Paylaş
Kız çocuğu olan anne babalar, adet döngüsü başladıktan hemen sonra herhangi bir sorun yaşanmasın, süreç düzenli ilerlesin diye çocuklarını muayene ettirmek isteyebiliyor.
“Peki bu gerçekten gerekli mi? Adet olan her kız çocuğu bir jinekolog muayenesinden geçmeli mi?” diye sorduğum Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Kağan Kocatepe, “Kız çocuklarının jinekolojik muayeneye götürülmesi, çoğu ailenin kaygı duyduğu ama gerekli durumlarda yapıldığında hem koruyucu hem tedavi edici hem de gereksiz endişeleri önleyen bir yaklaşımdır. Lakin düzenli adet gören, herhangi bir şikâyeti olmayan kız çocuklarını genç yaşta rutin bir jinekolojik muayene stresine sokmak tıbben gerekli değildir” dedi ve şu bilgileri verdi:
-- Bununla birlikte; 8 yaşından önce meme gelişimi başlayan, koltuk altı / kasık bölgesinde tüylenmesi olan, erken yaşta boy uzaması hızlanan, yani erken ergenliğe girme eğilimi olan ve erken yaşta (8 yaş öncesi) adet kanaması başlayan kızlarda boy kısalığını engellemek için bir çocuk endokrinoloji uzmanı değerlendirmesi ve gerekirse ilk adet kanamasının geciktirilmesi gerekir.

-- 13 yaşına kadar meme gelişimi olmayan veya yavaş ilerleyen, meme gelişimi başladıktan sonra 5 yıl içinde adet görmeyen, boy uzaması yaşıtlarına göre geri kalan, koltuk altı ve kasık tüylenmesi başlamayan, 15–16 yaşına kadar hiç adet görmeyen kızların, yani geç ergenliğe girme eğilimi olan kızların, altta yatan bir hastalık varsa onun tanı/tedavisi ve gerekirse ilk adet kanamasının başlatılması amacıyla düşük doz östrojen uygulanması için yine bir çocuk endokrinoloji uzmanı değerlendirmesi önemlidir.
-- Bu arada, geç ergenliğe girme çoğunlukla bir soruna bağlı olmayan genetik bir durumdur. Bazen de aşırı zayıflık, yeme bozuklukları, yoğun spor ve ender de olsa Turner sendromu gibi kromozomal durumlar da ergenliğe girmeyi geciktirebilir.
-- Adet kanaması başladıktan sonra bu kanamanın düzensiz veya aşırı ağrılı olması, 7 günden uzun süren veya pıhtılı kanamalar şeklinde olması jinekolojik muayene gerektirir.
-- Öte yandan vajinal kötü kokulu, yeşil/sarı akıntı, kaşıntı, kızarıklık, yanma gibi enfeksiyon gerektiren durumlar, dış dudakların birbirine yapışması nedeniyle idrar zorluğu (bebeklik ve erken çocukluk çağında daha sıktır), adet kanamasından bağımsız, karın /kasık ağrısı ve ele gelen kitle, ani başlayan şiddetli ağrı, travma veya istismar şüphesi (maalesef bu durum sanıldığından çok daha sıktır) gibi durumlar da mutlaka jinekolojik muayene gerektirir.
Muayene nasıl yapılır?
Kağan Kocatepe, çocuk ve ergenlerde vajinal muayene yapılmadığını, muayenenin çoğunlukla dış genital bölgenin gözle değerlendirilmesi, ultrason (karından) ve kanda hormon testleri şeklinde olduğunu, muayenenin çocuğun onayı alınarak, sakin ve güven verici bir ortamda yapıldığını söyledi.

Jinekolojik muayene denince elbette HPV aşıları konusuna değinmemek olmaz. Türkiye’de HPV aşılama oranları ne durumda?
“Aşıların nispeten pahalı olması, özellikle Covid-19 döneminden beri genel olarak aşılara karşı önyargılı yaklaşım, devletin henüz bu aşıyı rutin aşılar arasına almamış olması nedeniyle aşılanma oranının, bir istatistik verememekle birlikte %10’ların altında olduğunu söyleyebiliriz” diyen Kocatepe HPV aşısı olmanın önemini detaylıca anlattı:
-- Rahim ağzı kanseri %100’e yakın oranda, HPV (human papilloma virüs) adı verilen bir virüs tarafından başlatılan rahim ağzı hücresel değişikliklerin, önce kanser öncüsü lezyonlara (CIN 1, 2, 3), yıllar sonra da kansere dönüşmesi sonucu oluşmaktadır. Rahim ağzı kanseri aşısı ise başta en tehlikeli olan Tip 16 ve Tip 18 virüslerine karşı bağışıklık oluşturarak bu kanser tipinin oluşumunu etkili bir şekilde önlemektedir.
-- Bu aşının farklı bir versiyonu 2007 yılında ülkemize geldiğinde kendi kliniğimde aşı programını tamamladığım hastalarımda yıllık takiplerde CIN (rahim ağzı kanseri öncüsü lezyon) olgularına hemen hiç rastlamamam ve diğer meslektaşlarımın da aynı doğrultuda görüş bildirmeleri, aşının etkinliğinin oldukça yüksek olduğunun bir göstergesidir.
-- Çocuklarda bağışıklık sistemi nispeten daha güçlü olduğundan 14 yaş tamamlanana kadar yapılan aşılamalarda erişkinlikteki 3 dozun yerine iki doz yeterli korumayı sağlamaktadır. Ben hastalarımın hem kendilerine hem de kızlarına bu aşıdan mutlaka bahsediyor ve öneriyorum. Ebeveyn talep ettiği takdirde, kız çocuklarına 13 yaş içinde, 14 yaş bitmeden 2 doz uyguluyorum.
Paylaş