Selin Irmak Kaçmaz

Selin Irmak Kaçmaz

ikacmaz@hurriyet.com.tr

Ürünlerde ‘son kullanma tarihi’ ve ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ karmaşası

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ (TETT) konusunda yaptığı açıklamalar tartışmalara neden oldu. Ben de çoğu insanın kafa karışıklığı yaşadığı bu konuda Gıda Mühendisi Ebru Akdağ’dan tüm soru işaretlerini giderecek bilgiler aldım.

Haberin Devamı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, geçtiğimiz günlerde çok tartışılan bir açıklama yaptı. Marketlerde TETT yani ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ geçmiş ürünlerin satılmasıyla ilgili bir önergeye yanıt veren Yumaklı, “TETT, ürünün son tüketilmesi gereken tarihi değil, kalite özelliklerini koruyabildiği tarihtir. Tavsiye edilen tarih geçtikten sonra gıda; güvenilir olması, tat, koku, görünüş gibi bozulmaların olmaması koşulu ile piyasada bulunabilir” ifadelerine yer verdi.

TETT’si geçmiş ürünlerin satışı için belli bir üst tarih olup olmadığı da sorulan Bakan Yumaklı, “Mevzuatta tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünler için tüm gıdalar bakımından geçerli, sabit ve ürün bazlı bir ‘üst satış süresi’ tanımlanmamıştır. Gıda güvenilirliği esas olup, insan tüketimine uygun olmayan ürünlerin herhangi bir yolla piyasada değerlendirilmesine izin verilmemektedir” dedi. 

Haberin Devamı

İbrahim Yumaklı’nın bu açıklaması ben de dahil olmak üzere pek çok insanın kafasını karıştırdı. Ben alışveriş yaparken tavsiye edilen tüketim tarihi ya da son kullanma tarihi çok yakın ürünleri tercih etmiyor, ileri tarihli olmasına dikkat ediyorum. Hele TETT’si geçmiş herhangi bir ürünü bu zamana kadar asla satın olmadım. Bu sebeple Yumaklı’nın açıklaması beni bir hayli şaşırttı.

Nasıl yani, TETT’si geçmiş ürün bozulmuş anlamına gelmiyor mu? TETT, son tüketim tarihi değil midir?” diye düşündüm. Bu sorumu Gıda Mühendisi Ebru Akdağ’a da sordum.

Ebru Akdağ’ın cevabı çok netti: “Hayır; Son Tüketim Tarihi (STT) ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) aynı şey değildir ve bu iki kavramın karıştırılması hem gıda güvenliği hem de gıda israfı açısından ciddi sorunlara yol açmaktadır.”

Ürünlerde ‘son kullanma tarihi’ ve ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ karmaşası

Akdağ konuyu şöyle detaylandırdı:

-- STT; et, süt, balık gibi çabuk bozulan ve bozulduğunda insan sağlığı açısından risk oluşturabilecek ürünlerde kullanılan bir güvenlik tarihidir. Bu tarihten sonra ürün güvenilir kabul edilmez ve kesinlikle tüketilmemelidir. Son tüketim tarihi geçmiş ürünlerin satışı da mevzuata aykırıdır.

Haberin Devamı

-- TETT ise; makarna, bakliyat, bisküvi, konserve gibi dayanıklı ürünlerde kullanılan bir kalite göstergesidir. Bu tarih ürünün tat, koku, kıvam gibi duyusal özelliklerini en iyi koruduğu dönemi ifade eder. Uygun koşullarda saklanan bir ürün TETT sonrasında da çoğu zaman güvenle tüketilebilir.

‘Her tarih tehlike alarmı anlamına gelmiyor’

-- Bir ürünün üzerinde ya TETT ya da STT bulunur; ikisi birden bulunmaz. Vatandaşın ürün satın alırken öncelikle hangi tarih türüyle karşı karşıya olduğunu bilmesi gerekiyor. Çünkü her tarih ‘tehlike alarmı’ anlamına gelmiyor.

-- Ancak burada çok önemli bir nokta var: Tarih tek başına yeterli değildir. Ambalaj bütünlüğü, ürünün saklama koşulları, soğuk zincirin korunup korunmadığı ve üründe anormal bir koku, şişme veya bozulma belirtisi olup olmadığı da mutlaka değerlendirilmelidir.

Haberin Devamı

-- Sadece Avrupa’da gıda israfının yaklaşık yüzde 10'unun STT ve TETT arasındaki kavram karmaşasından kaynaklandığı biliniyor. Ülkemizde yapılan araştırmalarda tüketicilerin %72’sinin TETT ile STT arasındaki farkı bilmediği göz önüne alındığında, maalesef bizde bu kavram kargaşasının gıda israfına olan etkisinin çok daha yüksek olduğunu tahmin edebiliriz.

Ürünlerde ‘son kullanma tarihi’ ve ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ karmaşası

Türkiye’de yılda yaklaşık 23 milyon ton gıda israf ediliyor

TETT ve SKT konusunda farkındalığın artmasının gıda israfı ile mücadelede önemli bir rol oynadığının da altını çizen Akdağ, “Birleşmiş Milletlerin gıda israfı raporuna göre, küresel gıda israfının %60’ı hanelerde gerçekleşiyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 23 milyon ton gıda israf ediliyor ve bunun önemli bir kısmı hâlâ tüketilebilir durumdaki ürünlerden oluşuyor. Üstelik çöpe attığımız şey yalnızca bir ürün değil; suyu, çiftçinin emeğini, enerjiyi, lojistik zincirini ve gezegenin geleceğini de kaybediyoruz. Birleşmiş Milletler ve FAO verilerine göre gıda israfı bir ülke olsaydı, sera gazı salımında dünyanın en büyük üçüncü emisyon kaynağı olurdu” ifadelerine yer verdi.

Haberin Devamı

Peki son kullanma tarihi geçmiş ürünü dokusu, kokusu değişmemiş ise tüketebilir miyiz?

Ebru Akdağ, “Asla tüketmemeliyiz. Üzerinde son tüketim tarihi yazan bir ürünün, kokusu veya görüntüsü değişmemiş olsa dahi tüketilmemesi gerektiği gerçeği, gıda biliminin en temel güvenlik kurallarından biridir” dedi ve ekledi:

“Patojenler sessiz, görünmez tehlikelerdir. Gıdalarda iki tür mikroorganizma grubu bulunur: "Bozulma yapanlar" ve "Hastalık yapanlar (Patojenler)". Bozulma yapan bakteriler gıdanın rengini değiştirir, kötü koku yayar veya dokusunu yapışkanlaştırır; bu durum aslında gıdanın bize verdiği bir "beni yeme" uyarısıdır. Ancak Salmonella, Listeria veya E. coli gibi tehlikeli patojenler, gıdanın tadında veya kokusunda hiçbir değişiklik yapmadan çok yüksek sayılara ulaşabilirler. Dolayısıyla, bir tavuğun veya sütün çok taze kokması, onun içinde milyonlarca hastalık yapıcı bakteri barındırmadığı anlamına gelmez.”

Haberin Devamı

Ürünlerde ‘son kullanma tarihi’ ve ‘tavsiye edilen tüketim tarihi’ karmaşası

Sağlığı korumak israf değildir

Akdağ, gıda israfıyla mücadele etmenin, çevre bilinci ve etik tüketim açısından hayati önem taşıdığını ancak bu mücadelenin halk sağlığını riske atarak yapılamayacağını belirtti, “Et, süt, yumurta ve taze şarküteri ürünleri gibi biyolojik olarak çok hızlı bozulabilen ‘yüksek riskli’ gıdalar kategorisinde, güvenlik her zaman tasarrufun önündedir. Bu ürünlerin tarihi geçtiğinde imha edilmesi bir israf değil, gıda kaynaklı zehirlenmeleri ve hastane yükünü önleyen bilinçli bir sağlık tedbiridir” diye konuştu.

Dondurduğunuz ürünlerin son kullanma tarihini uzatabilirsiniz

Ebru Akdağ, bir ürünü örneğin çiğ tavuğu henüz son kullanma tarihi gelmeden dondurmanın, bu gıdanın tüketim tarihini uzattığını söyledi, “Burada gıda kategorisine göre buzlukta saklanma süreleri geçerli olur. Sonuç olarak tüketicilerin yalnızca tarihe değil; ürünün türüne, saklama koşullarına, ambalaj bütünlüğüne ve bozulma belirtilerine birlikte dikkat etmesi gerekir. Ancak yüksek riskli hayvansal ürünlerde ‘şüphe varsa tüketmeme’ yaklaşımı her zaman en güvenli seçenektir” dedi.

Yazarın Tüm Yazıları