GeriSeyahat Medyadan - Magazin alıntıları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Medyadan - Magazin alıntıları

Medyadan - Magazin alıntıları

Mine’nin Vatan’daki fotoğrafı (yanda) ne ara değişti?

/images/100/0x0/55ea1b16f018fbb8f86b962c


Ben mi yeni fark ettim?

 

Bu nasıl fotoğraf, o ne biçim bakış?

 

Mine okurlarına ne demek istiyor, anlamadım! J

 

 

*

 

Ahlaklı teklif

 

Hani belki gözünüzden kaçmıştır, Hürriyet’in magazin yazarı Onur Baştürk, Vatan’ın magazin mi demeli bilmiyorum ki yazarı Dilek Önder’e bir teklifte bulundu:

 

Dilek Hanım’a bir sonraki partiye (eş değiştirme partisine) benimle beraber sızmayı teklif ediyorum buradan. Hem iki farklı izlenim çıkar hem de daha çok eğleniriz gibi geliyor. Özellikle trencilik oynayanlarla!” (Hürriyet-Kelebek, 11 aralık)

 

Eee, iki sızma bir swinger partisine yakışır!

 


*

Bu da bir fikir!

 

Haber merkezinde biri, Sabah’taki bir haberi (sigarayı yeni bırakan ve kıvranması devam eden bir arkadaşa duyurmak ister gibi) yüksek sesle okuyor:

 

ABD’li uzmanların tavsiyesi: en iyisi sigarayı azaltarak bırakmak!” (Sabah, 11 aralık)

 

Benim gibi yıllar var bu ayıba son vermiş olan Tarık Devrim’in spontane esprisi:

 

- Serdar, biz tak diye bırakarak hata etmişiz. Acaba sigaraya yeniden başlayıp, yavaş yavaş bırakmamız gerekir mi?


*

Dobra !

 

Devrim Sevimay gitmiş kabzımal-hakem-televizyoncu Erman Toroğlu ile röportaj yapmış.

 

Gazetenin anonsu: “Türkiye’nin en dobra spor adamı Erman Toroğlu’nun sözleri yine çok tartışılacak...” (11 aralık)

 

Ona ‘dobra’ demezler, sıfatı başkadır...



*

 

Bizim kadınlar Arjantin sığırından bile kıymetliymiş

 

Eski İTO Başkanı Mehmet Yıldırım ile eski manken Deniz Akkaya arasında son derece seviyeli bir ‘kaç para eder’ tartışması var ya, gazetelerimizin bayıla bayıla körüklediği...

 

Şok kaçırır mı, sallıyor. Neymiş bir pleyboy pardon playboy demiş ki:

 

- Maşallah bizim kadınların eti, çok pahalı olan Arjantin sığırından bile kıymetliymiş! Bunlar neymiş böyle bizim haberimiz yokmuş. Deniz Akkaya bir işadamından 300 bin dolar ahlâksız teklif aldığını söylemiş. Bugün Deniz Akkaya’dan çok daha güzel Nataşalar 1000 dolarak okey diyor. Çapkın ve cebi şişkin bir adam 300 bin dolara 300 ayrı Nataşa’yla yatabilir. Bal, ceviz ve Viagra gücüyle bir sene idare edebilir. Ünlü kadınlarımız iyi palavra sıkıyor. Atıp tutmak kolay, madem teklif aldılar, sıkıysa çıkıp bu teklifi yapan işadamlarının ismini açıklasınlar. Yüksekten uçmakla olmuyor bu işler... (Şok, 11 aralık)

Muhteşem Şok, muhteşem!

Hani desem ki bu iş palavra atmakla olmuyor, sıkıysa bu açıklamayı yapan pleyboyun ismini açıklayın... Magazin sayfasının editörü olmasın sakın bu çapkın işadamı !!!



*

Gaffur fırtınası giderek büyüyor, diyor başlık.

 

... Gaffur tiplemesinin hayranları giderek artıyor. Önceki gün de bir turizm şirketinin 50 yaş üzeri çalışanları çizgili pijamaları ve atletleri ile futbol maçı yaparak sahnede şov gerçekleştirdi. (Takvim, 12 aralık)

 

Normaldir, konu komşunun evine selamsız atlet ve pijamayla dalan, ayağında şıpıdık terlikle gezen, traş olmayan, yıkanmayan, eliyle dişini karıştıran, pis çorabıyla burnunu karıştıran bir tipin bizim millete tanıdık ve sevimli gelmesine şaşmamak lazım.

 

 

*

Ebedi güzeller

 

Spot: Sophia Loren, Faye Dunaway gibi yıldızlar bugün de güzel ve başarılı olmayı sürdürüyorlar. OK Dergisi, ebedi gençliğin sırrını çözen beyazperdenin güzellerini açıkladı.

 

Başlık: Ebedi Güzeller

Resimleri de kullanılmış, bugünkü halleri...

 

Kusura bakmayın ama kaportayı elden geçirtmek için harcadıkları milyonlarca dolara rağmen, Sophia Loren de, Faye Dunaway de, Britt Ekland de şeyime dönmüş.

Şeyime olan saygımdan Joan Collins için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, o zaten 20 senedir öyle...

 

Hürriyet-Kelebek, 12 aralık


*

Harvard Üniversitesi yaptıysa araştırmayı ciddiye almak lazım.

 

Haftada 70 saati aşan mesai, cinsel hayatı öldürür” müş. (Sabah, 13 aralık)

 

Günlerden Çarşamba, saat (bi’dakka bakayım) 20.15 ve ben hâlâ gazetedeyim.

 

Masamı bile toplamadan çıkıyorum, yarın görüşürüz! J

 

 

*

 

Maneviyatı yüksek işler

 

Bülent Cankurt’un Life+ köşesinde bir haberin ilk cümlesi:

 

“İçkale Şirketler Grubu’nun onursal başkanı Nadire İçkale, işlerini oğluna devrettikten sonra kendini maneviyatı yüksek işlere adamıştı!”

Sabah’la Günaydın, 13 aralık

 


*

 

Hülya The End

 

Senaryo Birol Güven’in, Sabah-ATV grubu kıyameti koparıyor, Hülya Avşar gündeme gelmek için yok evlendi yok evlenecek, senaryo yazıp duruyor... Ama başrolünü Hüyla Avşar’ın oynadığı ‘Kadın Severse’ adlı dizi ilk gece % 3,9 reytingle 18.olabilmiş. (Milliyet zevkle duyurur, 13 aralık)

 

Hakkı Devrim “... üzerimizde bir Hülya yorgunluğu yok da denemez” diyordu, en nazik ifadeyi bularak. (Radikal, 13 aralık)



*

 

Enrico, Ajda’yı tanımamış

 

1976 senesinde Enrico Macias’ın Olympia’da verdiği bir konser sırasında, Ajda Pekkan da bir şarkı söyledi. O zaman bize bu ‘sanki Ajda Pekkan Olympia’da korser vermiş’ gibi yutturuldu. Dedikodular da boldu.

 

30 sene sonra, Lütfi Kırdar Kongre Salonu’nun 10.senesinde artık pek adı duyulmayan Enrico Macias ile Ajda Pekkan birlikte sahneye çıktılar.

 

Takvim diyor ki ‘Süperstar hiç değilmemişti, halbuki Enrico Macias çok yaşlanmıştı’.

 

Allah iyiliğinizi versin e mi, Enrico’nun bütün parçaları ‘orijinal’ de ondan!

 

Takvim, 13 aralık

 

Not: Akşam’ın bir güzel dedikodusuydu. Konser öncesine, Enrico Macias heyecanla koşmuş ve, yıllardır görmediği Ajda diye, kardeşi Semiramis’i kucaklamış. Akşam ‘Sevgili oldukları söylenirdi, bu nasıl sevgililik?’ diye soruyor. (16 aralık) Bir defa sevgili oldukları filan yoktu da, neyse… ama ‘Yaradan’ı görse Ajda Pekkan’ı tanıyamaz ki, Enrico nasıl tanısın! J



*

 

Keza... Pamela Anderson

 

Şok diyor ki (13 aralık) :

 

“Şok okuruna 2007 Pamela takvimi yakışır

 

Umarım 2007 olan Pamela değildir, takvimdir.

 

Çünkü Pamela’nın da ahı gitti vahı kaldı.

 

Ben de merak edip baktım, porno yıldızı Pam ‘resmi açıklamalara göre’ 1967 doğumlu, neredeyse 40 yaşında. Demek ki aslında 50’sine geliyor.

“40-50 bunlar bir kadının olgunluk çağıdır” diyenler ‘genelde’ haklı da... tabii ‘motorun kaç kilometre yaptığına’ bakar!
J

 


*

 

Seks düşkünü yapan kaza için tazminat, diyor başlık

 

Haber:

 

“29 yaşındaki Tame’in hayatı, iki yıl önce, çalıştığı bisiklet deposundaki bir rampadan düşüp kafasını çarpmasıyla değişti. Daha önce sürekli kiliseye giden, 8 aylık eşi Sarah (30) ile ‘mazbut’ bir aile hayatı süren Tame, kazanın ardından tam bir ‘seks delisi’ oldu. Karısını kilisede tanıştığı 57 yaşında bir kadınla aldatan, fahişelerle birlikte olan ve evde sürekli porno izleyen Tame, tanınmaz biri (?) haline geldi. Karısı Sarah da, kendi deyişiyle ‘biraz soluklanmak’ amacıyla yataklarını ayırdı. Stephen Tame, sonunda çareyi ‘hayatını mahveden’ işyerine eşi vasıtasıyla dava açmakta buldu. Londra’da Yüksek Mahkeme, Tame’in haklı olduğuna hükmetti. Mahkeme yakında tazminat miktarını belirleyecek. (Tame’in talep ettiği ramak 3,5 milyon sterlin yani 10 milyon lira)

 

Hürriyet, 14 aralık

 

Not: Karıcığım, ben bugün Hürriyet’in merdivenlerinden düştüm. Başımı duvara çarptım ve gerisini hatırlamıyorum. Adım Serdar’dı değil mi?

 

 

*

 

Önce albüm, sonra şarkıcı

 

Vatan’da küçücük bir haber:

 

“İlk albümü Aşkın Kanatları ile müzikseverlere ‘Merhaba’ diyen Pınar Öner’in hikayesi hayli ilginç. Konservatuarda (?) ‘hazır albüme şarkıcı aranıyor’ ilanını gören genç yetenek hemen verilen adrese gitmiş ve onlarca adayı geçip birinci olmuş.” (Vatan, 14 aralık)

 

Dünyada acaba, önce albümün hazırlanıp, sonra ilanla şarkıcı aranan başka bir memleket var mıdır ?

 


*

 

Şok ‘Connery ikizi Uluç genç kızların rüyası’ diyor.

/images/100/0x0/55ea1b16f018fbb8f86b962e

 

Bir haberin içinde, şöyle bir iddia ortaya atıyor Şok:

 

Bu arada, Hıncal Uluç’un Sean Connery’ye olan benzerliği yüzünden genç kızların büyük ilgisini çektiği belirtiliyor.”

 

Belirten kimdir, büyük ilgi ile küçük ilgi arasındaki fark nedir bilmiyorum ama... Hıncal Abimiz tamam kızların büyük ilgisini çeker çekmesine de, Sean Connery’ye benzerliğinden tam emin değilim! J

 

Şok, 14 aralık

 


*

 

Sümbül’ün rüyası:

 

“Şato gibi büyük bir evde ailem ile oturuyoruz. Arkamızda ise büyük bir deniz var. Havuzumuzda iki üç tane balina var. (Rüya bu, havuz demek ki epey büyük!) Bunlar havuzdan denize bizim evden atlayarak gidiyorlar. Balinaların renkleri pembe, beyaz ve lacivert. Önümüzdeki havuzdan karşıya, havuzun üzerine konmuş ince bir tahtadan geçerken tahta sallanmaya başlıyor, düşecek gibi oluyorum.

 

Ablaların ablası 6.hisli Okşam Ablam’ın yorumu:

 

“Rüyanız zorluk ve engellere işaret etmektedir”. (Rüya tabiri kitaplarında zaten yeri vardır, içinde pembe balinalar olan bir havuzun üzerine konmuş kalaslara basarak karşıya geçerken kalas sallanır da düşer gibi olursanız, bu sizin... lahavle!) “Bu engellerden kurtularak ümit ettiğiniz mutluluğu yakalayacaksınız”. (Yoksa pembe balina sizi yakalar alimallah!) ...

 

Ama asıl buradan sonrası – tam anlamasam da - benim dikenlerimi tüy tüy etti: “Asil bir insanla devlet arasında sorunlarınız çözülecek, işlerinizde iyi neticeler elde edeceksiniz. Hayatınız mücadele ile geçtiği için sabır ve metanetle hareket etmelisiniz!” (Şok, 14 aralık)

 

Ablam be, ablam benim be...

 


*

Cengiz Semercioğlu’nun köşesinden:

 

Adam yiyen polis

 

“Taksim’de elinden tuttuğu çocuğu ile İstiklal Caddesi’ne doğru yürüyen adam ağlayan çocuğunu susturmaya çalışıyor.

‘Sus yoksa seni polise veririm’.

Tam o sırada arkasında yürüyen polis bunu duyuyor, çok sinirleniyor;

‘Ulan geri zekalı biz adam mı yiyoruz, neden bize veriyosun çocuğu?’

Polisin mantığı çok doğru ya tepkisi?..

‘Adam yiyen’ cinsten...

Şimdi o çocuk, babasına ‘geri zekalı’ diyen polisi öcü olarak görmez mi?

Adam oğlunu, ‘Seni polise veririm’ diye korkutumaya devam eder mi etmez mi?

Oysa polisin mantığı doğruydu değil mi?

Polis ‘Ulan geri zekalı’ yerine ‘Beyefendi’ demeyi bilse yerden göğe kadar haklı olacak.

Ama vatandaşa nasıl hitap edeceği konusunda eğitilmediği için hala polisimiz ‘adam yiyen’ olarak görülüyor.”

 

Hürriyet-Kelebek, 15 aralık



*

 

Yukarıda ‘Gaffur’dan bahsettim…

 

Her zaman derim ya Türkiye’de çirkinin, yanlışın yayılma hızı geometriktir diye. Çirkin, müstekreh, seviyesiz bir şey görmeyegörsün sevgili halkım…

 

Buyrun iki haber daha:

 

- (Oyuncu) Peker Açıkalın ‘Gaffur’ karakterinden esinlenip Şırnak’ta kurulan ‘Gaffur Nasılımspor’a önce taktik verdi, sonra pijama giyip takıma destek oldu.

 

- Yapı-Yol Sen’e bağlı memurler, vatandaştan destek istemek için ‘Gaffur’ pijamasıyla otoyollarda bildiri dağıttı. (Sabah, 15 aralık)

 

 

*

 

Ah Hıncal Uluç ah!

 

Şöyle yazıyor:

 

‘Yeni şamar oğlanımız Ali Atıf Bir.. Başka deyişle.. ‘Meyveli ağaç taşlanır’ın son örneği..

Ali Atıf Hocayı fevkalade severim.. ‘Adamı seyahatte tanı’ derdi, rahmetli peder.. Hocamı seyahatlerde tanıdım.. Harika bir yoldaş.. Tam kafadar bir keyif ve neşe adamı.. Hayat dolu.. Köşesinin tiryakisiyim.. Televizyon programlarında da müthiş bana sorarsanız..

Şimdilerde gelen itiyor, giden vuruyor..  Oysa işte bakın.. Hürriyet yerini hâlâ dolduramadı.. Kolay değil.. Ali Atıflar tarlada yetişmiyor ki?..” (Hıncal Uluç - Sabah, 15 aralık)

 

Ah Hıncal Abi ah! Aykırılık olsun, herkesin tersine yazsın da isterse Ali Atıf Bir’i savunmak için olsun!

 

(Not: Ali Atıflar tarlada yetişmiyor ki, lafına çok güldüm bu arada!)

 

 

*

 

Böyyük Türk milleti

 

Antalya Belediyesi sahile güvenlik kamerası yerleştirmiş, görüntüler internetten 24 saat canlı yayımlanıyormuş.

 

Eee, uyanık Türk milleti kaçırır mı! Vatandaşlar ‘ailecek’ kameranın karşısına geçiyor, Alamanya’daki akrabaları onları internetten seyrederkene, bir yandan da cepten sağlık afiyet haberleri veriyorlarmış! (Takvim, 15 aralık)

 

Severim ben bu milleti…

 

 

*

 

Sorumu tekrarlıyorum

 

Sosyetik güzel (!) Siren Ertan iyi bir evlilik yaptı, işadamı Gökhan Çarmıklı ile evlendi ya… çocukları olmuyormuş. Siren Hanım İngiltere’de kocasının dondurulmuş spermlerini enjekte ettirmiş de yine de gebe kalamamış… (Takvim, 15 aralık)

 

Sorumu tekrarlıyorum:

 

- Sonradan evlenip yahut evlenmeden çocuk yapmaya karar veren eski oyuncular, şarkıcılar, mankenler yahut (affedersiniz) ‘sosyetik güzeller’ neden herkes gibi ‘normal yollardan’ hamile kalamazlar, neden tedavi görmeleri yok suni yoldan döllenmeleri gerekir?

Bunlan geçmişte bir şey mi yapıyorlar acaba?

Ya vallahi merak ettiğim için soruyorum…


*


Kovboy kıyafetli bir sarışın kadın - devam

İşadamı İsmail Kölük’ün 18 yıllık eşi Verda Kölük, kocasının kendisinden 26 yaş büyük, 62 yaşındaki Seyhan Sapmaz’la ilişkiye girdiğini iddia ederek boşanma davası açtı’ diyen bir haber üzerine, Uludağ’dan hatırladığım ‘Sapmazlar’ın kovboy kılıklı gelini’ni anlattım size. (Bakınız: Kovboy kıyafetli bir sarışın kadın - 6 aralık)

 

Bu Seyhan Hanım’ın büyük ihtimalle ‘o hanım’ olduğunu da söyledim.

 

Ama kendisiyle röportaj yapan Ayşe Arman, Seyhan Sapmaz’ın elindeki kimlikte ‘Doğum yılı 1956’ yazıyor, diyordu. (Hürriyet-Cumartesi, 16 aralık)

 

Yani bu hesaba göre Seyhan Sapmaz 62 yaşında değil, 50 yaşında imiş.

 

Uludağ’da geçen, size de naklettiğim hikaye, muhtemelen 1973-74 seneleridir. Daha sonra olamaz. Demek ki Uludağ Fahri Otel’de (çizmeleri ve şapkası dahil) beyaz deriden kovboy kıyafetiyle gezen, oyun salonunda poker oynayan o genç sarışın gelin, o tarihte 17-18 yaşındaymış.

Niye olmasın!

 

 

*

Amanın!

 

Hürriyet’in tatlı cadısı, astrolog Yasemin (Boran) Koç burcu için ‘Fikirlerinizi çok rahat ortaya koyacak ve çevrenizi etkileyeceksiniz’ diyordu. (Hürriyet-Cumartesi, 16 aralık)

 

Bu köşede fikirlerimi fazlasıyla ‘rahat ortaya koyduğum’ doğrudur. Ümit ederim ki çevrem, özellikle de ‘üstlerim’ bundan fazla ‘etkilenmiyor’dur! L

 


*

 

ATV’de ‘kadın erkek ilişkilerinin tartışılacağı’ bir program başlıyormuş.

 

Sunucular, sol köşede Hülya Avşar, sağ köşede Erman Toroğlu. (Sabah’la Günaydın, 16 aralık)

 

Ne kadar münasip bir çift. Türk televizyon seyircisi de buna layıktır.

 

 

 

*

Herkesin duymadığı jest, jest değildir

 

Lerzan Mutlu annesine bir Yılbaşı hediyesi yapmış, Beykoz’da bir villa almış.

 

Mutlu’nun dediği gibi, anneye bir ‘hoşluk’ yapmak yetmez, bunu magazin basınına da açıklayacaksın ki bir işe yarasın… (Sabah’la Günaydın, 16 aralık)

 

Not: Adını ne yazık ki veremem, bir meşhur tiyatro ve dizi oyuncusu bundan 4-5 sene evvel anacığına bir güzel daire aldı. Bir vesileyle ben de şahit oldum. Kulağıma eğilip rica etti, ‘Lütfen bunu kimse duymasın, reklam olmasın, anacığımla aramızda kalsın!..’Tabii mukayese etmemek lazım…


*

Niye açıkladı ki?

 

Kadıköy’de bir berber salonunun açılışına yarı çıplak katılan manken Tuğba Özay, kimse sormadan ‘AIDS testi yaptırdım, temizim’ demiş. (Vatan, 16 aralık)

 

Arasıra açıklamak mı gerekiyor?



*

Bundan iyi reklam olur mu?

 

Kendini peygamber ilan eden çarşaflı bir kadın çıktı ortaya. Hani bir Yardımcı Doçent’in karısı. Ne kadarı dolandırıcılık, ne kadarı delilik bilmiyorum ama inanan salak çokmuş, haberlerden anladığımız kadarıyla.

 

‘Sahte peygamber’ H.B.nin müritlerinden bir erkek C.Ç. itirafta bulunuyordu: Kocası yan odadayken bunlar, peygamberiye ile aganigi yapıyorlarmış. Kadın başka erkeklerle de yatıp kalkıyormuş zaten.

 

İtirafçı C.Ç. diyor ki ‘Bu açıklamaları, halkımızın bu tür insanlara kesinlikle kanmaması ve güvenmemesi için yapıyorum.’ (Hürriyet, 17 aralık)

Bence ‘bu tür insanların’ mükemmel reklamını yapıyor mürit C.Ç.

 

Eğer çıkar da ‘bu tür cemaatlerde-tarikatlarda güya dindar kadınlar önüne gelen erkekle yatıyor’ dersen, halkımız ‘vay be bu kadılardan uzak duralım’ mı der, yoksa kapıda (Şeker Bayramı’nın ilk günü Karaköy genelevleri gibi) kuyruğamı girer?


*

Çok satan ve b.. satan


2006 senesinin ilk 6 ayında en çok satan, daha doğrusu en çok ‘bandrol alan’ kasetlerin listesini yayımlamış Milliyet. Çoğunun adını bile duymamışım.

 

Birinci sırada (350.000 bandrolle) İsmail Yurtseven (www.bombala.com)

İkinci sırada (300.000 bandrolle) İrem Yağcı (Hayalet sevgilim)

Üçüncü sırada (285.000 bandrolle) Minik Dualar Grubu (Teşekkür Ederim Allah’ım)

 

Bu üçüncüsü, anladığım kadarıyla çocukların din propagandasına alet edildiği Fetullahçı bir grup imiş.

 

Milliyet ‘Fetullah Gülen, Hande Yener’i, Gülben’i solladı’ diyordu. (17 aralık)

 

Benzer bir şov olduğu muhakkak da, 285.000 rakamına çok itibar etmeyin siz.

 

Zaman gazetesi ve Aksiyon dergisi gibi yine bedava dağıtılıyordur!

 

 

*

 

Magazin basınının ne kadar ‘sapık’ (J) olduğunun farkında mısınız?

 

2006 yılında kadının donunu görünce azıyorlar hâlâ! (Diyeceksiniz ki bu memlekette daha kadının saçının telini görünce kuduranlar da var! Doğru…)

 

Sabah’ın magazin ilavesi (gamazin diye yazıyordum az kaldı, aslında magazinci yerine gamazinci de denebilir…) yarım sayfa ayırmış ‘ünlü frikikçiler’e…

 

Ajda Pekkan, Hande Ataizi, Hülya Avşar, Helin Avşar, Nükhet Duru ve Nurgül Yeşilçay otururken, arabadan inerken ‘acucuk’ donları görülmüş…

 

Okurlarını mı sapık zannediyorlar yoksa kendileri de mi sapık, nedir bu ‘apış arasından görünen don, gömlek arasından görünen meme’ saplantısı? J

 

Sabah’la Günaydın, 17 aralık

 


*

 

Yahu ben bu muhteşem diziyi nasıl kaçırdım!

 

Başlık : Bakireler Kraliçesi EMİNE (24.bölüm)

 

Yazı dizisinin bugünkü bölümü:

“Teni pespembe kızıla çalan (o ne biçim renk yahu?) harika bir kızdı. Neredeyse çırılçıplaktı. Poposunun arasından ve önünde(n) sadece bir kordon geçiyordu. (Kordon ne ki ne?) Kızın kalçaları inanılmaz yuvarlıktaydı. Pembe iki kavun gibi… (Vallahi billahi uydurmuyorum, ‘pembe iki kavun gibi’ diyor gazete… Fotoğraf da var üstelik!)

 

Kız kıvrılarak Ökkeş’in önünde diz çöktü. (Hadi hayırlısı!) Kıvrılırken göbeği öyle hoş ortaya çıkmıştı ki (Neye benziyordu Allah aşkına?) Emine’nin arkasında izleyen Tan bile gıcıklandı. Bilmeden yapıyormuş gibi Emine’ye dayandı. (!) Emine ‘Arkamdan sopayla itme, sırası değil’ diye çıkıştı. (Ölecem vallahi, tadına doyulmaz bir diziymiş…)

 

Ökkeş önünde diz çöken kızın çenesini okşadı. (Dikkat, erotikten pornoya geçiyoruz!) Sonra başını kasıklarına doğru bastırdı. Bir süre öyle durdular. Ökkeş bir initli çıkardıktan sonra kızın başını itti ama saçlarını da kavradı. Sonra bıçağını çıkararak (Bismillah, ya Allah!..) kızın boynunu kesti. (Haydaaa!) Kanlar içinde devrilen kızın tüm vücudu titredi sonra durdu. Emine o anda içeri dalıp Ökkeş’i budamak istedi. (Budamak fiiline dikkatinizi çekerim!)

 

Tan kollarına yapıştı. Bu arada Tan (Fortçu mudur nedir p…venk) gördüğü manzaradan çok Emine’ye dayanmamın tadından etkilenmişti. DEVAMI YARIN

 

Şok, 17 aralık

 

 

 

 

False