GeriSevil Erdoğan MYFO ile ‘Nostalji Sendromu’ Yaşıyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

MYFO ile ‘Nostalji Sendromu’ Yaşıyoruz

MYFO ile ‘Nostalji Sendromu’ Yaşıyoruz
Abone Olgoogle-news

"Pop opera alanında daha önce ‘Rafine’ albümü ile dinlediğimiz MYFO Grubu, ‘Nostalji Sendromu’ isimli dört şarkıdan oluşan yeni EP'lerini yayınladı. ‘Nostalji Sendromu’ EP'sinde; Hümeyra'nın ‘Sessiz Gemi’, Ayten Alpman'ın ‘Ben Böyleyim’, Bora Öztoprak'ın ‘Seni Seviyorum’ ve Tual Grubu'nun seslendirdiği ‘Pencereler’ şarkıları yer alıyor. Grupla ‘Nostalji Sendromu’ üzerine tatlı bir röportaj yaptık. "

Sevgili MYFO, öncelikle bize pop opera türünü biraz daha açar mısınız çok bildiğimiz ve örnekleriyle sık karşılaştığımız bir tür değil.

Evet, aslında birçok kez karşılaştığımız ama aşina olmadığımız bir tarz olduğu için tanımlayamıyoruz aslında, pop opera bir dönem 3 Tenor'un ( Pavarotti, Domingo, Carreras ) cross-over yaparak 100.000 kişilik statlarda popüler jazz ve müzikal parçaları yorumlamalarıyla tanınmaya başladı. Hatta James Brown, Bryan Adams, Michael Jackson gibi isimlerle düetler yapıldı, onlar da İtalya Napoliten Şarkıları yorumladı. Bunların ardında ödüllü daha güncel parçaları yorumlayan IL Divo ve Il Volo grupları çıktı. Bunlar arasında klasik elementleri en çok kırmayı başaran grup biz olduk. Özetlemek gerekirse bu tarz opera söyleme yeterliliği için gerekli şan tekniklerini biraz daha pop şarkı söyleme biçemine uyarlama ile elde ediliyor.

MYFO ile ‘Nostalji Sendromu’ Yaşıyoruz

Grubun hikayesini bilmek isteriz bir araya gelme ve MYFO olma sürecinizden bahseder misiniz? İsminizin açılımı ya da sizin için anlamından da söz eder misiniz?

Hepimiz farklı şehirlerde yaşıyor farklı hedeflerle hayatımıza devam ediyorduk. En küçüğümüz ve en büyüğümüz arasında 7 yaş olmasına rağmen hepimiz aynı yılda konservatuvara girdik. Ders çalışmak için buluşmalarımızın sonunda herkes iyi şarkı söylediği dalları gösterirken bir gün tesadüfen beraber söylemeye başladık. Sihirli bir andı, birbirimize baka kaldık, üzerine konuşmadık hatta. 3 ay sonra grubu kurma kararı aldık. Kanka gibi hitap şekilleri bize samimiyetsiz geldiği için birbirimize ‘My Friend’ diye seslenmeye başladık. Zamanla bu ‘My Four’ ve MYFO'ya evrildi.

‘Nostalji Sendromu’ dört şarkılık bir EP. Sendrom tıbbi bir terim ve kullanıldığında biraz sorunlu bir durum hakkında konuşuluyormuş algısı yaratıyor bu kelime. EP için bu ismi seçmenizin nedenleri nedir? Sizin için sendrom ne ifade ediyor?

Evet, aslında takıntı derecesinde mükemmeliyetçiliğimiz, işimize olan bağlılığımız, biraz da anarşizm barındırıyor. Herkesin işimizle ilgili doğal olarak yorumları oluyor ancak biz nostaljik şarkıları yorumlamayı çok seviyoruz. Şu an ağlıyorum, tüylerim diken diken diyen bir kitle var, amacımız bu etkiyi yaratmak, yani bizim için vazgeçilmez hale gelen bir projenin bu denli beğenilmesinde bizde bir nevi pozitif bir hastalık oluşturdu. Nostaljiyi yeniden yorumluyoruz ve bunun ‘hastasıyız’.

MYFO ile ‘Nostalji Sendromu’ Yaşıyoruz

EP'de; Hümeyra'nın ‘Sessiz Gemi’, Ayten Alpman'ın ‘Ben Böyleyim’, Bora Öztoprak'ın ‘Seni Seviyorum’ ve Tual Grubu'nun seslendirdiği ‘Pencereler’ isimli şarkıları yer alıyor. Şarkı seçimlerinizde ne etkili oldu?

En önemli etken dördümüzün de söylemekten zevk alacağı ve aynı zamanda dinleyicilerimizin aşina olduğu parçaları keşfetmekti, bunu başardığımızı düşünüyoruz.

‘Nostalji Sendromu’nun devam EP’si gelecek mi? Ya da nostalji yerine daha güncel şarkıların yer aldığı bir EP olabilir mi?

Bağımsız bir topluluk olarak grup arkadaşımız Kaan'ın prodüksiyon firması M. Music Co. çatısı altında üretimlerimizi yapıyoruz. 4 kişi olarak üretmek ve özellikle albümler oldukça zor süreçlerle gelişebiliyor. En hızlı şekilde hem grup hem tekli, hatta düet ve featuring işlerle projelerimize devam edeceğiz. Güncel coverlardan ziyade kendi söz ve bestelerimizden oluşan bazı parçalar yapmayı planlıyoruz. Gerçekten ilham alırsak yeni bir parça da yorumlayabiliriz ancak şimdilik söz konusu yorum parçaysa eski parçaları yenileme kararımızı koruyacağız.

MYFO ile ‘Nostalji Sendromu’ Yaşıyoruz

Pop opera türü gerek dünya da gerekse de ülkemizde yeterince bilinip dinleniyor mu bu konuda kendinize bir misyon edindiniz mi?

Dünyada çok az ünlü gruba sahip bir genre dolayısıyla sektörde bizim gibi gruplar için büyük bir boşluk var. Türkiye’de hiç denenmemiş bir tarz. Global pop opera gruplarının hepsi klasik müzik yapılarına fazlaca bağlı. Bizim altyapılarımızın tamamı dijital ortamda yapılıyor ve modernlik anlamında risk almaktan çekinmiyoruz. Pop opera diyoruz ama aslında şan tekniklerini uzun vadeli şarkı söylemek isteyen her şarkıcı kullanmalı. Bu teknikleri unutmadan pop yapıyoruz diyelim. Biz tek bir doğruya ve lokal düşüncelere inanmıyoruz. Çıkış amacı sevgi ve iyilik barındırdığı sürece, farklılıklara (kültür, din ve ırk) açık olmanın gelişmiş bir toplum, dolayısıyla gelişmiş bir sanat anlayışı oluşturacağına inanıyoruz. Toplumumuzda geçmişten süregelen ifade etme ve karşılıklı anlayış biçimlerindeki sıkıntıları, belki en önemli ifade araçlarından biri olan müzikle kırmayı hedefliyoruz. Rafine ve güzel şarkı söylemenin tek yolunun iyileşmiş bir ruh ve sorgulanmış bir zihnin pozitif cevaplarından geçtiğini düşünüyoruz. Bunlara bağlı olarak; “Müzikle İyileşmek ve Herkes Şarkı Söylemeli!” başlıkları altında uygulamalı konferans ve eğitimler düzenlemek istiyoruz. Önce Türkiye’de yaymayı hedeflediğimiz bu akımı, uluslararası platformlara da taşımayı hedefliyoruz…

MYFO ile ‘Nostalji Sendromu’ Yaşıyoruz

Grup üyelerini biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

KAAN 

Çocukluğundan beri müzikallere ve operaya ilgim vardı. Üniversitede farklı bir bölüm okumama ve belli bir süre kurumsal iş hayatında çalışmama rağmen, müziğe olan tutkumu takip edip 2015 yılında konservatuar sınavına girip, kazandım ve müzik kariyerim başladı. 

Enes Yüce 

Çocukluğumdan beri şarkı söylüyorum. Lisede müziğe olan ilgimi hocamın fark etmesi üzerine şan dersleri almaya başladım. Haliç Üniversitesi'ni dereceyle kazanarak eğitimimi Opera Bölümü’nde tamamladım. 

Mert Kesepara 

Ortaokul yıllarında söz ve besteler yapmaya başladım. Bir dönem rap müzikle ilgilendim. Konservatuvar Opera Bölümü’nü bitirdim. Şimdi hem grubumuz MYFO ile hem de tekli projelerimle kariyerime devam ediyorum.

Yunus Akbaş 

Müzikle ilk tanışmam 7 yaşındayken ailemin aldığı org ile başladı ve ilk bestemi 11 yaşında yaptım. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Konservatuvar Opera Bölümü’nü bitirdim. 

False