GeriAygül Aydın 1987-1988-1989 ve 1990 Doğumlular, Tırmandıkça Daha Fazla mı Düşüyorsunuz?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

1987-1988-1989 ve 1990 Doğumlular, Tırmandıkça Daha Fazla mı Düşüyorsunuz?

1987-1988-1989 ve 1990 Doğumlular, Tırmandıkça Daha Fazla mı Düşüyorsunuz?
Abone Olgoogle-news

"Bu kuşağı neden özellikle ele aldım? Çünkü dikkatimi çeken bir ortak özellikleri var ki o da güç arzularıdır."

Bu yüzyılın içinde iki özel dönem vardır:

Uranüs 1962'den 1968'e kadar Plüton ile yakın temas kurmuştur.

1989'dan 1995'e kadar Neptün ile Plüton kontak kurmuştur.

Her iki olay da 22. yüzyıla kadar tekrarlanmayacak konulardır.

Bu gruplar kendi başlarına bir kategori almayı hak ediyor, çünkü bu gruplar orta yaş yıllarında önemli bir yük ile geliyorlar.

Neptün'ü bir neslin, ruhsal dürtüsünün, umutlarının ve hayallerinin temsilcisidir. 

Ekim 1942'den 1956'ya kadar Terazi'de Neptün’deydi. Sevgi dolu ilişkiler yoluyla kurtuluş arayışı başlattı. 

1960 ve 1970'lerde bu nesil yaşlandıkça, en idealist seviyesine ulaştı. Terazi'de aşk manevi arayıştı ve aşk çocuklarının doğmasına izin verdi. Mesela benim çok gözlemlediğim konular içinde 1960-1970 arasında doğan çocukların anne ve babalarının birbirlerine büyük bir aşkla bağlı oldukları üzerinedir. Bu kuşak Neptün Akrepte doğmuştur. Anne ve babaları Neptün Terazidedir.

Mesela annem 1962 doğumludur ve sürekli ananemle dedemin nasıl büyük bir aşk ile evli olduklarını ve birer ay arayla birbirlerinin ölümlerine dayanamayıp öldüklerinden söz eder. Buna benzer aynı jenerasyondaki konuştuğum kişilerde aynı şekilde bundan çok sık söz ederler. Bu hep böyle olacak anlamı taşımaz. Kötülerde vardır elbet ama en yoğun bu konuyu duyduğum kesim genelde buraya denk gelmiştir.

Neyse biz kafalarınızı çok karıştırmadan asıl sizlerin mevzularına gelelim. Sizler Neptün’ü, Uranüs’ü bir arada hareket etmiş ve bununla dünyaya gelmiş özel kişilersiniz.

1987’lilerin birçoğu bu durumu yay burcunda yaşarken 1988 ve 1990 arası bunu Oğlak burcunda deneyimlemiş.

1987 ve 1990 arası doğan kuşak kendi içlerinde bazı kuralları yıkıp kendilerine yeni kurallar belirlemek için savaş veriyorlar. Yani bazen tırmandıkça düştüklerini düşünüyorlar.

Hayatlarında karşılaştıkları her olayın onlara şefkatsiz ve merhametsizce tezahür ettiğini ve neden bir şeylerin kolay bir şekilde olmadığını sorguluyorlar. Hâlbuki böyle algılıyorlar.

Aslında ilk şifreleri: Hayatınız boyunca karşılaştığınız herkese şefkatle davranın.

Bu hangi alanda olursa olsun. İş, aşk, sağlık, dostluklarınız ya da başka bir konu…

Hepsinin istediği şey “güçlü olmak” …

Bu ekip oğlak burcundaki Satürn Uranüs ve Neptün ile kavuşum esnasında doğmuşlar. Sürekli hisleri sürgünde gibiler…

Aşkta da sürgündeler…

Sanki birçoğu sürülüyor ve uzun vadeli hedeflerine kavuşamayacaklarını düşündükleri için herkese öfkeli ve kızgın davranıyorlar. Suçlu aramak yerine çok çalışarak önlerine gel her problemi bertaraf edebilirler.

Aslında en büyük stratejistlerdir. Gördüğünüz ve görebileceğiniz en çalışkan nesildir kendileri.

İş hayatlarında başarıdan başarıya koşabilirler ama çok çalışarak. Tepeden gelen her şey onların sonu olabilir.

Satürn ile kavuşmuş Uranüs “Sen benim patronum değilsin” der. 

Uranüs devrimci olarak bilinir ve Oğlak burcunda eşsiz olmak için çok çalışır. 

Uranüs, Zodyak’ın huzursuz delikanlısıdır. Normlara meydan okur, rutini parçalar ve kariyer noktasında kendi istediği yolculuk içinde değilse isyan eder.

Uranüs ayrıca sizi her durumda iş hayatlarınızda mutlu etmeyebilir. Sizler için itibar mutlaka eğitim alanından gelmelidir. Aslında mutlu olabilirsiniz ama bunu başarmak için mutlaka idrak seviyenizi yükseltmek zorundasınızdır. Hemen bir şirkete CEO olmayı beklerseniz mutsuz olursunuz ama hakkıyla uzun yıllar çalışarak almayı başarırsanız işte mutluluk bu dersiniz.  İşinizi sürdürmek hep size zor gelir. Uranüs kavuşumu sizi rahat bırakmaz. İçinizde bir şey sen buraya layık değilsin der. Değişmelisin ve farklı bir şeyler yapmalısın diye sürekli sizi yorarken Satürn ise bir yerde sizi tutar. Uranüs ve Satürn burada kendimiz için çalışmamız adına en iyi şekilde bizi yetiştiriyor aslında…

Eğer bir devrime başlamak istiyorsak, muhtemelen bunu da yapabiliriz. Ama yapacağınız devrimin ne kadar akılcı ve gerçek dolu olduğunu iyi tahlil etmelisiniz. Şimdi bu gezegenlerin yanına birde Neptün geliyor.

Evet doğru okuyorsunuz sayın 1988-1989-1990’lı dostum! Sen bu üç gezegen kavuşumunda doğmuşsun. Özel ve yetenekli birisin. Kabına sığmıyorsun ama kimse kabı genişletmeye ya da bunu fark etmeye gönüllü değil.

Neptün zordur!

Çünkü göremediğiniz yaşam alanlarını, sürdürdüğünüz ve kendinize söylediğiniz yanılsamaları, inandığınız ve sürdürmek için çok çalıştığımız yalanları yönetir. 

İnanç sistemleri Neptün tarafından yönetilir, ayrıca tüm maneviyat biçimleri, ilaçlar, yaratıcı sanatlar, hayal dünyamız, bilinçaltı, kronik hastalık, belirsiz ve zor tespit edilen herhangi bir şey bu gezegenin aldığı transitlere göre yorumlanır.

 Satürn'le eşlenen Neptün,

“Kimin patrona ihtiyacı var? Hepimiz iyi geçinemez miyiz?” düşüncesi verir.

Sorun şu ki, ideallerimizi yaptığımız zor işlerde şikâyet ederek baltalarsak veya sabote edersek çok fazla hasar alabiliriz.

Bu Uranüs için de geçerlidir. Uranüs can sıkıntınızı ortaya çıkartan ve sizleri sabote eden gezegendir. Sürekli canınız sıkılıyordur. Sorarsak neden diye? Nedeni yoktur.

Siz bir dolandırıcıya aşık olursanız canınız sıkılır?

Ya da size fotokopi çekmeniz gerektiği söyleniyorsa ve siz buradaki egonuza sahip değilseniz canınız sıkılır?

Ayağınıza gelen fırsatları değiştirmeyi başarmalısınız. Fotokopi çekmeye gönderiliyorsanız fotokopinin üzerinde yazan şeyleri okuyarak ihtiyaçları tespit edip yeni bir öneri siz sunabilirsiniz?

Batak bir ilişkiyi değiştirmek yerine veya sadece sizin istediğiniz sevgilinin olması için ısrarcıysanız canınızın sıkılması normaldir. Her zaman düzlük işe yaramaz. Bazen kıvrımlar bulmanız gerekir.

Neptün kendinizi aldatmanıza, güven eksikliğinizi örtmenize ve kendi isteklerinizi yaratmak için tüm acıklı senaryoları örtmenize yardımcı olur. Görmek istediğiniz Rüya buna değerse, bunu başarmak için çalışacaksınız. Var olmasını istediğiniz şeyi şiddetli bir şekilde yaratmak için güç oyunlarına gireceksiniz. Kumarhane işleten bir mafyaya âşık olup sonrasında ailenize kendisinin bir iş adamı olduğunu söyleyebilir ve bu rüya içinde onun akşam 8’de yemek masasında olmasını bekleyebilirsiniz. Elbet ki gelmeyecektir ve siz onu kökünden değiştirmek için savaşlar vereceksinizdir. Yani girdiğiniz yol ile yolun sonunda beklediğiniz şeyin ne olduğunu iyi kestirmelisiniz.

İnsanlardan faydalanma ve onları kullanma becerileriniz yüksektir. Yani her şeyden önce kendinizi düşünmek ve kendinizi korumak istersiniz. Şimdi tam bu cümlede küçük bir isyana içsel olarak giderken diyeceksiniz ki ama ben o ilişkiye ömrümü verdim. Ya da ben o aşka canımı bile veririm. Hiçte öyle biri değilim? İşte aslında hayalinizdeki görmek istediğiniz o rüyayı gerçekliğe dönüştürmek isterken kendinizi yok etmeye bile varsınız. Yani aslında bu gizli bir ego ve kibir olarak ortaya çıkabiliyor. Âmâ bu kısım sizin umurunuzda olmuyor. Sadece istediğiniz tek bir şey var “somut olan şey”

Yani bir sınava giriyorsanız o sınavda 30 soruda 25 tane cevap yapıyorsanız o sınavı kazanmalısınızdır. Bu sizin gerçekliğinizdir. Âmâ sınavda çan eğrisi yapılmıştır ve siz saf dışı kalmış olabilirsiniz. Ömrünüzün sonuna kadar bu duruma bela okuyamazsınız ya da şanssızlığınızdan söz edemezsiniz.

Bu kavşaktan kaçma ve tüm sorumluluklardan kaçınma dürtüsü yüksektir. Özellikle Satürn enerjisi baskı olduğu için, zamanın geçmesi, parçalara ayırmak ve yeniden inşa etmek (Uranüs) veya rüya ütopyasında (Neptün) yaşamak istememize rağmen bu dünyevi gerçekliğe bağlı olduğumuzu hatırlatmak oldukça sizi zorlar.

Satürn'ün sınırlar oluşturduğu yerlerde Neptün çatlaklardan geçer, başkalarıyla iletişim kurmakta zorlanırsanız. Bu gezegenlerin hepsinin oğlakta olması insanlarla gerçekten yakın hissetmeyi zorlaştırabilir. Bu durumu aşmak için kendinizi astrolojiye, meditasyona, sanat terapisine, müziğe daldırmayı deneyin daha fazla temas halinde olmanıza yardımcı olabilir. Yoksa hayat içinde sürekli insanların sizi imtihan etmesi ile karşılaşır bu durumlara çekilirsiniz.Temas ettiğiniz insanlardan sürekli hakkınızı alma iddianızdan vazgeçin. Siz istediğiniz şeyi o an elde edemiyorsanız bunun “hayırlısı” olduğunu anlamalısınız. “HAYIRLISI” kelimesinin elle tutulur gözle görülür bir yanı hiçbir zaman yoktur. Sizler bunu zaman içinde anlayabilirsiniz. Bu kavrama şans vermeyi öğrenmelisiniz.

Genelde bu kuşak ailesini tecrit eder. Onların onu mutsuz ettiğini düşünür. Bu hep böyle değildir ama suçlayacak en kolay kesim ailesidir. Eğer kişisel hırsları yüksek biriyse genelde ailesiyle ciddi problemler yaşayabilirler. Bu grubun öğrenmesi gereken ilk kural aile ve annenin önemidir. Anne, insan olarak ilk evimiz ve yuvamızdır. Kendinizi iyileştirmeye başlarken aile ve anne ilişkilerinizi gözden geçirmelisiniz.

Satürn Oğlak halkının “gençken yaşlı, yaşlıyken genç” olduğu söylenir. Şimdi içinizden geçireceksiniz.

“Tabi Aygül Hanım, Gençlikteki tüm bu mücadele bizi öldürmezse, yaşlanınca görüşürüz” diye…

Yapmayın, çocuklar…

Sürekli şikâyet ederek ve suçlu arayarak bir yere varamazsınız. Evlilik sizin için bir itibar olarak varsa bunu zaten yapmayın, hedefiniz çalışmak ve öğrenmek değil de ünvanlı bir şekilde hızlıdan bir yere gelmekse bunu yapmayın. Sürekli içinizde sizin canınızı sıkan bir şeyler var gibi davranmaktan ve sürekli hakkınız yeniliyormuş gibi davranmaktan vazgeçin. Aradığınız aşk ve sevgiyi beklentisiz besleyin. Batak ilişkilerin içinden çıkın. Kendinizi geliştirin. Kimseyle bir kıyas içine gitmeyin. Sağlığınız ve sinirleriniz hepsinden çok değerli ve önemlidir. Sizlerin çok dikkatli ve planlı olduğunu biliyorum. Umarım canınızı sıkacak bir cümle kurmamışımdır. Bunlar sizlere şifa olsun, ışık olsun… Sizler bu çağın en önemli insanlarısınız. Sevgiden ve merhametten yoksun gitmeyin…

 

False