GeriDoç. Dr. İlker Kahramanoğlu HPV Hakkındaki Sorularınıza Cevaplar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

HPV Hakkındaki Sorularınıza Cevaplar

HPV Hakkındaki Sorularınıza Cevaplar
Abone Olgoogle-news

"Değerli okuyucular, sizlere bu hafta “HPV” konusu hakkında bilgiler vermek istiyorum. Bu konu ile ilgili kliniğimde hastalarım ve sosyal medyada takipçilerim tarafından bana sıkça yöneltilen soruları derledim. Bu yazımda, işte bu soruları yanıtlamaya çalışacağım."

Bu Virüs Eski Tarihe Dayanıyor…

Bu hastalığın kaynağı “Papillomavirüs”, 350 milyon yıl öncesi memeli kalıntılarında dahi saptanmıştır. Bu virüs geçen zaman içerisinde evrimleşmiştir.

“Human Papillomavirüsler (HPV)” çok eski zamandan beri var olan virüslerdir. İlişkili Papillomavirüsler, insanların en son ortak ataları dahil birçok primatta gösterilmiştir.

Cinsel Yolla En Sık Bulaşan Hastalık!

Günümüzde hem dünya genelinde hem de ülkemizde cinsel yolla en sık bulaşan hastalık, açık ara HPV’dir. Her yaştan kadını etkileyebilse de, çoğunlukla genç yaşta, sosyal-psikolojik-fiziksel hayatı oldukça etkileyen bir hastalıktır.18-50 yaş arasındaki kadınlarda sık görülen, cinsel yolla bulaşan bu hastalık, kendini HPV enfeksiyonu sonucu oluşan genital siğiller şeklinde gösterir.

Sadakatsizlik Göstergesiydi…

Milattan önce, Hipokrat ve birçok farklı kaynak tarafından siğil (verruca) ve genital siğil (kondiloma akuminata) tarifi yapılmıştır. Tarihsel olarak cinsel sadakatsizlik göstergesi olarak kabul edilen ve oldukça bulaşıcı olan deri siğilleri ve genital siğiller, Yunan ve Roma’lılar tarafından eski zamanlardan beri bilinmektedir. İsa’dan önce, Uzakdoğu’ya giden Avrupa’lı askerlerin geri geldiklerinde penislerinde siğil varlıkları tariflenmiştir.

Evlilerde Daha Sık Görülünce…

Dr. Rigoni-Stern, 1842’de, serviks kanserinin cinsel davranışla bağlantılı olabileceği hipotezini ortaya koyan ilk kişidir. Rahibe ve bakire kadınlarla karşılaştırıldığında, evli olan kadınlarda serviks kanseri sıklığının çok daha fazla olduğunu gözlemlemiştir.

20. yüzyıla geldiğimizde, Harald Zur Hausen, HPV’nin rahim ağzı, vajina ve dış genital tümörlerin çoğuna yol açtığını göstermiştir. HPV’ye karşı aşı üretilmesi için ilaç şirketlerine teklif götürmüş, ancak bu aşının karlı olmayacağı ve gündemde daha öncelikli projeler olması nedeniyle önerisi reddedilmiştir. Bu çalışmalardan dolayı zur Hausen 2008 yılında, yani serviks kanserinde HPV 16’yı gösteren çalışmasından 25 yıl sonra, Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülmüştür.

HPV Nasıl Bulaşır?

40’ın üzerinde HPV tipi, vajinal, anal veya oral seks esnasında enfekte cildin direk teması ile bulaşır.

Gelen sorularda, karşı tarafı suçlayıcı imalar sıklıkla yer alıyor.

Bunun için 2 önemli noktayı hep vurguluyorum.

İlki:

Cinsel aktif birçok kişi, kadın veya erkek, HPV ile genellikle 20’li yaşlarda karşılaşıyor. HPV, enfekte ettikten sonra vücutta latent yani sessiz kalabilen bir virüstür. Yıllar sonra tekrar aktifleşebilir.

İkincisi ise:

HPV’nin cinsel yol dışı bulaş ihtimali. Bu her ne kadar daha az olası olsa da, HPV’nin dış ortamlara ve hatta bazı dezenfektanlara dayanıklı bir virüs olduğunu biliyoruz. En basitinden eline HPV bulaştırmış birisinin karşı tarafa el ile teması ile HPV geçirmesi mümkündür. 

HPV Testim Pozitif Geldi. Kanser Riskim Nedir?

Endişe etmeyin! Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, rahim ağzı kanserleri, başından beri tarama programına katılan, yani belli aralıklarla HPV veya smear testi yaptıran ve aynı zamanda HPV aşısı yaptırmış kişilerde gelişmeyecektir. HPV testi, bir tarama testidir.

Kanseri önlemek, kanser gelişmeden öncü lezyonu yakalayıp tedavi etmek için yapılır. HPV testinde, hangi HPV tipinin pozitif geldiği de önem taşır. Piyasada FDA onaylı olmayan birçok test var ve bunlar neredeyse her tipi raporlayabiliyor. Bu da gereksiz endişeye yol açıyor. Ama bu, başka bir yazının konusu.

Sonuç olarak, HPV 16 ve 18, riski daha yüksek tipler iken, siğile yol açan tip 6 ve 11’in kanserle bağlantısı neredeyse yoktur. Kanser riskini belirlemek için ise sadece HPV pozitifliği yetmez. Hastanın önceki test sonuçları, yaşı, aşılanıp aşılanmadığı, immün sistemi gibi birçok faktörü göz önüne almak gerekir. Her şeyden önce şunu bilelim: HPV enfeksiyonlarının %80-90’ı 2 yıl içerisinde bağışıklık sistemi tarafından temizlenir.

HPV Aşısı Yaptırmalı mıyım?

Evet!

Günümüzde, HPV aşıları hazırlanırken virusun geni, bir konak (maya veya bakülovirüs) içerisine yerleştirilir. Böylece aşırı miktarda virus benzeri protein üretilir. Virüs benzeri proteinler şekil ve boyut açısından HPV’ye benzerler, fakat viral DNA içermedikleri için enfeksiyona veya kansere yol açmazlar.

Piyasada 3 çeşit HPV aşısı mevcuttur:

1-)İkili aşı: HPV 16 ve 18’e karşı koruma sağlar.
2-)Dörtlü aşı: HPV 16 ve 18’e ek olarak, genital siğillerin etkeni olan HPV 6 ve 11’e karşı da koruma sağlar.
3-)Dokuzlu aşı: HPV 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58’e karşı koruma sağlar.

Henüz Türkiye’de Yok

HPV aşısı, ülkemizde henüz ulusal aşılama programına girmemiştir. Kasım 2020 itibariyle, dokuzlu aşı henüz Türkiye’de yok. Aşıyı, 9 yaşından itibaren tüm çocuklara ve (kişisel risk faktörleri ve aşıdan alabilecekleri olası faydaları göz önüne alarak) 45 yaşına kadar tüm erişkinlere öneriyorum.

Aşılama önerdiğimiz kişilerde yumurta alerjisi, antibiyotik alerjisi, kauçuk alerjisi gibi öykülerini sorgulamaktayız. Aşı, sadece rahim ağzı kanserinden değil, aynı zamanda HPV’ye bağlı gelişen genital siğillerden, dış genital bölge ve anüs kanserlerinden, dil, gırtlak kanserlerinden de koruma sağlamaktadır. 

Tedavi Edilmeme Rağmen Lezyonlarım Tekrarladı. Bunun Kesin Çözümü Yok mu?

HPV’ye bağlı lezyonlar genital siğiller olabileceği gibi, CIN gibi rahim ağzı kanseri öncü lezyonları da olabilir. İdeal tedavi sonrası genital siğillerin tekrarlama oranı, kullanılan tedavi seçeneğine göre %6-50 arasında değişir. Bu oran, CIN tedavileri sonrası çok daha düşüktür.

HPV’ye bağlı lezyonlar özellikle 25 yaş altında daha yüksek oranda geçicidir. Bu yaş grubunda fazla tedaviden kaçınmak lazım. Zaten yüksek olasılıkla gerileyecek lezyonlar için, tekrar eden operasyonlardan kaçınmak gerekir.

Kolposkopi Yaptırmalı mıyım?

Kolposkopi, HPV’li hastalara karşı poliklinikte bizim elimiz, ayağımız diyebiliriz.

Bu her hastada kolposkopi gerektiği anlamına gelmez. Kolposkopide 40 kata kadar büyüterek ve bazı özel kimyasallar kullanarak rahim ağzı, vajina ve vulvaya bakılır. Riskli lezyonlardan o anda biyopsi alınabilir. Kolposkopi gerekliliği geniş bir konu.

Genel olarak, yüksek riski HPV tipi olan, smearinde anormal sonucu bulunan, ilişki sonrası tekrarlayan kanamaları olan veya rutin muayene esnasında şüpheli lezyon gördüğümüz hastalara öneriyoruz. Birçok durumda biyopsi gerekmiyor. Biyopsi yaptığımız ve kanser veya kanser öncüsü lezyon saptadığımız hastalarda, ideal cerrahi tedavileri gerçekleştiriyoruz.

Sağlıklı Günler Dilerim…

Kadın Hastalıkları, Doğum ve Jinekolojik Onkoloji Uzmanı
Doç.Dr. İlker Kahramanoğlu

False