GeriNil Keskin Kadının İkinci Hafıza Merkezi: Rahim Alanı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadının İkinci Hafıza Merkezi: Rahim Alanı

Kadının İkinci Hafıza Merkezi: Rahim Alanı
Abone Olgoogle-news

"Merhaba, hoş geldin arkadaşım. İçindeki Tanrıça’nın sesini dinleyip yolculuğa devam etmeyi seçmen ne güzel. "

Bu paylaşımımla kadın olmanın gerçek farkındalığının başladığı yer olan “rahim alanı ve gücü”nden bahsediyor olacağım sana. İddialı bir söylem değil mi? Biliyorum ama her zamanki gibi yine bütünsel onaylarım var. Biliyorsun, multi-disipliner akademik çalışmalarımı ve araştırmalarımı derleyip getiriyorum sana.

Önce şu kadınların ikinci hafıza merkezi ifadesini izah edeyim. Çünkü asırlar boyu kadının onore edilmesi gereken yüce bedenine ve mucizevi şekilde canından can yaratabilmesini, içinde besleyip büyütebilmesini sağlayan bu organına hakkında özgürce konuşulabilme halini geri vermek istiyorum. Erkeklerin huzur mağarası olarak birçok öğretide de karşımıza çıkan “Rahmin Gücü”nün değerini geri kazanmasını istiyorum. Bunu konuşmanın çok doğal olmasını, ataerkil yanılgıların ve yargıların esaretinden kurtulmasını istiyorum. Genç kızlarımızın rahim ve yumurtalık sistemiyle mucizevi ilk regl olma deneyimlerinden anneliğe ve sonra menopoza uzanan bu serüvende rahmin sağlıklı ve dengeli olabilmesi için kimsenin söylemediklerini size anlatmak istiyorum. Buradaki özgürce tanımım bir hekimin fiziksel ve biyolojik anlatımından öte, ruhsal ve ezoterik seviyede. Kutsal dişilin depolandığı merkezin bilinmesi, tanınması, kabul edilmesi ve sağladıklarının bilinciyle onurlandırılması.

Hafıza merkezi diye ifade etmemin sebebi ise, tarihi belgelerde yazıldığı üzere tapınak ritüellerinin ve seremonilerinin içeriklerindeki varlığının yanı sıra son dönemde aslen bunu destekleyen bilimsel bir deney yapılması oldu.

Science News dergisinde Neurobilimci Laura Sanders tarafından aktarıldığı şekliyle Hunter College / New York’ta yapılan laboratuvar deneylerinde, kadın rahminin hafızayla bağlantısı olduğu ortaya çıktı. Yumurtalıklar tarafından salınan hormonların beyni etkileyebileceği yıllardır biliniyordu ama ek olarak bu deneyin sonucu rahimden beyne giden sinyallerin aynı anda birden fazla bilgiyi hatırlamayı sağladığını gösterdi. Dolayısıyla tıp bilimi de artık rahmin hafıza gücünü çok ciddi ele alıyor.

Sonuç olarak, hem tarihi bulgular hem bilimsel araştırmalar hem de kadim bilgelik kaynaklarının sentezinde rahim alanımıza güvenle “alma, arınma ve yaratma” merkezi diyebiliyorum. 5000 yıllık tarihi olan yoga felsefesinin ve eğitimlerinin temelinde Sakral Çakra enerji merkezi (yani göbek deliğinin hemen altında bulunan pelvik kemiklerinin içindeki boşluk ve oradaki organ, doku, kasların bütünü) anlatımında da hep bundan bahsederiz. Rahim organı alınmış vs. arkadaşım varsa da hiç önemli değil. Çünkü kadınsal hafıza pelvik bölgende bu gücü yaşatabilme gücünü sana veriyor, rahat ol. Sadece uygulamalar, regl (adet) durumu fiziken olmayınca farklı şekilde yapılıyor. Hepsini sırası geldiğinde yeni yazılarımda anlatacağım sana.

Peki, “Rahim Hafıza Merkezi ve Alma, Arınma, Yaratma Merkezi” dedik…

Almak mı? O da ne demek dediğini duyar gibiyim.

Günümüzde o her şeye koşturan kadınlar olarak bizler “vermek” üzerine bir hayat içinde yaşarız…

Evet, evet vermek! Emek vermek, ilgi vermek, bilgi vermek, sevgi vermek, para vermek, bedenini vermek, çaba vermek… Sürekli sorun çözmek hatta kendini feda etmek… Kendinden o kadar vermek ki… Kendini unutmak ve başkaları için yaşar bir hale doğru sürüklenmek… Yanılgıların aksine, kadın “almak” için doğmuştur… Almak sonra yaratmak, muhafaza etmek ve sonra da beslemek. Tıpkı hamile kalmak, bebeği karnında büyütmek, mucizeyi yaratmak, sonra da beslemek gibi…

Geçmiş Tanrıçaların her birinde kutsal olarak kabul edilen bu alış ve sonra da aldıklarını dönüştürüp yarattığını veriş, evrimleşme yolculuğunda yerini tersine çalışan bir sisteme bırakmıştır.

Günümüz kadını hem zihinsel, hem de bedensel anlamda sadece vermeye, beslemeye programlanmış gibidir. İşte bu yüzden yıpranmıştır ve tükenmiştir. Öyle değil mi? Şöyle bir dönün bakın çevrenize, ister şehirde yaşayan bir kadın olsun, ister kasabada ya da köyde; ister kariyerinin zirvesinde bir kadın, ister bir ev emekçisi… Her kadında farklı ama derin tükenmişlikler, fiziksel ve ruhsal sorunlar vardır.

Kadın tam da bu yüzden atalarından miras aldığı bu gücü tanımalıdır. Bilinçli olmayı seçerse, o zaman gücünü anlar, anlamlandırır ve bu dünyaya fayda için kullanır.

İşte eğer bu sebeplere kalbinle katılıyorsan ve “içsel yolculuk” dediğimiz, hayatının en güzel yolculuğuna hazırsan; hadi gel sana rehberlik edeyim.

Senden ricam bu yazılarla ilgili yorumlarını bana ilet. Sosyal medyada ilgili postlar altına yazabilirsin. İtiraf etmeliyim ki mesajların beni mutlu ve motive eder. Merak ettiğin konuları da yazarsan yeni yazı dizilerinde o konulara yer vermeye de çalışırım.

Sevgiyle ve Tanrıça erdemleriyle kalmanı dilerim…

Dr. Nil Keskin
Davranış Bilimleri Uzmanı

False