GeriBurcu Saygan Karamürsel Hayatın Verdiği En Güzel Armağan: Annelik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayatın Verdiği En Güzel Armağan: Annelik

Hayatın Verdiği En Güzel Armağan: Annelik
Abone Olgoogle-news

""Hayatta yaptığın en güzel, en doyurucu şey neydi?" sorusuna her zaman tartışmasız "İki çocuğumu doğurmuş olmak" cevabını verebilirim."

Lütfen hiç anne olmamış olanlar bu sözlerime alınmasın. Çünkü bilinçli olarak böyle bir tercihte bulunan insanlara her zaman çok saygı duyuyorum. Hatta branşım gereği, anneliğin mutlaka planlı olması ve iyi düşünülerek karar verilmesi gerektiğine inanıyorum. İşimi çok seviyorum, yıllarım eğitimle geçti. Hatta ilk hamilelik dönemimi bile işimle ilgili eğitim için yoğun çalışmalarla ve tek başıma Tübitak bursu ile yurt dışında geçirdim. Yani hiçbir zaman hayattaki tek hedefim anne olmak değildi. Hatta işim konusunda oldukça hırslı olduğumu düşündüğüm dönemler de oldu. Ancak yine de hayatta en doğru kararımın ve hatta başarımın çocuklarımı doğurmak olduğunu düşünüyorum. Neden böyle düşünüyorum?

Annelik karşılık beklemeden sevmek demek. Hayatta karşılıksız ve tüm kalbimizle sevebileceğimiz neler var? Belki doğa sevgisi, hayvan sevgisi gibi örnekler düşünülebilir. Ama insanın kalbini bu kadar büyük bir huzurla ve coşkuyla dolduran bir sevgiyle kıyaslanamaz bana göre. Bebeklerim doğduğundaki hislerimi düşündüğüm zaman, hayatımda o zamanki tatmin duygumu, başka hiçbir duyguyla kıyaslayamıyorum. Böyle bir sevginin insana verdiği manevi gücü tarif etmek imkansız.

Öyle bir güç ki, çocuğunu emzirme döneminde bir kadın gece uyumayıp, sabah erkenden işine gidip, pompalarla süt sağıp, akşam koşarak, özlemle yavrusuna gelebiliyor. Başka kimin için böyle hissederiz?

Tabii ki her şey toz pembe değil. Kimi anneler bu dönemde kaygılarla boğuşabiliyor. ’Çocuğuma yetebilir miyim, iyi bir anne olabilecek miyim, sütüm yeter mi, ya çocuğum hastalanırsa' duyguları, bazı lohusaları depresyona kadar sürükleyebiliyor. İlk yavrum yenidoğan sarılığı olduğu zamanki hislerimi hatırlıyorum. Hekimliğimi falan tamamen unutup, aslında bunun çok basit ve geçici bir durum olduğunu bildiğim halde nasıl çaresiz hissettiğimi düşününce bunun nasıl içgüdüsel bir tepki olduğunun anlıyorum. Doğadaki tüm canlıların, yavrularını korumak için bu tür içgüdüsel tepkileri oluyor, bu doğal.

Tabii bu koruma içgüdüsünden sağlıklı bir şekilde uzaklaşabilmek önemli. Çocuklarımız büyürken, onların kanatlarının gelişip, yuvadan uçmak üzere hazırlandıkları dönem yaşadığımız hislere ne demeli? Bir yandan büyüdüklerini görmenin sevinci, bir yandan bir gün gelip o görünmez bağları sağlıklı bir şekilde koparabilmek için dengeli bir anne olabilme çabası.

Benim yavrularım ergenlik döneminde ve hala yanımdalar. Birlikte olduğumuz her gün için şükranla doluyum. Onlar bu dönemin gereği olarak, biraz uzaklaşma ve özel alana ihtiyaç duyuyorlar, biliyorum. Günün çoğu zamanı odalarına kapanmayı tercih etseler de evde olduklarını bilmek bile ne büyük mutluluk… Hele ki şu uzaktan eğitim döneminde, arkadaşlarını ve eski normal hayatlarını özlerken, o sinir olduğum cep telefonları artık mecburen gerek arkadaşlarıyla iletişimi koparmamak, gerekse dersleri takip edebilmek için vücutlarının bir uzvu haline gelmişken bile, orada olmaları güzel.

Birlikte yağmurda bir yürüyüş yapabilmek, aynı sofrada neşeyle hazırladığımız yemeği yiyebilmek, birlikte battaniyelerin altında büzüşüp patlamış mısır eşliğinde film izleyebilmek, çocuklarımın seveceği çikolatalı sufle tarifini öğrenip hazırlayabilmek, hatta bu yaşta ekmek yapmayı öğrenmek bile ne büyük lüks…

‘Daha çok kitap okuyun, kirlilerinizi kirli sepetine atın, odanızı toplayın,şu telefonları bırakın artık, dersinizi yaptınız mı’ dırdırlanmalarımı biraz azalttım çokça çabayla. Ama bunlar bile bir lüks. Hepsi için şükran doluyum. Her gece onlar uyuyunca odalarına girip nefeslerini duymak ve iyi ki doğurmuşum demek…

Ama tabii uyanıklarken de söylüyorum bunu, gözlerinin içine bakarak ‘iyi ki doğurmuşum sizi, hayatta başıma gelen en güzel şeysiniz’ diye. Sanırım bir annenin çocuğuna verebileceği en güzel şey de bu; varlığının ne kadar koşulsuzca ve sevgiyle kabul gördüğünü, sonsuz sevildiğini bilerek büyümek.

Mutlaka hatalarım var, mükemmel bir anne olabilmek için çabaladığım zamanlar çok oldu. Artık mükemmel olma çabamı bıraktım bu yaşın olgunluğuyla, onları mükemmel birer insan olarak yetiştirme çabamı da…Çocuklarımı olduğu gibi kabullenmek, sonsuz sevmek ve büyümelerini izlemek lüksüne sahip  olduğum için şükranla dolmak yetiyor bana.

Anneciğim ve tüm annelerin bu  güzel günü kutlu olsun. Bize her gün anneler günü…

INSTAGRAM

Evden çalışırken siber saldırı kurbanı olmayınMilyonlarca insan, koronavirüs salgını nedeniyle tüm günlerini evinde geçiriyor. Çocuklar eğitimlerini uzaktan eğitim modeliyle sürdürürken, çalışanların azımsanmayacak bir kısmı da evde işlerini sürdürüyor. Elbette bunu fırsat bilen siber saldırganlar da boş durmuyor ve yeni tuzaklarıyla kurbanlarını avlamaya çalışıyor. Peki evde çalışırken nelere dikkat etmeli? Telefonumuz güvenlik yazılımı kurmadan gerçekten de kendi başına güvende mi? Hacker'lar özellikle bu süreçte daha çok hangi siber saldırı yöntemlerini kullanıyor? Şirketlerin olmazsa olmazı bulut altyapısının güvenliği nasıl sağlanmalı? Bu kapsamda Trend Micro MEDİ Bölge Müdürü Yakup Börekcioğlu ve Trend Micro Türkiye Ülke Müdürü Hasan Gültekin, Hürriyet'e önemli açıklamalarda bulundu; merak edilen soruları yanıtladı. (Sponsorlu İçerik)
False