Önceki gün Nişantaşı’nda görüntülenen ünlü oyuncu, “Ben kadınların raf ömrü var demedim. Sektör maalesef öyle bir dayatma içinde dedim. Yoksa kadın yaş aldıkça harikalaşan bir varlık” dedi.
Yeşilçam’ın unutulmaz filmlerinden “Gırgıriye” aynı adla tiyatro sahnesine uyarlanıyor. Önceki gün Ataşehir’deki bir gösteri salonunda basın mensupları ile bir araya gelen ekip, soruları yanıtladı. Müjdat Gezen’in kaleminden ve yönetmenliğinden çıkan bu müzikalde, Perran Kutman, Gülben Ergen, Uğur Dündar, Günay Karacaoğlu, Ömür Göksel, Selçuk Ural, Semiha Yankı, Defne Yalnız gibi birçok isim yer alıyor.
Müjdat Gezen, “Çok mutluluk verici bir fotoğraf bu. Bu filmi 18 milyon kişi izlemişti. En ufak rolden en büyük role kadar emek veren oyuncularımıza çok teşekkür ediyorum” dedi.
Sanatçı, Perran Kutman’a oyunda ihtiyacı olduğunu o yüzden çağırdığını dile getirdi: “Perran’la biz akraba gibiyiz. Annesi annem gibiydi.”
46 YIL SONRA SAHNEDE
Perran Kutman, “46 yıl sonra tiyatro sahnesine çıkıyorum. Müjdat, 46 yıl sonra ilk kez bir şey istedi ve ‘Zor durumdayım gelmen lazım’ dedi. Ben de onu kırmadım. İlk kez provayı izledim. Şimdi yıllar sonra sahneye dönüyorum” açıklamasını yaptı. Usta oyuncu yurtdışına taşındığı iddialarına şu yanıtı verdi: “Amerika’da birkaç ay kaldım ve döndüm. Aslında nisanda dönecektim ama tiyatro için erkene çektim. Yine giderim ara ara tatillere. Ailecek buradayız biz. İstanbul’da yaşıyoruz. Bir yere gittiğim yok”
GURURLANDIM
Türk sinemasının usta ismi Nebahat Çehre, muhabirlerin sorularını yanıtladı. Usta oyuncu, “Yeşilçam’daki Nebahat Çehre, bu dönemde olsaydı yine yıldız olur muydu?” sorusuna şöyle yanıt verdi:
“Yeşilçam’da çok bilinçsizdik. Makyaj, kuaför nedir bilmiyorduk. O dönem bizim en çirkin halimizdi. Oyunculuğu da bilmiyorduk. Yaşadıkça, öğrendikçe oyunculuğu kazandık.”
Yeşilçam döneminde sinemadaki imkanların daha kısıtlı olduğunu ifade eden Çehre, şimdiki oyuncuların şanslı olduğunu söyledi:
“Hiç kimseye eleştirel şekilde bakmak istemiyorum. Nâzım Hikmet’in dediği gibi ‘Babamdan ileriyim, doğacak çocuğumdan geriyim’. Biz Yeşilçam’da çok cefa çektik. Hiç kimsenin, devletin el uzattığı bir meslek değildi. Çok imkânımız yoktu. Bugün Hollywood düzeyinde çalışmalar oluyor. Kıymetini bilsinler. Şimdiki oyuncular daha şanslılar.”
HAKLARIMIZI ALAMIYORUZ
Usta oyuncu, eski filmlerdeki telif hakları konusunda haklarını alamadıklarını da açıkladı: “Birlik olmak lazım. Bu konuda hiç kimse duyarlı değil. Bizim yurtdışına satılan işlerden hakkımızı almamız lazım. Dünya sineması öyle dönüyor. Şarkıcı bir şarkı yapıyor, torununun torunu hakkını alıyor. Sinemaları da öyle. Bizde bu konuda birlik yok. Yapımcılara ‘Hakkımı istiyorum’ dediğimiz zaman vermiyor. Birlik olup bir araya gelirsek hakkımızı alırız tabii.”
ŞÖHRET GİDER SAYGINLIK KALIR
“Yazın bir film projemiz olacak, onun için toplantı yaptık” diyen oyuncu, sosyal medyadaki bir paylaşımının altına “Yeraltı” dizisindeki rol arkadaşı Uraz Kaygılaroğlu’nun “Ömrüm” şeklinde yorum yazması sorulunca şöyle konuştu: “İkonik bir şey oldu o, diziden kaynaklı. Bu tarz geyikler hep olacak.”
AFİYET OLSUN ÖMRÜM!
Devrim Özkan, “Size bir erkeğin ‘ömrüm’ diye hitap etmesinden hoşlanır mısınız” sorusuna gülerek yanıt verdi:
“Düzgün insanlar karşımıza çıktığı sürece olabilir. Yemek siparişlerini de artık ‘ömrüm’ diye alıyorum. ‘Afiyet olsun ömrüm’ yazıyorlar.” Futbolcu Torreira ile ilişkisi sona eren oyuncu, basketbolcu Shane Larkin’i sosyal medyada takip etmesiyle çıkan aşk haberleri için, “Ben de özel hayatımı açıkçası internetten takip ediyorum. Benim bir sürü sporcu arkadaşım var. Hepsi sevgilim değil yani!”
Oyuncu “Katılıyorum. Yaş aldıkça istediklerini yapabilme gücüne erişiyorsun. Önceden ‘Kimse kırılmasın’ diye düşünürdüm. Şimdi ‘Önce ben kırılmayayım’ diyorum” dedi. Deniz Çakır’ın “Kadın oyuncuların raf ömrü var” açıklamasının hatırlatılması üzerine Balçın, böyle düşünmediğini belirterek “Ben raf ömrüm olduğunu düşünmüyorum. Gücüm ve sağlığım yettiği sürece 80 yaşına kadar oynamaya devam ederim. Benim için sıkıntı yok” diye konuştu.
TİYATRONUN PARASI BEREKETLİDİR
Balçın “Tiyatro yapan aç kalır mı?” sorusuna da yanıt verdi: “Hayatım boyunca tiyatro yaptım. Tiyatronun parası bereketlidir ve hayatımı çok güzel yaşadım. Hayattan ne bekliyorsunuz, önemli olan bu. Dizide oynarken son model arabaya binerim, tiyatro yaparken dolmuşa binerim. Hayat o anda ne gerektiriyorsa onu yaparım.”
TATLISES Ailesi’nde sular durulmuyor. İbrahim Tatlıses’in, oğlu Ahmet Tatlıses hakkındaki “Manisa’daki beş evimi benden habersiz sattı” iddiasının ardından, torunu Mert Tatlıses suskunluğunu bozdu.
Mert Tatlıses, neden konuşma gereği duyduğunu şu sözlerle dile getirdi:
“Normalde baba-oğul arasında gelişen olaylar vardı. Biz atamızdır, büyüğümüzdür diye sessiz kalıyorduk. Ama araya başka kardeşler girdi. Son olarak İdo Bey ‘Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil’ dedi. Babamın yalnızlaştırıldığını hissettim.”
YANINA GELEN HER KADINA EV ALIYOR
Mert Tatlıses, Manisa’daki evler için “Satılan evlerin parası, Tatlıses TV’nin üzerinde olan borçlara yatırıldı. Bunun dekontu mahkemeye de sunuldu. Kimsenin dolandırıcılık yaptığı yok” dedi.
Tatlıses, babasının dedesine açtığı vasi davası hakkında dikkat çekici bir çıkışta bulundu:
Yazar, “Kitap ve müze çok seviliyordu. Tüm Türkiye şimdi diziyi konuşuyor” sözlerine, “Müzede kalabalıklık var. Herkes ilgileniyor. Bir roman var, dizide çok güzel. Ama roman kahramanın kafasına ve ruhuna girmekte daha derin. Diziden bunu bekleyemezsiniz! Zeynep Hanım (Zeynep Günay) diziyi çekerken erkek üzerinden görünen aşk hikâyesini kadın tarafını da elinden geldiğince yansıtmaya çalıştı. Diziden çok memnunum. Fakat ilk başta roman bir müze vardı. Şimdi bunlar bir çeşit üçleme oldu. Şaşkınlık içerisindeyim, bu kadarını beklemiyordum” açıklamasını yaptı.
Müzeye olan ilgiyle ilgili konuşan yazar, “İlgiden memnun olmamak imkansız. Üzerimize manevi yük oldu. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Kızanlarda var, doğal karşılıyorum. Yeni romanımı yazmaya çalışıyorum” ifadelerini kullandı.
Cihangir’de dairelerinin olduğu apartmanla ilgili davalık olan Pamuk, “Çürük bir apartmanda ne ben ne de eşim yaşamak istiyoruz. Orada rant peşinde olan insanlar var. Kimse devletin, ‘Burada oturmayın’ dediği yerde oturmak istemez. Biz de normal insanlarız, korktuk kaçtık” dedi.
Cihangir’deki Taray Apartmanı’nın “riskli bina” raporuna rağmen bazı sakinler yıkıma karşı çıkıyor. Apartmanda 8 dairesi bulunan Orhan Pamuk ise yapının yeniden inşa edilmesi için komşularıyla 3 yıldır hukuk mücadelesi veriyor.
Dizide kendimden çok şey buldum
Yıllar önce Orhan Pamuk’la aşk yaşadığını iddia eden Karolin Fişekçi, “Masumiyet Müzesi” dizisi hakkında yorum yaptı. Fişekçi sosyal medya hesabında açtığı canlı yayında “Masumiyet Müzesi’ni izlediniz mi” sorusuna “İzledim. İlk 5 bölüm gayet sürükleyiciydi ama sonra akmadı. Ben orada kendimden çok şey buldum, o sebeple beni daha çok sardı” diye yanıt verdi.
Vefatıyla dostlarını yasa boğan İbrahim Yıldız bugün son yolculuğuna uğurlandı.
Yıldız, Kartal Soğanlık'taki Safa Camii'nde ikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Abla Yıldız, kardeşinin tabutunun başından ayrılamadı...
Cenazeye katılanlar arasında oyuncu Alina Boz da var...
..