GeriSevil Erdoğan Sono Smano’yla ‘Dünya’dan ‘Mars’a Bir Yolculuk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sono Smano’yla ‘Dünya’dan ‘Mars’a Bir Yolculuk

Sono Smano’yla ‘Dünya’dan ‘Mars’a Bir Yolculuk
Abone Olgoogle-news

"Müzik dinleme konusunda övündüğüm bir durum varsa o da yeni olana her zaman açık olmam ve yenileri merak etmemdir. İşte bu özelliğim sayesinde yolum her zaman yetenekli müzisyenlerle kesişir. Bu yazıda sizi de yetenekli bir müzisyenle tanıştırmak istedim. Sono Smano’yu yeni single’ı ‘Dünya’ sayesinde tanıdım ve daha başka neler yapmış diye araştırdım."

Yakında sizlerin de Sono Smano ismini daha çok duyacağınızı düşünüyorum çünkü ‘Dünya’ şarkısının klibini de pek yakında izleme imkanımız olacak. Sono Smano’nun müzik üretimindeki geçtiği yolları merak ettim ve uzaktan röportajlar serime kendisiyle devam ettim.

Sevgili Sono Smano uzaktan röportajlar serimiz seninle devam ediyor. Sen yeni müzik radarıma takılan isimlerdensin. Önce şunu açıklığa kavuşturalım Sono Smano kulağa bir samuray ismi gibi geliyor. İsim konusunu açıklamak ister misin yoksa böyle bu gizemli haliyle kalsın mı?

Bir gün ‘Hatsune Miku Magical Mirai ft. Sono Smano @ Istanbul Lütfi Kırdar Auditorium’ afişini paylaşmanın hayaliyle yaşıyorum. Ben şimdiden o günlere yatırım yaptım bu isimle.

Şaka bir yana kullandığım isim birden çok anlam ihtiva ediyor. Hangi anlamların çıkartılacağını şarkı sözlerimde olduğu gibi dinleyenlere bırakmayı yeğliyorum. Fakat en çok biriyle tanışırken ‘ben son Osman’ demeyi seviyorum. Karşılaştığım yüz ifadesi paha biçilemez oluyor.

Sono Smano’yla ‘Dünya’dan ‘Mars’a Bir Yolculuk

Bağımsız müzik yapan bir isimsin bize kendi hikayeni anlatır mısın böylece senin üzerinden bağımsız müzik yapan müzisyenlerin hikayelerine dair de fikir edinmiş oluruz…

Sanırım bulunduğum şartlar içerisinde bağımsız olduğumu söyleyemeyeceğim. Şu an için her ne kadar bir plak şirketi ile bir antlaşmam olmasa da maaşlı bir işim var. Haftanın beş günü ofiste bulunmak zorundayım. Plak şirketleri müzik kariyeriniz boyunca aldığınız kararlar üzerinde söz sahibi olmaya çalışır. Beyaz yaka olarak çalıştığınızda da zamanınız üzerindeki söz hakkını kısmen devredersiniz.  ‘Bağımsız” olmanın, müzik kariyerinin başlarında değil, sonunda edinilebilecek bir sıfat olduğunu düşünüyorum. Hepimizin hayatında bir plak şirketi var, kiminin ailesi, kiminin beyaz yaka işi, kiminin yakın çevresi.

Küçük yaşlarımdan itibaren beri müziğe ilgi duydum. (Bir gün de “otuzumdan sonra müziğe merak saldım” diyecek bir delikanlıyı okumayı çok istiyorum.)  Hayatımın çoğu dönemine ait soundtrack albümleri oluşturup, duygu ve düşüncelerimi bunların aracılığıyla yaşadım. Bir zaman sonra dinlediğim şeyler duygularımı tam olarak ifade etmemeye başladı. Kendi üretimime geçtim. Bu açıdan bakılırsa ben bir müzisyen değil, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bu işe girmiş bir sanayiciyim. Sonra ihtiyaç fazlasını da değerlendirebileceğimi fark ettim. 2018 yılına kadar da “bu işi hakkıyla yapacağım” dememiştim.  “Yapacağım” dediğim ilk aşamada yazdığım parçaları hayata geçirmek vardı. Besteci olsam da prodüksiyon adına çok az şey biliyordum. Çalıştığım esnada ses mühendisliği okumaya ve çeşitli yerlerde asistanlıklar yapmaya başladım. Sanırım bunların içerisinde en çok Babajim stüdyolarında geçirdiğim vaktin yararlı olduğunu söyleyebilirim. Ergen çağlarımda ‘efsane’ olarak gördüğüm bir sürü ismin projesinde asistanlık yapmanın yanı sıra yine eserlerini ezbere bildiğim birçok efsane isim, müdürüm olmuştu. Derken Sofar’da asistanlığa başladım. Burada da özellikle indie piyasasından birçok isimle çalışma şansı buldum.

Sono Smano’yla ‘Dünya’dan ‘Mars’a Bir Yolculuk

2019 yılında canlı performansa ağırlık verme zamanım gelmişti. Sono Bravo’yu kurup canlı acilen sahne arayışlarına geçtim. Caz, Country, Pop… açıkçası genre pek önemli değildi. Önemli olan canlı performansa alışıp istikrarlı bir şekilde sahne alıyor olmaktı. Ve beraber çalacağım ekip ile birbirimize alışmamızdı. Her şeyden önemlisinin doğru ekip ve doğru insanlarla yola çıkmak olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde yaptığınız işten de zevk alamazsınız zaten. Nişantaşı civarlarında düzenli sahne alıyorum. Dolu bir iki sene geçirdim. Daha da çok şey anlatmak isterdim ama onları da yüz yüze geleceğimiz zamana saklayayım.

Seni yeni single’ın ‘Dünya’ ile tanıdım ve kendi kendi kendime ‘vayyy çok iyiymiş’ dedim ve baktığımda ‘Mars’ isminde bir şarkınla daha karşılaştım. Şarkı isimlerin gezegen isimlerinden geliyor. Böyle bir gezegenler serisi mi yapmak var kafanda bu isimler tamamen bir tesadüf mü?

Bilinçaltımın dahil olduğu hiçbir durumu tesadüf olarak nitelendiremiyorum. Bu parçaları yazarken, sözler çoğunlukla doğaçlama olarak çıktı. Sizin gibi ben de “ne demek istedi acaba” oluyorum bazen dinlerken. İnsanın kendini dinleyebilmesi hoş bir şey.   

‘Dünya’ şarkına tamamen telefonunla bir klip çektiğini sosyal medyandan klipten de bir teaser paylaşarak duyurdun. Klibinin tamamını ise pek yakında izleyebileceğiz. Ben teknolojinin sanatsal üretim süreçlerinde bizleri daha özgürleştirdiğini düşünüyorum, senin bir müzisyen olarak bu konuya yaklaşımın nedir?

…sonra aynı telefondan yeni single’ım için reklam kampanyası düzenleyip, aklıma gelen bir parça güftesini kaydettim. Bir yandan gelen mailleri okuyup işlerimi hallettikten sonra Youtube’dan ‘analog kompresörün tadı başkadır’ isimli bir tutorial izledim. Sonra Fortnite’da Travis Scott konserine gittim. Her şeyi tek bir yerde halledebiliyorsanız başka bir yere gitmeye ne gerek var? Bilemiyorum. Telefonumdan memnunum ama…

Son olarak senin müziğinle hiç tanışmamış birine kendi müziğin hakkında bir iki şey söylemek istesen neler olurdu?

Lütfen mono ortamlarda dinlemesinler, parçaların mixini stereo düşünerek yaptım. 

False