Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mali Sektör Yüksek Kurulu

Ege CANSEN

Geçen perşembe, ‘‘Beni çar yapın’’ başlıklı bir yazım yayımlandı. Bu yazıda, ekonomi yönetiminde çok etkili ve yetkili olabilecek yeni devlet dairesinin kurulmasının, Hazine Müsteşarlığı'nca gündeme getirildiğini yazmıştım. Bu yazımda, teklif sahibi Müsteşar Mahfi Eğilmez'e de ‘‘Yoksa ekonomide tek yetkili kişi mi olmak istiyor?’’ anlamında biraz yüklenmiştim. Dr. Eğilmez'den, yazıda yer alan bazı bilgileri düzelten bir mektup aldım. Mektubunun sitemkâr havasından anladığım kadarıyla, kendisine ‘‘haksız’’ bir eleştiri yönelttiğim kanaatinde. Amacım, kimseyi üzmek ve şevkini kırmak değil. Ne var ki; her tenkit, ister istemez bazı kırılmalara sebep oluyor. Bu da gazete makalesi yazmanın kaderi.

Önce, Mali Sektör Yüksek Kurulu'nun ne için teşkil edilmeye çalışıldığını Mahfi Eğilmez'in kaleminden öğrenelim: ‘‘Mali Sektör Yüksek Kurulu, gelişmiş ekonomilerin uygulamaya geçtikleri bir sistemin üst kurulu olarak planlanmış ve mali sektör reformunun temel unsurlarından biri olarak düşünülmüştür. Bu kurul, tıpkı Sermaye Piyasası Kurulu gibi, özerk bir kurul olarak ve bankaların, sigorta şirketlerinin, finansal kiralama ve faktoring şirketlerinin yönlendirilmesi, denetlenmesi ve gerekiyorsa tedaviye alınıp iyileştirilmesinden sorumlu olacaktır. Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankası'nın konuyla ilgili uzmanları, Bankalar Yeminli Murakıpları Kurulu ve Sigorta Denetleme Kurulu'yla birlikte buraya devredilecek, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu da bu kurula bağlanacaktır.’’

‘‘Kurulun başkanı, Hazine Müsteşarlığı'ndan sorumlu Devlet Bakanı olacak, diğer üyeler dışarıdan atanacaktır. Hazine Müsteşarı ve Merkez Bankası Başkanı, ya kurula hiç katılmayacak ya da ‘‘oy hakkı olmayan’’ üye olacaktır.’’

***

Ben yazımda, iki şey söylemiştim. Birincisi, Hazine Müsteşarı'nın (bugün Dr. Eğilmez; yarın başkası) bu kurula komuta edeceği idi. Yapılan açıklamadan sonra da aynı kanaatteyim. İkincisi de bürokratların, ‘‘siyasileri, iktisadi siyasetin belirlenmesine’’ karıştırmak istemedikleriydi. Şimdi yine Dr. Eğilmez'in kaleminden, kurulun gayesini okuyalım: ‘‘Amaç, Hazine ve Merkez Bankası arasında dağılmış bulunan ve siyasal otoritenin yönlendirmesinden etkilenen yapıyı, yetki dağılımından ve siyasal onay mekanizmasından mümkün olduğu ölçüde kurtarmaktır.’’

Bu ifadeden de açıkça görülüyor ki, ‘‘siyaseti, daha açık deyişiyle, ülkenin ve milletin yönetimini, siyaset dışına çıkarma’’ fikri devam ediyor. İtiraf edeyim ki, politikacıların cıvıklıklarını gördükçe, ben de bazen öyle düşünüyorum. Ancak, biraz daha derin düşününce yanıldığımı anlıyorum. Mali sektörde ‘‘yetki dağılımının önlenmesi’’ için, yetkileri tek elde toplama fikrini de doğru bulmuyorum. Herhangi bir sistemi, tek komuta merkezine bağlayıp etkinliği artırmak, ölümcül hata yapma rizikosunu beraberinde getirir. Bu sebeple, sistemin içinde, tandem çalışan (birbirini denetleyen ve dengeleyen) yetki merkezlerinin bulunması daha uygundur.

SON SÖZ: Yerinde yergi, yersiz övgüden yeğdir.

X