Paylaş
Akran zorbalığı neden artıyor?
Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Öğretim Görevlisi Merve Mercan, “Bu tarz haberlerin artması toplumun genel ruh halinden aile içi dinamiklere, dijitalleşmenin etkilerinden okul ortamlarına kadar birçok konuyu masaya yatırmayı gerektiriyor. Akran zorbalığındaki artış aslında sadece olayların daha fazla yaşanmasından değil, aynı zamanda daha görünür hale gelmesinden kaynaklanıyor” dedi ve ekledi:
“Sosyal medya, bir yandan çocukların sosyalleşmesine olanak sağlarken, diğer yandan kıyaslama, dışlanma ve sanal zorbalık gibi tehditleri de beraberinde getiriyor. Ayrıca dijital içeriklerin denetimsiz tüketimi, özellikle şiddet içeren diziler, oyunlar ve videolar çocukların şiddeti bir çözüm ya da güç gösterisi olarak algılamasına yol açabiliyor. Bununla birlikte, pandemi sonrası artan ekran süresi, yalnızlık, hareketsizlik ve sosyal becerilerin yeterince gelişememesi de çocukların empati ve sağlıklı iletişim kurma kapasitelerini zayıflatan etkenler olarak karşımıza çıkıyor.”
Eğitim her konuda ailede başlıyor
“‘Eğitim ailede başlar’ sözü, akran zorbalığını anlamak açısından son derece kıymetlidir. Çünkü çocuklar davranışlarını, problem çözme becerilerini ve kişiler arası iletişimi büyük oranda aile ortamında öğrenir ve geliştirir. Aile içi iletişim biçimi, çocuğun sosyal ilişkilerdeki tavrını doğrudan etkiler” diyen Merve Mercan şunları söyledi:
“Ebeveynlerin tutumları; şefkatli, sınır koyabilen, tutarlı ve saygılı olduğunda, çocuklar da bu modeli dış dünyada taklit etme eğilimindedir. Ancak otoriter, ihmalkâr ya da aşırı koruyucu tutumlar, çocukların sosyal ve duygusal gelişimini sekteye uğratabilir. Diğer yandan sınır koyulmayan, her istediği yapılan ve 'hayır' kelimesiyle karşılaşmamış çocuklar da kendi istekleri dışındaki durumlara tahammül etmekte zorlanabilir. Bu da öfke patlamalarına, saldırganlığa ya da dışlamaya varan davranışlara neden olabilir.”
Aileler bunları yapmalı
Merve Mercan ailelere şu önerilerde bulundu:
-- Şiddet uygulamayan ama sınır koyabilen bir ebeveyn olmak ideal olandır. Aşırı serbestlik kadar aşırı katılık da çocuğun davranışlarını olumsuz etkileyebilir.
-- Sağlıklı sınırlar, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Bu güven ortamında büyüyen çocuklar, duygularını daha sağlıklı şekilde ifade eder ve sosyal ilişkilerde daha uyumlu olur.
-- Şiddet barındıran dijital içeriklere maruz kalma durumu da yine dikkatle gözlemlenmesi gereken bir nokta. Medya tüketimi denetlenmeli ve şiddetin normal bir çözüm yöntemi olmadığını çocuğa anlatacak sohbetler yapılmalıdır.
-- Aynı şekilde, çocuğun sosyal çevresi de takip edilmeli; zorbalığa maruz kalıp kalmadığı veya böyle davranışlar sergileyip sergilemediği düzenli olarak gözlemlenmelidir. Çocuklara ‘ne yapmamalısın’ demek kadar, ‘ne yapabilirsin’ yollarını göstermenin de çok önemli olduğu unutulmamalı.
Öğretmenlere büyük iş düşüyor
Merve Mercan, “Okul, aile ve çocuk üçgeninde öğretmenlerin rolü oldukça önemli. Öğretmenin tüm çocuklarla eşit ve olumlu iletişim kurması, sınıf içi iletişim ve etkileşimi düzenli olarak gözlemlemesi, sosyometri gibi tekniklerle takip etmesi, sınıf yönetimi ile ilgili yetkinliğinin olması fiziksel zorbalığa göre anlaşılması güç olan ilişkisel zorbalığın anlaşılmasında kilit rol oynar” dedi.
Yapılan araştırmalar, öğretmenin sınıf ortamında kullandığı olumlu davranışların öğrencilerin kişilerarası problem çözme becerilerine katkıda bulunduğunu, öğretmenin problem yaşadığı öğrencilerin ise sınıf ortamında akranlarıyla problemler yaşayabildiğini gösteriyor.
Mercan, "Dolayısıyla öğretmenlerin herhangi bir çocukla kurdukları iletişimin çocuğun akranları arasındaki sosyal konumunu belirlediğini unutmaması gerekir. Bu doğrultuda öğretmen sınıf iklimini gözlem ve sosyometri gibi tekniklerle sürekli olarak takip etmeli, akran ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda destek olmalı, öğrenci merkezli öğrenme ortamları oluşturmalı ve ailelerle sürekli iletişim ve işbirliği halinde olmalı diyebiliriz” ifadelerine yer verdi.
Paylaş