Paylaş
Ebeveynlerin çocuk büyütürken karşılaştığı en yorucu süreçlerden biri şüphesiz uyku problemidir. Uykuyu sevmeyen, uykuya geçmekte zorlanan, binbir bahaneler üreten çocukların ebeveynleri ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır.
Uyku sorunu bir süre sonra öyle bir noktaya gelir ki, evdeki gerilim artar hatta anne-babanın arası dahi bozulma noktasına varabilir.
Uyku bozukluklarının pek çok aşaması ve sebebi var. Ancak ben bugün bir sorun gibi görünen ama belki de büyümenin doğal bir aşaması olan 'gece uyanmaları ve ebeveynin yanına gitme' konusundan bahsedeceğim.
Çocukların çok büyük bir kısmı özellikle 3 ila 5 yaş arasında gece belli saatlerde uyanır ve ebeveynlerinin odasına giderek onlarla uyumak ister. Peki bunu neden yaparlar ve en önemlisi bu süreci nasıl yönetmek gerekiyor?
Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Öğretim Görevlisi Merve Mercan, “Bu yaş döneminde uyku düzeni kadar duygusal gelişim de hızla ilerliyor. Çocukların hayal gücü artıyor, geceleri korkular ortaya çıkabiliyor ve azaldığını düşündüğümüz ayrılık kaygısı zaman zaman yeniden belirginleşebiliyor. Dolayısıyla gece uyanma ve ebeveyn yanına gitme davranışı, çoğunlukla gelişimsel ve duygusal ihtiyaçlardan kaynaklı gerçekleşiyor. Uyku sırasında çocuk fiziksel olarak yalnız kaldığını fark ettiğinde kendini güvende hissettiği kişiye yöneliyor ve bu çoğu zaman anne ya da baba oluyor” dedi.
Bu davranışa güvenlik arayışı, ebeveyne yeniden erişim isteği ya da güvende olduğunu teyit etme denebilir. Mercan’a göre, çocuk gecenin bir noktasında uyanıp ebeveynine eriştiğinde, aslında gerektiğinde bakım verenime ulaşabiliyor muyum sorusunun cevabını kontrol etmiş oluyor. Bu davranış tek başına patolojik bir durum değil bağlanma gelişiminin doğal bir parçası olarak görülebilir. Özellikle okula başlama, taşınma, kardeş doğumu, hastalık gibi günlük rutinin değiştiği dönemlerde ise daha sık karşılaşılabilir.

Çocuklar gece uyanıp anne babalarının yanına gittiğinde nasıl bir davranış şekli benimsenmeli?
Merve Mercan, “Burada önemli olan çocuğun o anki duygusunu reddetmemek ama davranışını da pekiştirmemektir. Bu amaç doğrultusunda ebeveynler bu durumu yaşadıklarında, çocuğa sakin ve kısa bir güvence vermeli, çocuğu yanımıza getiren duygusu ne olursa olsun duyguyu küçümsememeli, fiziksel temasla kısa bir regülasyon sağlamalı ve çocuğu kendi yatağına götürmelidir” dedi ve şu bilgileri verdi:
-- Çocuğu yatağına götürdükten sonra hemen çıkmak bazı çocuklarda kaygıyı daha çok artırabilir, bunun yerine yanına oturup kısa bir sakinleştirici cümle kurmak daha etkili olacaktır.
-- Burada amacımız çocuğun bağımsız uykuya dalma becerisini geliştirmek ve bunu yaparken de duygusal güveni korumaktır. Dolayısıyla çocuğun yanında uyuyana kadar değil sakinleşene kadar kalmak yeterli olacaktır.
-- Çocuğun sakinleştiğini gördüğümüzde ebeveyn “su içip geleceğim” gibi kısa bir gerekçeyle daha sonra mutlaka gelmek koşuluyla odadan çıkıp kısa bir süre sonra gelip çocuğun uyuyup uyumadığını kontrol edebilir. Bu da güveni artıran yöntemlerden biridir, döndüğümüzde uyuyorsa bir sonraki gün döndüm ama uyumuştun diye belirtmemiz gerekir.
-- Böyle bir yaklaşımla çocuğun hem duygusal ihtiyacını karşılamış oluruz hem de uyku düzeninin bozulmasının önüne geçmiş oluruz. Bu noktada her iki ebeveynin de ortak tutum geliştirmesi ve davranışa müdahalede tutarlı olmaları da önemli bir diğer noktadır.

Çocuğumuz her gece yatağından kalkıp yanımıza geldiğinde bir süre sonra pes edip yanımıza alabiliyor, uykuya devam etmek isteyebiliyoruz. Peki gece uyanan çocuğu kendi yatağına almak anne babaların yaptığı bir yanlış mı?
Merve Mercan, bu konuda mutlak bir doğru ya da yanlışın olmadığını söyledi, “Bazen çocuk hastaysa, yeni kardeş doğduysa, yoğun korkular varsa ya da dönemsel bir stres yaşıyorsa ebeveynin çocuğu yanına alması geçici olarak rahatlatıcı olabilir. Örneğin 6 Şubat depremi sonrası deprem bölgesinde olsun olmasın tüm ebeveynler çocukları ile uyumaya başladılar ve bu noktada gelişimsel gerekçeler etkisini yitirdi” diye konuştu.
“Ancak davranış, bir gerekçe olmadan her gece düzenli hale geliyorsa artık çocuk uykuya dalmak için ebeveyn temasına ihtiyaç duyma alışkanlığı geliştirebilir. Bu da bağımsız uyku becerisini geciktirebilir. Yani sorun, davranışın kendisi değil sürekliliği ve işlevidir. Tabii burada çocuğu zorla odasına göndermek ya da duygusunu küçümsemek de bir çözüm değildir” diyen Mercan ekledi:
“Uyku öncesi rutinleri belirlemek, gece lambası kullanmak, battaniye ya da oyuncak gibi bir geçiş nesnesi vermek, gün içerisinde çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılamak gibi müdahaleler çocuğun regülasyon becerisini artırabilir. Bunun yanı sıra aşamalı ayrılma yöntemi de uygulanabilir. Aşamalı ayrılma çocuğun bir anda bağımsız uyumaya zorlanmadan aşama aşama destekten ayrılmasıdır. Yatak kenarında oturma, odanın içinde sandalyede oturma, kapı tarafında oturma, kapının dışında bekleme ve bağımsız uyuma aşamalarından oluşur ve bu aşamaların süresi çocuğa göre değişebilir. Burada amacımız çocuğu bırakmak değil bağımlılığını azaltıp bağımsız uyku becerisini desteklemektir.”
Ne zaman ‘uyku bozukluğu’ olarak görülmeli?
Merve Mercan bu soruyu şöyle yanıtladı:
“Gelişimsel açıdan baktığımızda ilk üç yılda aynı odada ama farklı yataklarda uyumak yaygın ve normal kabul edilebiliyor. 3-6 yaş arasında gece uyanma ve ebeveyn yanına gitme çok sık görülebiliyor ancak 6 yaş sonrası bu davranışın süreklilik kazanması durumunda alışkanlık ya da kaygı temelli bir kaçınmadan bahsediyoruz. Daha açık bir ifadeyle 6 yaş sonrası durum devam ediyorsa ve ayrılık kaygısı, şiddetli karanlık korkusu, sık kâbus görme, okula gitmeyi reddetme, gün içinde huzursuzluk veya yorgunluk durumları görülüyorsa konu artık sadece uyku boyutunda değil duygu düzenleme ve kaygı perspektifinden de ele alınmalıdır.”
Paylaş