GeriSevil Erdoğan Eskitilmiş Yaz ‘Korkuyu Alıyor İçimizden’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eskitilmiş Yaz ‘Korkuyu Alıyor İçimizden’

Eskitilmiş Yaz ‘Korkuyu Alıyor İçimizden’

"“Eskitilmiş Yaz'ın hikayesi bir sahil kasabasında fikir olarak başlayıp Eskişehir'e uzanıyor ve burada olgunlaşıyor. Müziğini de ardına katıp buraya gelen 5 gencin müzik yolculuğuna dönüşüyor. Eskitilmiş Yaz ismini eski güzel yaz günlerine duyulan özlemden alıyor. Eskitilmiş Yaz, umudun en güçlü duygulardan biri olduğuna inanıyor; söze, anlatıma şarkının bir ‘derdi’ oluşuna her zaman büyük önem veriyor.” Eskitilmiş Yaz hikayesini bu şekilde özetliyor. Ayrıca ‘Uyursam Geçer mi?’yi çok sevdik çok dinledik. Bakalım sırada neler var? Röportaja geçmeden önce de içinde yaz geçen her şeyi çok sevdiğimi belirtmeliyim. "

Yeni single çalışmanız ‘Korkuyu Al İçimden’i 30 Nisan’da yayınladınız. Sizler müzik üretirken içinizden alınmasını istediğiniz korkular yaşıyor musunuz? Nedir onlar mesela?

Tanımlamakta güçlük çektiğimiz korkular var diyerek çıkılmış bir yol, ‘Korkuyu Al İçimden’in yolu. Birçok korkunun birleşerek oluşturduğu sıkıntı yumağının dışa, uzağa savruluşunu görme isteği. Müzik üretirken, hayatın içindeyken ara sıra yanımızdan geçen duygular bunlar. Zamanın hızla akışını göz ardı etmeye çalışırken kaçırdıklarımızın ve anlaşılamamanın korkusu. Bir yakına ayrı düşmeyle başlayan düşüncelerin dünyevi meselelere uzanarak, aklın yollarından geçen birçok düşüncenin açtığı yorgunluk hali. Hissedilen bu duyguların bir kurtarıcıya seslenerek ‘Korkuyu Al İçimden’ çığlığına dönüşmesi diyebiliriz özetle. Fakat belirtmeliyiz ki, bu çığlığı içimizi rahatlatacak birilerinin varlığını bilmemiz sağladı.

‘Uyursam Geçer mi’ şarkınız çok sevildi çok dinlendi, nasıl bir psikoloji bu şarkıyı çıkardı? Uyuyunca geçer mi gerçekten?

Yaşadığımız istenmeyen durumlardan bir kaçış yeri olarak uykuyu gördük biz. Uykular hep sığınılacak bir liman olarak beklerler yolcularını ve bu müthiş bir mucize, sihir bizler için. Sığınılacak bir limandan, yaralarımız onarılarak çıkılabilir mi? O şefkatli kollar olarak tasvir ettiğimiz uykular merhem olabilir mi? Bu soruların cevabını net olarak biz de bilmiyoruz. Kimi zaman öteler sızıyı, kimi zaman hafifletir, belki geçer gerçekten belki de sadece uyku esnasında sıyrılabilirsiniz o gerçeklerden. Önemli nokta her ihtimal dahilinde iyi geldiği. Nerede uyuduğunuz ve kiminle uyuyabildiğiniz ise önemli bir etken, 'geçiyor' diyebilmemizin kolaylaşabilmesi için.

‘Korkuyu Al İçimden’ yeni çıkaracağınız EP’den yayınladığınız ikinci çalışma. Dinleyiciyi bu EP’de nasıl şarkılar bekliyor ve EP ne zaman yayınlanıyor?

Dinleyiciyi bu EP’de hikayeleşmeyi tamamlayan şarkılar bekliyor. Aslında EP’de dinleyicilerin ne bekledeğini ‘Dünya Batıyor’ ve ‘Korkuyu Al İçimden’ şarkılarında belli ettik biraz ancak tabii ki EP’nin kalan iki parçası sizleri de bizleri de başka diyarlara götürecek. EP'nin yayın tarihi netleştiğinde sosyal medya hesaplarımızdan duyuracağız zaten.

‘Boşlukta Sallantıda’ canlı akustik bir albüm. Bugüne kadar yayınladığınız şarkılar arasında seçmece yaparak bu albümü yaptınız. Canlı akustik bir kayıt, konser izler gibi daha samimi bir yorum mu sunuyor dinleyiciye. Canlı ve akustik bir albüm yapma fikrinizin motivasyonu ne oldu?

O ana kadar yayınladığımız şarkılarımızı aynı zamanda akustik bir duyum ile dinleyiciyle buluşturma isteği uzun zamandır aklımızdaydı. Dinleyiciye daha temas eder bir atmosfer içinde olma hali ve stüdyo kaydının yanına daha samimi bulduğumuz bir opsiyon oluşturma fikri motivasyonumuz oldu. Bir de müziğin canlı halinden oldukça hoşlanan bir grubuz tabii o da etkili.

‘Dünya Batıyor’da ferahlığın arayışında olanlara sesleniyorsunuz. Şarkı ismi ve bu ferahlık arayışı bir tezat değil mi?

Aslında sorunun içinde gizli cevap, Dünya Batıyor ve bizler ferahlığa hasretiz, arayışımızın nedeni budur. Detaylandırmamız gerekirse: Şarkıda bahsedilen dünyanın batış hali, iç dünyalarımızın batışını ifade ediyor. Bu melankoliyi yaşayan kişilerin hayatlarına bir an önce dahil olmasını istedikleri şeyin ferahlık, huzur olduğunu düşünüyoruz ve bunu çok olağan buluyoruz. Bunun için de seslenişimizde tezatlığın olduğunu düşünmüyoruz. İç dünyasının batışından kendisini kurtarıp ferahlığa, düzlüğe erişmek isteyen insanlara ithaf ediyoruz şarkıyı. Şarkının en son cümlesi bizleri bu batıştan en etkili kimin kurtarabileceği hakkında ipucu veriyor aslında. Kendi kendimize diyoruz ki: "Yıldızlar benim kadar sevmiyor seni." Burda bahsedilen, bizi kurtaracak olan kişinin kendimiz oluşu.

Daha önce Can Ozan ve Gülce Duru ile çalıştınız. Başka isimlerle de birlikte çalışmalar olacak mı?

Can ve Gülce’yle çalışmak çok keyifliydi. Müziklerini sevdiğimiz, dinlediğimiz arkadaşlarımızla çalışmak bizi motive de ediyor. Başka isimler ile birlikte çalışmalar olacak. Bizi heyecanlandıran bir konu başlığı. Vakti geldiğinde paylaşacağız.

Eskitilmiş Yaz’ın hikayesi nedir, bir araya gelme birlikte müzik yapma maceranız nerde başladı ve bugüne dek neler yaşadınız?

Eskitilmiş Yaz'ın hikayesi bir sahil kasabasında fikir olarak başlayıp Eskişehir'e uzanıyor ve burada olgunlaşıyor. Müziğini de ardına katıp buraya gelen 5 gencin müzik yolculuğuna dönüşüyor. Eskitilmiş Yaz ismini eski güzel yaz günlerine duyulan özlemden alıyor. Şarkılarında her ne kadar ilk duyumda hüzne rastlasak da her zaman umutlu bir taraf da taşıyor. Eskitilmiş Yaz, umudun en güçlü duygulardan biri olduğuna inanıyor; söze, anlatıma şarkının bir ‘derdi’ oluşuna her zaman büyük önem veriyor.

Sevgili Eskitilmiş Yaz, sizleri daha yakından tanımak isteriz tek tek kendinizden bahseder misiniz?

Sava Savaş: Merhaba ben Sava, grubun vokaliyim. Müziğin yanı sıra söz yazarlığı, kurmaca ve yaratıcı yazarlık ile ilgileniyorum. Müzisyen kimliğimin yanında son zamanlarda tahminimden uzun sürerek devam eden yazmakta olduğum roman üzerine araştırmalar yaparak vaktim geçiyor. 23 yaşındayım. Lisans mezuniyetim ise gastronomi üzerine. Yemek yemeyi eylem olarak çok seviyorum. Yapma kısmı da sevdiklerinizeyse eğer epey keyifli oluyor.

Barış Can Uç: Grupta hepimiz gibi yaptığımız birçok farklı üretim kulvarı dışında klavye ve gitar çalıyorum. Hayat yolculuğumda, hukuk ve basketbol gibi farklı alanlarda da uzmanlaştım en son durağım ise müzik oldu. Şu an aktif olarak müzikle ilgileniyorum beste, söz yazımı, prodüksiyon gibi birçok alanda çalışıyorum kendimi geliştiriyorum. Hayatın içinden hikayeleri hep çok sevmişimdir, şu an da güzel bir hikayenin içinde rol aldığım için çok mutluyum, iyi ki varsınız teşekkürler.

Durukan Çoban: 24 yaşındayım bas gitar çalıyorum. Küçük yaşlarımdan beri hikaye yazmayı, hikayeleştirmeyi benimsemiş bir kişiliğim var. Hayatımın sanatla olan kısmı dışında en keyif aldığım aktivite, sevdiğim insanlarla sosyalleşmek. Sosyal olabildiğim her alanda mutlu hisseden bir insanım. Bazen realist bazen hayalperest, ayakları yere basan ama aklı havada, yüksek enerjili sıcak bir insan olduğumu düşünürüm hep. Sanırım hayatım boyunca da bu enerjimi hayallerimi kovalamak için harcayacağım. Ulaşmak istediğim özel bir nokta yok sadece peşinden gitmeyi seviyorum. Son olarak herkese sakinlik, huzur ve mutlu geçirilen zamanlar diliyorum. İyi ki varsınız, iyi ki varız.

Abdullah Uyumaz: Ben Abdullah, 26 yaşındayım, Eskitilmiş Yaz grubunda besteci, gitarist ve ses mühendisi rolündeyim. Çocukluğumdan beri sahnede birçok insana müzik yapmak hayalimdi. 8. sınıfta en yakın arkadaşımın elektro gitar kurslarına dahil olmamla enstrümanla olan maceram başlamış oldu. 8. sınıf sonunda ailem bana elektro gitar aldı ve o zamandan beri elimden bırakmıyorum.

Alper Akdoğan: 23 yaşındayım grupta davulun başındayım. Lisansımı Osmangazi Üniversitesi'nde işletme üzerine yaptım, hali hazırda müzik dışında bir şey yapmıyorum. Her müzisyen gibi dört gözle sahnelerin açılmasını bekliyorum. Hepimize sabırlı, sağlıklı, umutlu günler diliyorum.

 

False