GeriÖzlem Arslan Kart The Secret'tan İlhamla: Ne Düşünürsen Onu Yaşarsın!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

The Secret'tan İlhamla: Ne Düşünürsen Onu Yaşarsın!

The Secret'tan İlhamla: Ne Düşünürsen Onu Yaşarsın!
Abone Olgoogle-news

"The Secret kitabını duymayan yoktur. Kitap çekim yasasının sonuçlarını iyimserlik çerçevesinde ele alıyor ve ne düşünürsek onu yaşarız teorisi üzerine kendimiz için hep iyiyi düşünmemiz gerektiğine motive ediyor."

İnanıp inanmamak kişinin kendi inisiyatifine kalmış olduğunu düşünsem de bu tarz şeyleri denemekten çekinmemek gerektiğini düşünüyorum.

Kitabın belgeselinin dışında geçtiğimiz günlerde kitaptan esinlenip, çekilen bir filmine rast gelip, izleme fırsatı buldum. Filmde olumsuzlukların olumlu duygularla nasıl değiştirildiğinden ve iyiliğin nelere yol açabileceğinden bahsediliyor.

Filmde iki replik çok hoşuma gitti, onları sizinle de paylaşıp asıl konuya geri döneceğim.

İlk Replik

Bunun neden yapıyorsun?

Çünkü yapabiliyorum.

İkinci Replik

Yaşamadan yaşlanamazsın!

Spoiler içermeden filmin konusundan kısaca bahsedeyim. Mucit kocasını uçak kazasında kaybeden bir kadının 3 çocuğuyla verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. Bu yaşam mücadelesindeki olumsuz giden her şey kocasının bir buluşuna alınan patent sayesinde değişiyor ve değişen olumsuz koşullar yerine yeni yeni olumlu olaylara bırakıyor ve büyüyerek müthiş bir öyküye dönüşüyor.

Değişim gelişimle başlıyor

Filmdeki kurtuluşun odağının bir patent olması filmin genel kurgusu için küçük bir detay gibi görülebilir ama hayat için, insanın kendi gelişimi ve sadece ailesine değil dünya mirasına yaptığı katkılar için de çok çok önemli bir odak noktası ve aslında değişimin ta kendisi.

Çekim yasasının çektiği olumlu her olayın içinde gelişim yattığını özetliyor.

Film, siz gelişmezseniz, etrafınızı geliştirmezseniz, değişmeye kapalıysanız, her zaman ileriye gitmek için çaba harcamazsanız sizi bulan olayların da aynı döngüde ve aynı durumda olacağını kanıtlıyor.

Filmin başında ölen babaya kimsenin inancı yokken, baba bir anda tüm inançların ortasında yerini alıyor. Ölüp giden bir babadan çok, kendisine inanan, yetkinliklerinin farkında olan ve geliştirmek için emek harcamış, yaptıklarıyla çocuklarının hayatını kurtaran bir baba figürü ile tanışıyorsunuz. Filmde var olmayan bir karakterin bir kağıt parçasıyla baş rol oyuncusu olmasını izliyorsunuz.

İşte çalışmanın ve inancın başarıyı çektiğini böyle fark ediyorsunuz. Basit bir konudan başka hayat dersleri alabileceğiniz bir filme dönüşüyor. Şiddetle izlemenizi ve bundan sonraki hayatınıza bu inançla devam etmenizi dilerim.

Sabiha Gökçen’den Piri Reis ve Kristof Kolomb’a

İnançtan yola çıkarak, kendine inanan ve bu inançla ilginç bir hikâyeye imza atan Gülşah Çeliker’den kısaca bahsetmek istiyorum. Sabiha Gökçen’in belgeseli ile adını duyuran Gülşah’ın son kitabı Haritacı & Kaşif çıktı. Akdeniz arşivlerinden birçok bilgiye erişti. Piri Reisin keşifleri ve yolculuklarını, Kristof Kolomb ile Piri Reis’in ortak özelliklerini roman tadında bir kitapta topladı. Şimdi de bir drama belgesel hazırlıyor. Gülşah’ı gördükçe başarının başarıyı çektiğine dair inançlarım daha da artıyor. Yolu açık olsun…

Gülşah gibi herkesin yolu açık olsun…

False