Mevzular arası trekking

BİR HÜZÜN KARŞILAŞTIRMASI
Yok hayır, alışamadım.

Haberin Devamı

Çok dinleniyor, tıklanıyor, ortalık bu fenomenle yıkılıyor ama ben Halil Sezai hüznüne alışamadım.
Bunun sebebi de Sezen Aksu hüznüyle büyümüş olmam.
“Sen Ağlama”, “Git”, “Gidiyorum”, “Kavaklar”, “Vazgeçtim”, “Geçer” gibi şarkıların dozunda hüznüyle depolanmış olması hafıza kartım. Halil Sezai’nin hüznünde ise doz aşımı var. Fazla geliyor bana. “İmdat” diyerek kaçma isteği uyandırıyor. Çok çaresiz geliyor.
Kapıları kapatıp tüm dünyaya küsme isteği uyandırıyor.
Ama işte Sezen Aksu hüznü öyle değildir ya.
“Tamam” der, hüznünü yaşa ama abartma.
Yani: Hüzünden geberme!

*

BAĞIMSIZLARI ES GEÇMEYİN
Yer gök Fetih 1453 filmiyle salon salomanje inliyor olabilir.
Ama bir de sürüp gitmekte ve hatta geçip gitmekte olan bir film festivali var şehirde: !f İstanbul.
Yani uluslararası bağımsız filmler festivali.
Meğer 11. yılına girmiş festival.
Hemen “zaman ne de çabuk geçiyor” geyiği yapacağım tabii.
Çünkü ilk !f istanbul’u daha dünmüş gibi hatırlıyorum.
Beyoğlu Fitaş’ın içinde kuyruk oluyor, en acayip filmi kim izleyecek yarışı yapıyorduk.
Ve bazı hazmı zor, sert filmler sonrası dumur olmuş vaziyette İstiklal Caddesi’nde dolanıyorduk, “Bu neydi şimdi ya?” diye diye.
Kısacası !f İstanbul iyidir, ilham verir. Filmlerine takılınız derim.
Kendi adıma bir not: Michael Nyman müziklerine hasta biri olarak üstadın festival programında yer alan “Film Kameralı Nyman” adlı yapıtına mutlaka gitmem lazım. Geç kalmadıysam tabii.

*

ALICE ŞUURSUZLAR DİYARINDA
Malumunuz, Şafak Pavey kendisi hakkında “hem özürlü hem CHP’li” diyen Engin Ardıç’a gayet olgun bir şekilde yanıt verdi.
Lakin Ardıç’ın “özürlü” lafıyla kastettiği aşağılama tonu unutulacak gibi değil. Utanç verici, yüz kızartıcı. Unutulmasın da.
Benzer şekilde sosyetenin nefes eğitmeni olarak nam salan Nevşah Fidan’ın bir röportajında eşcinseller için, “Bir kere hiçbiri karından nefes almıyor. Karna nefes almadıkları için erkek enerjisinin ve erkek gücünün farkında değiller” demesi de Ardıç kategorisinden.
Tıpkı Ardıç gibi Fidan da ötekileştiriyor, aşağılıyor, küçümsüyor, kurduğu bağlantının düzeyine bakınca da insanı nefessiz bırakabiliyor.

*

RAKISIZ BALIK RESTORANINI ZİYARET
Kuleli Askeri Lisesi’nin hemen orada bir restoran var dediler, adı Yakamoz. “Ee?” dedim. “Alkolsüz balık restoranı” dediler.
“Aa?” dedim. Gazetecilik merakıyla bir koşu, gittim gördüm.
Yakamoz’un manzarası on numara.
Denize sıfır, yanı başında köprü manzarası, iki adım ötede ışıklandırılmış Kuleli binası...
Ama mekan içi ışıklandırılması sorunlu. Hastane aydınlatması var, beyaz bembeyaz. En sevmediğim ışıklandırma tarzı yani.
Geç bunları, tabii ki Yakamoz’un ayırt edici özelliği alkolsüz oluşu.
Meze geliyor, balık geliyor, ama yanında rakı (ya da ne içiyorsunuz yanında içki olarak) o gelmiyor.
Peki ne içiliyor? Kola, meyve suyu gibi sıkıcı seçeneklerin yanına ilginç bir alternatif koymuşlar: Keçi boynuzu şerbeti.
İlk kez denedim. Tatlı şarap gibi bir şey.
Alkolsüz restoranda dahi alkole akraba/yakın bir şey buldum yani.

Yazarın Tüm Yazıları