GeriGülcan Başer “Sevgi İle Yaşamak”
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

“Sevgi İle Yaşamak”

“Sevgi İle Yaşamak”
Abone Olgoogle-news

""Sevgi ile yaşamak”…Bunu sürekli, her yerde duyuyoruz ama hayatımıza gerçekten nasıl uygulayabiliriz bilmiyoruz. Sevgi şifadır, ruhunu ve bedenini iyileştirmendir. Özellikle bu dönemde korku ve güvensizliğin artmasıyla birlikte sevgiden uzak hayatları daha sık görüyoruz. Ve sevgisini yaşayamayan bir insan yok edici enerjiye dönüşüyor, ve bu intihara da gidiyor."

Sevgiyi yaşayamamızdaki kök neden korku ve insanlara güvensizliktir.

İnsanları kötü görür ve kendimizi kapatırız.

İnsanlar kötü değil, bu yaşamda yanlış bakış açısı ve yanlış öğretilerden dolayı insanları negatif görüp yaşamın da güzel olmadığını düşünürüz. Bizler bu dünyaya yaşamın güzelliğini tadını çıkarmak ve deneyimlemeye geldik. Dans, yemek, sevmek, sevişmek… Bunları hissederek, çoşkuyla yaşamak için buradayız. Her birimiz kendimizden sorumluyuz, ve ancak bunu idrak edince yaşamdaki çoşkuyu ve sevgiyi görebileceğiz.

Bizler şu an kayıp ruhlarız. Kendi evinden uzak, başka yerlerde, evine dönmek isteyen ama evini bulamayan… Çoğumuz kendimizden uzak olmamızın verdiği acı ve üzüntünün farkında değiliz, hala eşin olmayışı, paranın olmayışı yüzünden üzüldüğümüzü zannediyoruz. Yani üzüntünün içimizde değil, dışarıda olanlar veya olmayanlar ile alakalı olduğuna inanıyoruz. Halbuki bütün dünyadaki insanların mutsuzluğu bu döngüden kaynaklıdır.

Günde yalnızca 5-10 dakika kendini düşünerek başla. Yapabildiğin kadar. Bunu bir süre dene. Pratik yaptıkça bu süreyi artırabilirsin. Kendini düşün, denemek ve deneyimlemek istediğin ne varsa…Söyleyemediğin kişilere sevgini söyle, gönlünden geçini yap ve gözlemle: içindeki mutsuzluğun azaldığını, sevgi ve çoşkuya dönüştüğünü göreceksin. Kendini iyi hissetmeye başladıkça bedenin güçlenecek, yaşamında olumsuz gördüğün olayların düzeldiğini ve yalnız
olmadığını göreceksin. İç dünyamız nasıl ve hangi algıda ise yaşamımızda öyle oluşur. Bizler bilmediğimiz için hep olayları veya yanımızdakileri düzeltmeye, değiştirmeye çalıştık. Bu sistem ile hiç kimsenin düzelmesi beklenemez, üzerine zaman kaybı ve yorgunlukla baş başa kalırız.

Sürekli birbirimizi eleştiririz. Maalesef şunu anlamamız gerekiyor: kim nasıl yaşıyor bizi ilgilendirmez. Herkes kendisine bakmalı. İnsanlar cimri ise sen cömert ol, insanlar kötü ise sen iyi ol, insanlar sevgisiz ise sen sevgi dolu ol. Sen kendi yaptıklarından, olduğun kişiden sorumlusun. Ben cömertsem, sevgi dolu isem kendim için yapıyorum; o anda kendimi, ruhumu iyi hissediyorum. Kendimi iyi hissettiğim, mutlu olduğum şeyleri yapıyorum. Ben benden sorumluyum, başkaları güzel düşünmüyor veya güzel şeyler yapmıyor ise o onların problemi. Cimri ise yaşamda güçsüz, korku doludur. Yalan söyleyen insan karma bir enerjidedir, kayıptır. Kendini sevgi dolu hissetme şansı yoktur…

O yüzden sen kendinden sorumlusun, yaptığın her şeyden, tüm düşüncelerinden ve hislerinden… Bunlarla ilgilen, deneyimlemek istediğin ne varsa onlara yönel. Kendini besle, gönlünden geçenlere, neler istediğine bak. Uyandığında kendine teşekkür et. Kendine sevdiğini söyle, “iyi ki varım” de. O an neye sahipsen onlara teşekkür et. Bu dünyanın en büyük zenginliğidir.

Bu küçük çalışmaları yapmaya başladığımızda hayatımızdaki sevgisizliğin, bereketsizliğin, hastalığın azaldığını ve emek vererek yok olduğunu göreceksiniz.

İnsanoğlu çok güzel ve çok güçlü. İstediğimiz her şeyi yaratma ve güzelleştirme gücüne sahibiz. Unutmayın, sadece yanlış yere baktığımız için çaresiz ve güçsüz hissederiz.

False