GeriCengiz SEMERCİOĞLU Meğer Nükhet Duru, Timur Selçuk’un 3’üncü kızıymış!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Meğer Nükhet Duru, Timur Selçuk’un 3’üncü kızıymış!

Duyunca ben de şok geçirdim, inanamadım, geçen gün bir araya gelince dayanamayıp sordum, vallahi kendileri teyit ettiler...

Timur Selçuk, üzerine basa basa “Nükhet benim 3’üncü kızımdır” dedi...
Benim bildiğim Timur Selçuk’un iki kızı var: Mercan Selçuk dansçı, Hazal Selçuk ise müthiş sesi olan bir yorumcu...
Peki Nükhet Duru nereden çıktı? “Müzikal olarak üçüncü kızımdır. Bundan 30 yıl önce birlikte sahneye çıkmıştık. Benim kızlarım dışında sahneyi paylaştığım başka biri yok... Şimdi Nükhet’le yeniden sahneye çıkıp Bizim Şarkılarımız’ı söyleyeceğiz. Dolayısıyla Nükhet benim 3’üncü kızımdır, manevi kızımdır” dedi Timur Selçuk...
Peki bu konser fikri ilk nereden çıktı, o da bir aşağıdaki kutuda...

İşte bu ikiliyi buluşturan isim...

Timur Selçuk ve Nükhet Duru bundan tam 30 yıl önce ilk olarak beraber sahneye çıkmışlar ve konserler vermişler.
1983’te, tam darbe sonrası yılları...
Peki kimin fikriydi bu?
70’li yıllarda 1 Mayıs’ı söylediğinde kitlelerin tüylerini diken diken eden Timur Selçuk’la, neo-klasik Nükhet Duru’yu sahnede buluşturmak?
Mustafa Oğuz’unmuş...
Halen Açıkhava konserleri, organizasyonlar, dizi ve film yapımcılığını başarıyla sürdüren Mustafa Oğuz, 80 sonrasında ikiliyi sahnede buluşturmuş ve Şan Tiyatrosu’nda kapı pencere kırılmış, biletler yok satmış...
30 yıl aradan sonra yeniden bir araya gelme fikri ise Nükhet Duru’dan gelmiş...
Çalmış kapısını Timur Hoca’nın, “Yeniden yapalım mı” demiş...
Titizliğiyle bilinen Timur Selçuk, “Hay hay” yanıtını verince kolları sıvamışlar.
İşte 30 yıl aradan sonra “Bizim Şarkılarımız” yeniden böyle hayata geçmiş.
Bu arada Timur Selçuk’un sanat hayatı boyunca Nükhet Duru dışında sahnede düet yaptığı, eşlik ettiği başka sanatçı yokmuş...
“3’üncü kızım” demekte haksız sayılmaz değil mi?

Timur Selçuk neden popçulara kızıyor?

Timur Selçuk zaman zaman babası Munir Nurettin Selçuk’un şarkılarını söyleyen popçularla polemiklere de giriyor...
Bunu bir prensip meselesi olarak değerlendiriyor usta müzisyen...
“Müzik bilgisine rağmen kulaktan dolma icra edenlere karşıyım. Kalıcı bir örnek yapıyorsunuz ahlaklı bir icra yapmak zorundasınız” diye anlatıyor yaşadığı polemikleri...
Sonra da ekliyor Timur Selçuk:
“Geçen yıl Sertab Erener izin alıp söyledi çok da güzel icra etti pederin şarkısını. Böyle söyleyene kim itiraz edebilir...”

Timur Hoca’yla sahnede yükseliyorum...

Timur Selçuk’un Sıraselviler’deki müzik okuluna gittiğimde Nükhet Duru ve Timur Selçuk piyano başında prova yapıyordu...
30 yıl sonra beraber sahneye çıkacakları için ikisi de heyecanlı...
“Timur Selçuk’un bir numaralı hayranı benim, Paris yıllarından beri... Onunla birlikte sahnede yükseldiğimi hissediyorum... Ayaklarım yerden kesiliyor” diye anlatıyor Nükhet Duru heyecanını...
Timur Selçuk ise, “Nükhet beni çok rahat ettirir sahnede. Her sorumluluğu üzerimden alır” diyor... Peki repertuvar 30 yıl öncesiyle aynı mı olacak?
Nükhet Duru, “Özü aynı, ufak tefek değişiklikler var... Ekonomi Tıkırında, Ayrılanlar İçin, Hürriyete Doğru, Dönek Türküsü olmasa olur mu” diye yanıt veriyor...

30 yılda neler değişti?

Timur Selçuk:
Ahlaklı insan ve ahlaklı yurttaş olmak dışında her şey boştur ve laftır... Ahlaklı bir tanrı tanımaz, ahlaklı bir Ermeni, ahlaklı bir sağ görüşlü, ahlaklı bir Müslüman benim için çok değerlidir.
Yaşadığımız acılardan sonra, özellikle son iktidar döneminde bunlar daha da önem kazanmaya başladı son 30 yılda...

Nükhet Duru:
Bu süre içinde en büyük değişiklik evlat sahibi olmam...
Bütün gençlerin sorumluluğunu da üstlenmiş gibi bakıyorsun hayata. Çok hızlı değişimler oldu bu sürede.
Bir 5 yılda 50 yıl ileriye gidip, sonra 30 yıl geriye gidebildik.
Bir Türk kadını olarak bunları yaşadım.

İlk konser 10 Şubat’ta

Nükhet Duru ve Timur Selçuk’un birlikte sahne alacağı Bizim Şarkılarımız konser serisi 10 Şubat’ta İzmir’de AKM Yunus Emre Salonu’nda başlayacak... Yaz boyunca pek çok şehri gezecekler, İstanbul’da Açıkhava’ya da çıkacaklar...

Eli ayağı öpülecek kadınlar...

Timur Selçuk:
Erkek egemen Türk toplumunda kendi ayakları üzerinde duran tek başına Türk kadınına büyük saygı duyarım.
Ajda, Sezen, Nükhet, Nilüfer, Candan... Cengaverdir bunlar...
Bir şey söyleyeceksem bir tek onlara söylerim müzikal anlamda, o da sadece onların duyacağı şekilde...
Bir müzik adamı olarak her zaman arkasındayım onların.
Çok değerlidirler benim için...
Toz kondurtmam onlara...
Ha sabahtan akşama dinler miyim, tahammül eder miyim şarkılarına o ayrı mesele...
O benim tercihim, o başka bir şey... Ama erkek egemen Türk toplumunda kadın sanatçı oldukları için, buna oyuncular ve tiyatrocular da dahildir... Tak başlarına kadın olarak kendi ayakları üzerinde durdukları için eli ayağı öpülecek kadınlardır...

Özel araç bile istemeyen oyuncu

Geçen gün “İntikam” dizisinin kamera arkasında görev yapan bir arkadaşım anlattı...
Beren Saat yaklaşımıyla, tavrıyla, set çalışanlarıyla kurduğu ilişkiyle “İntikam” ekibinin gönlünde de taht kurmuş.
Daha önce “Aşk-ı Memnu” ve “Fatmagül” ekibinden biliyorum Beren’in ne kadar kaprissiz çalıştığını... “İntikam”da da aynı çizgisini değiştirmemiş.
Hatta “İntikam” için sözleşmesinde yer alan, “Sete gidiş dönüşü özel araçla sağlanır” şeklinde yer alan maddeyi bizzat kendisi kaldırtmış.
“Sete herkes servisle ve kendi aracıyla gelirken ben niye özel araçla geleyim” demiş.
Gerçekten de 41 bölümdür yapım şirketinin sağladığı araçla değil, kendi otomobiliyle sete geliyormuş Beren...
Vallahi tebrikler...
Genç kuşak oyuncular arasında kaprissiz ve set çalışanlarına saygıyla çalışan oyuncuların başında geliyor Beren.

İntikamını alacak

Madem bugün Beren’le başladık başarılı oyuncuya ilgili bir iki son dakika haberi daha vereyim...
Hayranları biliyor, Beren Saat’in başrolünü oynadığı “İntikam”, Amerikan ABC kanalında yayınlanan “Revenge” dizisinin uyarlaması...
“Revenge”in şu sıralar 3. sezonu yayınlanıyor Amerika’da, sezon sonunda final yapacaklar.
“İntikam”da ise henüz 2. sezonun sonlarına doğru gelinmiş durumda... Öğrendiğim kadarıyla 2. sezonun finaliyle, dizi de final yapacak... Bu ne zamana denk geliyor...
Şubat sonuna falan...
4-5 bölüm sonra “İntikam”, orijinal hikayesine sadık kalarak çarpıcı final yapacak.
Yağmur intikamını sonunda alacak...
Bu çarpıcı final için senaristler bir süredir harıl harıl çalışıyormuş...
Bir-iki ipucu geldi kulağıma ama şimdi işin heyecanını kaçırmamak için söylemeyeyim...
“İntikam”da bu hafta itibaren heyecan yükselecek...

Beren LA’ye gidiyor...

Peki Beren Saat, “İntikam”ın finalini çektikten sonra ne yapacak?
Kafasında uzun süredir dizi sektörüne ara vermek vardı...
“Aşk-ı Memnu”, “Fatmagül’ün Suçu Ne?” ve “İntikam”la uzun süredir kesintisiz ekranda Beren Saat. Bu yüzden dizilere ara vermek ve 2014 boyunca ekranda olmak istemiyormuş...
Hatta yeni sezonu, 2014 Eylül’ü bile pas geçmeyi düşünüyormuş.
Yeni dizi için kafasındaki tarih 2015 Ocak...
Peki bu arada ne yapacak?
Los Angeles’ta yaşayacak...
Kenan Doğulu’yla birlikte hem orada hem burada kurdukları bir hayat var onların...
Bu yıl dizi sektöründen uzak Kenan’la birlikte kafa dinlemek istiyor Beren Saat Los Angeles’ta.
Ha, bu süre içinde bir düğün haberi de gelir mi?
Vallahi beni şaşırtmaz...

22 ülkede yayınlanıyor

Hep söylüyorum, bu reyting sistemi en çok Türk dizilerinin yurtdışındaki geleceğine darbe vuruyor.
Sadece Ortadoğu’da değil dünyanın dört bir yanında Türk dizilerine büyük ilgi var artık.
Ancak bugünkü reyting sistemi kaliteli dizi yapımının önünü kestiği, daha ucuz işlere prim verdiği için 2-3 sene içinde ihraç edecek dizi bulmakta zorlanacağız.
Çünkü dizilerin kalite çizgisi iyice aşağıya çekilecek.
Ben bilmiyordum, mesela Beren Saat’in “İntikam” dizisi şu anda aynı anda 22 farklı Arap ülkesinde yayınlanıyormuş.
İnanılır gibi değil...
22 ülke dediğin bütün Ortadoğu coğrafyası neredeyse...
Beren de şubat ayı sonuna doğru Dubai’ye gidecekmiş bir etkinliğe katılmak için...
Nasıl ilgi göreceğini tahmin etmek zor değil.
Bu Türk televizyonculuğunun başarısıdır, destek olunacağı, teşvik edileceği yerde ne yazık ki bu reyting sistemleriyle önü kesilmeye çalışılıyor.

X

1 Haziran’da açılacaksa, 3 Temmuz’da kapansın

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam Ahmet Hakan’ın programında, gidişata göre okulların 1 Haziran’da açılabileceğini söyledi.

Dün de yazdım ben bu konuyu...
2 haftalığına okul açmanın kimseye bir faydası yok.
Çocukların hazırlığı, okula adaptasyonu derken iki hafta bitecek zaten.
Bu sürede de hiçbir şey öğrenmeyecekler ve virüs konusunda gereksiz bir risk alınmış olacak.
“WhatsApp Anneleri” gruplarından da biliyorum, “2 haftalık okula çocuk göndermem” diyen veli sayısı hiç az değil...
O yüzden bu yılı zorlamanın anlamı yok, artık oturmaya başlayan uzaktan eğitim 19 Haziran’a kadar uzamalı ve öylece okullar kapanmalı.
İlla çocuklar eğitimde geri kaldı diyerek okulları açmayı düşünüyorsak benim bir önerim var...

Yazının Devamını Oku

Virüsün iyi yanı

Koronavirüsle ilgili duyduğum en iyi haber bu oldu:11 Mart-27 Nisan arasında 24 kadın cinayete kurban gitmiş..


Geçen yıl aynı tarihlerde bu rakam 44’tü...
Neredeyse yarı yarıya azalmış.
Oysa tam tersi aynı eve kapandıkları için çiftler arasında tartışmaların, boşanmaların, kavgaların daha fazla olması beklenirdi...
Vuhan’da karantina sonrası boşanmaların arttığını biliyoruz.
Belki de bu kendine güvensiz, kadını dövmeyi, öldürmeyi namus meselesi sayan katillerin en büyük derdi kadının dışarıda olması...
Eve kapanıp dışarı adım atmadığı sürece belki de o yere batasıca kıskançlıkları hortlamıyor, kadının dört duvar arasında yaşamasından memnun oluyorlar...

Yazının Devamını Oku

Müdavim hareketi

Virüs nedeniyle kapanan restoranlar, kafeler için dünyada başlayan dayanışma hareketinin bir benzeri bizde de başladı. Adı: Müdavim Hareketi...


Gittiğiniz, sevdiğiniz restoranlar için 50, 100, 200, 400 lira ödeyerek yüzde 25 indirim sağlayan bir çek alıyorsunuz... Restoran açıldığında da gidip o çeki kullanıyorsunuz...
Aslında karantina sonrası yiyeceğiniz yemeğin parasını bugünden peşin ödüyorsunuz.
Ekonomik sıkıntı yaşayan sevdiğiniz mekanlara destek olmak amacıyla...
Restoranlar, kafeler 1,5 aydır kapalı, haziran ortası açılabilirse 3 ay kepenk indirmiş olacaklar...
3 ay boyunca hiç gelir elde etmeden kira ödemek, personel çıkartmamaya çalışmak, ayakta kalabilmek benim diyen işletme için bile kolay bir şey değil.
O yüzden bu sosyal sorumluluk hareketi önemli.

Yazının Devamını Oku

Marvel’in müzikleri

Ben atlamışım, bir Türk kadın müzisyenin Captain Marvel’ın müziklerini yaptığını bilmiyordum. Geçen akşam filmi izlerken sonunda, “Müzik: Pınar Toprak” imzasını görünce şaşırdım. Hemen kimdir diye baktım...

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdikten sonra çok az İngilizce bilmesine rağmen 17 yaşında Amerika’ya gitmiş. Önce Chicago’da caz, ardından Boston’da dünyaca ünlü Berklee Müzik Okulu’nda okumuş.
Orada film müzikleri yapmayı öğrenmiş. Geçen yıl 8 Mart’ta Captain Marvel vizyona girdiğinde, Türk basınında da haberleri çıkmış Pınar Toprak’ın... O dönem Variety dergisine de röportaj vermiş.
Dedim ya ben kaçırmışım, Captain Marvel’ın sonunda imzasını görünce keşfettim ve bir Türk kadınının başarısı filmin kendisinden daha mutlu etti beni...

Tüp... Yallah... Yemek vs...
◊ Hastaları vefat ettiği için yoğun bakıma dalan, sağlık personeline tüple saldıran kendini bilmez hasta yakınları bakalım ne ceza alacak?
12 gün önce Meclis’ten geçen ve cezaları yarı oranında artıran sağlıkta şiddet düzenlemesinin ilk sonucunu göreceğiz...

Yazının Devamını Oku

İstanbul budur işte

Andrea Bocelli’nin Milano Duomo’dan verdiği konseri, dünyaca ünlü sanatçıların evlerinden seslendikleri “One World: Together At Home” konserini geçen hafta çok yazdık, çizdik...


23 Nisan akşamında bir konser de bizde vardı...
7 Tepenin Şehri İstanbul’dan 7 Kıtaya adıyla yayınlandı.
Ben Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın YouTube hesabından yayınlanacağını sanıyordum konserin.
Meğer pek çok kanal yayınlamış, evde o saatte TV açık olmadığından farkında değilim, saat tam 19.00’da YouTube’u açtım o yüzden...
Ayasofya önünde ney sanatçısı Yavuz Akalın’la başladı konser...
Drone’larla çekilmiş tarihi yarım adanın görüntülerine müthiş bir ney sesi eşlik ediyor...

Yazının Devamını Oku

Türkiye ve Almanya

Merak ediyorum, neden Almanya’nın ölüm rakamları tartışılmıyor da Türkiye’nin tartışılıyor?


New York Times neden Almanya’yı değil de, Türkiye’yi mercek altına almaya kalkıyor?
Oysa Avrupa’da koronavirüs salgınını başarıyla yürüten iki ülke var... Biri Almanya, diğeri Türkiye.
Almanya’da 150 bini geçti vaka sayısı, 5 bin 500 kayıp var.
Türkiye’de 100 bine yaklaştı vaka sayısı, 2 bin 500’e yakın kayıp var. Bu iki ülkede vaka sayısıyla vefatlar arasında çok ciddi bir makas var.
Demek ki olabiliyormuş.
Bizde ilk vaka sayısının görüldüğü 11 Mart’tan bu yana 6 hafta geçti, 7’nci haftanın içindeyiz.

Yazının Devamını Oku

Çocuklar da çıkmalı...

Dün 65 yaş üstü insanımıza hafta sonu birkaç saat de olsa dışarıya çıkma izni verilmesi gerektiğini yazdım, “eve kapanmaktan hastalanacaklar” diyerek...Pek çok okur destek verdi bu öneriye...


Cumartesi- pazar 08.00-12.00 arası sadece 65 yaş üstü sokağa çıksa inanın hepsine büyük moral olur.
Sadece yaşlılar değil düşünmemiz gereken bir de çocuklar var... Geçen gün 5 yaşındaki oğlum uzaktan eğitim sırasında sınıf arkadaşıyla konuşuyordu; “Delireceğiz oğlum evde oturmaktan” diyorlardı birbirlerine...
Şaka yapmıyorum 5 yaşındaki çocuklar bunu konuşuyordu.
Avrupa’nın en ağır faturasını ödeyen ülkelerinden İspanya, çocuklara “temiz hava izni” verme kararı aldı. 18 Mart’tan bu yana karantina altında olan 8 milyon çocuğa konan yasak 27 Nisan’dan itibaren temiz hava alabilmeleri için gevşetilecek.
Birçok çocuğun 40-50 metrekare evlerden haftalardır çıkmadığını söyledi İspanya Başbakanı...
Bizde de durum farklı değil...

Yazının Devamını Oku

65 yaş üstü hafta sonu sokağa çıksın

Yaşlılar haftalardır evde. Bakmayın güneşi gördüğünde kendini meydanlara, banklara atan üç-beş kişiye. Milyonlarca yaşı ilerlemiş insanımız uzun süredir dört duvar arasında yaşıyor.


Kendi annemden, etrafımdaki yaşı ilerlemiş insanlardan biliyorum.
Evde oturmaktan hasta olacaklar artık.
Moralleri bozuldu, torun torba etraflarında değil, yürüyüşe çıkamıyorlar, çıkıp temiz bir hava alamıyorlar.
Sürekli kapalı bir evde bağışıklık sistemleri zayıflamaya başladı.
En ufak bir mikroba karşı vücutları direnç göstermeyecek artık...
Unutmayın herkesin evi bahçeli, balkonlu, salon salamanje değil.

Yazının Devamını Oku

Belki de maçları böyle izleyeceğiz

Bu haber tam 6 yıl önce çıkmıştı...



Güney Koreli The Hanwha Eagles adlı bir beyzbol takımı seyirci sayısını artırmak için stadyuma robot taraftarlar yerleştirmişti.
Taraftar stadyuma gitmeden akıllı telefonları sayesinde bu robotlardan birini kontrol ediyor ve stattaymış gibi karşılaşmayı robotun gözünden izliyor.
Evinde oturan seyirci robotlara tezahürat yaptırıyor, hatta elindeki dijital pankartları kaldırtıp, şarkılar bile söyletebiliyor.
Her robotun yüzündeki dijital ekrana da evinde oturan seyircinin görüntüsü yansıtılıyor.
Güney Kore beyzbol takımı bu formülü seyirci ve gelir sayısını artırmak için 6 yıl önce bulduğunda ortada virüs falan yoktu.

Yazının Devamını Oku

Neymar bile ağladı, ben hâlâ ağlamadım

“7. Koğuştaki Mucize”, geçen yılın en başarılı filmiydi... 5 milyon 316 bin gişe yaptı, Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğu çok konuşuldu...


Seyreden herkesi hüngür hüngür ağlatan bir baba-kız hikayesi;
Haksız yere hapsedilen Memo ve
7 kışındaki kızı Ova’nın...
Şu sıralar farklı dijital platformlarda tavsiye olarak önüme düşüyor film. Belli ki PSG’nin dünyaca ünlü futbolcusu Neymar’ın da önüne düşmüş ve açıp izlemiş “7. Koğuştaki Mucize”yi...
Daha sonra da sosyal medyasından, “Çocuğu olanlar bu filmi izledikten sonraki duygumu daha iyi anlar. İnanılmaz güzel bir film, izlerken çocuklar gibi hüngür hüngür ağladım” paylaşımını yaptı.
137 milyon takipçisi var Neymar’ın... Türk yapımlarının dünyada gücünü ve etkisini göstermek açısından çok önemli bir nokta bu...

Yazının Devamını Oku

Tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılara çağrım var

Lady Gaga bu cumartesi akşamı (18 Nisan) sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla "One World: Together at Home” adında YouTube üzerinden bir konser düzenliyor. Konseri Jimmy Fallon, Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert sunacak.


Paul McCartney’den
Stevie Wonder’a birçok ismin şarkılarını seslendireceği
konsere David Beckham, John Legend, Kerry
Washington, Priyanka Chopra Jonas gibi ünlü isimler de katılacak.
Ve burada amaç bir bağış toplamak değil. Sadece eğlenmek, sağlık çalışanlarına moral vermek. Bizde de sağlık çalışanlarımız için bir YouTube konseri neden olmasın?
İlk akla gelen tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılar moral gecesi düzenlemeliler.

Yazının Devamını Oku

Sokağa çıkma yasağında İstanbul

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı çok doğru bir karardı, 25 gün önce bu köşede önerdiğim bir konuydu bu...

Cuma akşamı yaşanan izdihamın önüne geçilecek tedbirler alınmalıydı meselesi, zaten hepimizin ortak düşüncesiydi...

Cumartesi evden çıkmadım ama pazar günü gazeteci merakıma yenilip atladım bisiklete, şehirde ne oluyor diye bir tura çıktım...

Fotoğraf çekmek, yasağa uyulup uyulmadığına bakmak için...

Cihangir’den Beyazıt’a kadar bisikletle gidip geldim, şunları gördüm;

◊ Denetimler müthişti. Yol boyunca 6 kez çevrildim, memur arkadaşların kimi tanıdı geçmeme izin verdi, kimi sarı basın kartımı görmek istedi.

Yasağa uyma oranı yüzde 100’dü. Yol boyunca toplasan 3-5 araç, sokaklarda sadece 5-10 insan gördüm.

◊ Geçmişte sayım günlerinde böyle boş olurdu İstanbul. O günlerde de ya gazeteye çalışmaya giderdim ya da sayım memuru olarak görev yapardım. Ama o zamanlar bile bu kadar yasağa uyulmazdı.

◊ Doğma büyüme İstanbulluyum, ben kenti bu kadar sessiz bu kadar boş hayatımda görmedim...

Yazının Devamını Oku

333 katlı bir hapishane

Bir hapishane düşünün 333 katlı bir gökdelen ve her katında iki mahkûm kalıyor...


Ortada 8 metreye 2 metre gibi uzunca bir masanın geçebileceği dikdörtgen bir boşluk var her katta...
Her gün en üstteki katta mükellef bir sofra hazırlanıyor; karidesler, pastalar, etler, balıklar aklınıza ne gelirse... Üstelik çok usta aşçılar tarafından.
Ve bu ancak birinci sınıf restoranlarda olabilecek mükellef masa asansör gibi en üst kattan aşağıya doğru inmeye başlıyor.
Her katta 3-4 dakika duruyor en fazla... 4 dakikada ne yedin yedin, çünkü masadan yiyecek alıp saklamak yasak. Bunu yaptığın an ceza var: Bulunduğun kat hızla buz gibi soğutuluyor ya da çok sıcak hale getiriliyor.
En üstteki ilk 30 kat en şanslısı çünkü her şeyin olduğu masaya saldırıp istediklerini yeme, talan etme şansları var...
Her katta 4’er dakika dura dura gelen masada 40-50’nci kattan sonra neredeyse yiyecek hiçbir şey kalmıyor.

Yazının Devamını Oku

Gazetem kapımda

Evlere kapandığımız şu günlerde bizim grup İstanbul’daki okurlar için çok güzel bir uygulama başlattı.


“Bir Tıkla Gazeten Kapıda” uygulaması.
Biliyorsunuz Dünya Sağlık Örgütü, gazete kağıdında koronavirüs riski olmadığını açıkladı, yani gazeteyi gönül rahatlığıyla kağıttan okuyabilirsiniz.
İşte bu keyiften vazgeçmek istemeyen okurlar için Bir Tıkla Gazeten Kapıda uygulaması var.
Demirören Medya’ya bağlı Hürriyet, Milliyet, Posta, Fanatik gazeteleri için şimdilik sadece İstanbul’daki okurlara yönelik bir uygulama bu.
Yakın zamanda Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerle kapıya teslim sistemi daha da büyüyecek.
Yakala.co ve Scooty işbirliğiyle hayata geçen bir sistem bu. Ben kendi işimi kendim yapmayı severim.

Yazının Devamını Oku

Karantina altında seks hayatımız... Eyvah libidomuz düştü!

Koronavirüsle ilgili her şeyi konuşuyoruz da, bir tek seks hayatımızı konuşmuyoruz. Sağ olsun ekrandaki birbirinden kıymetli hocalar sayesinde hepimiz birer pandemi uzmanı olduk...


Ama bugüne kadar insanların seks hayatıyla ilgili bilgi veren, bu konuda neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatan tek bir uzmana rastlamadım. Bir tek Ender Saraç’ın Posta’ya verdiği röportajı hatırlıyorum; “Lütfen bu dönemde tek eşli olun” diyordu.
Bu konuyla ilgili bizde yeterli bilgiyi bulamayınca yabancı kaynaklara baktım, New York Times’ın pazar sayısından aşağıdaki bilgileri derledim. İşte 15 maddede karantinadaki seks hayatımız...
1- Bunlar eşi benzeri görülmemiş dönemler olduğu için, karantina altında insanların seks hayatlarının köreldiği ya da zenginleştiği konusunda elde şimdilik yeterli veri yok.
2- Ama şu kesin: Yaşadığımız günler hiç seksi zamanlar değil...
3- İnsanlar yeni seks partnerleri bulma konusuna uzak duruyorlar. Çoğu kişi virüsle ilgili bilgilendirmelere, cinsel sorunlardan daha fazla ilgi duyuyor.
4- 2019’u libido tartışmalarıyla kapatmıştık. Can Yaman’a kötü bir haberim var: Depresyon ve anksiyete libidoyu doğrudan olumsuz etkiliyor. Kesin bilgi!

Yazının Devamını Oku

Evde yemek yapanlara: Emma Teyze’nin Kitabı

Emma Teyze kim? Bizim Kelebek’in zeytinyağı yazarı olan Elvan Uysal Bottoni’nin eşi sevgili Paolo’nun büyük teyzesi...


Emma Mancini, 1907’lerde kuzey ve orta İtalya’da yaşamış ve o dönem yaptığı yemeklerin tariflerini defterine not almış.
Mancini ailesinin ikinci kuşağı olan Emma Teyze’nin bu not defteri, Elvan’ın eşi Paolo’nun kız kardeşine kadar ulaşmış.
20 yıldır İtalya’da yaşayan Elvan da kucağına kadar gelen bu hazineyi değerlendirme kararı vermiş.
Ve ortaya “Emma Teyze’nin Kitabı” adlı geleneksel İtalyan yemekleri tarifinin olduğu bu kitap çıkmış...
Elvan’la neredeyse 30 yıla yakın dostluğumuz var; kendisi çok iyi zeytinyağı, şarap, peynir ve bal tadımcısıdır.
Bu İtalyan mutfağı ve yemekleri üzerine yazdığı 6’ncı kitabı...

Yazının Devamını Oku

Neden para ödüyorum?

Tartışma sadece bizde değil, dünyada da yaşanıyor.


Şu sıralar dünyada herkesin sorduğu soru aynı: Neden almadığım hizmete para ödüyorum?
Hafta sonu New York Times’da okudum, ESPN gibi birkaç spor kanalına aylık abone olan bir kullanıcı koronavirüsten dolayı maçların oynanmadığını ve ödediği ücretin geri verilmesini istemiş.
ESPN de nanik yapmış ona. Geçen hafta ben de bizim özel okulları ve anaokullarını yazmıştım.
Uzaktan eğitim için normal eğitim ücreti almaya devam etmeleri doğru mu?
Okul binalarında hiçbir şeyden değilse ısıtma, elektrik, su, temizlik gibi pek çok giderden kurtuldu özel okullar.
Bunu neden ücretlere yansıtmıyorlar?

Yazının Devamını Oku

Radyoculara iyi bir haberim var

Media Liven 26-31 Mart tarihleri arasında 15.328 kişiyle radyo dinlenmesi üzerine bir araştırma yaptı.


Söz konusu tarih hepimizin evlerine kapandığı karantina tarihleri...
Açıkçası evde daha çok televizyon izlendiği, insanların araçlarına binmediği için radyo dinleme sürelerinin azaldığını düşünüyordum ben...
Radyocu meslektaşlarıma güzel haberi vereyim, meğer tam tersiymiş...
Korona günlerinde radyo dinleme süreleri artmış...
Ankete katılanların yarıya yakını, 7212 kişi her gün radyo dinlediğini söylemiş...
Her gün 1-2 saat dinleyenlerin sayısı 3804, 4 saatten fazla dinleyenlerin sayısı 3586...

Yazının Devamını Oku

Yanlış yapan ünlüler

.

Serdar Ortaç
“Bir çay demleyenim bile yok” diyerek taksi durağını ziyarete gitti, taksicilerle çay içip sohbet etti.
Üstelik maske takmayan taksici “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” dedi.
Anlaşılan o ki; sevgili Serdar’ın ne izolasyondan ne de sosyal mesafeden haberi var.

Nasuh Mahruki-Coşkun Aral
Nasuh Mahruki, Silivri-Durusu’da açacağı Doğada Liderlik Okulu’ndaki son hazırlıkları ailesiyle birlikte hafta sonu denetledi.

Yazının Devamını Oku

Zombiler de gerçek olacak mı?

2013’te Cannes Film Festivali’nde Brad Pitt’in “World War Z” filminin tanıtımındaydım... (O zamanlar uçağa biniyoruz ey sevgili okur, yurtdışına festivallere, maçlara, tatillere gittiğimiz yıllar, ne günlerdi be!)


O yıl Cannes’ın ağır topu Brad Pitt’ti, her yer “World War Z” afişleriyle doluydu.
Şu sıralar sürekli virüs, pandemi yapımları izliyoruz ya, geçen akşam “World War Z” önüme düşünce, “Cannes yılları nostaljisi yaparım” diyerek satın aldım filmi...
Film aman aman bir şey değil, yaşayan ölüler, zombiler hikayesi...
Güney Kore’de ortaya çıkan bir virüs insanları yaşayan ölüler haline getiriyor.
Her zombi filminde olduğu gibi burada da yaşayan ölüler, yeni hücrelere ihtiyaç duyduğu için kontrolsüzce sağlıklı insanlara saldırıyorlar.
Filmi izlerken düşündüm; bu Hollywood yapımlarındaki her şey gerçek oluyor ya, bu zombiler de günün birinde gerçek olacak mı? Belki de bu korona belası insanlığın ilk büyük sınavı...

Yazının Devamını Oku