GeriNil Keskin Bugün Yaşadığın Tüm Mental ve Fiziksel Kadın Hastalıklarının Sebebi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bugün Yaşadığın Tüm Mental ve Fiziksel Kadın Hastalıklarının Sebebi

Bugün Yaşadığın Tüm Mental ve Fiziksel Kadın Hastalıklarının Sebebi
Abone Olgoogle-news

"Hoş geldin… Bu sefer birlikte ilk yazımda sana bahsettiğim fiziksel ve ruhsal kadın rahatsızlıklarının detaylarına girip birkaç istatistik paylaşımı sonrası derindeki ruhsal sebeplerini paylaşıyor olacağım."

İstatistiklerle durumun ciddiyetini gözler önüne serebileceğimi ve senin de artık dikkatini çekmek ve kendine bir dönüp bakıp hızla yolculuğa girmeni önermek için bunu yapıyor olacağım.

Türkiye’de kadınların ölümlerinin başlıca sebeplerinin arasında dolaşım bozukluğu ve kalp hastalıkları olduğunu biliyor muydun?

ABD, birçok gelişmiş ülke ve Türkiye'de de koroner kalp hastalığı, kadınlarda birinci sırada yer alan ölüm nedenleri arasında yer alıyor. İlk kalp krizi kadınları daha çok vuruyor. ABD'de kalp hastalığı nedeniyle toplam ölüm hızının son 20-30 yılda azalmış olmasına karşın, bu azalma erkeklere göre kadınlarda daha yavaş seyrediyor. Hatta yeni araştırmalar, erkeklere göre kadınların ilk kalp krizinden sonra daha olumsuz bir durumda olabildiklerini doğrulamakta.

Peki ikinci en büyük sağlıksal riskin ,kanserler arasında “meme kanseri” olduğunu biliyor muydun? Bunu tahmin etmiş olabilirsin belki… Kalp ve meme hastalıklarını takiben de tiroid ve rahimle ilgili hastalıklar başı çekiyor istatistiklere göre.

Peki bu ikisinin yani kalp ve meme bölgesi hastalıklarının  ortak noktası nedir sence?

Her ikisinin de kalp enerji alanında olması.

İkisi de senin kadın bedenindeki “besleme, verme” merkezinde. Ne kadar enteresan değil mi?

Evrimleşmenin en önemli sonucu olarak sen aslında bir kadın olarak daha çok alan bir varlık olman gerekirken aşırı verici olmanın bedelini maalesef böyle ödüyorsun.

Kadın alan bir varlık (ki bu konuya daha sonra geleceğim) çünkü cinsellikte de malum alıcı olan aslında kadın. Yani halk arasında kullanılan ve sanılanın aksine, kadın önce alan sonra yaratan ve sonra yarattığını besleyen ve veren.

Peki ya günümüz kadınları acaba yeterince alıyor mu ki? Sevgi, şefkat, ilgi, değer alıyor mu ki? Peki neyi veriyor? Ya da kalpten vermiyor? Vermiş olmak için veriyor?

Kendini… Kendini feda ediyor. Koşuşturma, sürekli maddi manevi sorun çözme.

Sonuç; kalp ve göğüs bölgesi hastalıklarının ötesinde mental olarak “tükenmişlik”. Neden? Devamlı vermekten olabilir mi? Düşün lütfen bunu bugün. Bedensel, zihinsel…

Yani artık kanıksadığı bir “kurbancılık” olabilir mi? Bazen verip susmayı, olayları kapatmayı tercih etmekten ya da tercih ettirilmekten… Bunu değiştirmek için bir savaşa girmekten kaçınmaktan. Gücü olmamaktan ya da güçlendirilmediğinden. Toplumsal baskılar, ataerkil yaşamların içinde öyle olmak zorunda bırakılmaktan ya da öyle gördüğü için öyle yapması gerektiğini düşünmesinden. Yani ya içsel ya da dışsal sebeplerden hayatına sahip çıkamayıp vermekle kendini tüketip belki de sonra bundan duyduğu rahatsızlıktan söylenmeye şikayet etmeye başlıyor olabilir mi peki? Ya da sessizliğe bürünmeyi seçiyor olabilir mi?

Hani şu meşhur “dır dır eden kadın” durumuna kendimizi farkında olmadan sürekli verme eylemi içinde bulduğumuzdan dolayı sokmuş olabilir miyiz?

Şöyle bir annelerinizi, anneannelerinizi düşünün lütfen. Kimler çok vericiydi? Sizce yeterince alıyorlar mıydı? Peki biz de bazı yönleri onlardan farkında olmadan almış olabilir miyiz? Tabi, dediğinizi duyar gibiyim...

Peki ne yapacağız?

Öncelikle ilk kural “yavaşlayacağız”. Yavaşlayıp bir etrafa sakince bakacağız. Durup kendimize bir bakacağız. Koşuşturmaktan, kendimizi hırpalamaktan vazgeçip ya biz olmasaydık, acaba çevremizdeki insanlar bu hayata vermek için katkıda bulunur muydu, acaba biz gereğinden fazla vererek başkalarını      (eşimizi, çocuklarımızı) bir nevi verici olmamaya, hatta daha ilerisine giderek tembelliğe alıştırmış olamaz mıyız, düşüneceğiz. İster ev hanımı, ister iş kadını, ister anne, ister büyükanne olalım düşüneceğiz.

Modern çağın kadınını, tanrıçasını yeniden yaratmak için en büyük sorunsalımız olan “eylemsellikten erdemselliğe” doğru birlikte yürüyeceğiz.

Benimle misin? O zaman haftaya buluşalım.

Senden ricam bu yazılarla ilgili yorumlarını bana ilet. Sosyal medyada ilgili postlar altına olabilir. Mesajların beni mutlu ve motive eder itiraf etmeliyim. Merak ettiğin konuları da yazarsan yeni yazı dizilerinde o konulara yer vermeye de çalışırım.

Sevgiyle ve tanrıça erdemleriyle kalmanı dilerim…

Dr. Nil KESKİN

Davranış Bilimleri Uzmanı

False