GeriSevil Erdoğan Panøpsis Müziğiyle Eşsiz Bir Deneyim Yaşatıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Panøpsis Müziğiyle Eşsiz Bir Deneyim Yaşatıyor

Panøpsis Müziğiyle Eşsiz Bir Deneyim Yaşatıyor
Abone Olgoogle-news

"Enstrümantal rock, deneysel rock veya post-rock gibi türlerle pek işiniz olmadıysa belki de Panøpsis’i hiç duymadınız. Şu bir gerçek ki dünyada da ülkemizde de grubun dediği gibi ‘spesifik janrlar sadakati yüksek ama sınırlı bir dinleyici kitlesine sahip’. Ama işte iyi müzik ne olursa olsun her zaman fark ediliyor. İşte bu yazı kendilerinin muhteşem müzikleri hakkındadır."

Panøpsis, yeni single şarkısı ‘Yearn for the Day’i dinleyiciyle buluşturdu ve bu vesile ile kendileri ile bir röportaj yaptım. Benim kopamadığım şarkıları ise ‘Solitude of the Forest’. Bir an için sadece yaptıkları müziğe kulak verip ne kadar şahane bir dünyanın parçası olduğumuzu hissedin.

Selamlar sevgili Panøpsis, grubunuzun yeni single şarkısı ‘Yearn for the Day’ 30 Mart 2020 itibariyle tüm dijital müzik platformlarında yayımlandı. Bu vesile ile sizin gibi enstrümantal post-rock müzik yapan bir grubu biraz daha yakından tanımak istiyoruz bize biraz grubunuzdan yaptığınız müzikten bahseder misiniz?

Merhaba, öncelikle röportaj teklifiniz için çok teşekkür ediyoruz. Panøpsis; gitar ve klavyede Sezgin Çelik, gitarda Hüseyin İflazoğlu, bas gitarda Umut Şah ve davulda Ethem Saran’dan oluşuyor. Sürecin en başından itibaren Doğa Eroğlu da grubun görsellerini ve albüm kapaklarını hazırlıyor.

Panøpsis projesi 2018’de şekillenmeye başladı ama aslında kökleri çok daha eskiye dayanıyor. Sezgin, Hüseyin ve Umut üçlüsü olarak 2011’den beri birlikte müzikal çalışmalar yapıyoruz zaten. Genel olarak rock sounduna sahip olan bir müzik anlayışımız olmakla birlikte, 2018 itibariyle tümüyle enstrümantal ve atmosferik nitelikli bir müzik anlayışına ve neticede post-rock sounduna yöneldik. Bu çerçevede; elektronik öğelerle zenginleştirilen gitar ve klavye melodilerinin önde olduğu, söz içermeyen, atmosferik bir müzik yaratma amacıyla yola çıktık. 16 Mart 2019’da ‘More-Than-Human-World’ adlı 4 şarkılık ilk EP’mizi yayınladıktan sonra temmuz, aralık ve mart aylarında birer single yayınladık. İçinden geçtiğimiz şu karantina günlerinde ise haziran ayında yayınlamayı planladığımız 3 şarkılık yeni bir EP üzerine çalışıyoruz.

Enstrümantal müziğe yönelik ilgimiz tamamen yeni olmamakla birlikte tümüyle enstrümantal olan bir projeye girişmemizde sözlü müziğin birçok açıdan sınırlayıcı olduğunu düşünmemiz kadar dünyaya bakış açımızın da büyük bir etkisi var. Panøpsis projesi ‘dünyanın insandan ibaret olmadığı’ fikrinden ilham alan bir arka plana sahip, bu da bizi doğrudan söz ve anlam içermeyen bir müzikal anlayışa yöneltti diyebiliriz. Şarkı isimleri ve görseller de bu bakış açısına göre şekillendi/şekilleniyor.

Yaptığınız müzik türünün dünya ve Türkiye’de dinleyiciyle yeterince buluşabildiğini düşünüyor musunuz?

Bildiğiniz gibi, gerek dünyada gerek Türkiye’de müzik piyasası büyük oranda sözlü ve kolay tüketilebilen bir müzik anlayışı üzerine kurulu. Her ne kadar farklı janrlar iç içe girmeye başlamış olsa da rock müzikte de benzer bir durum büyük oranda geçerli. Dünya çapında çok dinlenen alternatif müzisyenler/gruplar olmakla birlikte enstrümantal rock, deneysel rock veya post-rock gibi daha spesifik janrlar sadakati yüksek ama sınırlı bir dinleyici kitlesine sahip diyebiliriz.  ‘Mogwai’, ‘Explosions in the Sky’ gibi dünya çapında bilinen post-rock grupları da var, ancak özellikle Türkiye’de post-rock soundunun dinleyiciyle yeterince buluşabildiğini söylemek pek mümkün değil ne yazık ki. Dahası Türkiye’de post-rock türünde müzik üreten grup sayısı da bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Panøpsis olarak bu boşluğu bir nebze de olsa doldurmaya çalışmak gibi bir arzumuz da var.

Panøpsis Müziğiyle Eşsiz Bir Deneyim Yaşatıyor

Müziğinizden bahsederken elektronik öğelerle zenginleştirilen gitar ve klavye melodilerinin önde olduğu, söz içermeyen, atmosferik bir müzik yaratmayı amaçladığınızı söylüyorsunuz. Acaba sözler atmosferik yapıyı bozan bir öğe mi ya da şöyle sorayım söz, müzikle dinleyici arasına mı giriyor?

Daha önce de söylediğimiz gibi sözlerin müziği sınırlayan bir etkisi olduğunu düşünüyoruz. Elbette sözün müziği güçlendiren bir niteliği de olabilir zaman zaman. Bu biraz da göreceli bir şey. Ama özellikle atmosferik bir sound açısından sözün bozucu bir etkisinin olduğunu söylemek mümkün. Bu nedenle de post-rock ve ambient türündeki müziklerde söz ya hiç olmaz ya da belli belirsiz bir düzeyde olur. Biz de sözü hiç kullanmama taraftarıyız, böylece ürettiğimiz müziği herhangi bir anlam çerçevesi içerisine sokmadan dinleyiciye sunmaya çalışıyoruz.

Albüm ve şarkı isimleriniz ‘dünyanın insandan ibaret olmadığı’ fikrinden ilham alıyor ve grubun dünyaya bakış açısını da yansıtıyor. Grubun görsellerini de yine bu perspektifle Doğa Eroğlu hazırlıyor. Yaşadığımız pandemi günlerinde insanın kendi içine çekildiği bu süreçte dünya biraz kendiyle baş başa kaldı ve havanın daha da temizlendiği gibi haberler okuyoruz. Bu durum biraz müziğinizde öne çıkarmak istediği doğa temasının önemini vurguluyor gibi. Sanki artık daha büyük kitleler yaşadığımız dünyayla uyumlu yaşama fikrini kabul etmeye başladı ne dersiniz?

İklim krizi, doğanın tahribatı, hayvan köleliği, aşırı tüketim gibi küresel ölçekli sorunların temelinde son iki yüzyılın ‘insan merkezci’ bakış açısı var.  Bu sebeple, ‘insan merkezci olmayan’ bir bakış açısı her zamankinden daha fazla önem taşıyor diye düşünüyoruz. Neyse ki sizin de belirttiğiniz gibi giderek daha fazla insan dünyanın sahibi değil de bir parçası olduğumuzu anlamaya ve dünyayla daha uyumlu yaşamaya yöneliyor. Yine de bu anlayışın toplumsal ölçekte yaygınlığa erişmesi gerekiyor elbette. Bu da olabilecek her alanda ‘dünyanın insandan ibaret olmadığını’ söylemekle, daha da önemlisi bu anlayışı uygulamaya dökebilmekle mümkün. Müziğimiz buna azıcık da olsa katkıda bulunabilirse ne mutlu bize.

Son olarak müzikle bir kişinin fikrine nüfuz etmek mümkün müdür siz kendi müziğinizde bunun yansımalarını görüyor musunuz?

Müzik en temelde bir etkileşim biçimi ve bu etkileşimin çeşitli etkileri olmaması düşünülemez elbette. Özellikle söz içeren müzikle doğrudan belirli fikirler, hisler dinleyiciye iletilmeye çalışılabilir. Ama bize göre müziğin etkisi sözsüz olduğunda daha farklı oluyor. Araya sözün girmediği bir etkileşimde dinleyici salt müzikle karşı karşıya kalır, etkileşir, dönüşür. Bu dönüşüm, fikir düzeyinde değil de his düzeyinde, varoluşsal düzeyde olur daha çok. En azından bizim müzikle etkileşimimiz bu yönde. Ürettiğimiz müziğin de dinleyiciyle böyle bir etkileşim kurabilmesi bizim için oldukça önemli, bu yönde geribildirimler de alıyoruz dinleyicilerimizden, ama tabi bunu ancak zamanla daha net bir şekilde görebileceğiz. 

False