GeriAygül Aydın Gerçek başarı istediğiniz şekilde yaşamaktır
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gerçek başarı istediğiniz şekilde yaşamaktır

"Günaydın yepyeni bir günden hepinize,"

Gökyüzü ilişkiler konusunda oldukça önemli mesajlar veriyor. 

Ay terazi burcunda tüm gün ilerliyor. Venüs-Kiron ve Plüton ile kontak kuracağı için ilişkilerde oldukça yaralayıcı konuşmalar yapmak durumunda kalabilirsiniz. Ya da siz kendinizi bazı ilişkiler yüzünden zarar görüyor gibi hissedebilirsiniz.

*

Siz istediğiniz zamanda istediğiniz ilgiyi görmediğiniz için karşınızdaki insanları ihmalkâr olarak suçlayamazsınız. Olayların hep içerisinde mutlaka başka bir neden yatabilir. Görüşlerinizi açık tutmalısınız. İlişkilerde önyargılı oluşunuz size asla bir şey kazandırmayacaktır. İnsanların açıklarını aramak ve kusurlarını sunmak hep kolaydır. Kendinizi ve haklılığınızı ispat etmek karşı tarafı mahçup etmekten geçiyorsa yanlış davranışlar içindesinizdir.

*

İlişkilerinizi kurarken karşı tarafa sanki ilgilenilmiyorsunuz ve umursanmıyorsunuz gibi davranmaktan vazgeçin. Herkesin bir hayatı ve yaşamla verdiği bir savaşı var. Karşınızdaki insanları bencil ve hırs duygularınızı aşarak sevmeye çalışın.

Çevrenizdeki insanları yormayın ve üzmeyin.

Bugünlerde alımlara, satışlara dikkat edin.

Kandırılmalara veya yanılgılara açık günlerdeyiz.

Eğer ilişkilerinizden şüphe duyuyorsanız bundan emin olmak için biraz sabırlı bir gözlemci olun. 

*

26 Ocak 2008'den ve 20 Ocak 2024'e kadar Plüton oğlak burcunda hareket edecek. 20 Ocak 2024 Plüton Oğlak’ın bir son kullanma tarihidir. Kuralları, verimi açısından ve aynı zamanda güvenlik alanınızı kurmanız adına size bu zamana kadar yenileme fırsatı verir. Hayatta kalmak için bazen bir şeylerin dağılması gerekebilir. Bu dağılan yerin yeniden yapılanması biraz zaman alabilir ama bu durum tamamen sizi yepyeni bir siz yapma noktasında olur. 

Sadece gerçek ve güvenli alan kurmak Plüton gezegenin görevidir. 

Kişisel bir düzeyde, bazen bir şeyin gitmesine izin vermezseniz bu sizi düşürür ve kendi benliğinizi yitirmenize neden olabilir. İnsan özgünlüğünü yitirirse bir yerde başka bir şeyle yeniden yüzleşmesini gerektiren bir dönüşüm alanı ile karşılaşır. Bu hem şu an ülkemiz için önemli bir geçiş dönemidir hem de kişisel bazda kendi hayatlarınızda olduğunu söyleyebiliriz. Dönüşüm diye adlandırdığımız şeyler aslında sizlerin içinizde çürüttüğünüz şeylerdir. Çürüttüğünüz şeyleri iyice bir düşünmelisiniz. 

Başarıyı nasıl tanımlarsınız? 

İnsanlar şu şekilde tamamlıyor. 

1-Maddiyat (evler, katlar, yatlar, para, altın vb.)

2-Ün (Mevki, Makam, Popülarite vs.) Tek bir başarı vardır. 

Peki, gerçekten başarı bunlar mıdır? 

Ne kadar ünlü olduğun veya ne kadar zengin olduğun ile mi ilgilidir.

Kaç evin olduğu veya arabanın kaç hız yaptığı ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. 

Bende başarıyı iki kelime ile özetliyorum.

1-Manevi Huzur (İçsel dinginlik, gün içinde incitmediğim insan sayısı ve bana bir şekilde temas etmiş insana sağladığım fayda olarak tanımlıyorum)

2- Dürüst yaşam (İyi ve doğru yaşamak bu hayatta en büyük başarıdır ve en önemlisi kazandığımı paylaşmak.) 

Gelelim günün tavsiyeli hikâyesi; 

Genç adam, evinin alt katında marangozluk yapıyordu. Kapı ve pencere konusunda uzmandı.. Fakat plâstik pencereler yaygınlaşınca, ahşap olanlara rağbet azaldı. Bu yüzden işler iyi gitmiyordu.. Üstelik de çocukları büyümüş, biri hariç okula başlamıştı. Masrafları artınca, yanındaki kalfasını işten çıkardı.. İşe biraz daha erken koyulur, yardımcıya ayırdığı parayı, çocukların harçlığına katardı. Adam, bir gün çalışırken, elektrik kesildi. Ve uzun süre beklediği halde gelmedi. Aksi gibi, o akşamüzeri teslim etmesi gereken birkaç pencere vardı. Boş kalmayı sevmezdi. Planyayı yağladı, talaşları süpürdü. Biraz dinlenmek için eve çıkarken, sigortaya göz attı. Eğer yanılmıyorsa, bu iş normal değildi. Biri gelip sigortayı kapatmış olmalıydı. 

Şalteri kaldırınca, atölye aydınlandı. Tahminleri doğru çıkmıştı ama bu işe bir anlam veremiyordu. Şaka dese, böyle bir şaka yapılmazdı. Kendisini kıskanacak bir düşmanı da yoktu. İşe koyulduğunda, yine aynı şey oldu.. Ama bu sefer suçluyu görmüştü. Oğlu, evden atölyeye bağlanan merdivene sessizce inmiş ve sigortayı kapattığı sırada, babasını karşısında bulmuştu.

Adam, on yaşına gelmiş bir çocuğun böyle bir haylazlığını affedemezdi. Bütün günü, onun yüzünden mahvolmuştu. Bir kere yapmış olsa, ses çıkartmazdı.. Ama tekrarlaması, hangi yönden bakılırsa bakılsın, büyük hataydı. Saçlarından yakalayıp sıkı bir tokat attı.. Her şey onun iyiliği içindi.. Belki vurduğu tokat, serseri olmasını engellerdi. Adam, oğlunun gözyaşlarını görmezden geldi ve eve çıktıktan sonra, eşine dert yanarak: 

"Bu çocuğun, okulda kimlerle düşüp kalktığını bilmemiz lazım! " dedi.

"Eğer serbest bırakırsak, başımıza büyük dertler açacak!"

Adam, bir süre düşündü.. Sonunda da en kolay yolu buldu.. Oğlunun hiç aksatmadan tuttuğu günlüğünde, arkadaşlarına ait ip ucu olmalıydı.. Eşi istemese de, ona kulak asmadı ve çocuğunun günlüğünü okumaya başladı.

Oğlu, en son sayfada : "Bu gece kötü bir rüya gördüm! " yazmıştı.  Atölyede çalışırken, babamı elektrik çarpıyordu.. 

Allah'ım onu koru! Ben elimden geleni yapacağım! " 

Dememiz o ki; Kimseye ön yargılı yaklaşımlarda bulunmayın. Kimin sizin için ne düşündüğünü ya ne beslediğini bilemezsiniz. Hayatın içinde gelişen bazı sorunlar sizlerin hırslarınızı ve tutkularınızı arttırabilir. Uzun zamandır ben ne dolunaylar, ne yeniaylar geçirdim hala hayatım kötü gibi söylemler içindeyseniz yanlış yerden medet umuyorsunuz. Hatalı ve ihtiraslı davranışlarınızı kadere yüklemekten vazgeçin. Umutlu ve karakterli işler içinde olmayı seçin.Kendinize acımaktan ve hayatınızı dejenere etmek bir çözüm değil…Bu durum ancak sizi yavaşlatır.İnanın bu kısımla hiç kimse ilgilenmiyor. Ayağa kalkın….

Mutlu günler dilerim. 

False