Selin Irmak Kaçmaz

Selin Irmak Kaçmaz

ikacmaz@hurriyet.com.tr

Anne cinayetine kurban giden Ela bebek ve lohusa depresyonu meselesi

Geçtiğimiz gün Bolu’da kelimenin tam anlamıyla bir vahşet yaşandı. Bırakın yüksek sesle söylemeyi, yazarken dahi içim acıyor ama maalesef iki aylık Ela bebek evde boğazı kesilmiş halde bulundu. Cinayet şüphelisi olarak anne S.C., evden kilometrelerce yürüdükten sonra polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı.

Haberin Devamı

Emniyetteki ilk sorgusunda "Bebeğimi kesinlikle ben öldürmedim. Onu kimin öldürdüğünü de bilmiyorum" diyerek suçlamaları reddeden kadın, sevk edildiği nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Her gün daha fazla kötü habere uyandığımız bir zamanda yaşıyoruz. Ela bebeğin annesi tarafından katledilmesi ise kötülüğün, psikolojik sorunların, cinnet halinin geldiği son noktayı gözler önüne seriyor.

Bu olayın ardından sosyal medyada karşıma en çok ‘lohusa depresyonu’ yorumları çıktı.

Evet, lohusa depresyonu diye acımasız bir gerçek var. Bazı anneler doğumdan sonra bebeğini kabullenmekte güçlük çekiyor hatta bebeğin varlığını reddedebiliyor, sürece kolayca adapte olamıyor, duygusal iniş çıkışlar, ağlama krizleri hatta öfke nöbetleri geçirebiliyor.

Bunların hepsi gerçek ve doğal şeyler.

Haberin Devamı

Ama sanmıyorum ki lohusa depresyonu iki aylık bebeğini öldürmeye neden olsun. Bu durumun arkasında mutlaka başka bir neden yatıyor olmalı. O neden lohusalıkla da birleşince bir vahşete sebep oldu.

Yani benim kişisel fikrime göre Ela bebeğin başına gelenleri ‘lohusa depresyonu’ diye adlandırarak yaşananları hafifletemeyiz.

Ancak yine de yeni doğum yapmış kadınları asla ama asla yalnız bırakmamalıyız. Bebeklerine zarar verebilirler diye değil, yanlış anlaşılma olmasın.

Doğum sonrası dönem çok zordur. Bunu bütün anneler bilir. Ben bu bebeğe bakabilir miyim paniği, bundan sonra ne olacak belirsizliği, korku, endişe, karamsarlık, mutluluk, heyecan, fiziksel ağrılar sancılar, vücutta yaşanan değişimler, emzirme çabası... Tüm bunlar doğum sonrası yaşananların yalnızca küçücük bir kısmı.

Bu sebeple bir kez daha altını çizeyim, eğer çevrenizde yeni doğum yapmış bir kadın varsa lütfen onu yalnız bırakmayın.

Dediğim gibi bunlar benim bu zamana kadar okuduğum, dinlediğim, yazdığım, araştırdığım ve hatta deneyimlediğim bilgilere dayanarak oluşan ‘kişisel fikirlerim’. Peki konunun uzmanı neler söylüyor?

Almanya’da bebek bırakma kutuları var

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kağan Kocatepe ile Ela bebeği ve lohusa depresyonunu detaylıca konuştum.

Haberin Devamı

Kağan hocam da bazı annelerin çok çeşitli nedenlerle doğum sonrasında bebeklerini kabul edemeyebildiklerini ve bu duygunun çoğu durumda ciddi sorunlara yol açmadan zamanla ortadan kalktığını söyledi.

Bazen de bebeğin büyümesi esnasında bu “istenmeme-sevilmeme” duygusunun onu ömür boyu etkileyecek ruhsal sorunlara zemin hazırladığının altını çizen Kocatepe bakın neler anlattı:

“Ülkemizde istenmeyen bebekler cami avlusuna, polis karakoluna ve diğer yerlere gizlice bırakılır ya, başta Almanya olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde bebek bırakma kutuları var! Almanca’da ‘babyklappe’ denilen bu kutular genelde hayır kurumlarının yakınlarında oluyor ve siz kendinizi göstermeden bebeği bırakıyor ve ona bakılacağından emin oluyorsunuz. Yani bebeğin istenmemesi küresel bir sorun.

Haberin Devamı

Aslına bakacak olursak annelik içgüdüsü, kadında ortaya çıkan bazı düşünce, duygu ve davranışlarla bebeğin ne pahasına olursa olsun korunmasını bir anlamda garanti ediyor. Çoğu anne bebeğinin hayatı söz konusu olduğunda kendi hayatını bile feda edebilecek bir yapıya sahip. Lakin hayatın gerçekleri ağır bastığında, bir de zeminde suç işleme eğilimi olduğunda bu süreç tersine dönebiliyor.”

Lohusa döneminde ‘normal’ olan durumlar

“Lohusa sendromu ya da depresyonunda sınır çizgisi nedir? Yani hangi eylemler davranışlar normal hangileri olağan dışı görülmeli?” diye sorduğum Kağan Kocatepe, “Lohusalık dönemi annelerin depresyon geliştirmeye nispeten yatkın oldukları bir dönemdir ve bu dönemde ciddi ve uzun süreli sorunlar ortaya çıkabilir” dedi ve şu detayları verdi:

Haberin Devamı

-Lohusalık depresyonu çoğu durumda dikkati çekmeyecek kadar hafif seyreder. Bazı durumlarda ise belirtiler olmasına rağmen bu belirtilerin dikkate alınmaması, hafife alınması, doktora baş vurulmaması, doğum sonrası depresyonunun tedavisiz kalmasıyla sonuçlanır.

-Tedavi edilmemiş depresyon annenin keyifsiz bir yaşam sürmesine, bebeğine yeterince konsantre olamamasına ve eşiyle çeşitli sorunlar yaşamasına neden olur.

-Dahası, depresyon kronik bir hastalıktır ve belirtilerde zaman zaman gerilemeler olsa da tedavi edilmediği sürece kendi kendine geçmesi çok uzun zaman alabilir ve bazı durumlarda hastalık hiç geçmez veya ilerleme gösterir. Bu nedenlerle depresyon bulguları varlığında profesyonel yardım için başvurmak son derece önemlidir.

Haberin Devamı

-Bu depresyonu yaşayan anneler "iyi anne olamadıklarını", yalnızlık duygularını kontrol edemediklerini, umutlarını yitirdiklerini hissedebilirler. Bazı anneler bir türlü kafalarından atamadıkları çeşitli takıntılı düşüncelerinin farkına varabilirler (bebeklerine bir şey olacak korkusu, bebeklerine zarar verme korkusu, kötü bir şeyler olacakmış korkusu gibi).

-Bebeğe zarar verme korkusu bazı durumlarda annenin makas ve bıçak gibi sivri cisimleri tutmaktan bile kaçınmasına neden olabilir.

-Doğum sonrası depresyonunun nedeni tam olarak belli olmamakla beraber en muhtemel neden, henüz bilinmeyen bazı tetikleyici etkenlerin beyin biyokimyasının özelliklerini değiştirmesidir; kendi çocukluk dönemlerinde anne ve babalarından yeterince ilgi ve şefkat görmeyen annelerde, hamilelikten önceki dönemde veya hamilelik döneminde depresyon geçirmiş annelerde, plansız veya istenmeyen bir hamilelik yaşayan annelerde doğum sonrası depresyon ortaya çıkma riskinin daha yüksek olduğu bilinmektedir.

Bu belirtilerden en az beşini yaşayanlar yardım almayı düşünmeli

Lohusa dönemindeki problemler çoğu zaman kendiliğinden çözülse de bazen süreç daha uzun ve zorlu olabiliyor.

Kağan Kocatepe, doğum yapmış bir kadın aşağıdaki belirtilerden beş veya daha fazlasını iki hafta veya daha uzun süreden beri hissediyorsa muhtemel bir depresyon açısından incelemeye tabi tutulmak ve gerekli durumlarda tedavi görmek için bir Ruh Sağlığı Uzmanına başvurması gerektiğinin önemle altını çizdi, “Önemli not; bu, lohusayla birlikte yaşayan bireylerin onda aşağıdaki belirtileri gözlemlemeleri durumu için de geçerlidir ve böyle bir durumda lohusanın muayene ve tedavi için ikna edilmesi son derece önemlidir. Lohusalık önemli bir dönemdir ve lohusa hem fiziksel hem de ruhsal olarak yalnız bırakılmamalı ve her açıdan desteklenmelidir” dedi.

İşte o belirtiler:

*Çökkün bir ruh hali, çevredeki olaylara ilgisizlik, yaşamdan zevk alamama duygusu,
*Günlük olağan işleri yapmada zorlanma,
*İştahsızlık veya aşırı yemek yeme,
*Aşırı uyuma veya uykusuzluk,
*Sıkıntı, huzursuzluk, yerinde duramama hissi,
*Sürekli yorgunluk, bitkinlik, halsizlik hissetme,
*Değersiz olma duygusu, suçluluk duyguları,
*Dikkatini bir noktaya toplayamama

Yazarın Tüm Yazıları