GeriGüzellik Reçeteleri 30’lu Yaşlarda Işıltılı Olmanın Formülü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

30’lu Yaşlarda Işıltılı Olmanın Formülü

30’lu Yaşlarda Işıltılı Olmanın Formülü
Abone Olgoogle-news

"30’lu yaşlar ışıl ışıl ve dinamik göründüğümüz yaşlarımızdır. Ancak bu yaşlarda hücre tamirimiz yavaşlamaya başladığı için kollajen ve hyaluronik asit sentezi azalır. Biriken güneş hasarının da etkisiyle yavaş yavaş minik çizgiler, küçük lekeler, nemsizlik, solukluk görülmeye başlanabilir."

Her zamanki gibi ilk adım iyi bir temizleyici ürün ve ardından cilt yapınıza uygun bir tonik kullanmak. Bu yaşlarda kullanacağınız kremlerin meyve asitleri, C vitamini ve peptitler içermesini önerebilirim. Ayrıca lekeye meyilli olanlar özel formüle edilmiş leke kremlerini tercih edebilirler. Güneş koruyucudan bahsetmeme gerek bile yok; artık hepimiz yaz kış güneş koruyucu kullanımının önemini zaten biliyoruz ve ihmal etmiyoruz. 

Kullanılan ürünlerin yanı sıra bu yaşlarda tıbbi işlemler önem kazanmaya başlıyor. Mimik çizgilerinizin aynada artık yer ettiğini görmeye başlıyorsanız 30’lu yaşların başı botoksa başlamak için iyi bir zaman. Bu çizgilerin hem tedavi olmasını sağlayan hem de ilerde derinleşmemesi için iyi bir tedbir olan botoks özellikle kaş arası alın ve göz çevresi kırışıklıklarda kullanılabilir. Yüz kaslarınızın yapısına uygun şekilde planlanan mini dozlardaki botoks ifadeyi bozmadan yaklaşık 4ay etki eder. Ayrıca yüzü inceltmek ve diş sıkmayı önlemek için çene köşelerine de yapılabilir.

Bu yaşlarda yüzünüzün daha dinamik görünmesi için dolgularla yüz şekillendirme tercih edilebilir. Daha çekici yanaklar, daha güçlü ve keskin bir çene hattı (jawline), yüzünüze yakışacak bir dudak şekillendirme, göz altlarındaki çökmeleri giderme için hyaluronik asit dolgular kullanılır. Yoğun iş temposu, stres, kötü beslenme, hormonal faktörler ve daha pekçok etki ile yüzünüze yorgun, üzgün ve hatta sarkık bir ifade yerleşmeye başlamışsa bu durumda hyaluronik asit dolgularla birlikte, lazerle cilt canlandırma işlemlerine ve vitamin mezoterapi, somonDNA enjeksiyonu, PRP gibi cilt yenileyici işlemlere başvurmak gerekebilir. 

Peki ama bu işlemlerin hangisi sizin için daha uygun? Bunu belirlemek için öncelikle karşılıklı görüşmemiz, sizi rahatsız eden kısımları birlikte değerlendirmemiz gerekir. Böylece kişiye özel işlem planı oluşturabilir, doğal ifadeyi bozmadan tüm yüzü gençleştirebiliriz; buna bütünsel yaklaşım diyoruz. Örneğin 30’lu yaşlarının başında sadece cildinde mat, soluk ve cansız görüntü olan bir kişide sadece vitamin enjeksiyonu fayda edebilir. Ancak deri altı yağ yastıkçıklarının küçülmesi, deri elastikiyetinin azalması sebebiyle artık göz çevresi, yanaklar, gülme çizgileri, ağız köşeleri gibi bölgelerde boşluklar oluşmaya başlar ve bunlar bizi yorgun üzgün ve sarkık gösterir. Bu durumda sadece vitamin enjeksiyonu yeterli olmaz; cilt canlandırıcı işlemleri dolgu işlemleri ile kombine ederek uygulamak gerekir. Karşılıklı görüşerek yapacağımız bütünsel değerlendirme sonucunda size uygun planı çıkartabiliriz. Bu işlemleri yapmak 40’lı ve 50’li yaşlarınızda daha genç görüneceksiniz anlamına da gelir; güzelliğinizi her daim korumanın ve yaşsız görünmenin formülü budur.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Ebru Sağlık

False