GeriEzgi ACAR ŞİRİN Zor Zamanlarla Baş Etmek!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zor Zamanlarla Baş Etmek!

Zor Zamanlarla Baş Etmek!
Abone Olgoogle-news

"İnsanoğlu zor zamanları var oluşundan beri iyi kotarmış, gücünü doğadan, deneyimden, bilimden almayı başarabilmiştir. Bu başarı, insanın dünya üzerindeki varlığını sağlamlaştırmış hatta dünyanın üstün ırkı haline gelmesine sebep olmuştur. "

Bunun yanı sıra yerküre olayları, afetler, savaşlar, hastalık ve salgınlar, iklim sorunları da tarihinin kaygı veren eşlikçileri olmuştur. İnsanın bu olayları anlama ve açıklama hali ise, o günün şartlarına ve değerlerine göre açıklanmaya çalışılmış ve anlamlandırılmıştır. Dünya tarihindeki her gelişme, olumlu katkıların yanı sıra riskleri ve uyum sıkıntılarını da beraberinde getirmiştir. İnsan başına gelenleri günümüzde halen anlamaya çalışmakta, doğa ile savaşını asla terk etmemektedir. Kimi gelişmelerle üstesinden gelmekte, kimi zaman ise fena halde yenilgiler yaşamaktadır. Ruh sağlığı çalışanları olarak, bu süreçlere psikoloji biliminin ortaya çıkışıyla yaklaşık 150 yıldır profesyonel olarak gözlem, teori ve anlamlandırma çalışmalarımızla eşlik etmekteyiz. Ve son 40 yıldır varlığını sürdüren travma tanımımızla olayları daha derinlemesine değerlendirme ve iyileştirme çabası içerisindeyiz.

Yaşanan bu olayların ani ve beklenmedik gelişiyor olması, hepimizde bu gibi bilinmeyen olaylara karşı kaygı, korku, dehşet gibi duyguları açığa çıkarmaktadır. Yaşanan olayların büyüklüğü bu duyguların şiddetini belirlemekte ve çoğu zaman kişinin zedelenen güven duygusu ile olayları travmatik algılamasına ve yaşamasına sebep olmaktadır. Olayın büyüklüğü, direk maruz kalıp kalmamamız, yardıma ihtiyacımızın olup olmaması gibi pek çok önemli parametre sürecimizi etkilemektedir.  Bazen ve belki de çoğu zaman televizyondan gördüklerimiz, gazetelerde okuduklarımız hatta sosyal medyada takip ettiklerimiz bile benzer süreçleri yaşamamıza sebep olmaktadır.

Zor Zamanlarla Baş Etmek

 

Olayları ilk duyduğumuz andan itibaren korku, şaşkınlık, öfke, çaresizlik gibi pek çok duygu ile baş etmek zorunda kalıyoruz. Hatta bu duyguların bazılarını bu olağanüstü olaylarla beraber orada öğreniyor veya ilk kez deneyimliyoruz.  Yaşanılanlar günlük yaşantımızdan bizi ne kadar uzağa sürüklerse, etkisinin o derece büyük olduğunu fark ediyoruz. Süreci anlamaya ve anlamlandırmaya ihtiyaç duyuyoruz. Sonrasında da baş etme mekanizmalarımızı, çözüm yöntemlerimizi, hayatta kalma becerilerimizi ortaya koyabilir hale geliyoruz. Süreci yaşıyor ve baş ediyoruz. Veya süreci yaşarken bazı noktalarında pek çok sebeple seyrimizi ilerletemiyor ve travmatik olarak yaşanmasının önüne geçemiyoruz. 

Deprem, yangın, kaza, salgın, çığ gibi beklenmedik olayların başımıza gelmesinin ardından ortaya çıkan belirgin duyguların en yoğunlarından biri de çaresizliktir. Çaresizlik duygusu insanı güçsüz ve aciz hissettirir. İşte iyi olma umutlarından biri de burada başlar. Çünkü insan doğası gereği hayatta kalma güdüsü ile olayların hep bir çaresini bulmaya çalışılır ve aradığı bu çare için, kendi içinde ve çevresel koşullarında arayışa girer. Bu insanoğlunu günümüze taşıyan reflekslerden biridir. Dolayısıyla iyileşme, çareyi bulma ve/veya yaratma aşamasıyla başlamış olur.

Yaşanan olayın büyüklüğü ne olursa olsun insanın kendi normaline dönme ihtiyacı ve inancı iyileşme sürecinin diğer bir bileşenidir. Günlük hayatımda neler vardı, ne yapıyor- neler yapabiliyordum, bugün bunların hangilerini yapabilirim, daha fazlasını yapmak için neler gerekli gibi sorular kendimizi tekrar normalimize döndürmek için kolaylaştırıcılar arasında kabul edilebilir. Çünkü insan kendi normaline döndükçe, kendini eskiden olduğu gibi güvende hissetmeye başlar. Güvende hissetme hali tüm bu hissedilen duyguların azalmasına ve bireyin kendi sürecini iyi yönetmesine ve çevresine destek olmasına yardımcı olur.  Günlük rutinlerini kazandıkça iyi olma hali gerçekleşmeye ve zorlanan duyguları azalmaya başlar. İnsanın işlevselliği arttıkça da baş etme mekanizmaları kuvvetlenir.

Sosyal destek sistemlerimizi oluşturmak ve kullanmak da beş etme ve iyileşme süreçlerimizde oldukça etkilidir. İlişkide olduğumuz insanlardan destek almak, ilgi ve şefkat görmek, olumlu iletişim kurmak, ihtiyaçlarımızı aktarabilmek, birlikteliğin gücünden yararlanmak, insanın insana destek olan halinden fayda görmek bu zor süreçleri oldukça kolaylaştırır. Güven duymak, güven vermek oldukça iyi hissettirir ve baş etme süreçlerimizi güçlendirir. Benzer duyguları paylaşabilmek ve birlikte baş edebilmek böyle zamanlarda çok kıymetlidir. İlişkide olmak her zaman iyileştirir!

False