GeriHakan GENCE Mobilyaya mobilya demem üç işe birden yaramayınca
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mobilyaya mobilya demem üç işe birden yaramayınca

Danimarkalı mobilya markası BoConcept, Türkiye’deki ilk mağazasını Etiler’de açtı. Sade çizgiler ve farklı tasarımlar vaat eden markanın tasarımcısı Morten Georgsen Odense’yle buluştum. İşte dünyada 340 mağazası bulunan mağazanın tasarımcısından en yeni mobilya trendleri

Tasarım artık korkulan bir şey olmaktan çıkıyor. Heykelsi ürünler yerini kullanışlı mobilyalara ve objelere bırakıyor. Diğer taraftan da artık iyi tasarım daha çok kişiye ulaşıyor. Köşeli, uzanıp televizyon izlenebilecek masalara ilgi her geçen gün artıyor. Sehpa ve masalarda da amaç aynı anda pek çok işe yaraması. Artık içi açılan masalar, depolama ürünü olarak da kullanılıyor. Aynı zamanda, kaldırılan yan kanatlarında yemek yendiği gibi bilgisayar konulup çalışılabiliyor. Veya büyük bir televizyon sehpası düşünün. Artık böyle bir tasarım hem odayı ikiye bölüyor hem de televizyonluk olarak kullanılabiliyor.
Şehirleşme dünyadaki en büyük trendlerden biri. Çoğu ev artık en fazla 90 metrekare. Özellikle ABD ve Japonya’da evler gitgide küçülüyor.
Türkiye’de de rezidans, stüdyo daire ve loftlar artıyor. Bu yüzden esnek mobilya dönemi başlıyor. Örneğin yüksek bir tavana sahipsiniz salonunuzdaki saklama ünitelerini dik koyabilir, sonrasında geniş eve taşınırsanız bunları yan yana kullanıp değerlendirebilirsiniz. Veya bazı koltuklarda mobilyaları bir arada kullanabileceğiniz gibi isterseniz parçalara ayırarak evin farklı alanlarında değerlendirebilirsiniz.

DOĞAL ÜRÜNLER VE AÇIK RENKLER

Avrupa ve ABD, krizin etkisiyle daha doğal ürünleri tercih etmeye başlıyor. Deri malzemeler de hayatımıza giriyor. Açık renkler tercih ediliyor. Ahşap ürünlerde de açık renk hakimiyeti var. Alüminyum, farklı metal alaşımlarda yükseliyor. Mobilyalar elektronik ürünlere de benzemeye başlıyor. Gelişen teknolojiyle birlikte elektronik ve mobilyalar iç içe.

En iyi biyolojik gölet Türkiye’de

Sinpaş GYO’nun, su ve yeşille içiçe tabiat harikası Phuket Adası Laguna bölgesindeki doğal lagünlerden esinlenerek hayata geçirdiği lagün projesi, tasarımı ve uygulamasıyla ‘2010 Firestone PondGard Biyolojik Gölet Yarışması’nda birinci oldu. Sinpaş GYO Genel Müdür Yardımcısı mimar Haydar Özel projeyi anlattı

Gölet fikri nasıl ortaya çıktı?
- Sinpaş GYO olarak İstanbul Samandıra’da 182 dönüm arazi üzerinde projelendirdiğimiz, villalardan oluşan Sinpaş Lagün Projesi tasarım sürecinde; her villanın mutlaka göletlerle buluşması ve cephesi olmasını amaçladık. Lagün projemize su ve yeşille içiçe bir tabiat harikası olan Phuket Adası Laguna bölgesindeki doğal lagünler esin kaynağı oldu. Onlardan yola çıkarak oluşturduğumuz projeyi, ekolojik katkılarıyla son dönemde çok fazla gündeme gelen ve Avrupa’nın birçok ülkesinde de uygulanan biyolojik gölet olarak uygulamak istedik.
Tam olarak nedir biyolojik gölet?
- Kimyasal bir temizlik yapmaya gerek kalmadan, suyun bitkiler ve ortamdaki bakteriler yoluyla temizlenmesiyle ortaya çıkan ekolojik oluşumlar. Biyolojik gölet oluştururken amaç; doğadaki dengeyi bozmadan sudaki yosun konsantrasyonunu mikroorganizmalar yoluyla azaltmak ve fosforu dengelemek. İsteğe göre yüzlerce metrekareden binlerce metrekareye kadar hazırlanabilen göletler, her türlü hava şartına dayanabiliyor. Özellikle gölde kullanılan estetik unsurlar görsel bir zenginlik de katıyor.
Bulunduğu ortama nasıl bir fayda sağlıyor?
- Ters yıkama olmaması sayesinde su kaybedilmiyor, kimyasal havuzlardaki gibi su dışarı atılmıyor. Tamamen doğal yollarla hijyenin sağlandığı gölette mevcut suyun değiştirilmesine gerek kalmıyor. Biyolojik göletlerin en önemli özelliklerinden biri de insan vücuduna zarar verecek kimyasallar barındırmaması ve tamamen doğal bir suda yüzme imkanı sağlaması. İstenen boy ve şekilde yapılabilmesi, bitkili veya bitkisiz kullanım kolaylığı sağlayan biyolojik gölet sistemi yıllar geçmesine rağmen eskimiyor ve bozulmuyor.

ÇARŞIDAN BİLDİRİYORUM

BİR SÜRÜ ALTERNATİF VAR
Mudo Concept’te yılbaşında her yaşa, zevke göre dekorasyon objesi bulabilirsiniz. Seçenekler arasında nostaljik tasarımlı pikaplardan puro kutularına, dekoratif mumluklardan gümüş şamdanlara kadar alternatifler var. Ayrıca yoğun programınızın arasında hediye alışverişine nasıl çıkacağınızı düşünüyorsanız imdadınıza www.mudo.com.tr yetişiyor.

İNDİRİM ZAMANI
Dünyaca ünlü Amerikan mobilyalarını tek çatı altında toplayan Nişantaşı Chelsea mağazası yüzde 60’a varan indirime girdi. Markada koltuktan kanapeye, aksesuvardan aydınlatmaya pek çok seçenek bulabilirsiniz.

UYGUN FİYATLI YENİ YIL SOFRASI
Tchibo özel günlere yakışan sofralar kurmanız için yeni bir tema hazırladı. Yılbaşı temasının ismi de ‘Zarif Yılbaşı Sofrası’. İyi bir yılbaşı sofrası için her türlü ayrıntının düşünüldüğü yeni temada yemek takımlarından kristal kadehlere, gümüş kaplama çatal-bıçak takımlarından şamdanlara, masa örtülerinden peçete halkalarına, dekoratif çam ağacından ışıldayan dallara, vazodan mumluğa kadar birçok ürünü bir arada bulmak mümkün. Fiyatlar 9,95 liradan başlıyor.

DEKO-ÖNERİ
İki yüzlü aynalar

Aynaların dekoratif yönlerinden biri de zarfları. Türkiye’de de oldukça yaygın olan uygulamada, ayna kullanıldıktan sonra duvara ters asılabiliyor. Hem ayna, hem de dekoratif bir obje oluyor. Aynanın arkasını çevirince zarfıyla karşılaşıyorsunuz. En çok bilinen ve modası geçmeyeni gümüşler. Klasik tarzdaki evlerde birkaç boyu alt alta asılarak kullanılıyor. Ayna zarflarında sedef ve telkári işlemeler de zarif görüntüler oluşturuyor.

ÇIKIYOR
* Renkli büyük vazo objeler
İNİYOR
* Taşlı fotoğraf çerçeveleri

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
CEM MİRAP


* Kitap okuma koltuğum...
* Avusturalya’dan aldığım Didgeridoo çalgım...
* Eşimle dünyanın çeşitli yerlerinden aldığımız modern çizgi roman kahramanı ve robot heykellerimiz...
* Japon Samuray kılıcım...
* Aile fotoğraflarım...
X

İkinci hayatımda yunus olmayı isterdim

Vakko Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jeff Hakko tam bir dalış tutkunu. Aynı zamanda tarihi dalgıç kıyafetleri ve malzemeleri koleksiyoneri. Dalgıç başlıklarından 70 tane var ve hepsi de evinde... Hakko koleksiyonunun içeriğiyle dünyada ilk beşe girdiğini söylüyor.

EVİNDE 200’E YAKIN TARİHİ DALIŞ MALZEMESİ BULUNAN JEFF HAKKO

Vakko Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Jeff Hakko tam bir dalış tutkunu. Aynı zamanda tarihi dalgıç kıyafetleri ve malzemeleri koleksiyoneri. Dalgıç başlıklarından 70 tane var ve hepsi de evinde... Hakko koleksiyonunun içeriğiyle dünyada ilk beşe girdiğini söylüyor
İşadamı Jeff Hakko dalış meraklısı. Hatta kendi tabiriyle bu işin hastası ve bu hastalığın hiçbir ilacı yok. Ailesinin yapabileceği tek şeyse onun bu ‘fazla yer tutan’ hobisine anlayışla yaklaşmak. Çünkü Hakko’nun sualtı merakı taa çocukluk yaşlarına dayanıyor.
Sualtıyla ilk kez İstanbul’da, Büyükada’da 8 yaşında tanıştı. İlk dalış aletleriyse eczaneden satın aldığı turuncu paleti ve maskesiydi. Böylece annesinden azar işitse bile gününün büyük bölümünü suda geçirmeye başladı.
Yaşı ilerledikçe aletli dalışı öğrendi ve 25 yıl önce de ilk dalgıçlık brövesini aldı. Binin üzerinde kayıtlı dalış yaptı. Hakko şimdi üç yıldızlı bir balık adam. “Vaktim olsa bu işin eğitmenliğini yapmak isterdim. Dalış yapmanın en çok sessizliğini ve dinginliğini seviyorum. Sualtı tabiatı başka bir gezegen. Suyun altında yaşamak ve ikinci hayatımda bir yunus olmak isterdim. Tatil planlarımda da nerede su varsa ben oradayım. Eşime, oğluma ve kızıma da dalmayı öğrettim. Beni üzmemek için onlar da dalıyor.”

TÜRKİYE’DE BULDUĞUM TÜM BAŞLIKLARI TOPLADIM 

Zaten tarihe meraklı Jeff Hakko’nun dalışa olan bu ilgisi bir süre sonra koleksiyonerliği beraberinde getirdi. Önce eski balık adamlar nasıl dalış yapardı diye sorgulamaya başladı ve kitapları karıştırdı. Özellikle 1827’de üretilmeye başlanan ve astronot kostümlerini andıran en az 20 kiloluk dalgıç başlıklarını ve ağır ayakkabıları hayretle karşıladı.

Yazının Devamını Oku

Evcimenlere özel aydınlatmalar

Yazın hava geç kararıyor ama sanmayın ki ışığın önemi azalıyor. Philips Tüketici Aydınlatması Genel Müdürü Burçin Ressamoğlu yeni bir trendden bahsediyor: Homing. Yani artık evlerde daha çok vakit geçiriliyor. Aydınlatmalar da buna göre ayarlanıyor

- Homing nedir?- Yaşamdan daha çok keyif almak için yeni ve yaratıcı yollar arıyoruz. Pek çok kişi evlerinde aile ve arkadaşlarıyla hoşça vakit geçirmeyi tercih ediyor. Bu yüzden kendilerini daha iyi hissetmek için uygun ortamı yaratıyorlar. Homing trendini izleyenler evlerinde zaman geçirmeyi tercih ederken; restoran ve barlarda daha az zaman ve para harcama eğilimine giriyor.
- Bu terim ilk olarak nerede ortaya çıktı ve nasıl yayıldı?- İlk kez 90’lı yıllarda Amerikalı trend yazarı Faith Popcorn tarafından ‘Cocooning’ (Kozaya Çekilme) terimi ortaya atıldı. Bu trend daha çok ekonomik krizler, salgın hastalıklar ve terör korkusu gibi nedenlerle insanların güvenlik ve korunma içgüdüsüyle evlerine çekilmelerini ifade ediyordu. Özellikle 2000’lerdeki küresel krizden sonra, teknolojinin de sağladığı imkanlar sayesinde artık kozalarına çekilirken bunu hem evde işlerini halledebilecekleri hem de eğlenceli zaman geçirebilecekleri bir yaşam tarzına dönüştürmeye
başladılar. Böylelikle asosyal ve izole bir yaşam tarzını ifade eden ‘cocooning’, yerini daha sosyal bir trend olan ‘homing’e bırakmaya başladı.
- Peki bu trendi takip ediyorsak evlerde nelere dikkat etmememiz lazım?- Evlerimiz hepimizin kişiliklerini yansıtıyor. Bu aşamada dekoratif hassasiyet kadar, teknolojiyi ne kadar verimli ve etkin
kullandığımız da çok önemli.
Çünkü teknolojinin etkin kullanımıyla evimizde kendimiz ve misafirlerimiz için daha kaliteli ve eğlenceli bir yaşam tarzı oluşturabiliriz.
- Aydınlatma bu trendin neresinde duruyor?- Aydınlatma da bir dönüşüm içinde. Artık basit bir ışık vermenin çok daha ötesinde olduğu yeni bir döneme girdik. Aydınlatmayla ruh halini değiştirerek, ortamdan daha büyük keyif almayı sağlamak mümkün. Kullanılan ışığın etkisiyle insanlar sakin bir ruh haline girebildikleri gibi daha enerjik de olabiliyorlar.

ÇOCUKLAR İÇİN GÖZE DOĞRUDAN GELMEYEN IŞIKLAR

Yazının Devamını Oku

Ev tasarlamak kulüpten daha zor

Sami Savatlı (28) genç yaşında pek ünlü mekanın tasarımına imza attı. Bunların arasında Funfatale - Les Ottomans, Joke Circus, Salomanje, Cento Per Cento ve son olarak yenilenen Sortie var. Koltuklardan aydınlatmalara her şeyi kendi tasarlıyor ve yaptırıyor Mimarlık hikayeniz nasıl başladı?
- Çocukluğumdan beri dekorasyona merakım vardı. ODTÜ’de Endüstriyel Tasarım okuduktan sonra Mahmut Anlar’la çalışmaya başladım. Aydınlatma, mobilya ve obje tasarımlarına da merakım oldu. İki sene öncede ofisimi kurdum. Şimdi tasarladığım mekanlarda da her şeyi yapıyorum. Dışarıdan bir şey almıyor, A’dan Z’ye her şeyi kendim tasarlıyorum.

Ev dekore etmek mi, kulüp dekore etmek mi daha zor?
- Ev daha zor. Her şey kusursuz olmalı, çünkü içinde uzun yıllar yaşanacak. Ama mekanlarda hatalar olsa bile gece ışığında daha güzel görünüyor.

Bir kulüp tasarımında önce neye dikkat ediliyor?
- Çok kalabalıklarda mekan zaten fazla algılanmıyor. Gördüğün şey omuz seviyenin üstü. Tavan, aydınlatma ve duvarlar... İşin sırrı görünen yerlere para harcamak. Çünkü tıklım tıklım bir yerde zemin görünmüyor bile.

Kulüp tasarlarken neler ilham veriyor?
- Restoranlarda huzurlu olmak ve sizi rahatsız etmemesi önemli. Servis akışı da doğru planlanmalı. Gece hayatında insanların tüketimleri ve algıları farklı. Önemli olan ışık, ambiyans ve insanların iletişim kurması.

Peki bir gece kulübünde insanları güzel göstermenin sırrı ne?
- Bunu ışıkla sağlayabilirsiniz. Sarı, turuncu ve güneş rengi ışıkları seçiyorum ki kadınlar daha bronz görünsün. Mavi ve beyaz ışık tende kötü duruyor.

İnsanların bakışmalarını sağlamak için tüyolar var mı?
- Sortie gibi büyük mekanlarda görüş alanlarını bölmeden birbirini görmeyi sağlamak gerekiyor. Koridor gibi dar ve küçük alanlarda da ayna kullanmak mantıklı.

CAMİ TASARIMI YAPMAK İSTİYORUM

Yemek yerken kesişme sağlayan ince noktalar var mı?

- Yemek yeme ergonomisini bozmamak lazım. Kadının göğsü görünsün diye masayı kısaltırsan rahat yiyemez ve olmaz.

Mekanlarda sizin imzanız var mı?
- Eskitilmiş bronz, sıva ve masif ahşaplar...

Yaptığınız mekanlara eğlenmeye gidiyor musunuz?
- Nadiren gidiyorum. Zaten eğlenmeye ayda bir giderim.

“Müziği sevmiyorum” diyen şarkıcı gibi oldu...
- Yaptığım mekanlara gündüzleri gidiyorum. Eksikleri görürsem toparlıyorum.

Kulüplerde yeni trendler ne?
- Sigara yasağıyla öne çıkan açık mekanlar hava durumundan etkileniyor. Üstü kapanan sistemler yaz yağmurlarından koruyor. Ses uyarılarına karşı perde uygulaması var.

Mekanlarda lavabo olduysa tamamdır, derler. Katılıyor musunuz?
- Öyle bir şey mi varmış? Genelde tuvaleti en son düşünüyorum. Bence kapıyı açtığınızda size verdiği his önemli.

Bundan sonra ne tasarlamak istiyorsunuz?
- Cami yapmayı istiyorum. Renk, malzeme ve ışıklarla oynayıp daha bizim kuşağa yönelik bir cami yapmak isterim.

DEKO-ÖNERİ

Evinizi yenilemek istiyorsanız beğendiğiniz ressamların tablolarını asarak işe başlayabilirsiniz. Yeni ve modern tasarımlı aydınlatmalar da odanıza yeni bir görünüm ve farklı bir hava katabilir. Fazla eşyaların istenmeyen bir görüntü oluşturduğunu düşünüyorsanız da saklama alanları yaratın.

ÇIKIYOR
* Beyaz fotoğraf çerçeveleri

İNİYOR
* Kahve fotoğraf çerçeveleri

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
Mercan (Şarkıcı)

* İçine her şeyi tepiştirdiğim ve dağınıklığı anında yok eden çekmecelerim
* Kenarları açılıp yemek masası haline gelebilen, dergilerimi de koyabildiğim salonun ortasındaki alçak büyük sehpam
* Hem yatıp hem de televizyon izleyebildiğim geniş enli, altı bazalı büyük koltuğum
* Boyları ayarlanabilir mutfak sandalyelerim
* Mırıldanırken tüm stresimi attığım jakuzim
Yazının Devamını Oku

Önüm arkam sağım solum müzik

DMC Genel Müdürü Samsun Demir’in günleri 18 saat müzik dinleyerek geçiyor. Ajda Pekkan’dan Tarkan’a tüm starların hitleri ilk ona geliyor. Türkiye’nin en ünlü starlarını şirketinde toplayan müzik adamının evini merak ettim; Caddebostan’ın yolunu tuttum. Evi de mesaisi gibi müzik dolu... Röportaj sırasında bir yandan Ajda Pekkan’ın yeni kartonetleri geldi, bir yandan Ozan Doğulu’nun ve Burcu Güneş’in yeni şarkıları mail’ine düştü ve ilk kez dinlendi

Samsun Demir, Caddebostan’da Barlar Sokağı üzerinde oturuyor. Yani eğlencenin kalbinin attığı yerde. Gece 23.00’de buluştuk ama sokağı hala hareketliydi. Tam da onun istediği gibi. 135 metrekarelik evinde 12 yıldır oturuyor: “Avrupa yakası iş yeri havası veriyor. Anadolu yakası daha sayfiye yeri gibi. Şehirden uzakta yaşamayı tercih etmiyorum. Uzak mesafelerin, şehir hayatından ve şehirli kafa yapısından kopardığını düşünüyorum. Bir besteci de, söz yazarı da, yapımcı da her zaman insanlarla iç içe olmalı. Evimin bulunduğu nokta beni işimden koparmıyor. Suadiye’ye kadar esnafı tanıyorum. Şarkılar hakkındaki yorumlarını dinliyorum. Bu sayede hayatım sürekli interaktif kalıyor” diyor.
Apartman hayatını seçmesinin nedeni de sıcak insan ilişkileri: “Herkes birbirini tanıyor. Benim işimde sosyal olmak önemli. Eğer esnafla, komşularınızla iyi olursanız sanatçılarınızla iyi geçiniyorsunuz. Empati yeteneğiniz kuvvetleniyor”.

MÜZİK KUTUSU 20 CD ÇALABİLİYOR

Eşiyle birlikte yaşadığı bu evin dekorasyonunda ağırlıklı beyazda. Nedeni, iş stresinden sonra evde geçirdiği saatlerde rahatlamak. Evin girişinde boydan boya tüm duvarı kaplayan bir ayna var. Bu sayede genişlik hissi verilmiş. Girişten sağa döndüğünüzde salona geçiyorsunuz. Büyük beyaz deri bir L koltuk takımı sizi karşılıyor. Serinliği çok sevdiği için salondaki klima 7/24 durmadan çalışıyor. Koltuk takımının karşısında dev bir LCD televizyon var. Onun altındaysa müzik yapımcısının evine yakışır şekilde çok güçlü bir müzik ve ses sistemi bulunuyor. 5.1 ses sistemi bütün salonu sarıyor. Ayrıca bir kasetçalar, CDçalar, plak ve Dr Dre’nin iPhone ve bilgisayara bağlanan ve güçlü müzik veren bir cihazı var.
Salondaki en ilginç parça şüphesiz üç sene önce aldığı müzik kutusu. Işıklarıyla eve renk katıyor. Bu kutu aslında bir radyo ve CDçalar. 20 CD alan cihaz, uzaktan kumandayla yönetiliyor. Diğer odalardaki sandıklarda binlerce CD var ama en çok dinlenenler, el altında olması gerekenler salondaki CD’likte. Demir her sene buradaki CD’leri en gözde müziklerine göre düzenliyor. Duvarda kendisinin başladığı ve bir ressam arkadaşının tamamladığı bir tablo duruyor. Tepe Home’dan aldığı örümcek şeklindeki avize ve Mudo Concept aydınlatmaları da dekoru bütünlüyor.
Mutfakta ankastre ürünler var. Dekorda ahşap kullanılmış. Mutfak masasında insan kulağı şeklinde tasarlanmış bir cihaz dikkatimi çekiyor. Ozan Doğulu’nun hediyesiymiş. iPhone’la çalışıyor. Hiçbir elektrik bağlantısı gerektirmeden alete telefonunuzu koyuyorsunuz ve çok güçlü ses veriyor. Demir mutfak masasında bu aletten müzik dinliyor. Balkonuysa saksıda yetiştirdiği mandalina ağacıyla küçük bir bahçeyi andırıyor. Bir de masaj koltuğu göze çarpıyor. Bu koltukta tabii iPhone bağlantılı. Telefonunuzu taktığınızda masaj koltuğu yanından müzik geliyor.

ŞAHAN KAZANAN KADAR GİTMEDİ

Evde giyinme odası da var. Kışlıklar, yazlıklar ve ayakkabılar burada. Çalışma odasıysa en çok vakit geçirilen alan. Geniş koltuk iş sonrası dinlenmek için. Bu odada yine büyük ekran televizyon, 5.1 ses sistemi ve PlayStation 3 var. Favori oyunu Guitar Hero. Demir, oyunu o kadar seviyor ki konsolu taşımamak için bir tane de yatak odasına koymuş. “Kenan Doğulu, Burak Kut, Gökhan Özen, Sinan Akçıl, Ferhat Göçer gibi isimlerle maçlar yaptım. Bir sene önceye kadar çok iyiydim. İnsanlar PES’te yenilmediğimi duyup gelirdi. Şahan Gökbakar geldi bir gün. Dört saat yenene kadar gitmedi. O kadar hırslı. Guitar Hero’da da müzisyenlerden daha iyiyim, çünkü müzik parçası gibi değil bir oyun gibi görüyorum” diye anlatıyor.
Hemen yan odaya da Ottoman ismini vermiş. Buradaki sehpa 1950’lerden kalma Horhor’dan aldığı antika bir kapıdan yapılmış. Berjerler 17. yüzyıl Fransız. Tanesi bin doların üzerinde. Antika Kuran okuma sehpası da var. “Bir aralar antikaya meraklıyım. Sonra moderne sardım. Şimdi ikisini harmanlıyorum. Salon fazla modern. Eğer o modernlikten sıkılırsam buraya geliyorum” diyor. Bu odada Nazan Öncel’in ‘El Kaldırmadan’ isimli tablosu da dikkat çekiyor. Bu tablonun iki anlamı var. Bir tanesi şiddete karşı duruşu, diğeri tabloyu Öncel’in elini hiç kaldırmadan çizmesi.
Tamamen beyaz ve modern döşenmiş yatak odasındaysa dev ekran televizyon ve 1910’dan kalan antika bir konsol dikkat çekiyor.

ZOR ANLARA BİLGİSAYAR DEPOLUYOR

Samsun Demir’in hayatının vazgeçilmezi teknoloji. iPhone’u sürekli elinde, hatta beş iPhone’u demek daha doğru. Birinden müzik dinliyor, diğerinden klip izliyor. Öbürüyle de konuşuyor. Evde iMac, Sony ve Toshiba laptopların yanında iPad ve iPad 2 de var. Eğer bunlardan birine bir şey olursa diye, bir de kapalı kutuda yedek iMac bulunduruyor. Bu bilgisayarlara sürekli mail akıyor ve herkesin sabırsızlıkla beklediği hitler ilk kez düşüyor.

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
Samsun Demir

* Büyük dinlenme koltuğu
* Müzik kutusu
* PlayStation
* Ses sistemi
* iPadler

DEKO-ÖNERİ

Eşyalardaki çay lekesi için temiz bir bulaşık süngerine şampuan dökerek lekenin olduğu bölgeyi köpürterek ovmanız gerek. Koltuğunuza kahve dökülürse onu da şampuanla temizleyebilirsiniz. Halılara ayakkabıyla buluşan çim lekesine karşı pamuğa ispirto dökün ve lekeli bölgeyi silin.

ÇIKIYOR
* Kağıt avizeler

İNİYOR
* Şatafatlı avizeler
Yazının Devamını Oku

Bundan önceki evim mosmordu bu kez bembeyaz olsun istedim

Ziynet Sali yaklaşık bir sene önce Gayrettepe’de aldığı evine yerleşti. Uzun zamandır evinin dekorasyonuyla uğraşıyordu ve sonunda tamamladı. Mor ve beyaza tutkun Sali evinin kapılarını açtı Ziynet Sali Gayrettepe’de bir apartman dairesinde yaşıyor. Ama 200 metrekarelik eve girdiğinizde apartman dairesinden çok başka bir atmosferle karşılıyorsunuz. Kendinizi ferah bir yazlıkta gibi hissediyorsunuz. Çünkü üç oda ve bir salon evin bütün camları Boğaz manzaralı. Limon ağacı ve cemile çiçeğiyle süslü balkon, şehrin merkezinde ama çok dışında yaşıyormuş hissi veriyor. Sali okul yıllarından beri merkezi konumundan dolayı bu semti tercih ettiğini anlatıyor: “Burayı çok seviyorum. Bu eve taşınmadan önce Gayrettepe’de böyle bir manzara göreceğimi tahmin edemezdim. Rezidansları çok tercih etmiyorum. Apartman yaşamı ve kültürünü, insanların birbirlerine ‘günaydın’ diyerek güne başlamalarını seviyorum.”
Evin dekorasyonu için üç farklı iç mimarla görüşen Sali hiçbirinden memnun olmayınca evini eskiden inşaat işiyle uğraşan menajeri Gökay Özkan’a teslim etti. Ana renk olarak beyazı seçti: “Bundan önceki evim mosmordu. Renkten çok sıkılmıştım. Hem bembeyaz hem de soğuk görünmeyen bir ev hayal ettim. Bu yüzden hem sıcak hem soğuk tonları içinde barındıran taş beyazını seçtim. Ama yine mor rengi de aksesuvarlarla evin içine serpiştirdim. Mora ilgimin sebebini araştırmaya başladım. Bilgelik içeren bir renk olduğu için herhalde beni çekti. Gösterişi seven bir yanım olduğu halde evde bunu göze sokmak istemiyorum. Bu yüzden altın varaklardan uzak durdum. Sadece çay içilen bölümde gümüş varak kullandım” diyor Sali.

MÜZE GİBİ EVLERİ SEVMİYORUM

Mobilyaların seçimi sırasında bol bol dekorasyon dergileri karıştırdı. Hayalini kurduğu bütün modelleri kendi marangozuna özel olarak yaptırdı. Markadan çok şık görünmesi önemli diyor: “Müze gibi evleri sevmiyorum. Misafirlerim kendi evlerinde hissetsin istedim. Önemli olan da bu duyguyu vermekti”.
Evin girişinde sizi beyaz bir sedir karşılıyor. Giriş ve hemen karşıdaki mutfağın yerleri İtalyan granit seramik. Daire desenli granitler ışıkta müzik CD’si hissi yaratıyor. Mutfak Vanucci tasarımı ve beyaz. Türk kahvesi fincanları ve bardakların üstünde nota desenleri var. Salonda, dekorasyona uysun diye uzun süre beyazını beklediği Yamaha marka piyano bulunuyor. Çok önem verdiğini avizeleri kristalli. ‘Beş Çayı’ şarkısına gönderme yapan bir çay köşesi var. Burası da Boğaz manzaralı. Mor kumaşlı gri varaklı iki tekli koltuğun olduğu köşe Sali’nin yalnız kalmayı tercih ettiği nokta. Salonda televizyon karşısında loca şeklinde bir koltuk bulunuyor. Salonun baş köşesinde babasının memur maaşıyla aldığı ve üniversitede eğitimini gördüğü kanun dikkat çekiyor. Bir de dumansız yanan şömine bulunuyor.

BANYO AYNASI MOZAİK

Siyah-beyaz tonlardaki banyo en dikkat çeken alanlarından. Aynası mozaik ve tamamen el yapımı. “Bu alanın şıklığına özen gösterdim. Kristalli aplikler kullandım. Çünkü banyoda vakit geçirmeyi de seviyorum” diyor. Yatak odasında lila ve beyazla karşılaşıyoruz. Bu renkleri odanın romantik görünmesi için seçmiş. Yatak odası balkonunda büyük bir koşu bandı ve müzik sistemi var. Boğaz’a karşı müzik dinleyerek spor yapıyor. Hemen yan taraftaki giyinme odası oldukça geniş. Toplam yedi büyük kapılı büyük dolabın karşısında boydan boya ışıklı bir makyaj aynası var. Önü parfüm ve cilt bakım malzemeleriyle dolu. Burayı pilates odası olarak kullanıyor. Sali melekleri de çok sevdiği için bol bol melek biblosu var. Çoğunu Yunanistan’dan almış. Salonda yerde duran yastıkları ve bereket getirdiğini düşündüğü filleri de Hindistan’dan gelmiş.

DEKO-ÖNERİ

Spor salonuna gidecek vaktiniz yoksa evinizde bir spor odası yapabilirsiniz. Özellikle spor aletlerinin kurduğunuz yere sabit kalmasına özen göstererek işe başlamalısınız. Eğer amacınız kilo vermekse spor odanızı aynalarla donatabilirsiniz. Bu sayede her spor sonrası kendinizdeki farkı gözlemleyip daha büyük bir zevkle sonraki aşamaya geçebilirsiniz. Yürüyüş bandının karşısına televizyon koymak sıkılmanızı önler. Bu odadaki canlı renkler de sizi harekete geçirebilir.

ÇIKIYOR
* Yazın aklımıza ferahlık geliyor. Deniz mavisi ve beyaz eve huzur katıyor

İNİYOR
* Koyu renkler ve varaklar yaz aylarında insanı boğuyor
Yazının Devamını Oku

Şirin bir çalışma masası

Koleksiyon Mobilya yenilenen tasarımlarının yanı sıra yurtdışında da hızla büyüyor. Öyle ki geçen hafta Londra’da yeni bir mağaza açtı. Markanın Yönetim Kurulu Üyesi ve Art Direktörü Koray Malhan’la ailesinden gelen tasarım sevgisini ve bu senenin trendlerini konuştuk Koleksiyon Mobilya’nın kurucusu Faruk Malhan babanız. Mimari ve tasarımla iç içe bir ortamda mı büyüdünüz?
- Anne ve babamın arkadaşları arasında büyüdüm. Geniş bir mimari camiaydı.

Baba mesleği çocukluk hayaliniz miydi?
- Bu işi çok severek büyüdüm, çocukluğum da bu mesleğin renkleri, derinlikleri arasında geçti. Dolayısıyla başka bir işi düşünmedim bile.

Evinizde sürekli tasarım mı konuşulurdu?
- Hayır ama çok geniş ilgi alanları olan bir ailede büyüdüm. Farklı konulara karşı duyduğum merak ve sevgi de bu yaşlarda gelişti. Müzik, tiyatro, sinema, edebiyat, sosyoloji, özellikle politika gibi bir sürü farklı konu hep ailenin ve aile dostlarının ilgi alanlarına giriyordu.

Peki büyük bir tasarımcının oğlu olmanın artıları dışında nasıl negatif etkileri oluyor?
- Negatif yönünü pek hissettiğimi söyleyemem, bir tek büyük bir sorumluluk hissi veriyor. Size çok büyük bir şans verildiği hissiyle yaşıyorsunuz ve elinizdekilerle en iyi sonuca ulaşmak için bitmez bir heyecan duyuyorsunuz.

ŞEKLE BAĞLI OLMADIM

Tasarım tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

- Hiçbir zaman şekle bağlı olmadım. Her zaman bir fikirle başlamak isterim, yeni bir tasarım yapılacaksa bunun gerçekten bir ihtiyaç olup olmadığı ve kimin ne işine yarayacağı, insanlara yeni bir şey sunup sunmadığı başlangıç noktam oluyor. Sonunda çıkan tasarımlar da şekilsel olarak birbirine bağlı olmayabiliyor.

Hangi malzemeleri kullanmayı tercih ediyorsunuz?
- Genelde doğal malzemeleri en doğal yüzey uygulamalarıyla kullanmayı tercih ediyorum. Malzemeyi boyayarak doğasını örtmeyi pek tercih etmiyorum. Bir de duruma ve kullanımına göre değişiyor malzeme tercihleri. Metalin, camın, ahşabın veya plastiğin kullanılması gereken farklı yerler olabiliyor. En önemlisi tüm malzemeleri dönüştürülebilecek şekilde kullanabilmek.

Sizin objeleriniz heykelsi ürünler mi yoksa daha kullanılabilir ürünler mi?
- Tasarladıklarım her zaman kullanılabilir objeler ve öncelikli çıkış noktası da kullanışlı olmaları. Bazen formunun özellikleri o objeyi heykelsi yapabiliyor, bu ikisi bir arada olabilen özellikler.

Genel olarak bu yaz tasarımlarda neler ön plana çıkıyor?
- Mobilyadaki gelişimleri moda aralıklarında çok görmemeye çalışıyorum, daha uzun anlamları aramaya gayret ediyorum.

Ev tekstil ürünleri de satıyorsunuz. Ev tekstilinde trendler ne?
- Keten öne çıkıyor, doğal renkler ve kök boyalar... Aynısını halı ve kilim çalışmalarımız için de söyleyebilirim, hepsi doğal yün ve ipliklerle el üretimi ve kök boya kullanılıyor.

Bu yaz sizce evlerimizde olması gereken 10 obje mobilya-obje nedir?
- Açık hava kullanımı, bir de evde çalışma masası. Birçok kişi keyifle işini yapmak ve bunu evinin sıcaklığında olmasını istiyor. Ofisten gelmiş gibi görünmeyen şirin bir ev çalışma masası, uyumlu bir çalışma sandalyesi, belki ufak bir kitaplık, bunlarla bir arada kullanılabilecek bir müzik sistemi düşünülebilir.

LONDRA MAĞAZASI AÇILDI

Koleksiyon yurtdışında 14 noktada temsil ediliyor. Londra’daki mağazanın özelliği sadece bize ait olması ve tümünü kendi yaklaşımımız ve tema bütünlüğümüzle kurgulamamız. Bu haliyle Londra’da sektörün en güçlü mağazalarından biri olarak başlıyoruz. 1000 metrekarelik alanıyla bölgenin en büyük mağazalarından. İç yapısını da uzun bir şantiye süreci kullanarak hazırladık. Girişinde devasa bir düşey bahçe var, hazırlığı beş ay sürdü.

DEKO-ÖNERİ

Ahşap zeminleri korumak özen gerektiriyor. Çelik kapınızın yer döşemenizi çizmemesi için iç kısmına da paspas yerleştirebilirsiniz. Zemininizi asla ıslak bırakmayın. Ayakkabıyla gezinmek zemine zarar verebilir. Ağır mobilyalarınızı hareket ettirirken zeminin çizilmemesi için dikkat etmenizde fayda var. Cilalı ahşap zemini deterjanlı suyla temizleyebilirsiniz. Ama bunu yaparken ahşap temizleyici kullanmayı unutmayın. Çiçeklerinizin saksılarına fazla su döküp suyun saksı altlığından taşmasını da engellemelisiniz.

ÇIKIYOR
* Duvar kağıtlarında çiçek desenleri

İNİYOR
* Evin bir duvarını farklı renge boyamak

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
Suzan Kardeş (Şarkıcı)

* Çay ısıtıcım
* Televizyonum
* Bilgisayarım
* Yatağım
* Cam bardağım
Yazının Devamını Oku

Ofisim ofisim güzel ofisim

Nurus, ofis mobilyalarındaki sade çizgisiyle tanınıyor. Ürünlerİ insan vücuduna uyumu ve fonksiyonelliğiyle dikkat çekiyor. Tabii ofis mobilyası dendiğinde uzun süre kullanılan zamansız objeleri de unutmamak gerek. Firmanın genel müdürü Güran Gökyay iş yerlerine artık ev rahatlığı geldiğini söylüyor Ofis mobilyalarının ev mobilyalarından temel farkları neler?
- Ev mobilyası konfor sağlama ve kişisel ihtiyaçları gidermeye yeterken, ofis mobilyalarında şirket ve çalışanların ihtiyaçları değerlendiriliyor. Günümüzde artık ofislerde masanın sahibi tek kişi değil. Paylaşım alanları yaratılıyor, bundan dolayı ürünler de çoklu kullanım özelliklerine uyum sağlayabilecek şekilde tasarlanıyor. Ev tekstilinde kullanılan sünger ve kauçuk gibi malzemeler ofis mobilyalarında farklı kullanılıyor. Aynı şekilde ev mobilyalarında sürtünme ve yanmaya karşı dayanıklılık ön planda değilken, ofis mobilyaları seçiminde önemli rol oynuyor.

Ofis mobilyalarının da modası var mı?
- Beyaz her zamanki gibi kurtarıcı bir renk olması özelliğiyle de sıkça kullanılıyor. Ofis ortamı eskiye göre daha stresli, teknoloji ve ihtiyaçların hızlı değişimiyle beraber sürekli olarak da bu değişimden etkileniyor. Çalışanların iş yerine bağlılığı ve aidiyet duygusu son derece önemli. Duygusal tasarımlar sayesinde kendilerini rahat hissettiği, evi hatırlatan, kuralcılık yerine benimseme, sahip çıkma duygusunu ortaya çıkaran ve insanları takım çalışmasına yöneltecek tasarımlar yaratılıyor. Ahşabın sıcak tonları, bej ve kahvenin uyumu, acı kahvenin beyaz ve yeşil renklerle, metal ayaklarla kombinasyonu, mor-lacivert ve orman renkleri, yosun yeşili, vizon, kestane tonları gibi doğal renklerle çalışanlar evin sıcak rahatlığını ve aidiyet duygusunu hissedebiliyor.

ORTAK ALANLAR ÖNE ÇIKIYOR

Ofislerde çalışan değişimleri sık olur. Buna karşı nasıl mobilyalar üretiyorsunuz?
- Yeni çalışma konsepti share-desking, yani birine ait olmayıp paylaşılan çalışma alanları önem kazanıyor. Çalışan sayılarındaki ya da organizasyondaki değişikliklere göre mekan ve ürünlerde değişiklik yapılmasına imkan veren, pratik çözümler sunan ofis mobilyaları tercih ediliyor.

Ev-ofis fikrine nasıl bakıyorsunuz? Ev ofisler için nasıl ürünler önerirsiniz?
- Bu kavram 2000’lerde çıktı. Teknolojinin ve kablosuz iletişimin gelişmesiyle evdeki her yer çalışılabilen bir alan duruma geldi. Görsel iletişimin ilerlemesiyle, sanal toplantı odaları gibi kavramlar çalışma yapılarını değiştirdi. Buna rağmen yine de insanın karşılıklı iletişime ihtiyacı var. Ben iş yerlerini yaşam alanlarına dönüştürmekten yanayım.

Ürünlerinizin çoğu aynı zamanda ev mobilyalarını da anımsatıyor. Bu mobilyaları beğenenler evlerinde de kullanabilir mi?
- Giyimdeki unisex kavramı gibi; mobilyada da hem evde hem ofiste kullanılabilen ürünler var. Örneğin çalışma koltukları sıkça tercih edilirken, koltuk takımları evde de kullanılabiliyor.

İş hayatını kolaylaştırmak için çalışma masaları ve koltuklarda nasıl detaylar var?
- Hem dergilik hem sehpa olarak kullanılan bir sehpa, çalışma masalarına aksesuvar rayıyla eklenebilen kalemlik, kağıtlık, monitör kolu gibi multifonksiyonel ürünler iş hayatını kolaylaştırıyor. Çalışma masasının üstüne dosya kağıdı, kartvizit ve ataçları koyabileceğiniz evrak sepetleri eklenebiliyor. Erkekler için sedir ağacından yapılmış sigara ve puro bölmeleri, kadınlar için aynalı makyaj kutuları var.

Ofis sandalyeleri de önemli. Sandalye seçiminde nelere dikkat etmeli?
- İyi bir ofis sandalyesinin hem belinizi hem sırtınızı desteklemesi lazım. Bunu ilk başta sağlayan kolun yükseklik ayarı. Sırt eğimi de son derece önemli. Koltuğun sadece beli değil, sırt ve omuzları da kavraması gerekli. Koltuğun sırtında kullanılan file; ofiste hava sirkülasyonunu sağlayan, akıllı tekstil olarak adlandırdığımız bir malzeme. Bütün bu özellikleri sunan Me Too adlı ofis sandalyesi en önemli tasarım ödüllerinden dördünü aldı.

DEKO-ÖNERİ

Çocuk odasında, gelecek yıllar hesaplanarak hareket edilmeli. Dekoru basit tutmak çocuğunuz büyüdüğünde de yarar sağlayacak. Ayrıca odasına konacak renkli sandıklar, odanın dağınıklığına çözüm olabileceği gibi, ruh da katar.

ÇIKIYOR
* Banyo duvarlarında ahşap

İNİYOR
* Banyolarda fayans

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
Ziynet Sali (Şarkıcı)

* Spor odam
* Kahve içme köşem
* Şöminem
* Piyanom
* Balkonum
Yazının Devamını Oku

İyi uykular, tatlı rüyalar

İş, çocuk bakımı ve aile sorumluluğu gibi faktörler uyku düzenini etkiliyor. Hayatımızdaki olumsuzluklar da iyi bir uyku çekmemizi engelliyor. Çözüm doğru ürünler... Şehir şehir dolaşıp uyku günleri düzenleyen Maya Tekstil de düzenli uykunun sırrını arayanlardan Sağlıklı bir uyku için sürekli araştırmalar yapılıyor, yeni ürünler geliştiriliyor. Araştırmalar toplumun yüzde 25’inden fazlasının uykusuzluk yaşadığını gösteriyor. Uykusuzluk, beraberinde başka sorunları da getiriyor. Örneğin Amerikan Uyku Vakfı’nın 2010’da yaptığı bir araştırma uyku sorunu yaşayan yetişkinlerin yüzde 60’ının uykulu araba kullandıklarını ve yüzde 37 gibi büyük bir bölümününse araba sürerken uykuya daldıklarını ortaya çıkardı. Başka bir araştırma 100 milyondan fazla Amerikalının uyku bozukluğuyla karşı karşıya kaldığı gerçeğini ortaya çıkardı. Uyku problemi kadınların yüzde 40’ını, erkeklerinse yüzde 20’sini etkiliyor. Uzmanlar uyku sorunu için bazı önerilerde bulunuyor.

KİMİ SERT SEVİYOR KİMİ YUMUŞAK

Günümüzde teknolojiyle doğallığı buluşturup sıcak havalarda terletmeyen ya da horlamaya engel olan çok çeşitli ürünler mevcut. Boyun, bel ve diz altı bölgesini tam destekleyen yastıklardan klimalı yorganlara kadar pek çok ürün hayatı kolaylaştırıyor. Antistres ürünlerle uyuyarak güne stressiz başlayabiliyorsunuz. Doğallığa önem veriyorsanız da; kaz tüyü yastık ve yorganları unutmamak gerek. En hafif dolgu maddesi olarak kabul edilen kaz tüyü, insanları gece boyunca üst üste yorgan ve battaniyelerin altında ezilmekten kurtarıyor.
Maya Tekstil Genel Müdür Yardımcısı Murat Aydoğan, uykunun dengeli bir diyet gibi düşünülmesi gerektiğini söylüyor: “Uykunun sadece basit bir dinlenme olarak algılanmaması lazım. Uyku, yetişkinler kadar çocukları da etkiliyor. Çoğu insan günde sekiz veya 10 saat uyumasına rağmen hala kendimizi halsiz ve yorgun hissedebiliyoruz. Bunu tetikleyen, rahatsız yatak ve yastık seçimleri. Her gün uyuduğumuz yastıkların yılda en az bir kez değiştirilmesi, yorganların düzenli aralıklarla havalandırılması ve kullanım süresine dikkat edilmesi gerekiyor. Ayrıca kişinin anatomi ve fizyolojisine uygun yastık ve yorganı kullanması da önemli. Zira pek çok insan alçak yastık tercih ederken, bazıları yüksek; kimisi yumuşak yastık severken kimisi sert yastıkta uyumayı seviyor.”

En iyinin iyisi olmak kolay değil

60 senedir verilen IF Product Design ve Red Dot ödülleri dünyanın en önemli tasarım ödülleri arasında gösteriliyor. Kütahya Seramik, tasarımcı Yiğit Özer’in imzasını taşıyan Versatile koleksiyonuyla bu sene ‘Red Dot Design Award Best Of The Best 2011’in yani ‘En İyinin İyisi’ ödülünün sahibi oldu. Tasarımcı Yiğit Özer çalışmasını anlattı

Versatile koleksiyonun çıkış noktası kişiselleştirilebilen bir ürün olması. Mekanlar artık daha özgün ve insanların kendini tanımlayabildikleri yerler olmaya başladı. Kullanıcılarının yorumlayarak mekanlarını ifade edebilecekleri bir ürün fikri, Versatile’ı ortaya çıkardı. Koleksiyondaki üç boyutlu Arc ve Axis serileri özgün ‘V’ ve ‘S’ formlarına sahip. Ürünü en iyi tanımlayan ismin Latince’de ‘çokyönlü ve değişken veya tersi’ anlamlarında kullanılan ‘versa’ kelimesinden türeyen ‘versatile’ olduğunu düşündüm.
Projeye başladığımda günümüzün seramik karolarının uygulanış şekline ve oluşturduğu kurgulara odaklandım. Versatile başka hiçbir yan öğeye hatta renge veya desene gerek duymadan, onlarca farklı şekilde dizilebiliyor. Bir mekanın duvarlarında aynı renk ve tek çeşit karo kullanarak birbirinden tamamen farklı dört duvar algısı yaratabiliyorsunuz. Farklı renk uygulamalarıyla bambaşka sonuçlar yaratmanız da mümkün.

DEKO-ÖNERİ

Dekorasyon yapılırken, renkler mekanın büyüklüğüne ve ışık alıp almadığına göre belirlenmeli. Küçük mekanlarda, yer ve duvar renklerinin mümkün olduğunca birbirine yakın olması, mekanı büyük gösterir. Dekorasyon için genel olarak açık renkler tercih edilmeli. Ayna kullanarak da mekanları daha geniş gösterebilirsiniz.

ÇIKIYOR
* Cam ürünler

İNİYOR
* Plastik objeler

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
MURAT ŞEKER (Yönetmen)


* Müzik sistemim, hala plak dinlerim.
* Moskova’dan aldığım yağlıboya tablo.
* Dedemden yadigar tespih.
* Filmlerimin büyük boy afişleri.
* Büyük çalışma masam.
Yazının Devamını Oku

Projesi kitaplara girdi ödüller kazandı

Yalova yeni ve büyük bir kültür merkezine kavuşuyor: Raif Dinçkök Kültür Merkezi. Her şey Akkök Grubu’nun, 1969’dan bu yana faaliyet gösterdiği Yalova’ya bir kültür merkezi kazandırmak istemesiyle başladı.

Ayça Dinçkök büyükbabasının ismini verdiği mekanın tasarımı için, Türkiye’nin önde gelen mimarlarından oluşan üç ayrı mimarlık atölyesinden projeler aldı. Sonunda Emre Arolat Mimarlık Atölyesi’nin projesine karar verildi. Bu projenin bir özelliği daha var: Henüz hayata geçirilmeden önce ‘1000 Ideas by 100 Architects’ (100 Mimardan 1000 Fikir) kitabına girdi. ‘2010 Avrupa Gayrimenkul Ödülleri’nde derece aldı

EMRE AROLAT (PROJENİN MİMARI)İki zıt varoluşu barındırıyor

Yalova bir yüzüyle doğa kenti. Endemik bitkiler, bunların insan eliyle titizlikle yetiştirildiği, sergilendiği, ticari olarak değerlendirildiği alanlar... Burada öne çıkan renkli, neşeli ve canlı bir dünya var. Aynı zamanda, bir yanıyla da endüstri kenti. Kuşkusuz bu yüzünün oluşturduğu varoluş biçimi, diğeri kadar sorunsuz değil. Neşeli ve canlı olduğu da iddia edilemez. Onun yerine hayatın daha meşakkatli yanlarından, emekten ve terden söz edilebilir. Birbirine tamamen zıt olan bu iki varoluş biçiminin bu kentte iç içe geçtiğini, birbirinden beslendiğini söylemek yanlış olmaz.

DIŞ CEPHESİ TÜL GİBİ

Yapının, bir kültür merkezi olarak sözü edilen ruhun egemen olduğu kentle ve kentliyle kuracağı ilişkinin biçimi, tasarımımın ana damarı olarak ortaya çıktı. Pırıltılı ve afili malzemeler yerine dış cephe kaplaması olarak tasarlanan ve dirençli yapı çeliğinden elde edilen delikli plakaları paslı yüzeyleriyle kullandım. Bu da yapının yeni olma halini, hatta yabancılığını bir yana bırakmasını sağladı. İçeride yer alan yüzeylere büyük ölçekli dijital baskılarla sıvandı. Dış cephe tıpkı bir tül perde gibi, yüzeyin akşam saatlerinde kaybolmasını ve iç alanın algılanabilmesini sağlıyor. Metal tül, rüzgarın, yağmurun veya güneşin olumsuz etkilerini dışarıda bırakıyor. Ben mimariye ve çevreye; sadece iyi tasarlanmış ve güzel yapılar inşa etme görüşünde değilim. Yapıyı insana, kente ve doğaya dair bir görüş üretme, mekanı kurmaya yönelik düşünce geliştirme yolundayım.

AYÇA DİNÇKÖK (AKKÖK ŞİRKETLER GRUBU İCRA KURULU ÜYESİ)Fabrika gibi tasarım hayal ediyordum

Büyükbabam Raif Dinçkök Türkiye’nin sanayi hayatına 1952’de atıldı. İstanbul Sanayi Odası’nda yaptığı hizmetlerin yanında iş dünyasında hatırlanan bir kişi oldu. Ben, 21 yaşıma kadar büyükbabamı tanıma fırsatını buldum. Üzüntüm, iş hayatına katıldığımda yanımda olmamasıydı. Çok babacan ve pragmatik bir insandı. En önemlisi tüm işlerimizin tohumunu kendi başına atmıştı. Bugün bizleri buralara onun heyecanı, tutkusu getirdi. 40 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiğimiz Yalova’da kent ekonomisine katkıda bulunmakla yetinmeyip, Yalovalıların sosyal ve kültürel hayatına katkıda bulunabileceğimiz bir proje üretmek istedik. Binanın temelini Şubat 2008’de Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’ın katılımıyla attık. Tasarımını bir fabrika gibi hayal ediyordum, sanayiyi andırmasını istedim.

ÜRETİM MUTLU EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Kim salonunda bir Naomi istemez ki

Moda dünyasının önemli isimlerinden Atıl Kutoğlu bu sefer mobilya tasarımı işine girdi. Doğtaş için Naomi Campbell’e hazırladığı kıyafetten ilham alarak ‘Naomi’ isminde bir oturma grubu hazırladı. Ünlü modacıyla Nişantaşı’ndaki mağazasında buluştuk Mobilya ve ev objeleri tasarımına merakınız ne zamandır var?
- Annem güzel sanatlar fakültesinde okudu. Ben de küçüklüğümden beri tasarımın ve sanatın her dalına ilgi duydum. Resme merakım çok fazlaydı. Evimize gelen şık kadınların kıyafetlerine yorumlar yapar, ilgilenirdim. Moda başımı döndürdü ama çocukluğumdan beri mimariye de ilgim vardı. Moda çizimleri yanında mimari çizimler de yapardım. Benim kıyafetlerimi giyecek birinin oturduğu koltuk veya evin dekorasyonunu hayal ederdim. Doğtaş mobilyadan teklif gelince hep tasarladığım mobilya çizimleri bu sefer kağıttan gerçeğe dönme fırsatı buldu.
Sizce moda ve dekorasyon arasında nasıl bir ilişki var?
- Kesinlikle birbirlerini etkiliyorlar. Sanırım moda hızlı ve kolay bir değişim içinde olduğu için dekorasyonu daha çok etkisi altına alıyor.
Bir mobilya tasarımcısı da çıkıp, ‘Ben de elbise tasarlarım’ derse ne olacak?
- Diyebilir... Önemli olan yaratıcılık ve profesyonellik. Dediğim gibi ben de bu konulara uzak değilim. Nişantaşı’ndaki mağazamın dekorasyonunda da kendi fikirlerimi kullandım. Eleştirilere de açığım tabii.
Bundan sonra mobilya tasarımı devam eder mi?
- Fendi ve Armani gibi markaların da mobilya mağazaları var. Benim neden olmasın?
Elbise tasarlamak mı, mobilya tasarlamak mı daha zor?
- Severek yaptığım bir iş olduğu için tasarım kısmında bana hepsi kolay geliyor. Ama mobilya tasarlarken daha büyük bir sorumluluk hissettim. Çünkü kıyafet biraz daha sezonluk oluyor. Ama mobilyalar daha uzun süre kullanılabiliyor.
Neden bu koltuğun ismi Naomi?
- Naomi Campell’in giydiği çok ünlü bir kıyafetim vardı. Pembe ve siyah çizgili straples bir elbiseydi. Onun çizgisinden esinlendim. Bu yüzden de ismi Naomi oldu. Ve karşınıza çok fresh bir Naomi çıktı.
Onun hangi özellikleri var?
- Hataları ve huysuzluğu yok. Güzel yanları ve o giydiği kıyafet var. Bir de aurası bu mobilyaya yansıdı. Kısaca ‘Naomi ile aşk başkadır’.
Onun haberi var mı?
- Mail attım. Bana gülen bir yüz yolladı...
Tasarım aşamasında nasıl çalıştınız?
- Kendi evimde ve arkadaşlarımın evlerinde denemeler yaptım. İskelet formunda rahatlık ve fonksiyonelliği göz önüne aldım. Çocukların üzerinde tepinecekleri, genç evli çiftin misafirleri ağarlayacakları bir şey yapmaya çalıştım. İskeletin üzerine kumaşla Atıl Kutoğlu ruhunu verdim.
Malzemeleri nasıl seçtiniz?
- Ağaç hastası değilim. Ayrıca müze gibi evleri sevmiyorum. Huzur veren sade düz hatlı ürünleri tercih ediyorum.

ELİST BİR TUTUMUM YOK

Nerede yaşıyorsunuz?
- Viyana’da yaşıyorum. İstanbul’a Nişantaşı’na açtığım mağaza için sık sık gelip gidiyorum. Zamanımın çoğu da iş seyahatleriyle geçiyor.
Evinizin dekorasyonu nasıl?
- Kullanışlı, rahat dekorasyonu seviyorum. Ama hala hayalimdeki dekorasyonu yapamadım. Eski ve bütünleştiğim bazı objelerim var. Ama evimde çok az vakit geçirebiliyorum.
Evin hangi alanlarında vakit geçirmeyi seversiniz?
- Çalışma masamda ve kanepelerimde tasarım yapmayı... Zaten bu yüzden tasarladığım kanepe de bu işe çok yatkın.
Tasarımla bu kadar tasarımla iç içeyken özel hayatınızı es geçtiğiniz olmuyor mu?
- Bunu çok düşündüm. Hatta ikileme düştüğüm oldu ama sonra başka insanların bu hayatı yaşamak için neler vermeyeceğini düşündüm ve tadını çıkarmaya karar verdim.
Hep tasarım mı konuşursunuz?
- Hayır. Haftasonlarını ailemle geçiririm. Arkadaşlarıma karşı elist bir tutumum yoktur. Moda ve tasarım dışında her şeyi konuşurum. Çevremdekilerin kıyafetlerini de asla eleştirmem.

DEKO-ÖNERİ

Mutfak, sadece yemek yapılan değil aynı zamanda sosyal bir mekan. Küçük bir mutfağınız varsa, alanı genişletmek için eşyaları azaltabilirsiniz. Mutfaktaki bazı araçların doğru dizilişleri yer kazandırabilir. Kırılan objeleri çıkarmanızda fayda var. Boş duvarları açık raflarla doldurmakta işinize yarabilir.

ÇIKIYOR

* Kahve sunmak için tepsi, fincan ve lokumluğuyla üretilen setler

İNİYOR

* Tekli Türk kahvesi fincanları

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ

BUĞRA GÜLSOY (Oyuncu)

* Annemin yaptığı tablolar.
* Çalışma masam.
* Koltuğum.
* Kütüphanem.
* DVD oynatıcım.
Yazının Devamını Oku

Dünyanın malzemesi bu mağazada

Öney Mimarlık 25 yılı aşkın süredir mimarlık ve iç mimarlık alanlarında çalışmalarını sürdürüyor. Firmanın başında mimar Mustafa Öney ve iç mimar Handan Öney var. Handan Öney uzun zamandır kendi tasarım mağazasını açmanın hayalini kuruyordu. Sonunda Nişantaşı’nda Öney adını verdiği mağazasıyla bunu gerçeğe dönüştürdü. Mağazasında dünyanın çeşitli yerlerinden seçtiği aksesuvarlara ve özel üretim mobilyalara yer veriyor.

Handan Öney tam bir seyahat tutkunu. Onun bu tutkusu çocuklarıyla birlikte keyif aldığı tatillere çıkarak başladı. Sonra zamanla yerlerinde duramaz oldular. Öney sayısını bile hatırlamadığı kadar çok ülke gezdi. Bunlar arasında Peru, Brezilya, Moskova, St. Petersburg, Bakü, Tayland gibi sayısız yer ver.
Öney mesleğinden dolayı gittiği ülkelerde mutlaka tasarım dükkanlarını ve antikacıları dolaşıyordu. Sonunda kendi mağazasını açmaya karar verdiğinde bu ülkelerden aldıklarını da mağazaya taşıdı. Yanına kendi tasarımlarını da ekledi. “Dünyanın çeşitli yerlerine yaptığımız seyahatlerde, doğanın sunduğu malzeme zenginliği çok etkileyiciydi. Bunun içimizde uyandırdığı coşkuyla, bu malzeme çeşitliliğini, kendi mimari birikimlerimiz doğrultusunda bir teknoloji ve tasarımla birleştirmek istedik. Bu sebeple de yeni mağazamız, doğu kültürünün zenginliğiyle batı teknolojisinin bütünleştiği güzel bir örnek oldu” diyor Öney.

30 FARKLI ATÖLYEDEN 450 DEĞİŞİK ÜRÜN VAR

Şu an mağazalarında 30 farklı atölyeden çıkan yaklaşık 450 değişik ürün var. Eski kutular, taş objeler, kaplumbağa kabukları, mumluklar, çam objeler, yılan derisi sehpa, vatos derisi sehpalar, deri koltuklar, aydınlatma tavan... Fiyatlar ürünlere göre değişiyor. En düşük fiyatlı ürün 80 liralık dekoratif bir kutu, en pahalısıysa 18 bin liralık yatak ve el oymalı bir konsol.
Handan Öney bu tasarımların evlerde nasıl değişiklikler yaratacağını anlatıyor: “Tek başına bir şey yapamaz tabii, bütüne bakmak gerekiyor. O tasarım için renk, doku ve ölçü, o mekân için uygun olmalı ki farkını ortaya koysun; yoksa elbise gibi dünyanın en iyi marka elbisesini alın vücudunuza, teninize uygun değilse hiçbir şeydir bence”.

GÖZLEMCİLER GÖRÜYOR

Seyahatlerde bulduğumuz parçaları kâh doğrudan kullanmayı, kâh o parçayı kullanarak bambaşka, yepyeni bir ürün çıkarmayı düşünerek satın alıyoruz. Mobilyaları da, eğer üretimlerinde beğendiğimiz bir şey varsa mutlaka değiştiriyoruz veya tasarladığımız mobilyayı o imalatçının, üretme imkanı dahilindeyse, o imkanları kullanarak bir prototip çıkartıp sonra imalatına geçiyoruz. Daha sonra bu ülkelerdeki gözlemcilerimiz gidip ürünleri görüyor. Aslına uygun olup olmadığını onaylayarak satın alması gerçekleşiyor.

DUVARLARDA KARA KALEMLER

Yazının Devamını Oku

Bahar temizliği OUT bahar dekorasyonu IN

İlkbaharın gelişiyle pek çok şey gibi, evlerimizi de yenilenme duygusu sardı. Evlerde değişim, sanıldığı gibi çok pahalı değil. Ufak dokunuşlarla büyük farklar yaratabilir ve ortamın havasını değiştirebilirsiniz. İşte Modoko Mobilyacılar Sitesi’nden herkesin işine yarayacak öneriler...

* Dekorasyona özellikle şu odadan başlanmalıdır demek, yanlış. İlk olarak evinizde hangi odayı değiştirmek istediğinize ya da neresinin değişime ihtiyaç duyduğuna karar vermelisiniz. Böyle bir tercihiniz yoksa, gün içinde en çok hangi odada vakit geçiriyorsanız oradan başlamalısınız.
* Genelleme yapacak olursak; günümüzde en çok vakit geçirilen alan salonlar. Bundan 15-20 sene önce salonlar misafir geldiğinde açılan, onun dışında kapalı tutulan ve kullanılmayan alanlardı. Televizyon izlemek, dinlenmek ya da vakit geçirmek için oturma odaları oluşturuluyordu. Fakat bu durum değişti. Oturma odaları salonlara taşındı ve soluk geldi. Bu yüzden değişime salonlardan başlanmalı.
* Değişim için önce hayalgücüne ihtiyaç var ve biraz da vakte. Yaratıcılığınızın sınırlarını zorladığınızda alet edevat kullanmadan dahi evinizde inanılmaz değişimler yapabilmeniz, bir stil oluşturabilmeniz mümkün.
* Bir-iki senedir modern tasarımlar ön plandaymış gibi görünse de, vintage tasarımlar popülerliğini korumaya devam ediyor. Durumu fark eden tasarımcılar, 2011-2012’de bu iki trendi birbirine karıştırdı, üstüne bir de doğayı ekledi. Yeni-eski, klasik-modern birlikteliğine doğanın da eklenmesiyle mükemmel bir denge oluştu. Modern dokular eskitme yüzeylerle birleşirken tasarımlarda doğaya dönüş ve sadelik fark edilecek derecede arttı.
* Doğanın renkleri, yani toprak tonları, turuncu, krem, yeşil ve yeşilin tonları trend renkler arasında. Daha çok pastel tonlar hakim olsa da bu renkler mat ve parlak renklerle kombinleniyor. Eski ve yeninin birlikteliği mobilya ve renklerde olduğu gibi, objelere de yansıyor. Daha klasik tarz mobilyaların olduğu bir evde tasarım objeler göze çarpıyor. Modern mobilyalar vintage aksesuvarlarla tamamlanıyor. Ham ürünlerin kullanıldığı objeler de revaçta.

ZIMPARAYLA DOĞAL GÖRÜNÜM

* Alışverişe çıkmadan ya da yeni eşyalar almadan önce, evimdeki malzemelerle ne yapabilirim diye düşünmeli insan. Kullanmak istemediğiniz ve eskiyen eşyaları bir kenara ayırın. Mobilyalarınızı zımparalayarak ham hale getirebilir ve üstüne süreceğiniz mat bir cilayla doğal bir görüntü elde edebilirsiniz. Bu tarzdan hoşlanmıyorsanız, farklı renklere boyayarak tarzınızı eşyalara yansıtabilirsiniz. Eskitilmiş görüntüsü elde ederek vintage stili yakalayabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Depresyona karşı dekorasyon

Modern zamanların hastalığı depresyondan kurtulma konusunda konusunda; ilaç, doktor desteklerinin yanı sıra yaşam alanlarında yapılan mimari düzenlemelerin de büyük önemi var. Elips Tasarım’ın kurucusu ve sahibi Feza Ökten Koca dekorasyonda yapacağınız değişikliklerle depresyondan nasıl kurtulacağınızı anlattı Şehircilik, mimari ve iç mimari; toplumların mutluluğunda çok önemli bir rol oynuyor. Yollarınızın sorunsuz olması, bahçelerinizin güzelliği, iç mekanlarınızın yaşam tarzınıza uygun tasarlanması mutlu eden mimari detaylardan sadece birkaçı. Mimaride moda her ne kadar önemli olsa da, en önemlisi yaşadığınızda mutlu olacağınız ortam ve kişiliğinizi yansıtan tasarımlar.
İlk iş eşya karmaşıklığından kurtulmamız gerekiyor. Hareket kabiliyetimizi kısıtlayan mobilyalara veda etmeliyiz. Bazı eşyaların değeri farklıdır ama her kullandığımız eşyaya fazlaca anlam yüklemek, onlardan hayat boyu kurtulamamanıza neden olur, böylelikle de kendimiz yenileyemeyiz. Unutmamalıyız ki, eşyalar sadece hayatımızı kolaylaştırmak için vardır, hayat boyu bizimle olamazlar.

CANLI ÇİÇEKLERE YER VERİN

Doğal malzemeler bizi depresyondan uzaklaştırır. Genelde şehir insanı elektrik yüklü. Plastik esaslı ve sentetik malzemeler de daha fazla elektrik yüklenmemize neden oluyor. Bu nedenle zemin kaplamalarında doğal ahşap kaplamalar; mobilyalarda da mümkün olduğunca ağaç kullanmak, tekstilde pamukluyu tercih etmek öncelikle bedenimiz için çok önemli. Evlerimizde canlı çiçeklere yer vermek de kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olur. Bizim ve sevdiklerimizin en neşeli pozlarıyla dolduracağımız resim çerçeveleriyle oluşturduğumuz köşeler de bizi neşelendirir. Değişik renk ve desenlerde yastıklar kullanmak ve bunları zaman zaman değiştirmek de depresyonda etkilidir.

SİZİ ANLATAN MEKANLAR YARATIN

* Evde en çok vakit geçirdiğimiz yaşam alanımızla işe başlamak en uygunu. İş sonrası rahatlamamızı, TV seyredip, müzik dinlememizi, kitap okumamızı, sevdiklerimizle sohbet edip oyun oynayabilmemizi, yemek yiyebilmemizi sağlayacak mekanda farklı fonksiyonlara izin verecek tasarımlar yapmak gerekiyor. İstendiğinde çok aydınlık, istendiğinde loş, yalnızken çok sıcak, kalabalıkken hareket edebilecek kadar ferah ve kullanılacak aksesuvarlarla bizi anlatabilecek kişisel bir mekan olmalı. Mesela baharın sıcaklığını ve enerjisini taşıyacak bir aydınlatmayla işe başlanabilir. Renklerini de içeri almak mutlu eder.
* Yatak odası hem dinlendiğimiz, hem kitap okuduğumuz, hem de kişisel eşyalarımızı koyduğumuz alanlar. Hayatın yoğun koşuşturmasına ara vermek için en uygun mekan. Fonksiyonel dolap tasarımı yatak odasında çok önemli bir rol oynarken, yatağın ergonomisi ve mekanda kullanılan kaplamaların hijyenikliği kaliteli bir uyku için önemli.
* Mutfak da diğer mekanlar kadar önem taşıyor. Özellikle mutfakta geçirilen zaman düşünülürse fonksiyonel dolapların yanı sıra, mutfakta çalışma sırasında oturma alanları yaratmak, yemek hazırlayan kişinin keyifli çalışmasını sağlar.
* Banyonun içinde barındırdığı malzemelerin derli toplu olması, mümkün olduğunca doğal kaplamaların seçilmesi ve sevilen kokuların kullanılması temizliğin yanı sıra ferahlığı da sağlar.

ENERJİK RENKLER AGRESİFLEŞTİRİYOR

pek çok araştırma renklerin, insanların ruhsal durumlarını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Ancak renklerin olumsuz etkilerini yok etmek çok zor değil. Aslında doğru yerde ve oranda kullanılırsa her renk dekorasyonda yer alabilir. Ancak genel kullanılacak renklerle küçük detaylarda kullanılacaklar arasında farklar vardır. Mesela kırmızı ve turuncu enerji verir ancak mekanın büyük bir yüzdesinde yer alırsa agresifliğe neden olur. Bu renkler yatak odası duvarında kullandığınızda uyku düzeninizi bile etkileyebilir. Toprak tonları ve bejler mekanda rahatlığa ve dinginliği sağlarken, daha canlı renklerde küçük dokunuşlar yapılmazsa bıkkınlığa ve enerji düşüklüğüne de yol açabilir.

DEKO-ÖNERİ

Mutfağı ihtiyaçlarınız doğrultusunda düzenleyin. Küçük bir alana sahipseniz eşyaları azaltın ya da depolama alanları kullanın. Raflar da alandan kazanmanızı ve daha rahat çalışmanızı sağlar. Mutfak gereçlerinin de dizilimi önemli. Ya hepsini en az alanı kaplayacak ya da ortamı renklendirecek şekilde dizebilirsiniz.

ÇIKIYOR
* Dijital duvar kağıtları özel bir teknolojiyle üretiliyor. Duvar kağıdına benzer fakat kumaş dokulu özel bir malzeme, dijital ortamda gerçek gibi görünen bir resim olarak basılıyor

İNİYOR
* Eski model duvar kağıtları

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
Samsun Demir (DMC Genel Müdürü)


* Büyük müzik kutusu
* Pikapım
* PlayStation ve Guitar Hero oyunum.
* Masajlı televizyon koltuğum.
Yazının Devamını Oku

Angelina Jolie ve Brad Pitt çiftiyle aynı yatakta uyuyun

At yelesinden yapılan Hasten’s yataklar sosyetenin yeni gözdesi. İsveç Kraliyet Ailesi, Rusya Başbakanı Vladimir Putin, İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Tom Cruise ve Angelina Jolie-Brad Pitt çifti gibi ünlüler bu yataklarda uyuyor. El işçiliğiyle yapılan yatakların tek kişiliği bin 350, çift kişilikleri 3 bin 500 Euro’dan başlıyor. En değerli modelse 60 bin Euro’ya kadar çıkıyor

Jansson Ailesi en başta tıpkı Hermes gibi atlar için eğer yaparak işe başladı. İşin sırrını çözdükten sonra, “Madem bunu yapıyoruz, yüksek el işçiliği gerektiren yatak işine de gireriz” deyip 1852’de yatak da yapmaya karar verdiler. Zaman içinde yatakları kraliyet ailesinin bile dikkatini çekti. Şimdi kurdukları Hastens markası 34 ülkede satılıyor. Peki bu yatakları bu kadar özel yapan ne?
Öncelikle yataklar İsveç’te geleneksel el işçiliğiyle dikiliyor. Her bir yatak için 160-180 saatlik el emeği gerekiyor. Ve her biri kişiye özel. Yataklar üretimin ilk etabından sonuna kadar; hiçbir makine, köpük, lastik, poliüretan ve lateks maddeleri kullanılmadan geleneksel yöntemlerle dikiliyor. Bunun yerine iyi pamuk, saf yün ve keten hammadde olarak kullanıyor.
En büyük sırsa hipoalerjenik at yelesi. Havadar, esnek ve yumuşak at yelesi, son derece etkin havalandırma sistemine sahip. Vücudu ideal sıcaklıkta tutuyor, omurgayı ve bel boşluğunu destekliyor. At yelesi telleri, nemi dışarıya atan ve taze havanın girmesini sağlayan minyatür bir havalandırma sistemi gibi çalışıyor. Bu teller Güney Amerika’daki atların yele ve kuyruk kısmından elde ediliyor. Belli basınç altında bazı işlemlerden geçiriliyor. Yatak başına kullanılan at yelesi miktarı 20-200 kilo arasında değişiyor.

EN İYİ BEŞ USTA ÇALIŞIYOR

Tabii at yelesi pahalı bir malzeme. Öncelikle oldukça uzun bir işlem süresi var ve her bir hayvandan belli bir miktarda elde edilebiliyor. Markanın ‘Continental’, ‘İskandinav’ ve ‘Hareketli’ olmak üzere üç ana grup altında toplam 12 modeli var. Kullanılan malzeme yoğunluğu ve el işçiliğinin süresine göre ürünlerin fiyatları değişebiliyor. En pahalısı 60 bin Euro’luk Vividus modeli. En yüksek kalitede el işçiliği ve doğal malzemeler bu modelde kullanılıyor. En iyi beş usta, 160-180 saat arası çalışarak makine kullanmadan tamamlıyor.

Ünlü mimardan ‘downtown’ stili

Dekorasyon dünyasının özgün mimarlarından Tayfun Mumcu tasarımlarını Nişantaşı’ndaki mağazasında sergilemeye başladı. Mağazadaki koleksiyonda ağırlıklı olarak Tayfun Mumcu’nun tasarımlarının yanı sıra replika parçalar da öne çıkıyor. Replika mobilya ve aksesuvarlar; günümüz malzemeleriyle modern şehir yaşamının konforuna uyarlanıyor

İç mimar ve tasarımcı Tayfun Mumcu 20 yıla yakın bir süredir, ev projeleri ağırlıklı iç mimari proje ve uygulamaları yapıyor. Mağaza projeleri ve uygulamaları da yürütüyor. Bir yandan da moda tasarımcısı eşi Banu Bora’yla ortak açtığı Midnight Express’teki tasarımlarla ilgileniyor. Ama Mumcu’nun en büyük hayallerinden biri kendi mobilyalarını teşhir etmek istediği bir mağazası olmasıydı. Böylece Teşvikiye Mahallesi, Maçka Caddesi’ndeki Ralli Apartmanı’nı bulunca sonunda Tayfun Mumcu Mobilya’yı açtı.
Yeni mağazasının eşiyle ortak olduğu Midnight Express’lerden farkını şöyle anlatıyor: “Burası mobilya ve ev aksesuvarı ağırlıklı. Midnight Express’te sadece ev aksesuvarları tasarımlarımı görebilirsiniz. Mağazamda ‘downtown’ yaşam stili hakim. Bu stili cool-classic bir tarz olarak tanımlayabiliriz. Modern ve klasik parçalarla bazen de antika veya çağdaş koleksiyon örneklerinin yer aldığı eklektik bir yaklaşım. Şehir merkezleri her kültürden, her profilden insanın bir arada olduğu, birbirinden etkilendiği, izlediği bir bölge. Bu eklektik yapı ve hareketlilikte, projelerimde yakalamaya çalıştığım ruhu kolayca buluyorum. Bu stilin özellikle İstanbul’daki iç mekân projelerine çok yakıştığını düşünüyorum.”
Tayfun Mumcu mümkün olabildiğince klasik, zamansız ve renkli tasarımlar yapıyor. Çalıştığı projelerde eksikliğini duyduğu sofalar, sehpa, tek koltuklar ve replika parçalar koleksiyonunu oluşturuyor. Eski cila ve kaplama tekniklerine de sıkça yer veriyor. Ayrıca ‘Kendim kullanmayacağım’ dediği hiçbir mobilyayı da koleksiyonuna dâhil etmiyor. İlham kaynağıysa günlük hayat ve seyahatler.

BU SENENİN TRENDLERİ

Bu sene vintage mobilyalar ve aksesuvarlar, renkli halılar, beyaz büyük kanepeler ön plana çıkıyor. Ama ben her zaman, bir evde daha az eşya ve daha fazla hayat olmalı, diye düşünüyorum. Kesinlikle kendi konforumuza yönelik bir ev kurgulamalıyız. Ana eşya gruplarında moda renklerden ve stillerden uzak durmak iyi bir öneri olabilir. Bu yaz bol ışık, bol çiçek, mis kokular, güzel bir müzik, yaz akşamına huzur katan dinginlik evlerin olmazsa olmazı.

DEKO-ÖNERİ

Perdeler dekorasyonun en önemli tamamlayıcısı. Bahar da siz de doğru perdeyi seçerek işe başlayabilirsiniz. İşte birkaç öneri: Rustik perdeler, duvar veya tavana taşıyıcı borulara, kumaşlarla ya da halkalarla geçirilir. Country tarzı evler için ideal. Japon perdeler geniş camlarda işinize yarabilir. Klasik perdelerden sıkılanlar ip perdelerle de evinize farklı bir hava katabilirsiniz.

ÇIKIYOR
* Salonlarda beyaz kütüphaneler

İNİYOR
* Eski model kitaplıklar

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
YOSİ MİZRAHİ (Oyuncu)

* Ev sinema sistemim ve DVD’lerim
* L koltuğum. Üstünde rahat film izliyorum.
* Farklı ülkelerden duvarımda asılı aldığım maskeler.
* Salondaki İngiltere’den aldığım halı.
* Salonla mutfağı ayıran separatör.
Yazının Devamını Oku

Bu yaz uzun çiçekler moda

Bulunduğunuz ortamı yeşil hale getirmek sadece sizin değil herkesin üzerinde pozitif bir etki yaratıyor. Şimdi evleri ve bahçeleri yeşillendirmenin en doğru zamanı. İstediğiniz bitkilere karar verdikten sonra Botanika Genel Müdürü Kemal Eskenazi’nin önerileriyle işe başlayabilirsiniz. Ama unutmayın bu yaz yatay gelişen değil, uzun çiçekler revaçta Hobi bahçeciliğinin ilk ve en önemli unsuru, doğayı ve gün ışığını sevmek. Güneş, tüm canlıların temel yaşam kaynaklarından biri. Bizlerin olduğu kadar bahçelerimizdeki bitki ve çiçekler için de güneş ışığı çok önemli. Bu nedenle bitkilerin güneş enerjisinden bolca faydalanabilecekleri alanlarda yetiştirilmesi önemli. Eğer gölgelik bir alanda bahçemizi oluşturacaksak, işe en başından hatalı başlamış oluruz. Bu durum, bitki ve çiçeklerin yavaş ve sağlıksız büyümesi anlamına gelir.
Bahçelerimizdeki toprak miktarı ve tohumların çeşitliliği, ne ekeceğini bilmek ve karar vermek de yine önemli bir detay. Bahçenizde önce hangi tür bitkileri ekeceğinize karar vermeniz gerekiyor. Buna karar verdikten sonra o bitki grubunun ne kadar ve hangi tür toprağa ihtiyacı olduğunu iyi öğrenmek lazım. Üç çeşit toprak var: Kil, balçık yani verimli toprak ve kum.

HAVA ALDIRMAYI UNUTMAYIN

Bitki ve toprak araştırmasının ardından da toprağın pH dengesini ayarlamak gerekiyor. Ayrıca bu aşamada ihtiyacımız olan, boş alan, tohum, su ve ekici bazı küçük bahçe aletleri. Bunların yanı sıra ek besin öğeleri de yine bitki ve çiçeklerimizin hızla büyümesine yardımcı olabiliyor. Bu mevsimde özellikle; bitki ve çiçeklerin nefes almalarını sağlamak çok önemli. Çiçekler bu dönemde her zamankinden daha çok ek besine ihtiyaç duyar. Bu nedenle çiçekleri her sulamada ek besinlerle beslemek, onları güçlü ve rengârenk yapar. Aynı zamanda çimlere de bahçenin en önemli göstergelerinden biri olduğunu unutmamak ve bakımlı ve güçlü çimler için de bahar döneminde gübrelemenin yapılması ve toprağı dikimden önce havalandırmamız lazım.

ÖZEL BESİNLER HAYAT VERİYOR

Bitki ve çiçekler için birincil derece önemli olan sulamadır. Ancak sulama fazla yapıldığı takdirde besin kaybına yol açabilir. Özellikle yaz aylarında aşırı sıcaklarla birlikte her zamankinden daha fazla suya ihtiyaç duyan bitki ve çiçeklerin olası besin kaybını önlemenin en basit yolu gübreleme. Bunun dışında bahçe ve çiçek coşturan ürünler de bitki ve çiçeklerin ihtiyacı olan tüm besinleri bir kerede almalarına yardımcı oluyor.

BAHÇE TRENDLERİ
* Doğaya uyumlu bahçe tasarımları ve bahçe süslemeleri.
* Bahçe süslemesi için kullandığınız objelerin yenilebilir olması. Mesela, bahçedeki masanızın üzerine koyduğunuz saksının içinde domates yetiştirebilirsiniz.
* Kapalı alan bahçeciliği. Kış için sadece açık havadaki bahçenizin yanı sıra bir de etrafı camla kapatılmış kış bahçeleri ya da evinizin içinde cam kenarlarınızda çiçek ve bitki yetiştirmek.
* Yatay büyüyen değil, uzun çiçekler.

PENCERE ÖNÜ BOSTANLARIYLA EVLER YEŞİLLENİYOR
Pencere önü bostanları da evi yeşertmek isteyenler için ideal. Botanika da bulunan bu bostanlarda tere, roka, taze soğan, dereotu, turp, maydanoz, semizotu, hindiba, buğday çimi ve kedi çimi gibi bitki tohumları çeşitleri var. Evin en fazla güneş gören penceresinin önüne yerleştirilen bostanlara tohumun ekilmesi ve bol su vererek zahmetsizce sebze yetiştirilmesi mümkün. Böylelikle kendi evinizin bahçıvanı da olabiliyorsunuz. Suyunu da verirken püskürtme aracı kullanılmalı, böylece suyun eşit miktarda ve gerektiği kadar dağıtılması sağlanıyor.

DEKO-ÖNERİ
Günümüzde çamaşır makineleri birçok evin mutfağında. Ama bu iyi bir fikir değil. Çünkü çamaşır deterjanları ve daha birçok ürünü sırf bu yüzden mutfakta bulundurmanız gerekiyor. Bu da sağlık açısından sorun. Bu yüzden makineniz mutfakta olsa bile deterjanları ayrı bir yerde tutun.

ÇIKIYOR
* Hareketli kare duvar rafları

İNİYOR
* Sabit raflar

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
İZEL
* Mutfağım çünkü yemek yemeyi çok seviyorum.
* Televizyon koltuğum. Kleopatra gibi uzanıyorum.
* Yatak odamdaki kitaplarım. Kendimle başbaşa kalıyorum.
Yazının Devamını Oku

Hollywood tasarımcısı

New York’ta mobilya tasarım markası Hudson Furniture’ı kuran Türk tasarımcı Barlas Baylar’ın ürünleri artık Kuruçeşme Nicol’de de satılıyor. Koleksiyonda masif ahşap, bronz ve nikel yemek masaları, sehpalar, kanape ve ışıklandırma tasarımları var. Beyonce, Jennifer Aniston ve Jude Law gibi isimlerin de tasarımlarını kullandığı Baylar’ın hikâyesini ABD’den dinledik

İstanbul doğumluyum. Çocukluğum babamın yanında, mobilya fabrikaları ve atölyelerde geçti. Tasarımlarla da böyle tanıştım. Profesyonel tasarım işine de film setlerinde set dizaynı yaparak başladık. 16 yaşında lise eğitimimi tamamlamak için Brezilya’ya, üniversite eğitimi için de Londra’ya gittim. Yüksek lisansımı 2000 yılında New York’ta yaptım. O zamandan beri bana ilham veren çok sevdiğim bu şehirde yaşıyorum. Açıkçası bilinçli bir şekilde kalsam mı dönsem mi diye, sorgulamadım. Şehir bana çok iyi davrandı, ilham verdi ve en önemlisi kendimi ait hissettirdi.
Sonrasında 2004’te Hudson Furniture’i kurdum. Az bulunan, nadir materyallerle çalışmayı tercih ettim. Metalden ahşaba kadar, kullandığım bütün hammaddeler benim markam için özel üretildi. Bu sayede ürünlerimin taklit edilmesi imkânsız hale geldi. Şimdi Hudson Furniture’da modacılar gibi senede dört-beş koleksiyon sunuluyor.

AHŞAP UTANGAÇ VE YALIN BRONZ DELİDOLU TARAFIM

Tasarımlarımı fonksiyonel sanat ürünleri olarak tanımlamak mümkün. Bir başka özelliği de kalıcı, daha doğru tanımıyla ölümsüz olmaları. Bulundukları mekânlar, bu tasarımların etrafında dekore ediliyor. Bir heykel gibiler. Kullandığım malzemeler de beni yansıtıyor. Ahşap kişiliğimin doğaya yakın, yalın, alçakgönüllü, utangaç tarafını temsil ederken, bronz daha dışadönük, deli dolutarafım. Renk olarak da gri. Sade ama bir o kadar da güçlü bir renk. Bir mekânı ya da giysiyi bambaşka yapıyor. Değiştiriyor.


MÜKEMMELİYETÇİ OLMAM STARLARI BANA ÇEKİYOR

Birçok star evleri için benden farklı farklı ürünler aldı. Ne de olsa tarzları farklı. Ortak noktaları en iyiyi, en kaliteliyi istemeleri. Kimi Malibu’daki plaj evi, kimi New York’taki dairesi, kimi de Montana’daki çiftliği için mobilya alıyor.

Yazının Devamını Oku

Evlerde muhteşem yüzyıl

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle birlikte evlerde de Osmanlı rüzgarları esiyor. Marshall da evlere doğru renklerle Osmanlı havası vermek için Osmanlı sanatı uzmanı Serdar Gülgün’le Osmanlı renkleri koleksiyonu hazırladı. Gülgün; Lokum, Akide, Şerbet ve Kahve olmak üzere dört ana temadan oluşan koleksiyondan yola çıkarak evlerde Osmanlı dekorasyonunu anlattı TÜRK LOKUMU: Osmanlı’nın hoş kokulu lokumu, bu koleksiyonun ana temalarından. Koleksiyonda, gül, limon, fıstıkla lezzetlendirilerek yapılan bu rengarenk şekerlemenin temsil ettiği pudralı renkler kullanılıyor.
AKİDE: Padişaha bağlılığın simgesi, bir saray şekerlemesi. En sevilen Türk şekerlemelerinden olan akide koleksiyonun ikinci teması olarak öne çıkıyor. Tarçın, portakal ve susamla lezzetlendirilen bu lezzetin temsil ettiği grup, mekana aydınlık ve canlılık katıyor. Güneş ve baharat tonları var.
ŞERBET: Osmanlı’nın en sevilen içeceği şerbet, koleksiyonun da en leziz teması. Olgun meyvelerden, güzel kokulu çiçeklerden, lezzetli yemişlerden elde edilen bu güzel içeceğin temsil ettiği saraylara layık renkler bulunuyor.
KAHVE: Osmanlı’dan Avrupa’ya yayılmış gizemli içecek. Kakule, misk ve hatta amber gibi kıymetli baharatlarla tatlandırılan bu içeceğin temsil ettiği grup mekana ağırbaşlılık, asalet ve derinlik kazandırıyor.

BOYANABİLİR OSMANLI DESENLERİ

Koleksiyonda çintemani, kündekari, balık pulu, zencirek, nar, lale ve karanfil olmak üzere 12 boyanabilir Osmanlı deseni de var. Çintemani padişah kaftanlarında, kündekari cami minberlerinde, balık pulu saray ve köşklerin tavan bezemelerinde, bereket sembolü nar genç kızların çeyizlerindeki işlemelerden esinlenmiş. Bu desenler, evlere çağdaş bir Osmanlı esintisi getirmeyi hedefliyor.

İNSANI EZMEMESİ LAZIM

Osmanlı dendiği zaman ilk akla gelen görüntü şaşaalı, varaklı bir dekorasyon. Osmanlı sanatı uzmanı Serdar Gülgün bunun gerçek Osmanlı ruhunu yansıtmadığını söylüyor: “Bu daha ziyade Osmanlı’nın 19. yüzyılda Batı etkisine girip Batılı mekanlara özenmesiyle oluyor. Gerçek bir Osmanlı mekanı ağırbaşlı, sade ama aynı zamanda da çok etkileyici ve ihtişamlı. Abartıdan uzak, insani bir ölçekte bir dekorasyon gerektiriyor. Örneğin; Topkapı Sarayı’nda abartılı büyük, insanı ezen değil kendinizi iyi hissedeceğiniz insani ölçekte mekanlar görürsünüz. Kullanılan mobilyalar Batı’daki gibi varaklı, oymalı koltuklar kanepeler değil, yatay ve oturması rahat sedirlerdir. Bu rahat sedirlerin sadeliği yastıklarla daha ihtişamlı bir hale getirilir. Sedir, Osmanlı dekorasyonun vazgeçilmezi ve günümüzün köşe takımlarının adeta atasıdır. Mekanlarımıza sedirlerle, yastıklarla ve en önemlisi renklerle Osmanlı esintisini taşıyabiliriz. Sade bir zemine yerleştirilmiş yastık, abajur, fener, bakır obje ve halılar Osmanlı’yı bugünün pek çok mekanına taşımanın yolu.”

Modacının ev hali

Seranit’in yeni seramik markası Serra için modacı Bahar Korçan ‘Benim Masalım’ isminde iki yeni seramik karo koleksiyonu tasarladı. Evlerin her alanına uygulanabilecek bu tasarımlar modacının ev halinin izlerini taşıyor

Yeni hazırladığınız serinin ismi ‘Benim Masalım’. Neden bu ismi tercih ettiniz?
- Seramik daha önce çalışmadığım, bilmediğim bir malzemeydi ama aslında hayatımın da çok içindeydi. Hem de özel hayatımın, kendi başıma kaldığım en kişisel anlarının arka fonunu oluşturuyordu. Yemek pişirirken mutfakta ya da banyoda da tek başımıza, kendimizle başbaşa kalmaz mıyız? En derin hayalleri bu anlarda kurmaz mıyız? İşte bu yüzden, koleksiyonunun adı ‘Benim Masalım’. Bahar Korçan’ın ev halinin izlerini taşıyor.

Tasarımlarınızda nelerden ilham aldınız?
- Moda koleksiyonlarım gibi önce bir şiirle başladı, yağlıboyayla devam etti. Ortaya çıkan tüm koleksiyon ‘Benim Masalım’ı anlatan o tablonun parçaları.

Moda tasarımı mı seramik tasarımı mı daha zor?
- Bir tasarımcı olarak farklı malzemelerle çalışmak yaratıcılığı besleyen bir unsur. Seramik bu anlamda hem çalışması rahat, hem yaratıcılığı körükleyen, renkleri rahat kullanmamı sağlayan mükemmel bir malzeme. Koleksiyon belli gruplar halinde toplansa da belirli bir deseni ya da sıralamayı dayatmıyor. ‘Benim Masalım’ aracılığıyla herkes kendi masalını yazsın diye seramikleri istenilen düzen ve şekilde uygulanabilir, uygun iplik renkleriyle kombinlenebilir bir biçimde tasarladım.

DEKO-ÖNERİ

Dekorasyonda kullanılacak renkleri belirlerken evin genel konseptine uygun seçimlerde bulunmak önemli. Evin ışık alışı, mekanın büyüklüğü, kullanılan aydınlatma tipinin seçilen renkle etkileşeceği unutulmamalı. Dış cephe rengini seçerken evin mimarisi ve çevre mimarilerde kullanılan renkler de dikkate alınmalı. Yine çevre binalarla uyumlu ya da zıt tonlar seçilebilir.

ÇIKIYOR
* Evin her bölümünün darmadağan edildiği Punk Shui

İNİYOR
* Feng Shui

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
BEHZAT GERÇEKER


* Piyanom
* Klasik müzik notalarımı koyduğum köşe
* Evin çocuklarımla oyun oynadığımız bölümü
* Televizyon koltuğum
* Müzik odamdaki yarı modern tablolar
Yazının Devamını Oku

Akıllı yastık ve yorganlar

Stresli yaşamın içinde en çok ihtiyaç duyulan hiç kuşkusuz deliksiz ve ergonomik bir uyku. Bunu sağlamanın bir yolu da yorgan ve yastık seçiminden geçiyor. Akıllı seçimler sırt, bel, ense, kol, omuz, tutulmalarını ve horlamayı da engelliyor. Ikea’nın doğru seçim için önerileri var

Kaliteli bir uyku için öncelikle nasıl bir yastıkta yatmamız gerektiğine karar vermeliyiz. İki yastık sert ve yüksek üst üste kullanılmamalı. Yer yer yumuşak yer yer sert alanlara sahip; düzensiz ve homojen olmayan yastıklardan da uzak durmanız gerekiyor. Ortopedik boyun yastığıyla yatmanın daha sağlıklı olduğu söylenebilir. Ancak bu yastıklarla da rahat edemiyorsanız kendinizi zorlamamanızda fayda var.
Genelde piyasada üç çeşit yastık bulabilirsiniz. Bunlar alçak, orta yüksek ve yüksek. Eğer yan yatanlardansanız, kaslarınızın yüksek yastıktan gelen bir desteğe ihtiyacı var demek. Sırtüstü yatmayı seviyorsanız orta yükseklikte bir yastık tam size göre. Yüzüstü uyuyanlardansanız alçak yastık tercih edebilirsiniz.

SICAKLIK DERECESİNE DİKKAT EDİN

Yorgana gelince... Seçiminize gece yatakta üşüyüp üşümediğinize karar vererek başlayabilirsiniz. Yorganınızın sıcaklık derecesini belirledikten sonra dolgu malzemesi seçmeniz gerekiyor. Sentetik elyaf, selüloz elyaf ve kuş tüyü gibi seçenekler var. Sentetik elyafların bakımı çok kolay. Elyaf, hava dolaşımını sağlıyor ve yorganın sıcaklık korumasına yardım ediyor. Sık yıkanabildikleri için de alerjik bünyeli insanlar için doğru seçim olarak görülebilir. Selüloz elyaf, teri emerek uzaklaştırıyor. Kuş tüyü dolgu, teri çok iyi emip uzaklaştırıyor. Çocuklar için de en uygun yorgan serin tutan, iyi nefes alan ve yıkaması kolay yorganlar.

Şehirli insanın doğa özlemi

İstanbul Mobilya Fuarı İMOB bünyesinde düzenlenen ve bu yıl 51 firmanın 140 civarında ürünle katıldığı 5. İMOB Tasarım Yarışması’nda Teleset Mobilya, ‘Yemek Odası’, ‘Yatak Odası’ ve ‘Genç Odası’ kategorilerinde üç birincilik birden aldı. Aynı zamanda Green Therappy isimli koleksiyonunu sundu. Markanın genel müdür yardımcısı Fuat Doğan’la bu odalardaki son trendleri ve evlerin ‘yeşermesini’ konuştuk

Evlerde ve dekorasyonda yeşil neden son zamanda bu kadar ön plana çıktı?

Yazının Devamını Oku

Huzur için yeşil rahatlık için mavi

Duvar ve mobilyalarınızın rengi sizin ruh halinizi etkileyip, tamamen değiştirebilir. Kimi renkler enerji verirken kimileri daha dingin olmanızı sağlar. Tuna Ev Genel Müdürü Ayşe Tuna Gülsoy dekorasyonda hangi rengin nasıl etkileri olduğunu anlattı BEYAZ: Sakinliğin ve huzurun rengi. Evinde daha fazla zaman harcayanların da tercihi. Gerilimden uzak kalmak istiyorsanız yatak odasında da beyaz kullanabilirsiniz. Beyazın en çok yakıştığı mekanlar yatak odaları. Çarpıcı etkiler için yüksek kontrast oluşturduğu siyahla; bahar havası yaratmak içinse yeşil ve mavilerle desteklenebilir.

MOR: Pozitif bir enerjiye sahip olanların tercihi. Biraz da arzularına önem verenlerin rengi. Dinginliğin sembolü mavi ve enerjik kırmızının bileşimi olan bu renk; kırmızının dinamizmini ve mavinin sükunetini bir arada sunuyor. Salonlarda ve yemek odalarında şık ve zarif bir hava yaratılmasını sağlıyor.

PUDRA TONLARI: Kırmızı, pembe, turuncu ve sarının farklı oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen farklı pudra tonları; barındırdığı renklerin özelliklerini mekanlara taşıyor. Bu tonların uygulandığı mobilyalarla mekanlar daha sıcak ve samimi bir havaya bürünüyor. Salonları neşelendirmek için detaylarda bej, krem ve kahvelerle kullanılıyor.

MAVİ: Hep moda olması, tonlarının farklı ambiyanslar yaratması gibi özellikleri var. Dinlendirici bir ortam sağlıyor. Daha koyu petrole kaçan tonlar, maviyle iç içe geçen sarının etkisiyle enerjik ve şık mekanlar yaratıyor.

YEŞİL: Her renkle kullanılabilen, huzurlu bir atmosfer yaratan yeşil zenginlik ve asaleti de simgeliyor. Farklı tonlarını kullanarak evinizi klasikten moderne kadar geniş bir çerçevede dekore edebilirsiniz.

KAHVERENGİ: Her tonu samimi ve rahat ortamlar yaratmayı sağlıyor. Açık kahverengi tonlarından bej; kahverengiye beyazın karışımı olduğu için ferahlık veriyor. Yalnızlık hissini ortadan kaldırarak mekanın huzurlu algılanmasını sağlıyor.

GRİ: Siyahın asalet ve maskülenliğini, beyazın samimiyet ve feminenliğiyle birleştiren ve mekana derinlik katmayı kolaylaştıran bir renk. Geri planda durarak alanı zenginleştiriyor. Nötr ve her renkle kullanılabiliyor. Özellikle sıcak tonları mekana şıklık ve denge katıyor.

KIRMIZI: Kendinden emin, kesin kararlar veren ve kararında etkili kişilikleri yansıtıyor. Ortamın sıcak olmasını sağlıyor.

SARI: Zeki, pratik düşünen ve entelektüellerin tercihi. Uygulandığı ürünlerle birlikte mekana canlılık kazandırıyor ve olumlu düşünmeye yardımcı oluyor.

Yıkık binadan İtalyan restoranına

Mimar Turhan Kaşo Arnavutköy’de yıkık bir binayı ele aldı, baştan aşağıya yeniledi, dekorasyonunu yaptı. Ve ortaya İtalyan restoranı Antica Locanta çıktı

Turhan Kaşo küçüklüğünden beri resme meraklıydı. Sanat adeta onun yaşam biçimiydi, bu nedenle mimarlık okudu ve kendi bürosunu açtı. Şimdiye dek pek çok projeye imza attı. Ama onu en çok heyecanlandıran işlerinden biri, geçen sene ele aldığı Arnavutköy Aya Starti Taksiarhi Kilisesi yanındaki tarihi yıkık bina oldu. Mekanın dört tarafındaki harabe duvarlar ve ortadaki çöp-moloz yığını onda burayı yenileme isteği uyandırdı. Bu mekanı Türkiye’de yaşayan İtalyan şef arkadaşı Gian Carlo ve eşine önerdi. Çift bir Rum vakfına ait olan bu harabeye hayran kalarak kiraladı. Kaşo mekanı bir bütün olarak yaşatma fikriyle yeniden inşa etmeye başladı.
Betonarme üst kat döşemeleri kırıldı. Bodrum kazısı sırasında altları boşa çıkan yan taş duvarların altlarına temel yapıldı. Alttan gelen yer altı sularını kesmek ve gerçekten izole etmek için de binanın tamamı bohçalandı. Mutfağın ve diğer personelin hizmet noktalarının olabildiğince rahat planlanması için bodrum kat ilaveleri geliştirildi. Ve ortaya üç katlı bu bina çıktı. Turhan Kaşo kullandığı malzemeleri şöyle anlatıyor: “Girişte siyah-beyaz parlak seramik döşeme var. Bu döşemedeki siyah demir ayaklı masaları cesur bir renkle hareketlendiren deri kanepenin yanı sıra kumaş koltuklar ve belli miktarda tül perdeler kullandık. Basamaklarda masif meşe, aydınlatma armatürlerinde de krom metal malzemeler kullandım.”

DEKO-ÖNERİ

Evdeki kötü kokulardan rahatsız oluyorsanız buzdolabına koyacağınız yemeklerin üstünü asla açık bırakmayın. Karbonat da bu kokulardan kurtulmanıza yarar. Evdeki çekmeceleri de ispirtolu suyla silin ve güzel kokulu sabunlarla dolabınızın havasını değiştirin.

ÇIKIYOR
* Chester kanepeler

İNİYOR
* Armut puflar

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
SONER SARIKABADAYI (Şarkıcı)

* Meyve suyunu çok sevdiğim için meyve suyu sıkacağım
* Gitarım her zaman yanımda
* Defterim. Her konuda not alırım
* Laptop’um.
* Salondaki berjerimde çok rahat ediyorum
* Yerden aydınlatmalarım
Yazının Devamını Oku

Yapacağımız işe yeni İstanbul akımı denilecek

Taksim’in simgesi ve buluşma noktası The Marmara Taksim yenileniyor. Bu kapsamda otelin girişinden restoranına hummalı bir çalışma devam ediyor. Geçtiğimiz hafta renovasyonunun tasarım direktörü Dan Kwan Türkiye’yi ziyaret etti. Tasarım taslaklarını ve gerçekleşecek değişimi anlattı Tasarım tarzınızı anlatır mısınız?
- Aslında kişisel bir perspektifim yok. Aksine bir karışımın eseriyim. En doğudan en batıya her yerde eserlerim var. Genel olarak tasarımlarımı geçmiş deneyimlerimin en iyi örneklerini kombine ediyorum. Tasarım yaklaşımım projenin sahibiyle aramızdaki enerjiyle oluşmaya başlıyor. Müşteriyi hissetmek çok önemli. İstenen dokunun orada bulunacak insanlarla ilişkilerini düşünerek tasarımı sonuçlandırıyorum.

The Marmara Taksim, Taksim’in simgelerinden biri. Bu otel için teklif aldığınızda The Marmara, Taksim ve Türk kültürü adına nasıl bir çalışma yaptınız?
- The Marmara’nın lokasyonu, olabilecek en güzel yerde. Önüne çıktığınız anda enerjiyi hissedebiliyorsunuz. Dolayısıyla insanların enerjisi otelin tasarımındaki anahtar faktörlerden. Yerel Türk tarzı ve kültürünü kullanarak mekanın simgesel duruşunu daha da vurgulamak istiyorum. Dünya bu akımı ‘Yeni İstanbul’ olarak adlandıracak.

Bunu nasıl yapacaksınız?
- 1990’lardan bu yana İstanbul’a çok kez geldim ve bu sayede Türk kültürünü tanıma fırsatım oldu. Işıklandırmalarda yerel sanatçılar kullandım. Genel olarak müzikal bir etki yaratmak istedim. Çünkü Taksim dendiğinde müzik ön plana çıkıyor.

Otelin hangi bölümlerini yeniliyorsunuz?
- Şu anda tüm bölümler yenileniyor. Restoran üstüne bir proje yaparak başladım. Arkasından tüm otel için bir yenileme çalışmasına karar verildi. Çalışmalarımız 12 aydır sürüyor. Renovasyonun Mayıs’ta tamamlanması planlanıyor. Duvarların bir kısmında farklı bir malzeme kullandık, yünden kumaş hissi alıyorsunuz. Ayrıca mekanı Türk sanatının izlerine rastlanacak bir vitrin haline getirmek istiyoruz.

Sizi en zorlayan bölüm hangisiydi?
- Halihazırda kullanılan bir binada çalışırken sırlarını da keşfediyorsunuz. Örneğin iç mesajlaşma amacıyla kullanılan bir mesaj tüpü karşımıza çıktı, eskiden adisyonlar bu kanallar yoluyla iletiliyormuş.

Hangi malzeme ve renkleri tercih ettiniz?
- Şehrin ve toprağın; mavi, kırmızı, zeytin ağaçları, Boğaziçi’nin günbatımının renklerinden etkilendik. Türk kahvesi gibi bulunduğumuz yeri anımsatan renkler kullandık. Kullanılan malzemeler de ağırlıklı olarak yerel.

MOTİFLERDE TÜRK KAFTANLARI IŞIKLANDIRMALARDA SEMAZENLER

Döner kapıyla, otelin girişinde bulunan ve semazenlerden esinlenlerek yapılan avize aynı anda dönüyor hissi verecek. Bunu tavan aydınlatmalarıyla tamamlayıp lobide tüm alanlara uyguluyoruz. Balo salonundaki kutlama coşkusunun yarattığı atmosferi tavandaki dekora yansıttık. İç dizaynda özellikle renklerin hayatın bir parçası olduğunu gözönünde bulundurduk. The Marmara Chocolate Shop, herkesin rüyası bir düğün pastası şeklinde tasarlandı. Restoranda yemeklerin hazırlanışı canlı olarak keyifli bir şekilde izlenebilecek. Kullanılan metal görünümlü perdeler ve doğal ahşap mobilyalar tasarımın farkını yansıtacak. Tasarım ve motifler Türk kaftanlarından, ışıklandırmaların bazıları semazenlerden ilham alınarak yaratıldı. Otelin ışıklandırmasında ileri teknolojiden yararlanıldı ve az enerji harcayan bir sistem kullandık. Halılarda da kaftan kumaşını tercih ettim. Çok farklı ve çok zevk aldığım işler oldu. Bu çalışmalar yine Türk sanatçıları tarafından sonuçlandırılacak.

ÇİN’DEN MISIR’A KADAR İZ BIRAKTI

The Marmara Taksim’in renovasyonunun tasarım direktörü Dan Kwan, Culinary Institute of America (Amerika Mutfak Sanatları Enstitüsü) ve Columbia Üniversitesi’nde Şehir Planlama ve İşletme bölümünden aynı anda mezun oldu. Pratt Enstitüsü’nden mimarlık derecesi aldı. İtalya’dan Vietnam’a Mısır’dan Hindistan’a kadar geniş bir yelpazede tasarımlar yaptı. Çin’deki Tianjin Four Seasons, Mumbai’deki JW Marriott ve Mısır Hilton Oteli’nde çalıştı.

DEKO-ÖNERİ

Sevgililer Günü’nde aksesuvarlarla odanın atmosferini değiştirebilirsiniz. İşe renklerle başlayın. Bugüne özel kırmızı yastık ve yorganlarla evinize renk verin. Masa üstünü de kırmızı mum ve çiçeklerle süsleyebilirsiniz. Uzun süre bu odada kalacaksanız rahatsız etmemesi için nötr renklerde bir taban yaratabilirsiniz. Ikea, Forum İstanbul mağazasında size bir sevgililer günü odası hazırladı.

ÇIKIYOR
* Çekmeceli ve büyük sehpalar hem laptop hem de yemek için kullanılıyor

İNİYOR
* Yemek masaları hızla gözden düşüyor

O’NUN EVİNİN VAZGEÇİLMEZLERİ
SİNAN AKÇIL (Müzisyen)


* PlayStation. Evde rahatlamamı sağlayan şey
* Işık sistemi. Müzik dinlerken dileğim anda evimi disko ya da romantik bir caz kulübüne çevirebiliyorum
* Piyanom. Kapağını hiç kapatmam. Her an benimle aşk yaşamayı bekler
* Mevlana’dan Düşündüren Sözler kitabı. Rahatlamak için her gece tesadüfen açtığım bir sayfasını mutlaka okuyorum.
* Mikrodalga fırınım. Patlamış mısır delisi olduğum için...
Yazının Devamını Oku