GeriSeyahat Mr.Gurme
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Mr.Gurme

Mr.Gurme

Eskişehir ve Paris

Bayram tatilinde Avrupa'yı kısa süreli de olsa istila eden Türk nüfusu ile birlikte Paris'teydim. Öylesine büyük bir akın vardı ki, Avrupa'ya sadece benim turuna katıldığım De-Tur, cuma akşamüstü üst üste iki airbus kaldırmak zorunda kaldı Paris'e. Biraz sonra bir gün turla sizin de yolunuz oralara düşerse, gruptan kopmaya karar verirseniz makul fiyatlarla Paris'te yemek yiyebileceğiniz yerlerin küçük bir listesini vereceğim sizlere. Ancak ilk önce söz Eskişehir'in.

Posta Pide Salonu

Eskişehir'de en çok beğenilen lokantalar arasında yer alan Posta Pide Salonu, 50 kişilik personeli, 300 kişilik müşteri kapasitesiyle 9 yıldır Eskişehirlilere hizmet veriyor.

Salonun sahibi Muzaffer Celal ‘prensibimiz önce kalite ve temizliktir’ diyor.

Posta'nın menüsünde kıymalı, kaşarlı, pastırmalı, sucuklu, karışık pidelerin yanısıra saç kavurma, konfor, kiremitte konfor, döner çeşitleri, Adana, şiş, tavuk şiş, kanat, beyti ve posta kebabı da müşteriye sunuluyor.

Yılda iki kez salonun iç ve dış boyasının yenileyecek kadar temizlikte titiz olan Muzaffer bey bazı yemeklerin tarifini şöyle verdi:

Posta kebap: Tavuk bonfile az miktar kuyruk yağı ile kıyma haline getiriliyor. İçersine hepsinden azar miktarda maydanoz, salça,tuz, karabiber, yenibahar, kimyon, sarımsak ve pul biber birlikte karıştırılıp, yoğrulur. Şişe saplanıp ızgarada pişirilir.

Saç kavurma: Dana etinden yağsız kuşbaşılık et, üzerine süt, tuz, zeytinyağı dökülüp karıştırılıyor. Bir günlük dinlendirmeden sonra demir saçın içersinde tereyağı ile pişirilip, domates ve biber ilave ediliyor..

‘Açık mutfak’ ilkesini uygulayan, yani yemeklerini müşterilerin gözünün önünde hazırlayan bu lokanta Eskişehir'de Köprübaşı Yandaş Sokak No.9 da hizmet veriyor Tel: 0-222.2306356

(Eyüp Kelebek - Eskişehir DHA)

Bordeaux ve alternatifler

Doktorlar şimdi diyeceğim şeyi hiç beğenmeyecek ama içkiye başlarken benim en çok keyif aldığım kadeh kaldırma sözü ‘Haydi, yarasın' dır.

İçkinin yararlı olduğunu tabii ki savunacak değilim de ama keyif alınarak, makul oranlarda içilen içkinin insanın toplam yaşam kalitesine bayağı da katkısı olduğunu düşünmekteyim.

Kendimi ‘Amatör bir connoisseur' olarak görmekteyim.

Amatör olarak kalmak için de imza atmadan yazmayı tercih ettim.

Bu köşede her içkiden bahsedeceğiz.

İçkinin adabı vardır. Hazırlanışından, yudumlanışına kadar giden süreçde davranış modelleri vardır. Bu köşe içkiyi zorunluluk diye değil de mutlak keyif için içenlere yönelik hazırlandı.

ilk yazıda biraz şarap'tan bahsetmek istiyorum.

Doğal olarak Fransız şarapları beni heyecanlandırıyor.

İyi bir Bordeaux Grand Cru'ya ‘hayır' diyebilmem hemen hemen imkansızdır.

Ancak son yıllardaki deneyimim bana gösterdi ki Fransa'nın özellikle güney batı bölgesi ve Provence bölgesi büyük atılımlar yapıyor.

Yeni deneyler yapmaktan korkmuyorlar, yeni tadları büyük bir cesaretle arıyorlar, yeni teknolojilere de açıklar.

Bunun nedeni de çok açık. Bordeaux gibi bölgelerde şarap üretimi üzerinde son derece sıkı bir denetim var.

‘Appellation Controlee' sistemi bu bölgelerde yıllarca önceden konulmuş kuralların delinmesine katiyen izin vermiyor.

Dolayısıyla da Bordeax gibi bölgelerde yeni tat arayışları yapmak mümkün değil.

Fransa'nın güneybatı bölgesinde ise durum farklı. Burada şarapların büyük bölümü gündelik kullanıma yönelik ‘Masa şarabı' (Table Wine) olarak nitelendiriliyor.

Ancak bu damga sizi yanıltmasın. Çünkü bu bölgedeki üreticiler aynen kontrolların konulamadığı İtalya'da olduğu gibi müthiş girişimciler.

Avusturalya ve Amerika'dan gelen uzmanlarla ortak çalışmaya karşı şövenist tepkileri de yok. Bu yüzden de yepyeni ve güzel tadları yakalayabiliyorlar.

Dolayısıyla bu bölgede eğer aramaya vakit ayırırsanız muhteşem şarapları çok ucuz fiyattan bulabilirsiniz.

Birkaç örnek vereyim: BANDOL 1995 Cuvee Selection, CHINON 1996 Couly Dutheil, MADIRAN 1996 Collection Plaimont, CORBIERES 1998 Chateau deBelle-Isle, CHIROUBLES 1998 Domain du Moulin.

Güney Fransa'nın bu beş güzel şarabını toplam 40 dolara satın alabiliyorsunuz.

Üzerine yüzde 300 küsur vergi koysanız da yine diğer ithal şaraplara göre ucuz getirtilebilir ve üstelik de onlardan daha güzeller.

Paris'te üç akşam kaldık.

Daha önce Prag gezisinde yaptığım gibi yemek yoldaşım İ ‘‘the plexiglas’’ B ile birlikte kitaplardan çalışıp bazı restorantları belirledik. Rezervasyonları yaptırdık.

İşte Paris'te yediğimiz lokantalar ve onlar hakkındaki değerlendirmelerim:

AU BASCOU

38 rue Reamur, 32d (42 72 69 25)

Paris'e iner inmez 10 kişilik bir grup doğruca bu restorana gittik. Bask yemekleri yapılıyor burada. Son derece şirin bir restorant. Yemekler son derece tatmin ediciydi.

LA COUPOLE

102 bd du Montparnasse, 14th

(43.20.14.20)

Bir Paris klasiği. Bu Brasserie'yi görmeden, orada yemeden sakın ha Türkiye'ye dönmeyin.

Kırılmış buz üzerinde sunulan büyük deniz ürünleri tepsisi harika. Choucroute'u da büyük keyifle denedik.

CHEZ JENNY

39 bd du Temple, (42 74 75 75)

Bir Alsace restoranı ve tabii ki bölgenin spesyalitesi olan Choucroute'ı aslı yemeniz yer de burası.

Ayrıca deniz ürünleri de mükemmel. Rezervasyon yaptırdığnız takdirde alt katta oturmayı tercih ettiğinizi söyleyin.

LE DOME

108, bd du Montparnasse

(43 35 25 81)

Mükemmel bir deniz ürünleri restoranı.

Kırılmış buz üzerinde büyük tepside sunulan kabuklu deniz ürünleri, Chablis Grand Cru ile harika gidiyor. Servis de mükemmel.

COMPAGNE ET PROVENCE

25, Quai de la Tournelle

(43 54 05 17)

Büyük ümitlerle gitmiştik bu restorana, ne yazık ki hayal kırıklığı içinde otele döndük.

Provence, köy yemeği olmalıydı. Bol kepçe, bol soslu yemekler beklerken Nouvelle Cuisene ile karşılaştık. onu da pek becerememişler. Gitmenize gerek yok bence.

CHEZ OMAR

Kuskus yiyecekseniz ki Paris'e gidince bunu mutlaka yapmalısınız- mutlaka Omar'a gidin.

Ömer bey İngilizce de biliyor ve Türklerle konuşmaktan da büyük keyif alıyor.

Bunun dışında bizim vaktimiz olmadığı için gidemediğimiz bir yer daha tavsiye edeceğim.

A la COUR de ROHAN

Cour de Commerce St. Andre

59-61, Rue St-Andre-des-Arts

(130 bd Saint Germain)

Burası bir çay salonu ama inanılmaz şık bir mekan.

Saint Germain bulvarından sola dar bir sokağa girince buluyorsunuz.

False