GeriAhmet HAKAN Mahremiyete saygı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mahremiyete saygı

BAŞBAKAN’ın sağlığı çok önemliymiş, bu nedenle Başbakan’ın ameliyatıyla ilgili her şey en ince ayrıntılarıyla kamuoyuna açıklanmalıymış.Böyle diyorlar.

Başbakan Erdoğan bir ameliyat geçirdi mi?
Geçirdi.
Ameliyatın ardından “Şu ameliyatı geçirdi, şimdi sağlık durumu iyi” şeklinde resmi açıklama yapıldı mı?
Yapıldı.
Peki ne isteniyor daha fazla?
Ortada “Başbakanlığı yürütmeye engel bir sağlık sorunu” falan mı var?
Yok.
O halde “İlle de ayrıntı, ille de ayrıntı” diye tutturmak, mahremiyet avcılığı yapmak değil midir?

* * *

Sadece “mahremiyet avcılığı” mı yapılıyor?
Ne gezer!
Bir de Başbakan’ın ameliyatı üzerinden muhalefet geliştiriliyor.
Ameliyatı yapan cerrah, “Tam Gün Yasası”nı delmiş falan...
Ne yani?
Başbakan istese “Rabbime sordum Cleveland dedi” tavrı koyamaz mıydı?
Houston’a falan gidemez miydi?
Adam gitmiş, bir üniversite hastanesinde bir Türk doktora ameliyat olmuş.
Bunun hiç mi önemi yok?

* * *

Başbakan’a sinir olmaya ya da Başbakan’a muhalefet etmeye sonuna kadar evet.
Mahremiyet ihlaline ya da sağlık sorunları üzerinden muhalefet geliştirmeye sonuna kadar hayır!

Çok açık bir çağrı

Tutuklamaların cezaya dönüşmesinden...

- Cumhurbaşkanı memnun değil.

- Başbakan memnun değil.

- Adalet Bakanı memnun değil.

- Siyasi partiler memnun değil.

- Yandaş hukukçular memnun değil.

- Karşıt hukukçular memnun değil.

- Liberaller memnun değil.

- Sosyalistler memnun değil.

- Muhafazakârlar memnun değil.

- Kemalistler memnun değil.

- Milliyetçiler memnun değil.

- AB memnun değil.

- AİHM memnun değil.

* * *

Buradan açık çağrıda bulunuyorum:
Eğer tutuklamaların cezaya dönüşmesinden memnun olan bir Allah’ın kulu varsa...
Ne olur ama ne olur...
Gerekçelerini yazarak bana yollasın, noktasına virgülüne dokunmadan yayınlayacağım. Söz.

Destursuz bağa girdim
Federasyon’un suçu ne?

TAMAM, sonuçta bir futbol acemisiyim...
Ama bu konuda acemi olmam Türkiye Futbol Federasyonu’nun UEFA karşısında sergilediği acemiliği, korkaklığı, tehditlere boyun eğişi fark etmeme engel değil.

Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerinin, Türkiye’de incelemelerde bulunan “UEFA Müfettişi”ne, “Fenerbahçe şike yapmıştır, bütün deliller elde” demiş olabileceklerine ben de ihtimal vermiyorum.
“UEFA Müfettişi”nin gerçekleri yazdığına ben de inanmıyorum.
Fakat buna rağmen...
Fenerbahçe camiasında baş gösteren Türkiye Futbol Federasyonu’na yönelik kuşkuları da anlayabiliyorum.
Çünkü...
Federasyon yetkilileri, “UEFA Müfettişi”nin söylediği yalanlar karşısında son derece pasif, son derece cılız, son derece alttan alıcı tepkiler geliştiriyorlar.
Yeri göğü yıkmıyorlar. İftiranın, yalanın peşine düşmüyorlar.
Fenerbahçe yetkililerine cevap verme konusunda gösterdikleri gayretin dirhemini bile sergilemiyorlar.
İşte bu durum nedeniyle...
Fenerbahçe camiası, Türkiye Futbol Federasyonu’nun son çıkışlarını bir tür “suçlulara özgü telaş” ile yapılmış çıkışlar olarak algılıyor.

Tahammülsüz adam

OKAN Bayülgen’den söz ediyorum.

Güya cesur. Güya didiklemeci. Güya eleştirel. Güya cesur.

Ama gelin görün ki bir kusurcuğu var: Tahammülsüz.

Kendisi herkese laf dokunduruyor ama birileri ona laf dokundurdu mu anında çirkinleşiyor.

Üstelik adam akıllı bir laf dokundurma da yok ortada...

* * *

“4 Yüz” ekibinin “Türkiye’nin en sinir 10’u” listesine bir bakalım:

- Sedat Ergin’in listesinde Okan Bayülgen yok.

- Benim listemde de yok.

- Ertuğrul Özkök’ün ana listesinde adı yok ama ek kontenjanda var. Üstelik övgüyle yer alıyor burada. Özkök şöyle diyor onun için: “Taammüden gıcık olduğu, kimseyi iplemediği, gerektiğinde kapıyı çarpıp gidecek kadar başına buyruk olduğu için.”

- Enis Berberoğlu’nun listesinde açıkça yer alıyor. Şu şekilde: “Okan Bayülgen, şöhretini sinir ederek kazandı. Hani Kemal Tahir’in ‘Mike Hammer’ romanlarında geçen bir lafı vardı: ‘Yumruklarımla sevişir, dudaklarımla dövüşürüm’ diye... İşte o misal, seyircisiyle tersine ilişki kurdu. Gıcık olanın da izlemesi bu yüzden.”

Sonuç?

Ortada kızacak, çığırdan çıkacak, deliye dönecek bir durum yok.

Fakat gelin görün ki Okan Bayülgen, Twitter’da küfre yakın sözlerle yaklaştı    bu olaya.

Ne diyelim? Kalibresi bu kadarmış.

* * *

Ama yine de bir özeleştiri versek yeridir: Sanırım biz hatayı, bu adamın adına yer vererek yaptık. “Gıcık” diye bile söz edilmeye değmezmiş.

X

Silahlı külahlı fotoğraflara dur demenin vakti geldi

En son HDP’ye yönelik saldırının faili olan katilin fotoğrafları çıktı ortaya.

Elinde silahla poz veriyor adam.

*

Sosyal medyada son zamanlarda öyle çoğaldı ki bu tür fotoğraflar.

Eline silahı kapan pozunu veriyor.

Makineli tüfekler, tabancalar falan.


Yazının Devamını Oku

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku