GeriBerkay Ateş Daha Mutlu Hissetmek Ne Kadar Mümkün?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Daha Mutlu Hissetmek Ne Kadar Mümkün?

Daha Mutlu Hissetmek Ne Kadar Mümkün?

"Taraflı bakış açısından kurtulup olayları objektif bir biçimde ele almanın avantajlarına değinen Uzman Klinik Psikolog Berkay Ateş, ancak bu sayede sağlıklı analizler yapabileceğimizin altını çizdi."

Bizler doğduğumuzdan beri dünya bilgileri ile donatılıyoruz. Gözümüzü açtığımız ilk andan bu güne gelene kadar kafamızda milyarlarca doğru veya yanlış bağlantı kuruluyor. Bu bağlantılar bizlerin bir şeyleri öğrenmesine sebep oluyor. Bu öğrenilenlerin sonucuna göre bir şeylerin kesin olarak "doğru" veya "yanlış" olduğuna, iyi veya kötü olduğuna karar veriyoruz. Keskin bir biçimde iyi ile kötüyü birbirinden ayırt eden mutlaklıklara inanıyoruz. Oysa ki her iyinin içinde kötü şeyler, her yanlışın içinde doğrular olabileceğine çok fazla ihtimal vermiyoruz. Bu konu, yaptığımız düşünce hatalarından sadece bir tanesi.

GRİ BÖLGELERİN VARLIĞINI YOK SAYMAYIN

Siyah veya beyazdan ziyade gri bölgelerin varlığını yok sayma eğilimine giriyoruz. Objektif tanımlamalar yapmadan kendimizi "şanssız", "başarısız" veya "işe yaramaz" bir insan olarak nitelendirebiliyoruz. Kendimizi "Arnavut" olduğumuz için inatçı olmamız gerektiğine, "Karadenizli" olduğumuz için öfkelenmemiz gerektiğine inandırıyoruz. Bunu biz bilinçli bir biçimde yapmıyoruz, bilinçdışı bir süreçte bize bunu öğrendiğimiz dünya bilgileri ve kurduğumuz yanlış bağlantılar yaptırıyor. Güzel olan ise, bu bağlantıları yok edebilip öğrendiklerimizin tersini yeniden öğrenebilme özelliğimiz. Burada devreye Psikoterapi süreçleri giriyor ve bu süreç “polyannacı” bakış açısından çok daha farklı bir noktada yer alan bir süreç. Her şeyin iyi olacağını ya da olayların olumlu noktalarını vurgulamaktan ziyade olayları tarafsız, objektif ve işlevsel bir biçimde ele alan bir süreç.

Bilginin beyinde hem görsel hem de sözel olarak depolandığını gösteren ve her bir kavramın veya kişinin, zihnimizde belirli şematik karşılıkları bulunduğuna dair çalışmalar var. Bu şemalar tamamen bize özgü. "Anne" kavramı ile ilgili geliştirmiş olduğum bir şema var ve bu benim kafamda bulunan anne prototipi tarafından besleniyor ve annemi her görüşümde pekişiyor. "Güven" ile arasında bir bağlantı oluştuğu zaman biz anneye güvenmeyi öğreniyoruz. Yani bu öğrenilen her şey tamamen şahsa özgü. Doğduğumuzdan itibaren geliştirdiğimiz ve otomatikleşmiş bazı şemalar arasında kurulan bağlantılar, düşüncelerimizin temelini oluşturuyor. Bu düşünceler, evrimsel psikoloji perspektifinden bakıldığı zaman, olabildiğince hızlı oluşmak zorunda. Sistemimizin en temel amacı varlığını sürdürebilmekken onun en kritik çalışma prensibi hızlı reaksiyon alabilmektir. Ani bir tehditle karşı karşıya kaldığında mümkün olan en hızlı davranışı yapabilmek ve dolayısıyla mümkün olduğu kadar hızlı düşünebilmektir. Hızlı düşünebilmenin altın anahtarı ise, üzerinde fazla kafa yormadan, düşünceleri otomatik hale getirebilmektir.

PEKİ, BİZ NE YAPABİLİRİZ?

Durum böyleyken, özetlemek gerekirse; zihnimiz bir takım amaçlar uğruna, bir takım prensipler kullanarak hızlı bir şekilde sonuçlara atlıyor gibi görünüyor. Bizim bunun farkında olarak, taraflılığa yani öznelliğe dayalı, yorum içeren ve tamamen kendi oluşturmuş olduğumuz dünya bilgilerinin sebep olduğu dramatik, duygusal odaklı bakış açısını, objektif, gerçekçi ve tarafsız bir biçime dönüştürmemiz gerekmektedir. Belki daha mutlu hissetmenizi sağlayamayabilir fakat olayları kendinizi ve çevrenizi daha sağlıklı analiz etmenize ve daha sağlıklı adımlar atmanıza olanak sağlayacağı söylenebilir. Bir takım düşünce hataları, kalıplar, sorgulanmadan kabul edilmiş öğretiler aslında bu yolda bizlerin en büyük engeli. Bu engelleri aşabilmek konusunda sizlere en iyi yardımcı olabilecek adres ise; Psikoloji veya Psikiyatri eğitimli terapistlerdir.

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG BERKAY ATEŞ

http://pskberkayates.com/

https://www.instagram.com/pskberkayates/