Medeni cesaret!

Hürriyet Haber
29.07.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Bu kavramı ilk kez ilkokul öğretmenim Huriye Hazar'dan işittim. Bize hep bunu aşılamaya çalışırdı. Tüm sınıfı bilmem ama bana aşılamayı başarmıştı. Her konuda açıkça düşüncemi söylemeye daha ilkokul çağında alıştım.

Öğretilenleri kafamda evirir, çevirir ve kafama takılan soruları parmak kaldırarak sorardım. Hiçbir şeyi dogma diye kabul etmezdim.

Eğer soruların yanıtları beni tatmin etmiyorsa, konu üzerinde düşüncelerimi söylerdim. Bu düşünceler doğru ya da yanlış olabilirdi.

Ama eğer yanlışsa, bana bu yanlışlığın ispat edilmesi gerekirdi.

* * *

İlkokulda yaşam bir başkaydı. Enfes bir öğretmenimiz vardı. Öğretmek onun işiydi. Ama bu işi bazen çılgınlığa kadar vardırırdı.

İlkokul üçüncü sınıfta Manisa'da deprem olmuştu. Biz de bir süre önce deprem konusu işlemiştik.

Deprem sırasında sınıftaydık. Huriye Hanım, sıraların gidip geldiğini, lambarın sağa sola sallandığını görünce heyecanlandı. ‘‘İşte deprem oluyor’’ diye bağırdı.

Hepimiz taş kesilmiştik. Huriye Hanım, ‘‘Ben size depremde böyle olacağını söylemiştim’’ diyordu. Aklımıza sınıftan çıkıp kaçmak gelmiyordu.

Onun hiç gelmiyordu. Bize adeta canlı deprem dersi veriyor, önceden söylediklerini ispatlıyordu. O kadar alışmıştık ki, biz de bu deprem dersini içimize sindiriyorduk.

Derken hademe Hasan kalfa, heyecanla sınıfa girdi ve ‘‘Hadi dışarı çıkın’’ diye bağırdı. Huriye Hanım ve biz o zaman uyandık.

Sükunetle bahçeye çıktık. Bir de baktık ki, bütün okul bahçede kümelenmiş, depremin sonunu bekliyor.

* * *

İlkokuldaki medeni cesaret orta öğretimde pek yoktu. Ama üniversitede bolca vardı. 61 Anayasası'nın getirdiği özgürlük ortamı içinde her şeyi tartışıyorduk. Yepyeni bir Türkiye yaratmak istiyorduk.

O zaman YÖK de yoktu. Üniversite, üniversiteydi.

Gene sorular sorulur, yanıtlar verilir, tatmin edici bulunmayan yanıtlara karşı fikirlerimiz söylenirdi.

Derken 12 Mart, arkasından 12 Eylül ve onun anayasası geldi. Anayasa'yı incelediğimde ilkin şöyle demiştim:

‘‘Soru sormayacaksın ve soru soramayınca cevap da alamayacaksın. Tartışmak, fikir söylemek mümkün olmayacak.’’

Biz işte bu Anayasa'yı yaşıyoruz.

Oysa ‘‘Demokratik devlet’’ her konuda sorulara açık olan ve bu sorulara tatmin edici yanıtlar veren devlettir.

Eğer devlete soru sorulursa, kısa süre içinde cevabı alınır. Tatmin edici bulunmayan cevaplar irdelenir ve cevaptan kaçınan ya da üstü kapalı yanıt verenler teşhir edilirler.

Bunların nedeni, kişi hak ve özgürlüklerini teminat altına almaktır.

Şimdiki aşama, hükumetin kendisine sorulan sorulara açık yanıtlar vermesi aşamasıdır. Her konuda cevaptan kaçınmaması aşamasıdır.

Şimdi hepimizin ‘‘medeni cesaret’’e ihtiyacı var.

Depremde bile sınıftan kaçmayacak cesareti göstermeliyiz.













Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı