ses özellikleri çok farklı parametreler ile değerlendiriliyor.”

EKİP ÇALIŞMASI

- Ankara Üniversitesi’nden Dr. Haydar Ankışhan’ın liderliğinde yürütülen araştırmada Dr. Haluk Ulucanlar, Dr. Yusuf Kahya, Dr. İslam Aktürk, Dr. Kübra Alphan Kavak, Dr. Ulaş Bağcı ve Dr. Bülent M. Yenigün birlikte çalıştı.

Yazının Devamını Oku

Mikroplastikler meme kanserini tetikliyor

16 Nisan 2025

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Banu Atalar, umut verici yeni tedavilere değindi. Prof. Dr. Atalar, “Dünya Sağlık Örgütü 2024 verilerine göre her yıl 20 milyondan fazla insan kanser oluyor. Paralel şekilde Türkiye’de de artış görülüyor. Radyoterapide çığır açan gelişmeler oldu. Şu anda dünyada üzerinde çalışılan, flash radyoterapi var. Bu terapide radyasyon, bir saniyeden kısa sürede yüksek dozda veriliyor. Henüz klinik uygulamaya geçmese de bu gelişme umut veriyor” dedi.

RİSKİ ARTIRAN FAKTÖRLER

Her 8 kadından 1’inde meme kanseri görüldüğünü belirten Kongre Bilimsel Sekreteri Prof. Dr. İlknur Bilkay Görken, “Genetiğin etkisi yüzde 10 ama somatik hücreler de var. Somatik hücreler çevresel faktörlerden çok fazla etkileniyor. Pestisitler, yediğimiz - içtiğimiz besinler, alkol riski artırıyor. Mikroplastikler, alkol, beslenme şeklimiz hepsi kanseri etkiliyor. Meme kanserinde çevresel faktörler çok önemli. Çevre kirliliği, plastik maruziyeti son 50 yılda oldukça arttı. Mikroplastikler endokrin sistemini etkileyerek hormonal sistemi bozuyor. Mümkün olduğunca dengeli yaşamaya çalışmamız gerekiyor.” 

Yazının Devamını Oku

‘Sapkın’ doktorlara tıp dünyasından tepki yağdı... Onlar hekim değil yüz karaları

13 Nisan 2025

Konya’da Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde doktorlara ait bir WhatsApp grubunda hastalarla ilgili çirkin yazışmalar ortaya çıktı. Yazışmalarda “Bir diyetisyen vardı fenaydı”, “Muayene edeyim dedim, yalandan örtmeye çalışıyor”, “O hasta çok fena”, “Topluca baksak işlem odasında” gibi ahlaksız ifadeler bulunuyor. Sağlık Bakanlığı ve üniversite rektörlüğü konuyla ilgili soruşturma başlattı. Üniversite, skandal konuşmaları yaptığı iddia edilen 2 asistan doktorun görevden uzaklaştırılıp idari soruşturma başlatıldığını açıkladı. Meslek odaları ve hekimler de olaya tepki gösterdi.

HİPOKRAT YEMİNİNE AYKIRI

 İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Osman Küçükosmanoğlu: “Bu yazışmalar hekim camiasında büyük üzüntü ve öfkeye neden oldu. Hekimlik yeminine aykırı. Hiçbir bahanesi olamaz. Olay, Türk Tabipleri Birliği (TTB) disiplin yönetmeliği uyarınca Konya Tabip Odası ile TTB tarafından incelenecek ve sorumlular hakkında gereken ceza verilecektir. Hasta-hekim ilişkisi özel bir ilişkilidir. Hastaların cinsel obje olarak görülmesi asla  kabul edilemez.”

DOKTORLARIN YÜZDE 99.9’U BUNU YAPMAZ

Eski İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Nergis Erdoğan: “Bütün meslek grupları gibi hekimler içinde de böyle münferit olaylar olabilir. Zaman zaman böyle şikâyetler tabip odalarına gelir ancak bunlar münferit olaylardır. Hekimlerin yüzde 99.9’unda böyle davranışlar görmeyiz. Ama soruşturulmalı ve yargı gerekeni yapmalı. Bu tür olaylarda tabip odaları onur kurulları toplanır ve disiplin cezası verir. Bu cezalar uyarı, para cezası ve meslekten men olarak devam eder. Genellikle bu tür durumlarda belli süreler ile meslekten men veririz. Meslekten men cezaları 15 gün ile başlar. Hastalarla ilgili özellikle de cinsiyete dayalı çirkin yaklaşımlarda meslekten men cezası verilir. Hem bir kadın hem de bir hekim olarak bunun hekimlik ile bağdaşır bir yanı olmadığını söyleyebilirim. Bu bir etik ilkedir. Hekimler hiçbir şekilde yaş, cinsiyet gözetimi yapmaksızın tedavi yapmalıdır.”

DÜŞÜK VE SEVİYESİZ

Yazının Devamını Oku

Prostata anjiyo ile tedavi

12 Nisan 2025

Erkeklerin kâbusu olan prostat büyümesinde ilaç ve ameliyat dışında bir de anjiyo ile tedavi seçeneği bulunuyor. Bu konuda yurtdışında bir çalışma da yapıldı.

Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Kongresi’nde prostat büyümesinin anjiyo ile tedavisi ele alındı. Hacettepe Üniversitesi Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Bora Peynircioğlu, “Yeterince uzun yaşarsak tüm erkeklerde iyi huylu prostat büyümesinin görülmesini bekliyoruz. Şu anda da yaklaşık olarak 70 yaş üstü her 5 erkeğin 4’ünde önemli şikâyetler oluyor” dedi.


Prof. Dr. Bora Peynircioğlu

2 İLA 5 YILLIK TAKİPLİ BAŞARI

Peynircioğlu, ilaç ve ameliyat seçeneklerine anjiyo ile tedavi yönteminin eklendiğini belirterek, şöyle konuştu: “İyi huylu prostat büyümesinde ilaç ve ameliyat olmak üzere 2 temel tedavi kullanılıyordu. Bunların yanına bir de anjiyo ile tedavi yöntemi eklendi. Bu yöntemde kol veya kasık atardamarından bir iğne deliğinden girilerek tedavi gerçekleştiriliyor. Yapılan bilimsel çalışma Amerikan Üroloji Derneği’nin yayın organı, uluslararası hakemli The Journal of Urology’de yayımlanarak makale haline getirildi. Bu çalışmaya göre anjiyo tedavisi olan hastalar 2 ila 5 yıl süreyle takip edildi ve kalıcı sonuçlar elde edildi. Cerrahi işlemler, idrar akımını daha iyi düzeltirken, anjiyo işlemi depolama kapasitesine daha etkilidir. Anjiyo tedavisi olmak, daha sonra yapılması olası prostat ameliyatlarına engel değildir. İlaç tedavisinden fayda görmeyen hastalar, ameliyat olmak istemeyen veya anestezi alması riskli hastalar için önerilen bir yöntemdir.”

Yazının Devamını Oku

Obezite kadınların dizlerini yordu

9 Nisan 2025

ANTALYA’da düzenlenen Türk Girişimsel Radyoloji Kongresi’nde kireçlenme tedavisi de masaya yatırıldı. Hürriyet’e konuşan Türk Girişimsel Radyoloji Derneği yönetim kurulu üyesi Doç. Dr. Mustafa Özdemir, obeziteyle kireçlenme arasındaki ilişkiyi anlattı: “Kireçlenme kadınlarda daha çok görülüyor. 60 yaş üzeri insanların yüzde 40’ına yakınında osteoartrit yani kireçlenme görülüyor. Çünkü bu bir dejenerasyon. Hastaların şikâyetlerini ve tahlillerini inceleyerek tedaviye karar verilmesi gerekiyor. Kadınlarda çok daha sık görülüyor, çünkü kadınlarımız maalesef büyük ölçüde obez.

ALINAN HER KİLO YÜK

Alınan her kilo ile birlikte eklemlere yük biniyor ve bu ağırlıkla eklem yapısı dejenere oluyor. Anadolu kadını hamur işi yemekleri seven, şişman ve obezitenin çok olduğu bir popülasyon. Mesela bacağınıza bir 10 kilo ağırlık takıp yürümeye çalışın. Ne kadar zor yürüdüğünüzü göreceksiniz. 5 kilo vermek bile o kadar etkiliyor ki hastaların şikâyetleri ciddi anlamda azalıyor. Kireçlenme arttıkça enflamasyon da artıyor ve bazı dokular gelişiyor. O dokuları da besleyen birtakım atardamarlar oluyor ve vücut orayı tamir etmek için kanlanma artıyor. Biz enflamasyonu yaratan atardamarlara tek tek girerek tıkıyoruz ve yok ediyoruz. Mesela daha önce diz protezi yaptırmış ve böyle bir sorunu olan hastamızda uyguladık. Çünkü tekrar ameliyat edilmesi zor bir hastaydı. Böyle hastalarda da uygulanabilen bir yöntem.”

6 MİLYON KİŞİDE KİREÇLENME VAR

- Doç. Dr. Mustafa Özdemir kireçlenmeyle ilgili de şu bilgileri verdi: “Kireçlenme ABD’de 27 milyon kişiyi etkilemektedir. Türkiye’de ise 6 milyon kişiyi etkilediği düşünülmektedir. 2030’da toplumun yüzde 20’si ya da 65 yaş ve üzerindeki yaklaşık 13 milyon insanın bu hastalıktan etkileneceği düşünülmektedir. Kadınlarda, erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha fazla görülür. Kireçlenme tedavisinde genikulat arter embolizasyonu denilen bir yöntem uyguluyoruz. Özellikle yaşlı, ilaca cevap vermeyen veya tekrar ameliyat edilmesi zor olan hastalarda daha uygun bulunan bu yöntem çok fazla bilinmiyor. Kireçlenme olan hastalarda görülen enflamasyon yani bir çeşit iltihabi dokular gelişiyor. Anjiyografi ile yapılan bu teknik sayesinde ağrıya neden olan dokuları bloke ediyoruz.”

 

Yazının Devamını Oku

Balayı gibi bir hastalık: Diyabet

7 Nisan 2025

Dünyada 550 milyon diyabet hastası ve 18.6 milyon diyabet nedeniyle ayak yarası olan hasta var. Diyabetik ayak, uzuv kaybına kadar götürebilen korkutucu bir komplikasyon. Türk Girişimsel Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Levent Oğuzkurt, Antalya’da düzenlenen kongrede şunları söyledi: “Diyabet balayı gibi bir hastalıktır. 3-5 yıl herhangi bir zarar vermez ama 5 yıl sonra tüm organlarınıza zarar vermeye başlar. Dünya genelinde şu an 550 milyon kişi olan diyabet hastası sayısının 2030’da 643 milyona, 2070’de de 783 milyona çıkması öngörülüyor. Diyabet, dünyada travma dışı bacak kaybının en sık sebebidir.

HER 100 KİŞİDEN 15’İ DİYABETLİ

Türkiye’de ise diyabet sıklığı ne yazık ki Avrupa ortalamasının çok üstünde ve yetişkin her 100 kişiden 15’inde diyabet bulunuyor. Diyabetli hastalarda ayak yaralarının tedavisi 3 ila 12 ay arasında iyileşebiliyor. Ancak diyabetik ayak yarası olan hastaların yüzde 20’sinde küçük ya da büyük ampütasyon gerekir. Bu nedenle diyabet dünyada travma dışı bacak ampütasyonlarının en sık sebebi olarak gösterilmektedir. Diyabetik ayak tedavisinde birçok branş birlikte çalışmalıdır. Ayak damarlarındaki tıkanıklıkların açılmasında girişimsel radyoloji önemli bir yer tutuyor. Anjiyografi bu hastalarda damarın açılmasını sağlayarak ayak yarasının iyileşmesini mümkün kılıyor. Bu da bacak ampütasyonlarını engelleyebilir.”



NELER YAPMALI

Yazının Devamını Oku

7 kişiden biri böbrek hastası

14 Mart 2025

Türk Nefroloji Derneği, 13 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında, Türkiye böbrek raporunu ortaya koydu. Dernek Başkanı Prof.

Dr. Aydın Türkmen, dünya popülasyonunun yüzde 10’undan fazlasının, ülkemizde ise her 7 yetişkinden birinin kronik böbrek hastası olduğunun tahmin edildiğini belirterek, şunları söyledi: “Çoğu kişi hastalığın farkında değil ve teşhis edilmeden kalıyor. Kronik böbrek hastalığının 2040 yılına kadar dünya genelinde beşinci önde gelen ölüm nedeni olması bekleniyor.”  

Türk Nefroloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Ok ise böbrek hastalıkları üzerinde etkisi olan hipertansiyon ile alakalı çarpıcı bir örneği paylaştı: “Yamamato yerlileri denilen bir halk var. Bu halk medeniyetle hiç bağlantı kurmayan bir halk ve tuz hayatlarında yok. Ne genç yaşlarda ne de ileri yaşlarda hipertansiyon var bu halkta.”        

GÜNDE 14.8  GRAM TUZ TÜKETİYORUZ

Türkiye’de tuz tüketimine istinaden 2010’lu yıllarda yapılan bir çalışmada ortalama tuz tüketimi 19 gram çıktı. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından ekmekte tuz miktarının azaltılması, restoranlarda masalardan tuzluğun kaldırılması gibi önlemlerin ardından bu 14.8’e düştü. Ancak uzmanlara göre bu oran hâlâ çok yüksek. En fazla olması gereken tuz miktarı günlük 6 gram.

Yazının Devamını Oku

Kapıya, dolaba çarpıyorsanız dikkat: Sinsi hastalık kör edebilir

12 Mart 2025

Prof. Dr. Tekin Yaşar, annesi de glokom hastalığı geçirmiş bir doktor. Glokom ile özel olarak ilgilenmesinde bunun da etkisi olduğunu söylüyor. Dünya Glokom Haftası’nda Prof. Dr. Yaşar, asistan hekimler ile birlikte iki özel etkinlik yapmış; Karanlıkta Yemek ve Karanlıkta Diyalog.

KARANLIKTA YEMEK

Prof. Dr. Yaşar, “Amacımız asistan hekimlerin tamamen görme kaybı yaşayan hastalarla empati kurabilmesi. Bazı asistan arkadaşlarımız son anda girmekten vazgeçti, bir kızımız çıkışta hüngür hüngür ağladı. Tam karanlığa gömülmek çok ürkütücü bir deneyim. Hepimiz için çok sarsıcı bir deneyimdi. Biz işin içinde olduğumuz halde gerçek görme engellilerin hayatının ne kadar zor olduğunu ve onların hayatını kolaylaştıracak şeyleri yapmadığınızı fark ediyorsunuz. Hayatta elimizde olanların kıymetini bilmediğinizi fark ediyorsunuz” dedi.

BELİRTİ VERMİYOR

Dünya Glokom Birliği’nin her yıl mart ayının ikinci haftasında farkındalık etkinlikleri düzenlediğini ifade eden Prof. Dr. Yaşar sözlerine şöyle devam etti: “Glokom çok geniş bir hastalık grubu. Bebeklerde görülen formu da var. Bu kalıtımsal bir türü. Glokom krizi dediğimiz, ağrı ile gelen bir formu var. Onda da ağrı olduğu için yine hekime geliniyor ve teşhis konuluyor. Bizim üzerinde durduğumuz açık açılı dediğimiz form. Türkiye nüfusuna oranladığımızda 1.5 milyon civarı hasta olduğu öngörülüyor. Ancak bunların 3’te 1’i kayıtlı. Çabamız bu kayıp bir milyonu doktora getirmek. Açık açılı glokom, sinsi seyirli ve bir belirti vermiyor. Görme alanında kayıp başlıyor. Yani görmede bir azalma yok ama mesela diyelim sağ tarafta bir kayıp oluyor o zaman kapıya, dolaba çarpmaya başlıyor insanlar. Burada yapabildiğimiz kalan görmeyi korumak. O yüzden doktora erken başvurmak çok önemli. Kaybedilen görme de geri dönüşümsüz.”

DÜNYADA 70 MİLYON HASTA VAR

- 40 yaşın üzerinde görülme olasılığı yüzde 2.

Yazının Devamını Oku