GeriEce Demircan Neler Oluyor Bize!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Neler Oluyor Bize!

Neler Oluyor Bize!

"Elazığ’da 6.8 büyüklüğünde deprem, coronavirus salgını, şehitler, Van’daki çığ felaketi, Sabiha Gökçen Havalimanı'ndaki uçak kazası, işsizlik ve pahalılık…"

Bugünlerde bana ‘nasılsın’ diye soran herkese bu cevabı vermek geliyor içimden. Zira her gün bir felaket haberi okumaktan, kötü niyetli insanlardan, haksızlıktan, paranın etik değerlere tercih edilmesinden, çıkarcılıktan, sevgisizlikten ve bilimin ışığında bir arpa boyu yol alamamaktan yoruldum artık!

-Pek çok insan kaygılı, hayat sevincini kaybetmiş, öfkeli, mutsuz diyorum.

Evimizde oturmaktan, sokakta yürümekten, seyahat etmekten, birbirimize selam vermekten bile korkar olduk.  Virüs mü kapacağız, kaza mı yapacağız, deprem mi olacak, zam mı yapılacak, ne zaman iş bulacağım, iş bulsam bu kadar maaşla nasıl geçineceğim… Diken üstünde oturuyoruz.

-Deprem diyorum.

Uzmanlar yıllardır bas bas bağırıyor, programlarda uzun uzun anlatıyor, kitaplar yazılıyor, eğitimler veriliyor ama hala iş işten geçtikten sonra harekete geçiliyor. Binaları önceden kontrol edeceksiniz kardeşim, olası bir depremde yıkılabilecek olanları kontrollü bir şekilde yıkacaksınız. Her bulduğunuz yere değil sağlam zemine yapacaksınız binaları, hem de en yüksek şiddette bir depremde bile yıkılmayacak şekilde. Yapmayanlara da cezalarını çatır çatır keseceksiniz. Çünkü bu bizim hakkımız. Yaşama hakkımız.

-Şu işsizliğe acilen bir çözüm getirilsin artık diyorum.

Yıllardır büyük bir emek ve fedakârlıkla çalışıp eğitimler alan, kendini geliştiren ve bu ülkeyi daha ileriye götürebilecek olan beyinler, yetenekler ne yazık ki işsiz. Aylardır, hatta belki yıllardır… Kimisi bir türlü atanamıyor, kimisi hak ettiğinin çok daha altında bir pozisyonda düşük bir maaşla çalışmak zorunda kalıyor, kimi de umutsuzca iş başvurularından gelecek olumlu cevabı bekliyor. Sevdiğin mesleği yapmak mı? ‘O da ne? Ay sonunu getirebilsem yeter bana’ diyecek durumdayız. Sonuç? Bu gençler kaybetmiyor sadece, tüm Türkiye kaybediyor.

-Hayat çok pahalı diyorum.

‘Ne zaman ucuz oldu ki’ diyen sesleri duyar gibiyim. Üniversite öğrencileri veya yeni mezun olmuş gençler kirayı, elektriği, doğal gazı vs. paylaşmak için bir veya birkaç tane ev arkadaşına ihtiyaç duyuyor. Bir işçi veya memur, çocuğunu okutmak için oradan kısıyor, olmuyor, buradan kısıyor, oldurmaya çalışıyor. Sokaklarda çalışan çocuklar görülüyor. Ek iş yapanlar oluyor. Zenginle fakir arasındaki fark oldukça yüksek. Acilen bir çözüm bekleniyor.

-Farklılıklar zenginliktir diyorum.

Parmak izimiz bile farklıyken düşüncelerimiz neden farklı olmasın? Sabahtan akşama kadar o öyle mi demiş, bu böyle mi yapmış diye dedikodu yapmayı, sosyal medyada millete ağzına geleni söylemeyi, minicik bir mevzuyu bile hayat memat meselesi haline getirerek kavga etmeyi bırakıp üretelim. İyi niyetle, çalışarak, nezaketle, dürüstçe…

-Kadın olmak zordur diyorum.

Kadınları öldüren, tecavüz eden, şiddet uygulayan, baskı yapan, gelişmesini engelleyen, haksızlığa ve ayrımcılığa maruz bırakan ruh hastası, geri kafalı, cahil zihniyetlerin bir gün tamamen biteceğini ve uygar bir toplum olarak yaşadığımızı hayal ediyorum tüm dünyada. Adı üstünde hayal işte.

-Kelebek etkisi diyorum.

‘Ben tek başıma ne yapabilirim ki, dünya bitmiş zaten, benim derdim bana yeter, bana ne başkası düşünsün’ demek kolay. Bunun yerine ‘küçük de olsa bir şeyler yapabilirim’ deyin ve bir fidan dikin mesela, birine yardım edin karşılık beklemeden, bir çocuğu sevindirin, insanları gülümsetin, ne bileyim yapın bir şeyler.

Ve son olarak,

-Tek yürek olmak bize çok yakışıyor diyorum.

Zor zamanlarda genç yaşlı, zengin fakir, o görüşlü bu görüşlü demeden tek yürek olma ve yardımlaşma huyumuz var ya, bayılıyorum. İnanın, bize çok yakışıyor. Keşke her zaman öyle olsak ve artık güzel günlere uyansak.

INSTAGRAM

TWİTTER

False