GeriMelisa Darmar Odayı Aydınlatan Sen
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Odayı Aydınlatan Sen

Odayı Aydınlatan Sen
Abone Olgoogle-news

"Hayat boyu farklı odalara 'ilk' girdiğiniz anı hiç düşündünüz mü?"

En basitinden, yeni doğduğunuzda gözlerinizi açtığınız oda aslında sizin koskoca dünyada bulunduğunuz ilk somut yer. Koordinatları belli, koskocaman bu evrende gözlerinizi açtığınız ilk ve tek yer. Belki nasıl da kocaman geliyordu gözünüze, küçücük bir anne karnından sonra, koskocaman bembeyaz ve apaydınlık bir oda. Anne karnından geldiğiniz bu dört duvarda, gözlerinizi açıyorsunuz ve ağlıyorsunuz. Tüm gözler üzerinizde. Hatırlamıyorsunuz değil mi? Üstelik ne kadar da silinemez bir an, bir bebek için ne kadar korkunç bir oda. 

Başka bir güne gidelim… İlkokula başlamışsınız, okulun ilk günü. Yine bulunduğunuz odayı hatırlayın, Sizinle aynı yaşlarda çocuklar, belki tahta tebeşir dönemine götürdüm sizi, belki de elektronik tablet dönemi. Ne fark eder! Hisler aynı, duygu ve düşünceler benzer: “Bunlar da kim?” “Acaba sıra arkadaşım kim olacak?” “Herkes bana mı bakıyor?” “Niye herkes bana bakıyor?” Oda yine koskocaman geliyor değil mi gözünüze?

Toplum içinde daha da kalabalık odalarda veya sizin için daha da “önemli” odalarda bulunduğunuz anlara gidin bu sefer de. İlk mülakatınız, ilk ameliyatınız, bebeğinizi doğurduğunuz oda, sunum yaptığınız oda… Bu odalardaki duygularınızı hatırlamaya çalışın. Belki de mülakatınızdaki oda buz gibi soğuk kalmış aklınızda ya da aksine ateş basıyor terliyorsunuz. Aynı bir sınav odası gibi, vücut ısınız devamlı değişiyor. Stresten, baskıdan veya kafanızdaki o durmayan, aynı anda binlerce akıp giden düşünceden. 

Bir oda basıyor gibi oldu mu hiç? Mutlaka olmuştur. Dört duvar sanki üzerinize geliyor, ya da tavan alçak geliyor. 

Hayır, oda(lar)ın bir suçu yok. 

Her şey kendi içinizde. 

Bundan sonraki gireceğiniz oda başka olacak. Diğerlerinden çok farklı, Ferah olacak o odalar, çünkü içinde farkınladığı yüksek bir “sen” olacaksın. 

Bundan sonraki gireceğin ilk odaya dimdik gir. Oda seni sahiplenmesin, sen odayı sahiplen. Sahiplenmek, burnu büyüklük yapmak değil. 

Sahiplenmek, odayı tanımak. 

Sahiplenmek, odaya ilk kez gelmemişsin gibi benimsemek demek. 

Kendine güven, “en iyi” olma kanısında olmak gibi bir durumun yok. 

En iyi: sen değilsin. En iyi sen olmalısın. 

Senin, en iyi halin. 

Bu ikisi arasında çok ince bir çizgi var, bu senin kırmızı çizgin olsun. 

Olabileceğinin en iyisi olmak ve bunu yansıtmak için bulunduğun odadaki kalabalık duygular ve insanlar arasından sıyrıl, derin bir nefes al ve üçüncü bir göz ile kendine bak. Gurur duy kendinle. Geçmişinle, şimdiki sen ile, gelecekteki sen ile. Dimdik dur, için huzur ve mutluluk dolsun. Odayı aydınlatanın sen olduğunun farkına var. 

Sen çıkarsan odanın ışıkları kapanır, bil bunu.

Sen odanın ışığısın, farkında ol.

INSTAGRAM

False